{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/821 <br>KARAR NO: 2024/1529<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/12/2020<br>NUMARASI: 2016/299 Esas -  2020/860 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; plakasını tam olarak tespit edemedikleri bir aracın sebebiyet verdiği 18/07/2015 günlü trafik kazasında, vekil edeninin yaralanarak sakat kaldığını, kazanın meydana gelmesinde plakası bilinemeyen araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, bu durumda müvekkilinin uğradığı bedensel zararların giderilmesinden davalı kurumun sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla; 1.000,00-TL maddi tazminatın olay tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte davalı ...'ndan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; eldeki dava açılmadan önce davacı tarafça vekil edeni kuruma yapılmış herhangi bir başvuru bulunmadığını, ayrıca davacının yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasına, plakası belirlenemeyen bir aracın sebebiyet verip vermediğinin de belli olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuş, 14/10/2019 günlü dilekçe ile de; davacının yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasına ... plaka sayılı aracın karıştığı ve araç sürücüsünün de ...olduğunun yapılan tahkikat neticesinde ortaya çıktığını ve söz konusu bu aracın ... Sigorta A.Ş nezdinde sigortalı bulunduğunu, bu durumda vekil edeni kuruma husumet yöneltilemeyeceğini, açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesini istediklerini bildirmiştir. Davacı vekili tarafından müteakip dosyaya sunulan 25/09/2020 günlü dilekçe ile; yargılama sırasında kazaya sebebiyet veren aracın ...plaka sayılı araç olduğunu ve bu aracın ... Sigorta A.Ş nezdinde sigortalı bulunduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, HMK'nın 124.maddesi uyarınca iradi taraf değişikliği haklarını kullanmak istediklerini, dava dilekçesi ile iradi taraf değişikliğine ilişkin iş bu dilekçenin .. Sigorta A.Ş'ye tebliğ edilmesini talep etmiş ve mahkemece bu istem değerlendirilerek verilen 15/10/2020 günlü ara kararla davacı tarafın iradi taraf değişikliği talebi reddolunmuş ve müteakip yapılan yargılama sonucunda da; \"...davacı trafik kazası sonucu yaralandığından bahisle maddi tazminat talep etmiş olup, davacı taraf kazaya plakasını görmediği bir aracın sebebiyet verdiğini iddia etmiştir. Davaya konu olay ile ilgili soruşturma Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/8748 Soruşturma sayılı dosyasında görülmüş olup dosyanın şüphelisi bulunmamaktadır. Yine soruşturma dosyasında davacının direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu düşerek kendini yaralandığından bahisle Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına Dair Karar verilerek sonuçlandığı göz önüne alındığında davacının yaralanmasına dış bir etkenin sebep olmadığı anlaşıldığı...\" şeklindeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri; yargılama sırasında belirlenen hususlar nedeniyle yapmış oldukları haklı iradi taraf değişikliğine ilişkin talepleri kabul edilerek, davaya ... Sigorta A.Ş nezdinde devam edilmesi gerekirken dosya kapsamıyla örtüşmeyen bir gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir. Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen cismani zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat istemine ilişkindir.1-İradi taraf değişikliğine ilişkin HMK madde 124’te bir davada taraf değişikliğinin ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkün olduğu hüküm altına alınmış, bununla birlikte maddenin 3. fıkrasında maddi hataya dayanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği, 4. fıkrasında ise “Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükme[deceği]”  düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan düzenleme karşısında davacının tarafı yanlış göstermede dürüstlük kuralına aykırı davranmadığı, tarafın yanlış gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı hâllerde iradi taraf değişikliği yapabileceği konusunda duraksamamak gerekir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; dava açan dilekçede, davacının plakasını tam olarak göremediği, kendisini tehlikeye düşüren araca çarpmamak için sevk ve idaresindeki motosikletin direksiyonunu kırması ve bu nedenle motosikletin devrilmesi neticesinde yaralandığı, kazanın oluşumunda plakası belirlenemeyen araç sürücüsünün kusuru bulunduğu ileri sürülerek, eldeki davanın ...'na yöneltildiği görülmüştür. Ne var ki, dava dilekçesi ekinde sunulan bilgi ve belgelerden, talep konusu kazaya karışan aracın ... plaka sayılı, beyaz renkli ... marka bir araç olduğu ve araç sürücüsünün de ... isimli şahıs olduğu anlaşılmakta olup, yargılama sırasında Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden temin edilen 18/05/2016 günlü cevabi yazıda da; ... plaka sayılı aracın .. Sigorta A.Ş nezdinde ZMM sigortalı olduğu bildirilmiştir. Davalı ... tarafından dosyaya gönderilen 25/05/2016 günlü resmi yazıda da; davacı tarafça dava konusu kazaya ilişkin olarak kuruma yapılmış herhangi bir başvuru olmadığı, bu nedenle de hasar dosyası açılmadığı açıklanmıştır. Bu durumda davacının, dava açmadan önce kazaya sebebiyet verdiğini ileri sürdüğü araç plakasını bilmediği veya bilebilecek konumda olmadığından söz etmek mümkün değildir. Araç plakasının ne olduğunu ve bu aracın kim tarafından kullanıldığını bilen davacının basit bir araştırmayla veya bilgi edinme hakkı kapsamında Sigorta Gözetim Merkezi'ne yapacağı başvuru neticesinde aracın ZMM sigortası olup olmadığını tespit edebilmesi mümkün olmasına rağmen bu yöne gitmeksizin veya davalı ...'na elindeki bilgi ve belgeleri sunarak herhangi bir başvuru yapılmaksızın doğrudan eldeki davayı açmış olması yasanın aradığı dürüstlük kuralına aykırı olduğundan ilk derece mahkemesince davacı tarafça yapılan iradi taraf değişikliğine itibar edilmemiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; davacı tarafça sunulan iradi taraf değişikliğine ilişkin 25/09/2020 günlü dilekçe davalı ...'na tebliğ edilmemiş olduğundan ve iradi taraf değişikliğine rızası olup olmadığı tespit edilememiştir. Hal böyle olunca mahkemece, davalı ...'na davacı tarafın iradi taraf değişikliğine ilişkin dilekçesi gönderilerek böyle bir değişikliğe açık rızası olup olmadığı sorulmaksızın yargılamaya devam olunarak yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.  2-Kabule göre de; iradi taraf değişikliğinin kabul görmemesi ve davalı ...'nın davada taraf ehliyeti bulunmadığının belirlenmesi nedeniyle, ...'na yönelik olarak açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken davanın esasına ilişkin değerlendirme neticesinde davanın reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır. Sonuç itibariyle, mahkemece yapılacak iş öncelikle iradi taraf değişikliğine ilişkin dilekçenin ...'na tebliğe ile böyle bir değişikliğe rızaları olup olmadığının sorulması, olmadığının bildirilmesi halinde davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi, rızaları olduğunu bildirmeleri halinde de; ... Sigorta A.Ş'nin davaya katılımı sağlanarak, oluşacak duruma göre davanın esası hakkında ve ... Sigorta A.Ş'ye yönelik olarak bir karar verilmesi gerekirken bunun yapılmamış olması HMK.m.353/1-a/4 hükmü kapsamındaki hali oluşturacağından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile; ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle  KABULÜ ile, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2020 tarih ve 2016/299 Esas 2020/860 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/4 madde hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA,2-Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının  talebi halinde davacıya İADESİNE,4-İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü  uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/10/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1b3fd6b40345b29c","SID":"4d1c5a630326c1c6"}}