{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS     NO\t: 2021/1147 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1743<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/04/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/588 Esas 2021/238 Karar <br>DAVA\t\t: ALACAK <br>DAVA TARİHİ\t: 28/12/2018<br>BİRLEŞEN 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>2019/955 ESAS VE 2019/94 KARAR SAYILI DOSYASI <br>DAVA\t\t: ALACAK <br>KARAR TARİHİ\t: 10/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 10/10/2024<br><br>İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/588 Esas ve 2021/238 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı-birleşen davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br><br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili şirketin  turşu, salça, ketçap ve benzeri gıda ürünleri üretim ve satış faaliyetlerinde bulunmakta üretim ve satışlarını belirli programlar çerçevesinde sürdürmekte olduğunu, müvekkili şirketin 2018 yılı üretim programı çerçevesinde davalı taraf  ... Ltd Şti ile 23.02.2018 tarihli Domates Yetiştirme ve Alım Sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin yapılmasından ürünün olgunlaşmasına kadar sözleşmenin kendisine yüklediği tüm edimleri yerine getirmesine rağmen davalı tarafın sözleşme gereği müvekkiline teslim etmekle yükümlü olduğu 1.500.000 KG domates ürününü sözleşmeye aykırı şekilde müvekkiline teslim etmeyerek yalnızca 273.741 KG ürün teslim ettiğini, buna ilişkin 05.09.2018 tarihli tarla tespit tutanağı ve davalı tarafından  fatura düzenlendiğini, davalının geriye kalan domates ürününü  ise 3. Kişilere sattığını, müvekkilinin  de yaptığı satış bağlantılarından zarar görmemek ve üretim programını tamamlayabilmek adına serbest  piyasadan ve yüksek fiyatla domates alımı yapmak zorunda kaldığını ve serbest piyasa fiyatlarının yüksek olmasından dolayı zarara uğradığını,  bu sebeple uğradığı zararın tazminini talep etme hakkının saklı olduğunu, sözleşmenin 5. Maddesinde; \" Bu sözleşmenin öngördüğü vasıf ve miktardaki domatesi teslim etmeyen üretici, noksan teslimatın bu sözleşme ile tespit olunan kg fiyatla çarpımından hasıl olacak meblağı cezai şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Cezai şartın ödenmiş olması Üretici'yi sözleşmenin diğer hükümlerinden doğan yükümlülüklerinden kurtarmaz. Şirket ayrıca noksan teslimattan dolayı maruz kaldığı zararın tazmini için dava açma hakkını saklı tutar. \" şeklinde olduğunu, buna göre davalının taahhüdü 1.500.000 KG iken müvekkili şirkete teslim ettiği ürün 273.741 KG'dır. Dolayısıyla 1.226.259 KG noksan teslim etmiş davalı taraf  sözleşme gereği ödemesi gereken cezai miktar 404.665,47 TL olduğunu, 18/06/2018 - 16/08/2018 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan cari hesap dökümünde davalı tarafa 60.000,00 TL nakdi yardım yapıldığını, davalı tarafın müvekkili şirkete teslim ettiği domates miktarına karşılık gelen alacak miktarının ise 97.561.29 olduğunu, cari hesap ekstresine göre davalının müvekkillinden alacaklı olduğu 37.561,29 TL'nin ödenmesinin dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ettiklerini, domates teslimi ve buna bağlı olarak salça, ketçap vb ürün üretimi ancak belirli dönemlerde yapılabileceğinden davalıdan sözleşmenin aynen ifasını istemekte  hukuki bir yarar bulunmaması  nedeniyle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla  404.665,47 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini ve davalının müvekkilinden alacaklı olduğu 37.561,29 TL'nin ödenmesinin dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasına bu konuda verilecek kararın davacı tarafa gönderilmesini karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili  cevap  dilekçesinde özetle; sözleşmenin  9.B maddesinde her ne kadar İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğu kabul edilmiş ise de 9.A maddesinde ihtilaf halinde hangi İl - İlçe Tarım Müdürlüğünün yetkili olduğu kısmının boş bırakıldığını, buna göre Karacabey İlçe Tarım Müdürlüğünün verilerinin esas alınacağını, TMK 685'nci madde gereğince taşınmazın malikinin onun ürünlerinin de maliki olduğunu, doğal ürünler taşınmazdan ayrılıncaya kadar onun bütünleyici parçası olduğunu, taşınmazın Karacabey'de kayıtlı olduğundan, yetkili mahkemenin Bursa Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, esasa ilişkin olarak 2018 yılında Karacabey ilçesinde Mildiyö hastalığının domates üretiminde büyük tarımsal kayıplara sebebiyet verdiğini, üreticinin çok az ürün elde ettiğini, masrafları dahi