{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS     NO\t: 2021/1138 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1739<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/02/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/456 Esas  2021/159 Karar <br>DAVA\t\t: ALACAK<br>KARAR TARİHİ\t: 10/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 10/10/2024<br> <br>İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/456 Esas ve 2021/159 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili ve ihbar olunan ... A.Ş vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br><br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ait ... plakalı aracın davalıdan 873.940,47-TL bedel ile satın alındığını, aracın tescilinin 21.06.2017 tarihinde yapıldığını, aracın garantisinin halen devam etmekte   olduğunu, araç  satın alındıktan sonra 11.01.2018 tarihinde şanzımanında arıza oluştuğunu, özellikle belirli sürüş modlarında \"d\" modu hariç diğer modlarda aracın şanzımanında vuruntular husule geldiğini, iş bu arıza husule gelir gelmez yetkili servise aracın teslim edildiğini ve bu hususun davalıya ihbar edildiğini, bu durum üzerine İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/9 D. İş sayılı dosyası üzerinden delil tespiti ikame edildiğini ve yapılan delil tespitine ilişkin olarak hazırlanan bilirkişi raporunda; aracın sıfır olarak alındığını ve 19.514 km' de bulunduğunu, garanti kapsamının devam ettiğini, araçtaki arızanın şanzıman arızası olduğunu, aracın belli sürüş modlannda \"tık\" \"tık\" yapmak suretiyle kasıldığını,  bu durumun normal olmadığını, arızanın üretimden kaynaklı olduğunu, otomatik şanzımanın komple değiştirilmek suretiyle arızanın giderilebileceğini, otomatik şanzıman bedelinin 12.546 EURO + KDV olduğunu, işçilik bedelinin ise KDV Dâhil 5.000,00-TL olduğunu, bu bilirkişi raporunun davalıya tebliğ edildiği gibi taraflarınca da İzmir 2. Noterliği' nin 15.02.2018 tarih ve 2876 Yevmiye No' lu ihtarnamesi ile ücretsiz olarak onarılmasının talep edildiğini, 6098 Sayılı TBK' mn 227. Maddesinde \"alıcının aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını ve genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı bulunduğu\" nun belirtildiğini, müvekkili şirkete ait aracın garanti kapsamında şanzımanının arızalandığını ve davalı tarafından ücretsiz olarak onarılmasından imtina edildiğini, ayıbın sonradan ortaya çıkan gizli ayıp niteliğinde olduğunu, davalının üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi, aracın onarılması durumunda, bu durumun servis kayıtlarında da yer alacağını ve aracın değerinin düşeceğini, ikinci el piyasasında satışının hayli zor olacağını, bu sebeple müvekkili şirketin sıfır olarak aldığı ve garantisi halen devam eden araçtaki zararın giderilebilmesi için iş bu davayı açtıklarını beyanla  müvekkili şirkete ait ... plakalı ... marka aracın şanzımanının ücretsiz olarak yenisi ile değiştirilmek suretiyle onarılmasını, bu mümkün değil ise bedelinin tahsilini, müvekkil şirkete ait aracın onarılmasının servis kayıtlarına geçecek olması sebebiyle değer kaybının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL' nin davalıdan tahsilini, İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/9 D. İş sayılı dosyasına ait giderlerin davalıdan tahsilini,  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep ve dava  etmiştir.<br>Davalı vekili  cevap dilekçesinde özetle; dava konusu araçta herhangi bir ayıbın bulunmadığını, dava konusu araç ile ilgili olarak davacının aracı kullanımı sebebi ile oluşan her türlü şikâyetinin müvekkili şirketçe, müşteri memnuniyeti ilkesi gereğince dikkate alındığını,  gerekli her türlü bakım ve özen yükümlülüğünün yerine getirilerek aracın  her defasında yetkili servis tarafından anılı şikâyetleri giderilerek eksiksiz bir şekilde davacıya teslim edildiğini,  dava konusu araçta hiçbir şekilde imalat hatasının mevcut olmadığını, davacının araçta ayıbın olduğuna ilişkin iddialarını kabul etmenin mümkün olmadığını, araca ilişkin periyodik bakımlarının eksiksiz olarak yapıldığını, davacıya 29.08.2017 tarihinde güneş kontrol ve güvenlik cam filmi, 