{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/484 <br>KARAR NO: 2024/1389<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/11/2021<br>NUMARASI: 2020/438 Esas - 2021/852 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/10/2024<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; 20.01.2020 tarihinde davacı şirkette yazılım geliştirici olarak çalışmaya başlayan davalının 13.04.2020 tarihinde iş akdinin tüm alacaklar ödenmek suretiyle sona erdirildiğini, bunun üzerine davalının kamuya açık sosyal ağlar ile haber sitelerinde davacı şirketin veri gizliliği ve ticari sırlarını açıkça ihlal eder nitelikte şirketi kötüleyen asılsız paylaşımlar yaptığını, şirketin kişilik hakları ile haksız rekabet kurallarını ihlal ettiğini, marka değerini düşürerek personel temini açısından zarara sebep olduğunu, telefonla  görüşülmesine ve ihtarname çekilmesine rağmen rağmen paylaşımlarını kaldırmadığını ileri sürerek  ihlalin tespitine ve ihlali oluşturan paylaşımların kaldırılmasına, şimdilik 2.000-TL maddi tazminat ile manevi itibarının zedelenmesi nedeniyle 200.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; dava konusu yazışmalarının tamamının müvekkiline ait olmadığını, paylaşımların şirketi karalamak için değil hayal kırıklığı sonucu yaşadıklarını anlatmak için olduğunu,  davacının  vaatlerine güvenerek iş değiştirdiğini, ancak haksız şekilde işten çıkarılması üzerine kendi kişisel hesabından paylaşım yaptığını, telefon sonrası paylaşımları kaldırmasına rağmen ihtarname çekildiğini, anonim paylaşımların kendilerince yapılmadığını, yaşadığı süreci kendi sosyal medyasında paylaşmak istediğini,  karalama veyahut itibar zedeleme olmadığını, paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; \"...net\" \"...com\" ve \"...org\" adlı internet sitelerindeki yazıların kim tarafından kaleme alındığı belli olmadığından davalı tarafça yazıldığı yahut yazdırıldığının söylenemeyeceği, söz konusu yazı içerikleri ve yazar bilgisinin davalı ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığı, davalı adına kayıtlı \"...\", \"...\" ve \"...\" gibi sosyal medya hesaplarında yapılan paylaşımların ise, açıkça inkar edilmemesi karşısında davalıya ait olarak kabul edilebileceği, bu paylaşımların ticari sır içermediği,  davacı şirkete karşı eleştiri içermekte ise de ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, dava tarihi itibarıyla erişime açık bir paylaşım mevcut olmadığı, davalının kendi sosyal çevresine hitaben yazdığı  sınırlı bir çevreye hitap eden paylaşımlar sebebiyle davalı karşısında güçlü pozisyonda bulunan davacı şirketin haksız rekabete uğradığından bahsedilemeyeceği, her ne kadar bilirkişi ek raporunda haksız rekabet niteliğinde olduğu belirtilen ifadeler mevcut ise de bunların davalı elinden kaleme alınmış olduğunun dosya kapsamında ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; paylaşımların şirketin sanal itibar yönetimini olumsuz etkilediğini, davacı şirketin tüm faaliyetlerinin dijital ortamda sağlandığını, davalı  paylaşımlarının yayınlandığı ..., ... gibi sosyal ağların iş dünyasındaki kişilerin diğer kişilerle iletişim kurmasını sağlayan  sosyal paylaşım platformları olduğunu, davalı paylaşımlarının olumsuz etki doğurmasının kaçınılmaz olduğunu, iş başvurularının   düştüğünü, sosyal ağlar aracılığıyla paylaşılan bilgi ve yorumların önlenemez bir hızla yayıldığını, ek bilirkişi raporu ile haksız rekabet hükümlerinin ihlal edildiğinin tespit edildiğini, davalının sosyal ağlar üzerinden paylaştığı \"Şirkette başladığım ilk hafta başımdaki ... işten çıkarıldı...3 ayda 2 takım değişikliği ve 2 farklı proje 3 farklı ... demek...\" ifadeleri gerçeği yansıtıyorsa, beyanın haksız rekabet teşkil etmediği, beyanların içeriği gerçek değilse, haksız rekabet teşkil edeceği, \"... içip içip sapıtanlar mı dersin kendini kumara vuranlar mı dersin...\", \"...Göz boyadığınız sürece kralsınız. ...'ın kulu olursanız değmeyin keyfinize. Bu adam yüzünden herkes saatli bombanın üstünde oturuyor\", \"... ego tatmininden başka bir şey yapmıyor...\" ifadelerinin çalışanları kötü gösteren ve aşağılayan ifadeler olduğunu, \"...Gelir modeli tamamıyla mobil uygulamalardan keriz silkeleme ile oluyor.\" ifadesinin de haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının şirketin iç işleyişi ve personel yönetimi politikasıyla ilgili olumsuz algı yaratacak ifadelerle davacı şirketi karalamaya çalıştığını, paylaşımların  rekabet ortamında bulunduğu rakipleri, çalışanları ve potansiyel çalışanları nezdinde zor duruma düşürdüğünü, kötüleme yoluyla haksız rekabet kurallarının ihlal edildiğini, davalının  cevap dilekçesinde paylaşımların kendisine ait olmadığını ileri sürmediğini, isimli paylaşımlarla anonim olarak yapılan paylaşımların içeriğinin, yazımının, ifadelerinin aynı olduğunu ve o tarihlerde müvekkil şirketten ayrılan tek yazılımcının davalı olduğunu, TBK'nın 369'uncu maddesinde belirtilen hizmet ilişkisi sonrasında devam eden sır saklama yükümlülüğünün olduğunu, davalının paylaşımlarının eleştiri niteliğini haiz olmaktan ziyade gereksiz yere incitici nitelikte olduğunu, davalının iddialarını ispatlayamadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminatın tahsili talebine ilişkindir. Haksız rekabet, TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.Eldeki dava  bakımından önem arz eden TTK'nın 55(1)a-1 maddesinde \"Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek\" ve TTK 55/1-d Maddesi uyarınca  \"Üretim ve  iş  sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek, özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği, bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendirmek veya başkalarına bildirmek\" eylemleri haksız rekabet olarak nitelendirilmiştir. Somut olayda; davacı, eski çalışanı olan davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra sosyal medya hesaplarında ve internet sitelerinde yaptığı paylaşımların haksız rekabet teşkil ettiğinden bahisle eldeki davayı açmıştır. Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde ibraz edilen \"...org\", \"...com\" ve \"...net\" adlı internet sitelerine ait ekran görüntülerindeki paylaşımlarda davalının adı geçmediği gibi, paylaşımların kimin tarafından kaleme alındığını da anlaşılamamaktadır. Bahsi geçen paylaşımların davalı tarafından yapıldığı ispatlanamadığından bu paylaşımlar nedeniyle davalının haksız rekabete dayalı sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. Davacının kabulünde olan \"...\", \"...\" ve \"...\" hesaplarında yapılan paylaşımların ise davacı işverene ait sırları ifşa etmediği gibi davacıyı kötüleyici veya gereksiz yere incitici tarzda bir beyan içermediği, paylaşımlardaki eleştirilerin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından yatırılan 301,40-TL harcın mahsubu ile kalan 126,20‬-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 03/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9d686e9def182f31","SID":"9770f81ce34ad7bf"}}