karşılayamayıp zarar ettiğini, hastalıkla Karacabey İlçe Tarım Müdürlüğünce de mücadele edilmesine rağmen salgının önlenemediğini, müvekkili şirketin beklenen verimin çok altında ürün yetiştirebildiğini, asıl borç sonradan borçlunun sonradan sorumlu tutulamayacak bir sebeple imkansız hale gelmiş ise TBK 182. Maddeye göre ifasının istenemeyeceğini, TBK 136. Madde hükmüne göre de müvekkilinin cezai şarttan sorumlu tutulamayacağını, müvekkili şirketin davacı şirket dışında başka şirketlerle de yetiştirme ve ürün sözleşmesi imzaladığını, bu şirketlere karşı da taahhütlerini yerine getiremediğini, bu şirketlerin müvekkili şirkete dava açmadığını, müvekkili şirketin kalan domates ürününü 3. Kişilere sattığı iddiasının doğru olmadığını, ürünün önemli bir kısmını ilaçlama ve gübreleme işlerini yapanların alacaklarına karşılık tarlada hasattan aldıklarını, yapılacak bilirkişi incelemesinde bu hususun gözetilerek hesaplama yapılması gerektiğini, davacının önce zararını kanıtlaması gerektiğini, ikame domates alımı ile teslimat yapılmasınında fiilen imkansız hale geldiğini cezai şart hükmünün TBK 21,22,25,27 ve 28. Madde hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, TBK 179/2 maddesine göre ihtirazi kayıtsız teslimat yapıldığından cezai şartın istenemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle haksız cezai şartın fahiş olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesine karşı dava olarak dava dilekçesinde müvekkili şirketin teslim ettiği domatesler nedeniyle halen 37.561,29 TL alacaklı olduğu davacı şirket tarafından kabul edildiğinden fazlaya ilişkin dava hakları saklı kalmak kaydıyla 37.561,29 TL alacağın ticari faizi ile birlikte tahsilini karar verilmesini talep etmiştir.<br>Karşı dava yönünden ... AŞ vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Ara buluculuk yoluna başvurulmadığından karşı davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davanın kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin üretim ve satışlarını belirli programlar çerçevesinde sürdürdüğünü, üretim programındaki aksaklığın satış programını da aksattığından müvekkilini doğrudan etkilediğini, 2018 yılı üretim programı çerçevesinde davalı karşı davacı ile 23.02.2018 tarihli domates yetiştirme ve alım sözleşmesi yapıldığını ancak karşı davacının sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmeyerek 1.500.000 kilogram domates teslim etmesi gerekirken yalnızca 273.741 kilogram ürün teslim ettiğini, müvekkilinin üretim programını tamamlayabilmek adına serbest piyasada ve yüksek fiyattan domates alımı yapmak zorunda kaldığını ve zarara uğradığını, davalı karşı davacının kusuru ve sözleşmeye uymaması sebebiyle müvekkilini zarara uğratıp alacak talep etmesinin hakkaniyete aykırı ve kötü niyetli olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Mahkememizin 30/05/2019 tarihli duruşmasında verilen ara karar ile karşı dava yönünden dosyanın tefriki ile Mahkememizin ayrı bir esasına kayıt edilmesine karar verilmiş ve Mahkememizin 2019/945 Esas 2019/334 Karar sayılı kararı ile karşı dava ile açılan davanın ara buluculuğa başvurma şartı yerine getirilmediğinden dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği belirlenmiştir.<br>Aşamada İzmir 7 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/955 Esas 2019/94 Karar sayılı dosyası Mahkememiz dosyası ile birleştirilerek dosya içine gönderilmiş incelemede davacının ... Ltd Şti davalının ... A.Ş olduğu, ve dava dilekçesinde özetle: taraflar arasında 23/02/2018 tarihli Domates Yetiştirme ve Alım Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 1. Maddesine göre müvekkili şirketin 170 dekar tarlada 1.500 ton domates yetiştirip fabrikaya teslim edeceğini, davalı şirketin de sözleşmenin 2. Maddesine göre ödemenin ayni ve nakdi yardımların düşüldükten sonra 50'sinin domates hasadı tamamlandıktan sonra ödeneceğini, kalan 50 bakiyenin de Kasım ayı içinde ödeneceğini, müvekkili şirketin davalı şirkete 311.500 kg ürün teslim ettiğini, ancak müvekkili şirketin teslim ettiği domatesler nedeniyle halen 37.561,29 TL alacaklı olduğunun davalı şirket tarafından kabul edildiğinden, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödenmeyen bakiye alacağın tahsili için önce İzmir 6 Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/588 Esas sayılı dosyada tarafına karşı dava açıldığını, 30/05/2019 tarihli duruşmada karşı davanın asıl davadan ayrıldığını, 10/06/2019 tarih 2018/495 Esas 2019/334 Karar sayılı ilamı ile dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadığından talebinin usulden reddine karar verildiğini, bunun üzerine Bursa Arabuluculuk Bürosu 28/08/2019 tarihinde başvurulduğunu, anlaşamama ile sonuçlandığını, alacağın tahsili için dava açıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 37.561,29 TL alacağın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, iş bu davanın İzmir 6 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/588 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği belirlenmiştir.