27.10.2017 tarihinde arka ve Ön aksın ayarlanması, motor yağı servisi, jant eksenel ve yanal sargısının kontrolü, cam suyu, karter tapas, yağ filtresi, motor yağı hizmetleri ve 20.01.2018 tarihinde ön fren disk, ön iki lastik değişimi, ön fren ikaz, ön fren balata hizmetleri eksiksiz ve kusursuz bir şekilde verildiğini, davacının da bu hizmetler sonrasında aracını geri alırken hiçbir itirazı kayıtta bulunmadığını, davacıya tüm hizmetlerin müşteri memnuniyetini en üst seviyede sağlayacak kapsamda verildiğini,  tespit dosyasında alınan raporun  yeterli ve gerçekçi açıklamaları sunmaktan uzak olduğunu, araçta ayıp olduğunu hiçbir şekilde kabul ettiklerini,  davacının araç ile ilgili iddialarının haklı olduğu düşünülse dahi, araçtaki söz konusu eksiklik ve ayıbın, müvekkil şirketinden değil, bizzat davacının aracı kullanımından kaynaklandığını, davanın ithalatçı ... A.Ş.’ne ihbar edilmesini,    davanın reddi ile  yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>Mahkememizce dava  ... A.Ş. ne ihbar olunmuş, ihbar olunan  vekili Mahkememize sunmuş olduğu davaya cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin, dava konusu aracın üreticisi, satıcısı veya ithalatçısı olmadığını, bu nedenle müvekkil şirket açısından davanın  husumet yokluğu nedeni ile reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin iştigal konusunun ... ile ... marka araçların ithalatı olduğunu,  dava konusu  ... marka/model aracın  müvekkili şirketin ithal ettiği araçlardan olmadığını,  davaya konu aracın müvekkili şirket ile hiçbir ilgisinin  bulunmadığını beyanla davanın müvekkili yönünden husumet yokluğu nedeni ile reddine, yargılama giderleri ile yasal vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususlar: Davacının davalı taraftan satın aldığı aracın ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın niteliği, davacının seçimlik haklarını kullanıp kullanmayacağı noktalarında toplandığı tespit edilmiştir. <br>DELİLLER:<br>Araç satın almaya ilişkin fatura, servis onarım faturaları dosyamız içerisindedir. <br>İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2018/9 D.iş sayılı dosyası getirtilerek dosyamız arasına alınmış, dosyada alınan bilirkişi raporunda;   aracın yaklaşık 7 ay önce sıfır olarak satın alındığını, 19.500 km de olduğunu, garanti kapsamında bulunduğunu, araçtaki mevcut arızanın (otomatik vites kutusu) şanzıman arızası olduğunu, aracın \"D\" ve \"M\" tüm konumlarında gaza basıldığında vites geçişlerinin sağlıklı bir şekilde gerçekleştiğini, ancak özellikle araç 100km/h hızlara çıktıktan sonra, S konumlarında (S1-S8) ve özellikle S3 den sonra gaza basıldığında, otomatik vites geçişlerinin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmediğini, vites değişimi esnasında \"tık\" \"tık\" şeklinde iki kez ses gelerek aracın kasıldığını, vuruntu yaptığını, devirin toparlayarak hemen artmadığını, sonra hemen toparlayıp ve devirin artmaya başladığını, bu durumun ve NI konumundaki vites geçişlerinin normal olmadığını, yaptığı anlık kasılma ile rahatsızlık verici olduğunu, arızanın kullanım kaynaklı olmadığını, üretimden kaynaklı olduğunu, satın alma sırasında tespit isteyenin anlamasının güç olduğunu, iş emirlerine göre aracın ilk arızası olduğunu, tespit konusu aracın üst segmentte bir araç olduğunu, özellikle SPORT kullanımda tork ve performans istenip gaza basıldığında, kullanıcıya rahatsızlık vereceğini, konforsuz kullanım sağlayacağını, kullanıcıyı tedirgin edeceğini, otomatik şanzımanın komple değişimi ile arızanın giderilme olasılığının çok yüksek olduğunu, araçta ... tip otomatik şanzıman olduğunu, ...' den alınan 23.01.2018 tarihli şanzıman bedelinin 12.546 EURO + KDV (MB E.S. KURU 4,6522TL/EURO) olduğunu, bu bedele KDV Dâhil 5.000,00-TL daha işçilik bedeli eklenmesi gerekeceğinin belirtildiği görülmüştür. <br>Mahkememizce davaya konu araç üzerinde 3  Makine Mühendisi bilirkişiden oluşan heyet marifetiyle 04/09/2018 tarihinde keşif icra edilerek, davaya konu aracın ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın gizli ayıp mı açık ayıp mı olduğu, davacının seçimlik hakları kullanıp kullanamayacağı, araçta değer kaybı meydana gelip gelmediğinin tespiti hususlarında rapor tanzim etmeleri istenmiş, bilirkişi heyetince dosya kapsamı ve dava konusu araç üzerinde yapılan incelemeler sonucunda düzenlenen 11/10/2018  havale tarihli raporda özetle; ... ... 