{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS     NO\t: 2021/1171 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1630<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/736 Esas 2021/268Karar <br>DAVA\t\t: ALACAK<br>KARAR TARİHİ\t: 26/09/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 26/09/2024<br> <br>İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/736 Esas ve 2021/268 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br><br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili, dava dilekçesi ve duruşmalarda özetle; müvekkili davacı .... Şti.'nin Türkiye'nin birçok şehrinde faaliyet gösteren dünyanın en büyük toptancı marketlerinden olduğunu, davalı yan ... A.Ş.'nin ise yem hammaddesi ticareti ile iştigal eden, balık yemi üretimi ve deniz yüzeyi üzerinde balık yetiştiriciliği ile uğraşan bir şirket olduğunu, anılan şirket ile ilgili olarak İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1321 esas sayılı dosyasından konkordatonun tasdiki kararı verildiğini, müvekkili ile davalı şirket arasında davalı şirket tarafından ödenmemiş faturalardan kaynaklı bir borç ilişkisi olduğunu, davalı şirketin, muhtelif tarihlerde müvekkili şirketten alışveriş yapmış olup ilgili malların davalı tarafa teslim edildiğini, faturalara süresi içinde yapılmış herhangi bir itiraz da söz konusu olmadığını, ancak davalı tarafın bakiye borcunu ifa etmekten imtina ettiğini, konkordato dosyasında alacağın tamamının 185.037,45 TL olmasına rağmen, sehven alacak bakiyenin sadece 52.766,15 TL'lik kısmının kayıt hatası sebebiyle bildirilmediğini, daha sonraki beyanlarda bu durum açıklanmış ise de, bakiye 132.271,30 TL. alacağın konkordato dosyasına kaydı talebinin alacaklı ve mahkeme tarafından kabul edilmediğini, ancak yukarıda açıklandığı gibi, konkordato dosyasına bildirilen ve kabul edilen miktardan hariç halen müvekkil şirketin, davalı şirketten 132.271,30 TL. alacağı bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı tutularak şimdilik davalıdan 132.271,30 TL alacağın olduğunun tespiti ile belirtilen alacağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür. <br>CEVAP\t: Davalı vekili cevap dilekçesi ve duruşmalarda özetle; müvekkil şirket hakkında İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1321 Esas sayılı dosyadan adi konkordatodan kaynaklı olarak; 15.11.2018 tarihinde Geçici Mühlet, 15.02.2019 tarihinde Kesin Mühlet, 19.06.2020 tarihinde ise yasal şartları sağlamış olduğundan Konkordato Tasdik kararı verildiğini, 29.06.2020 tarihinde tasdik kararının Basın İlan Kurumunda ve Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, konkordato kapsamında alacakları itiraza uğrayanlar İİK 308/b Hükmüne istinaden Konkordato tasdik kararının ilanından itibaren 1 ay içinde çekişmeli alacak davası açmaları gerektiğinin hükmedildiğini, bu kapsamda davacının alacağının çekişmeli alacak niteliğinde olduğundan, ayrıca süresinde davayı ikame etmemiş olduğundan usulden reddi gerektiğini, müvekkil şirketin, davacı şirketin Gaziemir, Bodrum ve Kuşadası şubeleri ile çalıştığını, davacının, davaya konu ettiği alacak miktarının konkordatoya tabi alacak olduğunu, davacı tarafça İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1321 E sayılı dosyasına alacak bildiriminde bulunduğunu, Konkordato Alacak bildirimi yapıldığı süreç içinde davacının 52.766,15 TL olarak alacağını bildirdiğini, ancak alacağın hangi şubenin alacağı olduğunu bildirmediğini, müvekkili şirket kayıtlarının incelendiğinde ise  49.899,11 TL Bodrum Şubesinin alacağı olduğu tespit edilmiş, bu minvalde cevap verildiğini, müvekkil şirketten olan alacağını bildirmeyen konkordato alacaklılarının alacağı İİK Hükmüne göre, müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtları esas alınarak incelendiğini, davacı şirketin Gaziemir ve Kuşadası Şubelerine ait Konkordato alacağı olduğu, ödeme planına müvekkil şirketin kayıtları esas alınarak (her üç şube açısından) 166.062,43 TL olduğunun belirlendiğini, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1321 E sayılı dosyasından 19.06.2020 tarihinde verilen tasdik kararında Ödeme planının Mahkeme kararının eki sayılacağına hükmedildiğini, müvekkili şirketin davacıya konkordato kapsamında 166.062,43 TL ödemesi olduğu ve bu ödenecek paranın konkordato kapsamında olduğunun sabit olduğunu belirterek, davacının davasının İİK308/b hükmü çerçevesinde süresinde açmadığından usulden reddine, davacının alacağının konkordatoya tabi bir borç olması ve ödeme planında gösterildiğinden esastan reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. \t<br>DELİLLER \t\t:Davacı iddiasını ispata yönelik olarak;  tarafların ticari defter ve kayıtları , faturalar ve İrsaliyeler, keşif ve  bilirkişi incelemesi, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1321 Esas sayılı dosyası ve her türlü yasal delile dayandığı görülmüştür.