<br>Taraflar arasındaki domates yetiştirme ve alım sözleşmesinin 9. Maddesinde İzmir Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olduğu kabul edildiğinden asıl dosya yönünden davalı tarafın yetki itirazının reddine karar verilmiştir.<br>23.02.2018 tarihli Domates Yetiştirme ve Alım Sözleşmesi başlıklı sözleşmenin davacı ve davalı taraflar arasında düzenlendiği, sözleşmenin 1. Maddesinde \"Bu sözleşme ile üretici , şirketle tarımsal ürün yetiştiriciliği sözleşme yapma talebinde bulunmakta olup, sözleşmenin diğer bölümlerinde \"Domates ön kayıt ve değerlendirme formu\" diye anılan belgeler sınırları ve özellikleri belirtilen 170 Dekar tarlada 1500 ton domates yetiştirip fabrikaya teslimini taahhüt eder.\" ;<br>Mücbir sebepler başlıklı 4-b bendinde üretici bakımından \"Mücbir sebepten maksat üretimi kısmen veya tamamen kısıtlayan nitelik ve boyuttaki sel baskını , dolu, don gibi doğal afetlerdir. Üretici böyle bir olayın vukunu takip eden ilk üç iş günü içinde durumu şirkete bildirmekle yükümlüdür ve il-ilçe tarım müdürlüklerine yazılı olarak müracaat edip , tespitini isteyebilir. Zararın olup olmadığı, oldu ise miktarının tespiti, şirket veya il - ilçe tarım müdürlükleri yetkililerine ait olup bu tespit yapılmadan üretici herhangi bir hastalık veya zararlı veya olumsuz hava koşulları nedeniyle taahhüt ettiği domatesin tamamını veya bir kısmını teslim etmekten imtina edemez.\" ;<br>Mesuliyet Cezai Şart ve Tazminat başlıklı 5. Maddesinde \" Bu sözleşmenin ön gördüğü vasıf ve miktardaki domatesi teslim etmeyen üretici , noksan teslimatın bu sözleşmeyle tespit olunan kilogram fiyatla çarpımından hasıl olacak meblağı ceza-i şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Cezai şartın ödenmiş olması, üreticiyi sözleşmenin diğer hükümlerinden doğan yükümlülüklerinden kurtarmaz\" düzenlemelerinin bulunduğu belirlenmiştir.<br>Karacabey Kaymakamlığı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün 21.10.2019 tarihli yazı cevabında ... Şirketi 'nin 25.07.2018 tarihinde ilçe müdürlüğüne dilekçe ile müracaatı üzerine domates ekili arazilerinde ilçe müdürlüğünün teknik personelinin yaptığı tespit sonucunda düzenlenen raporun gönderildiğinin bildirildiği, ekindeki 31.07.2018 tarihli raporda \"31.07.2018 tarihinde ... isimli şirketin domates üretimi yaptığı, ... Mahallesi ... Ada ... Parsel, ... Ada ... Parsel, ... Ada ... Parsel, ... Ada ... Parsel, ... Ada .... Parsel , ... Ada ... Parsel ve ... Mahallesi ... Ada ... Parsel , ... Ada ... Parsel , ... Ada ... Parsel ve ... Ada ... Parsellerde yapılan incelemelerde hali hazırda ekili bulunan domates ürününde hava şartları kaynaklı yaygın bir şekilde domates mildiyösünün olduğunun görüldüğünü, bahse konu parsellerde domates veriminin tahmini dekara 6.000 kilogram olabileceği ve toplamda 3.390.504 kilogram olabileceğinin bildirildiği, söz konusu raporun ... Limited Şirketi tarafından Karacabey İlçe Tarım Müdürlüğü'ne 24.07.2018 tarihinde yapılan müracaata ilişkin olduğu belirlenmiştir. <br>Davaya konu cezai şart talep koşullarının ve birleşen davaya konu alacağın varlığı ve miktarının tespitine yönelik davalı taraf defter ve kayıtları ile dosya kapsamı üzerinde ziraat mühendisi bilirkişi ve mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yönünden Karacabey Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine ( Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) talimat yazılmış, dosyaya verilen 12.