{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL BAM <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1607 <br>KARAR NO: 2024/1653<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/06/2021<br>NUMARASI: 2017/782 Esas - 2021/435 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; 14.01.2016 tarihinde müvekkillerinin desteği ...'in yolda yürürken davalıya trafik sigortalı aracın çarpması ile meydana gelen trafik kazasında vefat ettiğini, dava tarihinden önce yapılan başvuru üzerine davalı tarafça müvekkili eş Hamide için 43.274,15-TL ve çocuk ... için 4.554,83-TL tazminat ödendiğini, kalan bakiye tazminatın mahkemece tespitine ve davanın kabulü ile  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile kalan tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; alınan bilirkişi raporuna göre davacıların desteği ...'in kazanın meydana gelmesinde %85 oranında kusurlu olduğu, ceza yargılamasında alınan kusur raporunda da dava dışı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğu kabul edilerek mahkumiyet kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, kesinleşen ceza yargılamasında tespit edilen ve kesinleşen kusur oranı ile dosya kapsamına alınan kusur raporunun birbiri ile uyumlu olduğu, hesap bilirkişi raporuna göre dava tarihinden evvel davalı tarafça ödenen tazminatın yeterli olduğu, davacının bakiye zararının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf nedenleri; müvekkilinin desteği ...'e atfedilen kusur oranını kabul etmedikleri, uzman bilirkişi olarak kabulü mümkün olmayan trafik polisinden alınan raporun hükme esas kabul edilemeyeceği, bilirkişi asıl ve ek raporuna itirazların mahkemece dikkate alınmadığı, desteğin tekstilde örme bölümünde çalışmasına rağmen geliri tespit edilmeksizin asgari ücret üzerinden tazminat hesabı yapılmasının hatalı olduğu hususlarına ilişkindir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Trafik kazasında cismani zarara uğrayan ve buna dayalı olarak tazminat isteminde bulunan  hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ..., Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal  Güvenlik  Kurumu'nca da ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında Yargıtay İlgili Dairesince de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir\" bölümündeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda\" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve % 1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak yapılması gereklidir. Somut olayda; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan makine mühendisi ve aktüer bilirkişiden oluşan heyet tarafından düzenlenen asıl ve ek bilirkişi heyet raporunda, davacıların destek zararı belirlenirken TRH 2010 yaşam tablosu ve devre başı ödemeli belirli süreli rant yönteminin uygulandığı görülmüş olup, tazminat hesabı hüküm kurmaya elverişli değildir. O halde, mahkemece, dava tarihinden evvel ödeme yapılan tarihteki verilere göre TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi uygulanmak suretiyle davacıların zararının belirlenmesi ve davalı tarafça yapılan ödemenin yeterli olup olmadığının tespiti gerekirken, hüküm kurmaya elverişli olmayan tazminat hesabına göre karar verilmesi hatalıdır. Bundan ayrı, davacı eş ... 'nin karar tarihinden sonra 28.01.2024 tarihinde evlendiği, davacıların destek payı hesaplanırken kendisine pay ayrılan desteğin babası ...'in de karar tarihinden sonra 28.09.2021 tarihinde vefat ettiği Dairemizce, UYAP sisteminden alınan nüfus kayıt örneği içeriğinden görülmüştür. Bu durumda mahkemece, davacı eş ...'nin evlendiği, dava dışı pay ayrılan desteğin babası ...'in de vefat ettiği göz önünde bulundurularak, yukarıda açıklandığı üzere, davacıların gerçek zararının davalı tarafça ödeme yapılan tarihte bilinen verilere göre, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi uygulanmak suretiyle belirlenmesi için ek rapor alınması ve davalı tarafça yapılan ödemenin yeterli olup olmadığının tespiti edilmesi, ödemenin yeterli olmadığının tespit edilmesi halinde davacıların gerçek zararının belirlenerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin yerinde görülen istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü gereğince kaldırılmasına, Dairece verilen kaldırma kararının gerekçe ve şekline göre davacılar vekilinin sair istinaf taleplerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, başlıkta bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA,2/Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine,3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendilerine iadesine,4/Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5cade6b97ee1f3d1","SID":"cc720c5ec8875411"}}