<br>Davalı vekili savunmasını ve iddialarını ispat yönünde; ticari defter ve kayıtlar, faturalar, tanık, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1321 Esas sayılı dosyası, bilirkişi ve her türlü yasal delile dayandığı görülmüştür. <br>DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE\t:Dava; İ.İ.K'nun 308(b) maddesi hükmü uyarınca açılan çekişmeli alacağın tespiti ve tahsili istemine ilişkindir.<br>Hakimler Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 03/04/2018 tarih ve 538 sayılı kararı ile;  28/02/2018 tarihli ve 7101 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 46. maddesiyle 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununa eklenen geçici 14. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca  “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, 26/09/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrasındaki belirleme yetkisi kapsamında iflâs ve konkordato konusunda uzman asliye ticaret mahkemelerinin  ve 28/02/2018 tarihli ve 7101 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 46. maddesiyle 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununa eklenen geçici 14. maddesi uyarınca görev kapsamında bulunan konuların düzenlendiği  buna göre 9 bentte belirtilen düzenleme ile \"Adi konkordatodan kaynaklanan talepler (İcra ve İflâs Kanunu 285 ilâ 308/h Maddeleri) \" hususlarından kaynaklanan davalara bakma görevinin ihtisas mahkemelerinde olduğu, üçten fazla asliye ticaret mahkemesinin bulunduğu yerlerde 1,2 ve 3 numaralı ticaret mahkemelerinin ihtisas mahkemesi olarak belirlendiği;  <br>Davacı vekili tarafından müvekkili ile davalı şirket arasında davalı şirket tarafından ödenmemiş faturalardan kaynaklı bir borç ilişkisi olduğunu,davalı hakkında  İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1321 esas sayılı dosyasından konkordatonun tasdiki kararı verildiğini,  konkordato dosyasında alacağın tamamının 185.037,45 TL olmasına rağmen, sehven alacak bakiyenin sadece 52.766,15 TL'lik kısmının kayıt hatası sebebiyle bildirilmediğini, daha sonraki beyanlarda bu durum açıklanmış ise de, bakiye 132.271,30 TL. alacağın konkordato dosyasına kaydı talebinin alacaklı ve mahkeme tarafından kabul edilmediğini, konkordato dosyasına bildirilen ve kabul edilen miktardan hariç halen davacının  davalı şirketten 132.271,30 TL. alacağı bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı tutularak şimdilik davalıdan 132.271,30 TL alacağın olduğunun tespiti ile belirtilen alacağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi  talebi ile dava açıldığı,  davalı  hakkında  İzmir  2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1321 Esas ve 2020/327  Karar  sayılı dosyası ile konkordato  talebinin  tasdikine karar verildiği, mahkememizdeki davanın İİK 308/b kapsamında açılmış  dava olduğu nazara alındığında  Hakimler ve Savcılar Kurulu 1. Dairesinin 03.04.2018 tarih 558 sayılı kararın 9 . Maddesi gereğince İİK 285 ila 308/h bendleri kapsamında kalan davada görevli mahkemenin ihtisas mahkemeleri olduğu...'' gerekçesi ile; Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin İzmir 1, 2 ve 3 numaralı Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br> <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br><br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu davanın taraflar arasındaki cari hesap mal alım satımından kaynaklanan ve davalı borçlu tarafından kabul edilmeyen bir kısım alacaklara ilişkin, alacağın tespiti ve tahsiline ilişkin olarak genel mahkemelerde açılan bir dava olduğunu, davalı borçlu şirket hakkında İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1321 Esas sayılı dosyasından konkordato tasdik kararı verildiğini, konkordato kapsamında davalı borçlu tarafın kısmen kabul beyanı yönünden konkordato kapsamında 49.899.11.TL alacaklarının kabul edildiğini, konkordato kapsamına dahil edilmeyen 132.271.30.TL alacaklarının genel hükümler uyarınca tarafların tacir sıfatına haiz olması ve aralarındaki ilişkinin ticari olması nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemesi'ne davanın açıldığını, açılan davanın konkordato davasından sonra bir aylık süre içinde İİK'nun 308/b. maddesi kapsamında açılan bir çekişmeli alacak davası olmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br><br>Dava,  konkordato kapsamına dahil edilmeyen bakiye cari hesap alacağının tahsili istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Genel anlamda bir mahkemenin görevi belirli bir davaya, dava konusunun niteliği veya değerine göre o yerdeki aynı yargı koluna ait ilk derece mahkemelerinden hangisi tarafından bakılabileceğini belirtir. <br>Bilindiği üzere, medeni yargılamada ilk derece mahkemeleri genel mahkemeler ve özel mahkemeler olarak ikiye ayrılmışlardır. Hangi davalara özel mahkemelerde, hangi davalara genel mahkemelerde bakılacağı ve genel mahkemelerde bakılacak davalardan hangilerine asliye hukuk mahkemesinde, hangilerine sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı hususuna görev, bunu düzenleyen kurallara da görev kuralları denir. Genel mahkeme ile özel mahkeme arasındaki ilişkinin bir görev ilişkisi olduğu ve görevle ilgili kuralların kamu düzenine ilişkin bulunduğu konusunda öğretide ve uygulamada duraksama bulunmamaktadır.