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda dosyada mevcut bilgi ve belgeler sonucu 2018 yılında Karacabey İlçesinde domates üretim alanlarında Mildiyö hastalığının yaygın olarak görüldüğünün anlaşıldığını, domates Mildiyö hastalığının epidemi yapması halinde geri dönüşüm güç ekonomik kayıplara neden olan bir hastalık olduğunu, hastalıkla mücadelede başarı şansının bitki koruma uygulamalarının doğru zamanda ve doğru şekilde yapılmasına bağlı olduğunu, nem ve sıcaklığın salgının başlıca nedenlerinden olduğunu, hava sıcaklığının 16 Santigrat olması ile bulaşma , sıcaklığın 19-22 Santigrat ve orantılı nemin yüzde 80'i aşması ile salgının epidemi yaptığını, Karacabey İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Teknik Elemanları tarafından domates tarlalarında 31.07.2018 tarihinde tespit yapılıp yaygın Mildiyö hastalığının tespit edildiğini ve tahmini ürün miktarının dekara 6.000 Kilogram olarak tahmin edildiğini ancak Karacabey bölgesinde yaygın olarak domates hasadının Ağustos ayının ikinci yarısında yapıldığını, bu durum dikkate alındığında teknik elemanlar tarafından yapılan tespitin hasattan yaklaşık 20-30 gün önce yapıldığının görüldüğünü, Temmuz ayının sonunda tespit edilen hastalığın hasada kadar etkisini gösterip zarar oranının arttığını, davalı firmanın domates üretim alanlarında yapılan tespit tarihinden sonra hastalığın devam etmesi ve domates veriminde azalmanın söz konusu olduğunu, domates alanlarında görülen hastalıkla mücadele nedeniyle üretim maliyetlerinde de artış söz konusu olduğunu, domates alım sözleşmesinin 170 Dekar alanda 1500 ton ürün ve 0.33 TL ürün fiyatı belirlenerek yapıldığını, buna göre sözleşmenin dekara 8.823 kilogram ürün üzerinden yapıldığının görüldüğünü, Karacabey İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2018 yılı tarımsal verilerinde ise salçalık domatesin veriminin minimum 4.500 kg, maksimum 13.000 kg ve ortalama 8.500 kg belirlendiğini, ürün fiyatının minimum 0,35 TL maksimum 0,85 TL ve ortalama 0,45 TL olarak tespit edildiğini, Karacabey Tarım Müdürlüğü verilerinde 2017 yılı salçalık domates fiyatının minimum 0,16 TL, maksimum 0,30 TL ve ortalama 0,25 TL olarakbelirlendiğini, buradan da 2017 yılında 0,25 TL olan ortalama domates fiyatının 2018 yılında yaklaşık %80 artarak 0,45 TL olarak gerçekleştiğinin anlaşıldığını, bunun en önemli sebebinin domates alanlarında görülen hastalık neticesinde oluşan ürün miktarında meydana gelen azalma olduğunu, davalı şirket tarafından davacı firmaya 311.500 kg domates teslimatı yapıldığını, sözleşme gereği fireler düşülerek davacı şirket tarafından 273.741 kg olarak kayıtlara geçtiğini, Karacabey İlçe Tarım ve orman Müdürlüğü tarımsal verilerinde üretim masrafının 2.322,20 TL olarak belirlendiğini, davalı firmanın domates üretim alanlarında yapılan tespit tarihinden sonra da hastalığın devam etmesi ve domates veriminde azalma söz konusu olmasına rağmen 6.000 kg verim alındığı düşünülse dahi sözleşme gereği elde edilen dekara gelirin 1.980 TL olduğunu, Karacabey İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından belirlenen üretim maliyetinin ise 2.322,20 TL olduğunu, buradan hareketle üretim maliyetlerinin elde edilen gelirden fazla olması sebebiyle üreticinin zarar etmesinin söz konusu olduğunu, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı vekilinin 13/06/2019 tarihli dilekçesi ile tanık ifadelerine dayandırdığı dilekçesinde de belirtildiği üzere üreticilerin maliyetlerini karşılamasının doğal olduğunu, işlerin verimlilik kıstaslarına uygun olarak sonuçlandırılması hususunun da göz önüne alındığında verimliliği, kaliteyi ve karlığı artıran, ekonomik hayata artı değerler kazandıran  çiftçilerin mesleğinin devamı gerektiğini, domates mildiyösü hastalığı nedeniyle ürün kaybı meydana gelmesi ve maliyetlerin yükselmesi nedeniyle ürünün bir kısmının maliyetlere gitmesi nedeniyle sözleşmede belirtilen taahhütlerin karşılanamadığını kanaatine varıldığı, davalı şirketin 2018 yılına ait yevmiye defterinin kapanış kaydının yapılmadığı, envanter defterinin boş olduğunun görüldüğünü, ve yevmiye defterinin kapanış tasdikinin olmamasından dolayı delil niteliği olmadığını, davalı şirketin davacı şirkete 16/08/2018 tarihli toplam tutarı 97.561,29 TL olan fatura düzenlediğinin görüldüğünü ve davalı şirketin düzenlediği 9 adet sevk irsaliyesinin ve davacı şirketin bu sevk irsaliyelerine dayanarak düzenlediği kantar fişlerindeki domates tutarının 311.680 kg olduğu, fakat faturanın 273.741 kg olduğunun görüldüğünü, davalı şirketin davacı şirketten 31/12/2018 tarihi itibariyle 37.561,29 TL alacaklı olduğu, fakat davalı şirketin 2018 yılına ait yevmiye defterinin kapanış tasdikinin olmamasından dolayı delil niteliğinde kaydetmesinin takdirinin mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir.<br>Davacı vekilinin davacı defterleri üzerinde davalı tarafa verilen nakdi yardımlar ayni yardımlar ve teslim edilen ürün miktarının teslimi yönünden  bilirkişi   incelemesine yönelik talebinin,  mahkememizdeki davanın cezai şart talebine ilişkin olduğundan, birleşen dava yönünden ise tarafların dosya kapsamındaki beyanlarına göre bilirkişi incelemesinin sonuca etkili olmayacağından reddine karar verilmiştir.