2016 Model otomobilin, bünyesindeki ... tip şanzımanın heyetçe test sürüşünde incelendiği,  şanzımanın \"S\" SPORT konumundaki hız ve tork değişimleri ile vites geçişleri esnasında devreye giren ve devreden çıkan kavramalardaki tork aktarımlarının sürücü tarafından hissedildiği, kavramalardaki tork geçişleri esnasındaki hız senkronizasyonunun yumuşak olarak gerçekleşmediği kanaatine varıldığı, <br>Yapılan tespitlerde vites geçişleri esnasında devreye giren ve devreden çıkacak tork aktarmalarının sürücü tarafından olağan bildiğince az hissedilmesi gerektiği, buna rağmen özellikle S 3 SPORT konumundan sonraki vites değişimlerinde araçta ses, titreme ve kasılma meydana geldiği, bu durumun sürücünün kullanımından kaynaklanmadığı, aracın üretiminden kaynaklandığı, ... otomatik şanzımanın değiştirilmesi gerektiği, yapılan piyasa araştırması neticesinde bedelinin dava tarihi (12.04.2018) itibarı ile 12.546 EURO+KDV olduğu, (Dava tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru: 5,1068 TL/EURO), bu bedele 6.000,00-TL daha işçilik bedelinin eklenmesi gerektiği, araçta bir değer kaybı oluşmadığı, belirtilmiştir. <br>Taraf vekillerinin  bilirkişi raporuna beyan ve  itirazları doğrultusunda itirazların değerlendirilmesi için dosya ve ekleri kök raporu tanzim eden bilirkişi heyetine yeniden tevdii edilerek ek rapor düzenlemeleri istenmiş, bilirkişi heyetince tanzim edilen 18/12/2018 havale tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda; Kök rapordaki tespitlere ek olarak  Aracın, 19.514 km' de şanzıman arızası ile teknik servise geldiği, aracın yeni ve km sinin çok düşük olduğu, meydana gelen şanzıman arızasının ve sonucunda otomatik şanzıman değişiminin reel piyasada ikinci el araç satışında, aracın pazarlık payını ve ikinci el piyasa değerini düşürebileceği, araçta bir değer kaybı oluşturabileceği; şanzımanın aracın en önemli ve temel parçalarından biri olduğu dikkate alındığında, aracm amortismana dahil iktisadi kıymetler tablosundaki amortisman ömrü aracın kilometresi gibi hususlar değerlendirildiğinde, otomatik şanzıman değişiminin yapılan piyasa araştırmasında araçta meydana getireceği değer kaybının 35.000,00-TL olduğu <br>Otomatik Şanzıman değişimi sebebi ile oluşacak değer kaybı bedelinin ödenip ödenmeyeceği hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. <br>Taraf vekillerinin bilirkişi ek raporuna karşı beyan ve itirazları doğrultusunda Mahkememizce  İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak; İTÜ Makine Mühendisliği ve Otomotiv bölümünden 3 kişilik akademisyen bilirkişinin resen tayini ile rapor tanzimi istenilmiş, talimat Mahkemesince bilirkişi heyetinden  aldırılan 21/05/2019 havale tarihli raporda özetle; Dava konusu aracın gizli ayıp niteliğinde imalat hatalı olduğu, araçtaki ayıbın giderilmesi için vites kutusunun hiç kullanılmamış orijinal yenisiyle değiştirilmesinin gerektiği, araçta onarım yapılması halinde bir değer kaybı oluşmayacağı belirtilmiştir. <br>Taraf vekillerinin  bilirkişi raporuna beyan ve  itirazları doğrultusunda itirazların değerlendirilmesi için dosya ve ekleri kök raporu tanzim eden bilirkişi heyetine yeniden tevdii edilmek üzere İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış, talimat Mahkemesince bilirkişi heyetinden aldırılan 21/11/2019 havale tarihli ek raporda; kök rapordaki tespitlerin geçerli olduğu, araçta onarım yapılması halinde bir değer kaybı oluşmayacağı belirtilmiştir. <br>Mahkememizce taraf vekillerinin bilirkişi raporlarına beyan ve itirazları doğrultusunda  dosyanın otomotiv uzmanı akademisyen bilirkişi ...' e tevdi ile önceki raporlardaki değer kaybına ilişkin çelişkide giderilmek suretiyle  davacıya ait araçta yapılan şanzıman değişikliğinin araçta değer kaybına neden olup olmayacağı olacaksa piyasa şartlarına göre  değer kaybı miktarı hususlarında  rapor tanzimi istenilmiş, bilirkişi ... tarafından  tanzim edilen 