<br>Genel mahkemelerin bakacakları davalar belirli kişi ve iş gruplarına göre sınırlandırılmamış olup, aksi belirtilmedikçe medeni yargılama hukukuna giren her türlü işe bakmakla görevlidirler. Açık kanun hükmü ile özel mahkemelerde görüleceği belirtilmemiş olan bütün davalar genel mahkemelerin görevine girer (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt 1, s.164).<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 136. ve 142’nci maddelerinde mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Mahkemelerin görevi kıyas veya yorum ile genişletilemez ya da değiştirilemez. Kanunda açıklık bulunmayan durumlarda görev genel mahkemelere aittir ( 5.12.1977 tarihli,  1977/4 E., 1977/4 K. sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı).<br>Usul hukukumuzda mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir (HMK m.1). Mahkemenin görevli olması aynı zamanda dava şartıdır (HMK m.11/1-c). Bu nedenle taraflarca yargılamanın her aşamasında görev itirazında bulunulabileceği gibi taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemenin de yargılamanın her aşamasında görevli olup olmadığını resen gözetmesi ve görevsiz olduğu kanısına varırsa kendiliğinden görevsizlik kararı vermesi gerekir (HMK m.115). Davaya bakan hüküm mahkemesi gibi kanun yolu incelemesini yapan üst mahkemelerin de görev hususunu resen gözetip, hükmü veren mahkemenin görevli olup olmadığını incelemesi gerekir. Hatta bunun için tarafların hükme karşı görevsizlik nedeniyle kanun yoluna başvurmuş olmalarına dahi gerek yoktur.<br>Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki niteleme yapılmalı ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine karar verilmelidir. Davanın görev nedeniyle reddi kararında görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu belirtilmeli ve dava dosyasının bu görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmelidir (HMK m.20).<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanunî hâkim güvencesi” başlığını taşıyan 37’nci maddesi; “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.” hükmünü öngörmektedir. <br>Bilimsel çevrelerde ve uygulamada, kanunî hâkim güvencesi, uyuşmazlığı yargılayacak ve çözecek olan mahkemenin o uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olması olarak kabul edilmektedir. 1982 tarihli Anayasa’yı kabul eden Danışma Meclisi’nin Anayasa Komisyonu’nun gerekçesinde “…bu suretle davanın olaydan sonra çıkarılacak bir kanunla yaratılan bir mahkeme önüne getirilmesi yasaklanmakta, yani kişiye yahut olaya göre kişiyi yahut olayı göz önünde tutarak mahkeme kurma imkânı ortadan kaldırılmaktadır. Bu ise tarafsız yargı merciinin ilk gereğidir.” denilmektedir (Özbudun, E.: Türk Anayasa Hukuku, Ankara 2005, 8. Baskı, s: 118-119). <br>Dikkat edilecek olursa Anayasa’daki bu düzenleme hukuk ya da ceza davaları yönünden herhangi bir ayrım gözetmemiş ve uyuşmazlığın doğduğu tarihte bu uyuşmazlığı çözecek olan mahkemenin belli olması durumunda yargılama yapacak veya yargılamaya devam edecek mahkemeyi gösteren yasal bir düzenleme yapılmadığı takdirde davanın, mutlaka bu mahkeme tarafından çözüme kavuşturulması öngörülmüştür..<br>Somut olayda; davalı şirket ile ilgili olarak açılan konkordato davasının yapılan yargılaması sonucunda davalı şirket yönünden verilen konkordatonun tasdiki kararında davacı şirketin konkordato kapsamına dahil edilen 49.899.11.TL alacağının dışında tacir olan taraflar arasındaki bakiye ticari cari hesap alacağının bir ay içinde açılacak İİK'nun 308/b maddesi kapsamındaki çekişmeli alacak davası süresi geçtikten sonra TTK ve TBK. hükümlerine dayalı olarak açılan ticari bakiye alacak davasında yargılama yapmada yerel mahkemenin görevli olmasına rağmen mahkemece yukarıda yazılı yanlış gerekçeyle görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiştir. <br>Bu itibarla, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın 6100 sayılı HMK'nın 355., 353/(1)-a-3. ve 4. maddeleri uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/03/2021 tarih ve  2020/736 Esas 2021/268 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK'nın 355., 353/(1).a.3 ve 4 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahibi davacıya iadesine,<br>4-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahibi davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK’nın 353/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 26/09/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"010be21ba82055fa","SID":"fdc644704b37d4bb"}}