<br>Somut olayda davacı tarafça davalı şirket aleyhine davalının sözleşmeye dayalı edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmede belirlenen cezai şartın davalıdan tahsiline, davalının davacıdan alacaklı olduğu 37.561,29 TL'nın ödenmesinin dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasına yönelik iş bu davanın açıldığı; birleşen İzmir 7 ATM nin 2019/955 Esas sayılı dosyası ile davalı şirket tarafından davacı şirket aleyhine teslim edilen domates ürünleri nedeniyle 37.561,29 TL alacağın tahsiline yönelik açılan dava dosyasının, 04/11/2019 tarihli 2019/94 sayılı karar ile mahkememiz dosyası ile birleştirilerek Mahkememize gönderildiği, taraflar arasında 23/02/2018 tarihli domates yetiştirme ve alım sözleşmesi düzenlendiği ve sözleşme ile 170 dekar tarlada 1500 ton domatesin yetiştirilip davacıya Temmuz Ağustos ve Eylül aylarında tesliminin taahhüt edildiği, domatesin fabrika teslim fiyatının 0,33 TL/kg olduğu,  sözleşmenin cezai şart ve tazminat başlıklı 5. Maddesi ile sözleşmede öngörülen vasıf ve miktarında domatesin teslim edilmemesi halinde noksan teslimatın sözleşmede tespit olunan kg fiyat ile çarpımından hasıl olacak meblağın cezai şart olarak ödenmesinin kabul edildiği, davalı tarafça davacı şirketin 311.500 kg domates teslimatının yapıldığı, sözleşme gereği fireler düşülerek söz konusu teslimatın 273.741 kg olarak davacı kayıtlarına geçtiği,24/07/2018 tarihinde davalı şirketin domateslerinde su bozuğu ve mildiyö hastalığı sebepleri nedeniyle verim kaybı bulunduğundan bahisle Karacabey İlçe Tarım Müdürlüğünde müracaatta bulunduğu ve düzenlenen 31/07/2018 tarihli rapor ile domates ürününde hava şartları kaynaklı yaygın şekilde domates mildiyösü olduğunun belirtildiği;  domates mildiyösü hastalığı nedeniyle ürün kaybı meydana geldiği, üretim maliyetlerinin elde edilen gelirden fazla olması nedeniyle üreticinin zarar ettiği ve maliyetlerin yükselmesi nedeniyle ürünün bir kısmının maliyetlere gittiği hususunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, sözleşmenin 4. Maddesinin b bendinde üretici bakımından mücbir sebeplerin koşullarının belirtildiği, eksik teslimatın domates mildiyösü hastalığından kaynaklı  mücbir sebebe ilişkin olduğu bu nedenle davacı tarafın cezai şart talep koşulların mevcut olmadığı sonucuna ulaşılarak davanın reddine; birleşen dava yönünden ise davalı tarafın defterlerinde davacı şirketten alacağının 37.561,29 TL olarak tespit edildiği, davalı şirketin yevmiye defterlerinin lehe delil niteliğinde olmadığı ancak dosya kapsamındaki taraf beyanlarıyla davalı şirketin, davacı şirketten 37.561,29 TL alacaklı olduğunu hususunun sabit olduğu...\" gerekçesi ile; Asıl davanın reddine, <br>Birleşen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/955 Esas sayılı dosyası yönünden, <br>Davanın kabulü ile; 37.561,29-TL nin dava  tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı-birleşen davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br> <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br>Davacı-birleşen davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin asıl dava ve birleşen dava yönünden eksik inceleme neticesinde verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, asıl dava yönünden hava koşulları ve mildiyo hastalığı nedeniyle eksik teslimat yapıldığı ve cezai şarta hükmedilemeyeceği gerekçesinin hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesinin Karacabey İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye verilen 17.10.2019 tarihli cevap yazısının ekinde ... firmasına ilişkin olarak bir rapor hazırlandığı ve bu tespit raporunda  müzekkereye verilen  tahkikat aşamasında ilgili kurum ve kuruluşlara yazdığı müzekkerelere verilen cevaplarda davalı ...'nın domates üretimi yaptığı tarlalarda verimin dekar başına 6.000 kg olduğu ve ekim yaptığı 170,63 dekar tarladan 1.023.780,00 kg ürün elde edebileceğinin tespit edildiğini, davalının taahhüt ettiği tüm domates ürününü teslim edebileceğini ancak davalının hastalık ve hava koşulları iddiası kabul edilse bile en kötü ihtimalle 1.023.780,00 kg ürün teslim edebilmesi gerektiğini, davalının buna rağmen bunun da çok altında 273.741 kg ürün teslim ederek sözleşmeyi hiçbir haklı sebep olmaksızın ihlal ettiğini, ilk derece mahkemesinin bu yazı cevaplarını ve tespitleri dikkate almayarak davanın tümüyle reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, dosya kapsamına göre sözleşmenin ifasının imkansız olmadığı açık olmasına rağmen ceza koşulunun geçersiz olduğu gerekçesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer alan tespit ve değerlendirmelerin hatalı olduğunu, eksik inceleme yapıldığını, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmaksızın karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mildiyö hastalığı ile ilgili davalı şirketin herhangi bir önlem alıp almadığının, gerekli ilaçlamaları gereken zamanda yapıp yapmadığının incelenmediğini, 2018 sezonundaki eksik teslimata ilişkin olarak cezai şart talebi ile başka müstahsillere karşı açılan davalarda mahkemelerce kabul kararları verildiğini, birleşen dava yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunda birleşen dava davacı Delta şirketinin ticari defterlerinin delil niteliği taşımadığı açıkça ortada olmasına karşın müvekkili şirket defterlerinde inceleme yapılmaksızın birleşen davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br><br>Asıl dava, domates yetiştirme ve alım sözleşmesinin ihlalinden kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili, birleşen davada domates yetiştirme ve alım sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.    <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>1-Birleşen dava davalı vekilinin birleşen dava ile ilgili istinaf kanun yolu başvurusu yönünden; Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle birleşen davacı tarafından birleşen davalı şirkete 273.741 kg domates teslimi nedeniyle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre birleşen davacının 97.561.29.TL bedele hak kazandığı, birleşen davalı şirket tarafından birleşen davacıya yapılan 60.000.00.TL avans ödemesi tenzil edildikten sonra birleşen davacının birleşen davalıdan bakiye 37.561.29.TL alacağının bulunmasına göre; kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, birleşen dava yönünden inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından birleşen dava davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>2-Asıl dava davacı vekilinin asıl dava ile ilgili olarak istinaf kanun yolu başvurusu yönünden;<br>           Asıl dava, taraflar arasında düzenlenen 23/02/2018 tarihli Domates Yetiştirme Ve Alım Sözleşmesi kapsamında davalının sözleşmede kararlaştırılan miktarda ürünü teslim etmemesi nedeniyle cezai şart bedelinin tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.<br>Taraflar arasında düzenlenen 23/02/2018 tarihli Domates Yetiştirme ve Alım Sözleşmesi'nin 1. Maddesinde davalı üretici 1.500 (1.500.000.kg) ton domates yetiştirip davacı şirketin fabrikasına teslim etmeyi taahhüt etmiştir. Davalı şirket 273.741.kg domates ürününü davacıya teslim etmiş olup bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. <br>Uyuşmazlık, sözleşmenin eksik ifası nedeniyle cezai şart istenip istenemeyeceği, istenmesi halinde miktarı konusundadır.             <br>Tacir olan taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Üreticinin Sorumluluğu başlıklı 3-B maddesinin 6. bendi; \"Üretici ekim ve dikim yapacağı tarlanın Nematod (toprak altı zararlısı) durumunu, tarlada ard arda kaçıncı yıl domates ekimi yapılacağını araştırmakla ve bilmekle yükümlü olup, domatesin kısmen ya da tamamen olgunlaşmamasını bu gibi sebeplere istinat ettiremez.\" şeklinde düzenlenmiştir. 3-B maddesinin 7. bendi “sözleşmeye tabi ürünün Tarım sigortası yaptırma sorumluluğu üreticiye aittir.” şeklinde düzenlenmiştir.<br>Yine aynı sözleşmenin Mücbir Sebepler başlıklı 4-B maddesi; \"Mücbir sebepten maksat üretimi kısmen veya tamamen kısıtlayan nitelik ve boyuttaki sel baskını, dolu, don gibi doğal afetlerdir. Üretici böyle bir olayın vukuunu takip eden ilk üç iş günü içinde durumu Şirket'e bildirmekle yükümlüdür ve il-ilçe tarım müdürlüklerine yazılı olarak müracaat edip tespitini isteyebilir. Zararın olup olmadığı, oldu ise miktarının tespiti Şirket veya il ilçe tarım müdürlükleri yetkililerine ait olup bu tespit yapılmadan üretici herhangi bir hastalık veya zararlı veya olumsuz hava koşulları nedeniyle taahhüt ettiği domatesin tamamını veya bir kısmını teslim etmekten imtina edemez.\" şeklinde düzenlenmiştir. <br>         Yürürlükte bulunan hukuk sistemimizde akit serbestisi prensibi kabul edilmiştir. Taraflar kanuna, ahlak ve adaba, kamu intizamına, şahsiyet haklarına aykırı olmamak şartıyla aralarında her konuda serbestçe sözleşme yapabilirler. Yine sözleşme ile taraflar fiyat belirleme hakkını karşı tarafa yani alıcıya, satıcıya, kiracı ve kiralayana bırakabilirler. Böyle bir taahhüt, tarafları bağlar. <br>Somut olayda davalı şirket ürününü satmak için davacı şirketi tercih ederek davaya konu sözleşmeyi serbest iradesi ile imzaladığından taraflar arasındaki sözleşme geçerli ve bağlayıcıdır. <br>       6098 sayılı TBK'nın \"Cezanın sözleşmenin ifası ile ilişkisi\" başlıklı 179. maddesine göre: Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır.\" şeklindedir.<br>  Aynı yasanın \"Cezanın miktarı, geçersizliği ve indirilmesi\" başlıklı 182. maddesi: \"Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler. Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez. Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.\" şeklindedir.<br>Bu çerçevede davalı şirketin taahhüt ettiği 1.500 ton ürünün hiç teslim edilmemesi veya eksik teslim edilmesi halinde davacı şirketin üretim planlarında aksamalar olabileceği ve piyasadan bu ürünleri daha zor şartlar altında temin etmesinin muhtemel olduğu gözetildiğinde, sözleşmeye cezai şart hükmü konulmasının sözleşmenin genel işlem koşullarına tabi olmasını gerektirmez. <br>Taraflar arasında düzenlenen 23/02/2018 tarihli Domates Yetiştirme ve Alım Sözleşmesinin 1.maddesine göre, sözleşmenin konusunun, üreticinin sözleşme kapsamındaki şartlara uygun olarak;  şirketin sanayide kullanacağı domatesi üretici tarafından yetiştirilip kendi sorumluluğunda fabrikaya teslimini   kapsar ve amaçlar. Davalı şirkette domates ön kayıt ve değerlendirme formu diye adlandırılan belgede sınırları ve özellikleri belirtilen 170 dekar tarlada davacı şirkete 1.500 ton domatesi yetiştirip teslim etmeyi kabul ve taahhüt etmiştir.<br>Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin mücbir sebepler başlıklı üretici bakımından 4-B bendi gereğince ve bu maddeye uygun olarak, üretici davalı şirketin Karacabey İlçe Tarım Müdürlüğü'ne yaptığı 24.07.2018 tarihli yazılı müracaatı üzerine 31.07.2018 tarihli raporuna göre, davalı şirketin domates üretimi yaptığı tarlalarda yapılan incelemede ekili domates ürününde hava şartları kaynaklı yaygın bir şekilde domates mildiyösünün olduğunun görüldüğü ve domates veriminin dekara 6.000.kg olabileceğinin bildirildiği dikkate alınarak davalı şirketin domates mildiyösü rahatsızlığı nedeniyle sözleşmenin 4-b bendi gereğince 1.500 ton domates ürünü yerine davacı şirkete 170 dekar tarlada 1.020 ton domates ürünü teslim etmesi gerektiği ancak davalı şirketin 273.741.kg domates ürünü teslim ettiği, bakiye 746.741.kg domates ürününü teslim etmediği, buna göre taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesi gereğince eksik teslim edilen 746.741.kg domates nedeniyle davacı şirketin kg başına 0.330.TL'dan toplam 246.424.53.TL cezai şartı davalı şirketten talep edebilecektir.<br>Ancak ''...Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesine göre; \"tacir sıfatına haiz borçlu, TBK'nun 482. maddesinin 3. fıkrasında yazılı hallerde aşırı ceza kararlaştırılmış olduğu iddasıyla sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez.\" Kural bu olmakla birlikte kararlaştırılan cezai şartın, tacir olan borçlunun ekonomik yönden yıkımına yol açacak oranda yüksek olduğunun saptanması halinde cezai şarttan indirim yapılabileceği Yargıtay uygulamasıyla kabul edilmektedir. Ne var ki, indirim yapılırken her somut olayın kendi içerisinde ve kendi koşullarına göre değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>Bu açıklamalar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesine gelince, bilirkişi raporunda bu konu ile ilgili belirlemeler gözetildiğinde, sözleşmede kararlaştırılan cezai şarttan makul bir indirim yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken cezai şart talebinin tümden reddi doğru olmadığı gibi, bu şekilde indirim yapılması veya cezai şartın tamamen kaldırılması kararları hakimin takdirine bağlı hususlardan olup, davacının dava açarken cezai şarttan indirim yapılacağını bilemeyecek durumda olması nedeniyle bu sebeple reddedilen cezai şart bakımından davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, bu yön gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir....'' (Bknz. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 09.12.2015 tarih ve 2015/1275 Esas 2015/16543 Karar sayılı ilamı)<br><br>Kural olarak taraflar serbest iradeleriyle imzaladıkları sözleşmeye uymak zorundadırlar. Türk Borçlar Kanunu’nun 182/1. maddesi hükmünce taraflar cezanın miktarını serbestçe tayin edebilirler. Akde bağlılık ilkesi uyarınca da haklı neden olmaksızın kararlaştırılan cezanın değiştirilmesini veya bütünüyle  ortadan  kaldırılmasını talep edemezler. Borçlar  Kanunu’nun 182/III. maddesi hükmü gereğince hakim  “aşırı”  gördüğü cezaları tenkis ile mükellef ise de ceza koşulunun fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınan ceza miktarı, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tespit edilmelidir. <br>Davacının sözleşme gereğince isteyebileceği cezai şarttan, TBK m. 182/f.3’ya göre cezai şartın indirilmesi konusunda ticari işler ve tacirler bakımından uygulanıp uygulanmayacağı hususunda TTK’nın 22’nci maddesinde buna açıklık getirilmekte ve TTK m. 22/f.1’da TBK m. 182/ f.3  düzenlenen cezai şartın indirilmesinin mahkemeden istenemeyeceği belirtilmiş olmakla birlikte Yargıtay uygulamasında fahiş nitelikte bulunan ve tacirin mahvına sebep olacak cezai şartın indirilmesi kabul edilmiştir. Özellikle miktar yönüyle ahlaka, adaba ve kanunun emredici hükümlerine aykırı düşen cezai şarta yalnızca tacirin basiretli davranma yükümlülüğünü öne sürerek müdahale edilememesi hukuka ve hakkaniyete aykırı düşecektir. Yargıtay, borçlu tacir tarafından taahhüt edilen cezai şartın, ekonomik özgürlüğü yok edip etmeyeceği, ekonomik geleceği tehlikeye düşürüp düşürmeyeceği, ahlak ve adaba aykırı bulunup bulunmayacağı gibi hususların değerlendirilmesi gerektiği yönünde kararları bulunmaktadır. Cezai şartın ahlaka aykırılığı söz konusu olduğu durumlarda doğrudan cezai şartın (YHGK, 20.03.1974 T., 1970/1053 E. 1974/222 K. sayılı kararında yer aldığı üzere kısmen iptal edilmesi de mümkündür. TBK m. 27/2 ye göre böyle bir uygulama mümkündür. Yargıtay'ın da kabul etmiş olduğu üzere tacirin ekonomik mahvına sebep olabilecek nitelikte yüksek cezai şartın tespiti halinde cezai şarttın indirilmesi gerekmektedir. <br>Bu durumda, sözleşmede borçlu davalı şirketin ekonomik yönden yıkımına sebep olacak şekilde fahiş bir cezai şart kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının, cezai şarttan indirim yapılıp yapılmayacağının saptanması için borçlu davalı şirketin iktisadi durumu, ticari defterleri ve bilançosu alanında uzman bir bilirkişiye ayrıntılı şekilde incelettirilip belirlenen cezai şart miktarının ekonomik yönden yıkıma neden olup olmayacağı taraf ve yargı denetimine esas olacak şekilde belirlendikten sonra hasıl olacak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken mahkemece bu hususta herhangi bir araştırma yapılmadan eksik inceleme ve yukarıda yazılı yanlış gerekçe ile asıl davanın tümden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiştir. <br>Bu itibarla, asıl dava davacı şirket vekilinin asıl dava ile ilgili olarak istinaf kanun yolu başvurusunun kısmen kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın  353/(1).a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, kararın kaldırılma sebep ve şekline göre asıl dava davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;  <br><br>I-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN; <br>1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/04/2021 tarih ve 2018/588 Esas  2021/238 Karar sayılı hükmü  usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan birleşen dava davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 2.565,81.TL nisbi karar harcından peşin olarak alınan 642,00.TL harcın mahsubu ile bakiye 1.923,81.TL harcın birleşen dava davalısından alınarak hazineye gelir kaydına, <br>   3-İstinaf başvurusu sırasında birleşen dava davalısı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,   <br>II-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;<br>1-Asıl dava davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/04/2021 tarih ve 2018/588 Esas 2021/238 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Kararın kaldırılma sebep ve şekline göre asıl dava davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE,  <br>4-Kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahibi asıl dava davacısına iadesine,<br>5-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahibi asıl dava davacısı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,<br>III-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi uyarınca yatırılan teminatın asıl davadaki bölüme ilişkin miktarın yatıran asıl dava davacısına iadesine,<br>IV-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine/aleyhine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>V-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme ve harç iadesine/ikmaline ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, asıl dava yönünden HMK'nın 353/(1)-a maddesi, birleşen dava yönünden HMK'nın 362/(1)-a maddesi, uyarınca kesin olmak üzere 10/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"afa91be2ad69cbe4","SID":"970d2967f6c88658"}}