06/04/2020 havale tarihli raporda özetle;  Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 22.02.2018 tarih, 2017/980 Esas, 2018/1219 Karar No.lu kararında; \"......Hükme esas alınan bilirkişi raporunda araçtaki değer kaybının tespiti, Dairemizce değer kaybının belirlenmesi hususunda esas alınan, aracı kaza tarihindeki hasar görmemiş 2. el piyasa değeri ile kazadan sonraki onarılmış haldeki 2. el piyasa değeri arasındaki fark kriterine uyulmaksızın hesaplama yapılarak sağlanmıştır. Bilirkişi raporunda belirtilen yöntemle değer kaybının tespit olunduğu rapora dayalı olarak hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalı tarafın savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının belirlenmesi, meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık yeni bir rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir\" hükmünün karara bağlandığının  görülmekte olduğu, <br>Bununla birlikte İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 15.03.2019 tarih ve 2017/1313 Esas, 2019/419 Karar Sayılı kararında; \"....davacıya ait aracın ... benzinli hususi otomobil, 2014 model, 11.162 km.de olduğu, yapılan piyasa araştırmaları ve internet ortamında emsal aracın 2. el satış fiyatları da araştırılmış olup aracın hasarsız değerinin 150.000,00.-TL olduğu, aracın arka kısım hasarlarının orijinal parçalarla onarımından sonra 2. el piyasa değerinde bir miktar düşme olduğu, onarımdan sonraki değerinin 143.000,00.-TL olduğu, bu durumda araçta meydana gelen değer kaybının ise 7.000,00.-TL olduğu belirlenmiştir. Görüldüğü üzere bilirkişi raporunda Yargıtay 17. H.D'nin yerleşik içtihatlarına uygun bir şekilde hasar tutarı ve değer kaybı belirlenmiş, ekspertiz raporunun neden dikkate alınmadığı gerekçeleriyle objektif ve bilimsel bir şekilde ortaya konulmuştur....\" hükmünün karara bağlandığı, <br>Ayrıca  Yargıtay 4. Dairesinin 29.04.2004 tarih ve 2003/16114 Esas, 2004/5734 Karar Sâyılı kararında; \"....... bu durumda sözü edilen aracın onarıldıktan sonra mübadele (rayiç) değerinin, olaydan önceki mübadele değerinden az olacağının kabulü gerekir. Çünkü tamamen onarılmış olsa bile bu araba tahribat izlerini taşımaktadır. Onarılmış durumdaki değeri ne kadar iyi onarılmış olursa olsun kural olarak aynı nitelikteki hiç hasara uğramayan araç değerinden düşüktür ve bu da cari değerinden kavbettirmektedir. Zararı tazminle yükümlü olan kimse tazmin borcunu doğuran eylemin meydana gelmesinden önceki durumu iadeye mecburdur\" hükmünün karara bağlandığı,<br>Bir başka ifadeyle; talebe konu aracın onarım sonrası satılmak istendiğinde; onarım öncesine göre 2. el piyasa bedelinde ortaya çıkan farkın, reel değer kaybı olarak esas alındığı, <br>Dosya kapsamındaki servis kayıtlarına göre; \"0\" km. olarak satın alınan aracın, bahse konu arıza öncesinde kısmi veya ağır hasar kaydının bulunmadığı, bir başka ifadeyle herhangi bir trafik kazası geçirmediği, araçta bir kaporta ve şase hasarı oluşmadığı, <br>Günümüzde bir aracın herhangi bir işlem nedeniyle servise girdiği anda, yapılan tüm işlemlerinin kayıt altına alınmakta olduğu, Bir aracın plakası değişse bile motor ve şasi numarasının bilgisayara girildiği anda, o araca geçmişte yapılan tüm işlemlerin herhangi bir servis tarafından görülmekte ve izlenmekte olduğu, <br>Özellikle yüksek teknolojik özelliklere sahip, Ülkemiz standartlarında lüks sınıfa giren, oldukça pahalı ve yapısı gereği yapısında çok sayıda donanım bulunduran, konfor, güvenlik bakımından üst düzey segmentte yer alan bu ve benzeri araçlar esas alındığında, toplumda bu markayı tercih eden kesimin ekonomik seviyesi ve buna bağlı olarak aracın hitap ettiği kitlenin hassasiyetleri ve yüksek piyasa rayiç bedeli olan bu araçlarda meydana gelen arızalar layıkıyla onarılsa dahi araçtaki arızalara bağlı olarak yapılan işlemler, servis kayıtlarında görüleceğinden daha az talep gördüğü, aracın ileriki süreçte 2. el satışında servis kayıtlarında yapılacak sorgulamada görülmesi nedeniyle tüketicinin satın alma refleksini olumsuz yönde etkileyeceği, bu araçların 2. el piyasasında aynı tip hasarsız araçlardan daha düşük fiyata alıcı bulduğunun  bilinmekte olduğu, <br>Dolayısıyla dava konusu araçta vites geçişlerinde sarsıntı, kasılma, ses, titremeye bağlı olarak otomatik vites kutusunun komple değiştirildiği, bu hususun servis kayıtlarında görüleceğinden aracın ikinci el satışında \"gerçek zarar\" olarak değerlendirileceği, bu nedenle araçta \"değer kaybı\" oluşacağı, oluşan değer kaybının bahse konu aracın marka, model ve sınıfı ile piyasa şartlarında alınan bilgi ve değerlendirmeye göre 20.000,00.-TL olduğu, buna göre; ayıp giderildiğinde haricen oluşan değer kaybının 20.000,00.-TL olduğu belirtilmiştir. <br>Mahkememizce  tarafların ve ihbar olunan vekilinin rapora karşı itirazları değerlendirilerek ek rapor tanzim etmek üzere dosya ve ekleri  otomotiv uzmanı akademisyen bilirkişi ...' e yeniden tevdii edilmiş, bilirkişi tarafından tanzim edilen 06/10/2020 havale tarihli ek raporda; kök rapordaki tespitlerin yinelendiği, değişikliği gerektirecek bir husus olmadığı belirtilmiştir. <br>Davacı  vekili 14/10/2020 havale tarihli dilekçesi ile; 1.000,00-TL olarak talep ettikleri değer kaybı tazminatını 20.000,00-TL olarak ıslah ettiklerini beyan ederek, ıslah harcını tamamlamışlardır. <br>Ayrıca şanzımanın değiştirilmesi ve onarılması talep edildiğinden bilirkişi ... in 06/10/2020 tarihli raporunda 81.600 TL şanzımanın değişimi ve onarımı için miktar belirlendiğinden davacı tarafa eksik kalan 22.600 TL üzerinden harç yatırması için süre verilmiş, davacı tarafça eksik harç tamamlanmıştır. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;<br>Dava, araç satımından kaynaklanan ayıp nedeniyle açılan alacak  davasıdır.  <br>Davacı tarafın davalı şirketten ... 2016 model  davaya konu aracı satın aldığı, ancak araçta garanti süresi içerisinde bir takım arızalar meydana gelmesi nedeniyle aracın ayıplı olduğu iddiasıyla davacı tarafça davalı aleyhine şanzımanın ücretsiz olarak yenisi ile değişmesi suretiyle onarılmasına, bu mümkün değilse bedelinin tahsili, ve araçta oluşacak değer kaybının tahsili  talepli dava açtığı anlaşılmıştır.<br>TBK nun 227. Maddesi şu şekildedir: \"Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu oldugu hâllerde alıcı, asagıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir.<br>1. Satılanı geri vermeye hazır oldugunu bildirerek sözlesmeden dönme.<br>2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satıs bedelinde indirim isteme.<br>3. Asırı bir masrafı gerektirmedigi takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.<br>4. Imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile degistirilmesini isteme.<br>Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.<br>Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve ugradıgı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.<br>Alıcının, sözlesmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satıs bedelinin indirilmesine karar verebilir.<br>Satılanın degerindeki eksiklik satıs bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözlesmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle degistirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.\"<br>Somut olayımızda davacı TBK nın 227/4 maddesindeki satılan araçtaki şanzımanın  ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik hakkını kullanmıştır. <br>Mahkememizce davaya konu aracın  ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın gizli ayıp mı açık ayıp mı olduğu, davacının seçimlik hakları kullanıp kullanamayacağı hususlarında  dosyaya sunulan bilirkişi kök ve ek raporlarının  denetime elverişli ve açık olması nedeniyle itibar edildiği, buna göre; dava konusu aracın  şanzımanının \"S\" sport konumundaki hız ve tork değişimleri ile vites geçişleri esnasında devreye giren ve devreden çıkan kavramalardaki tork aktarımlarının sürücü tarafından hissedildiği, kavramalardaki tork geçişleri esnasındaki hız senkronizasyonunun yumuşak olarak gerçekleşmediği, vites geçişleri esnasında devreye giren ve devreden çıkacak tork aktarmalarının sürücü tarafından olağan bildiğince az hissedilmesi gerektiği, S3 Sport konumundan sonraki vites değişimlerinde araçta ses, titreme ve kasılma meydana geldiği, bu durumun sürücünün kullanımından kaynaklanmadığı, aracın üretiminden kaynaklandığı, ... otomatik şanzımanın değiştirilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, bilirkişi ... tarafından dosyaya sunulan 06/10/2020 tarihli ek raporda şanzımanın tamir masrafının KDV dahil 81.600 TL olarak belirlendiği,  her ne kadar davalı taraf davacının ayıp ihbar yükümlülüğünü yasal süresi içerisinde yerine getirmediğini iddia etmiş ise de; TTK nın 23/1-c maddesi yollamasıyla somut olayda uygulanması gereken madde TBK nun 223/2 maddesi hükmüdür. Buna göre somut olayımızda araçta gizli ayıp olduğundan ve bu durum sonradan ortaya çıktığından, davacı tarafça da ayıba konu durumun davalıya birden fazla kez bildirildiği dosya kapsamındaki delillerle sabit olduğundan davacının ayıp ihbar yükümlülüğünü yasal süresinde yerine getirdiği,  dolayısıyla davacının TBK nun 227. Maddesi gereğince seçimlik haklarını kullanabileceği kanaatine varılmış,   davacının öncelikle şanzımanın ücretsiz olarak yenisi ile değiştirilmek suretiyle onarılmasını talep etmesi  nedeniyle davacının bu talebinin kabulüne karar verilmiştir.<br>Davacının değer kaybı talebine gelince; değer kaybı konusunda dosyaya sunulan    18/12/2018 havale tarihli bilirkişi heyeti ek raporu ile  İTÜ de görevli bilirkişi heyetinden alınan 21/05/2019 havale tarihli asıl rapor ile aynı bilirkişilerden alınan ek rapor arasında çelişki bulunduğundan, mahkememizce Otomotiv uzmanı akademisyen bilirkişi ...'den değer kaybına ilişkin raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için rapor aldırılmış, bilirkişi ... tarafından düzenlenen asıl ve ek raporun denetime elverişli ve açık olması, tespit edilen hususların mahkememizce de dosya kapsamına uygun olması nedeniyle itibar edilmiş, gerçekten de  araçta vites geçişlerinde sarsıntı, kasılma, ses, titremeye bağlı olarak otomatik vites kutusunun komple değiştirildiği, bu hususun servis kayıtlarında görüleceğinden aracın ikinci el satışında \"gerçek zarar\" olarak değerlendirileceği, aracın markası ve modeli, fiyatı da göz önünde bulundurulduğunda 2. el satışlarında servis kayıtlarında şanzıman değişiminin görülecek olması nedeniyle bu durumun araçta değer kaybı oluşmasına neden olacağı vicdani kanaatine varılmış, bilirkişi ... tarafından düzenlenen rapor değer kaybı yönünden hükme esas alınarak değer kaybı talebinin de kabulüne karar verilmiştir. <br>Her ne kadar davalı taraf ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de; davacının değer kaybı zararı araçtaki gizli ayıptan kaynaklı olduğundan TBK nun 231/2 maddesi gereğince davacının ağır kusuru bulunduğu...\" gerekçesi ile; Davalı vekilinin ıslah zamanaşımı itirazının reddine, DAVANIN KABULÜ İLE; Davacıya ait ... plaka sayılı ... marka aracın şanzımanının davalı tarafça ücretsiz olarak yenisi ile değiştirilmek suretiyle onarılmasına, 20.000.TL değer kaybının 1.000.TL'sinin 11.01.2018 tarihinden itibaren, 19.000.TL'sinin ise ıslah harcının yatırıldığı 07.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili ve ihbar olunan .... A.Ş vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br> <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br><br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarının yetersiz ve hükme esas alınamayacağını, araçta değer kaybının olmayacağını, müvekkili şirketin hiçbir kusurunun bulunmadığını, ıslah ile artırılan miktar yönünden alacağın zamanaşımına uğradığını, ayıp ihbarının süresinde olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>İhbar olunan ... AŞ. vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihbar olunan müvekkili şirketin dava konusu aracın üreticisi, satıcısı yada ithalatçısı olmadığını, müvekkili ihbar olunan şirkete husumetin düşmeyeceğini, zamanaşımı definin reddinin haksız olduğunu, bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu ve hükme esas alınamayacağını, orjinal parça değişiminde değer kaybının olmayacağını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.        <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br><br>Dava, ticari satıma konu aracın TBK m. 219 ve devamına göre ayıp nedeniyle ayıplı parçanın ayıpsız misli ile değişimi ile değer kaybının tahsili istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>1-İhbar olunan ... AŞ. vekilinin istinaf kanun yolu başvurusu yönünden; <br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 61-70. maddeleri arasında davanın ihbarı ve davaya müdahalenin usulü ve şartları düzenlenmiştir. Taraflardan biri davayı kaybettiği taktirde üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir.  Davayı ihbarın usul hukuku bakımından amacı, dava kendisine ihbar edilen üçüncü kişinin, davaya katılarak davayı ihbar eden tarafa yardım etmesinin sağlanmasıdır.  İhbar olunan kişinin HMK.'nun 63. maddesine göre ancak davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılma imkanı bulunmaktadır. Kendisine dava ihbar edilen üçüncü kişi davada taraf olma sıfatını kazanmaz. İhbar olunan gerçek veya tüzel kişi, derdest bir davada en fazla müdahil sıfatı alabilecek kişidir  ve  bu nedenle de ihbar olunanın hakkında karar verilemez. <br>Bu yasal düzenlemeler kapsamında incelemeye konu kararda; ihbar olunan ... AŞ.'nin dava ile ilgisinin ihbar olunan sıfatından kaynaklandığı, aleyhine herhangi bir hüküm tesis edilmediği, mahkeme hükmünün aleyhe bir durum yaratmadığı ve bu bağlamda taraf ve istinaf sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, ihbar olunan ... AŞ. vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir. <br>2-Davalı şirket vekilinin istinaf kanun yolu başvurusu yönünden;<br>Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir. <br>TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır.<br>Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar:<br>a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır<br> Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir.<br>b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır.<br>Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz.<br>c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır.<br>Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir.<br>Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz.<br>d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır<br>e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır<br>f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır<br>Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür.<br> Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü .maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır. TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir. <br>Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer.<br>Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar;<br>-Sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- AVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı, İstanbul, 2011)<br>Satım sözleşmesine konu aracın ayıplı olup olmadığı ve ayıp ihbarının yasal sürede yapılıp yapılmadığını kimin kanıtlaması gerektiğini bulabilmek için hukukumuzda “ispat yükü”nün nasıl düzenlendiğine bakmak gerekmektedir.<br>İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.<br>İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre<br>“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”<br>İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.<br>İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.<br>Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.<br>Bu açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, satıma konu araç şanzımanının üretimden kaynaklı ayıplı olmasına, ayıp ihbarının yasal süresinde olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  <br><br>A-1-İhbar olunan ... AŞ.'nin istinaf dilekçesinin REDDİNE,<br>2-Peşin alınan harcın ihbar olunan ... A.Ş'ne iadesine,<br>3-İhbar olunan ... A.Ş tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>B-1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/02/2021 tarih ve 2018/456 Esas  2021/159 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 6.940,30.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 1.735,75.TL harcın mahsubu ile bakiye 5.204,55.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 10/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f003ba210af65249","SID":"27d74289ae81a711"}}