{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS     NO\t: 2021/1137 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1738<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/425 Esas  2021/306 Karar <br>DAVA\t\t: İTİRAZIN İPTALİ <br>KARAR TARİHİ\t: 10/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 10/10/2024 <br> <br>İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/425 Esas ve 2021/306 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br><br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin Davalı şirketten 22.538 12 TL alacaklı olması sebebiyle izmir 4. İcra müdürlüğünün 2018 416 esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığını, Müvekkili şirketin davalı şirkete icra takibi başlatmadan önce ihtarname gönderdiğini ancak davalı şirketin ödeme yapmadığını, müvekkili şirketin davaya konu icra takibi başlatmadan önce Beykoz 1. noterliğinin 13171 20'ye numaralı ve 29 6 2016 tarihli ihtarnamesi ile söz konusu borcun 3 gün içerisinde ödenmesini talep ettiğini, ancak davalı borçlu şirketin iş bu borcunu ödemediğini ve bunun üzerine İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2018/ 416 esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibine başlatıldığını davalı borçlu şirketin ödeme emrine karşı hukuki mesnetten yoksun itirazının sunulması sebebiyle de huzurdaki itirazın iptali davasını açma zorunluluğunun tarafları hasıl olduğunu, müvekkili şirkete karşı hiçbir borcunun olmadığı destekten yoksun bir iddia olmakla beraber davalı tarafın haksız ve kötü niyetli olduğunun bir göstergesi olduğunu Zira cari hesapları incelendiğinde müvekkile şirketin alacaklı olduğun ortaya çıkacağını, davalı borçlu şirketin izmir 4. İcra Müdürlüğünün 2018/ borç miktarının tamamına itiraz ettiğini davalı şirketin borca itiraz etmesinde herhangi bir hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olduğunu bu hususta sözkonusu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu bu sebeple dava konusu icra takibine yapılan itirazın iptali ve yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesi ve tüm yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesinin gerektiğini, yukarıda anılan sebeplerle davalı borçlu şirketin haksız ve dayanaktan yoksun kötü niyetli itirazın iptaline asıl alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi ne ve yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı ya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı taraf vekili Mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacı tarafın delillerini taraflarına tebliğ ettirilmediğini, Hukuk muhakemeleri kanunu uyarınca delillerin sunmamış olan davacının yargılamanın her aşamasında sunacağı delillere karşı delillerini sunma ve davacının delillerine karşı her türlü beyan haklarını usul hukuku dairesinde saklı tuttuklarını, dava dilekçesinde yazılı delillerin eklenmediğini ve taraflarına tebliğ edilmediğini, hukuk muhakemeleri kanunu 121 maddesine göre dava dilekçesinde sözü edilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asılları ile birlikte harç ve vergiye tâbi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya örneklerin dilekçe eklenerek mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar içinde bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın Dilekçede yapılması ve gerekli posta giderlerinin bu olarak verilmesinin zorunlu olduğunu, esasa ilişkin itirazların da ise, müvekkili şirketin davacı hiçbir borcunun bulunmadığını sayın mahkeme huzurunda iptali istenen itiraza konu tutarın davacı şirketin haksız olarak talep ettiği ve hiçbir şekilde ispat edemeyeceği mesnetsiz bir iddiadan ibaret olduğunu, davacı şirketin alacak talebinin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, nitekim müvekkili şirketin davacı şirkete karşı cari ilişkiden kaynaklanmış olup da ödenmemiş bir borcunun bulunmadığını, her ne kadar davacı tarafça iş bu itirazın iptali davasının başlangıcını teşkil eden icra takibinin ödeme emrinde borcun nedeni olarak cari hesap alacağı açıklaması yapılmış ise de önemine binaen tekrarlayacaklarını üzere müvekkili davalı şirketin davacı tarafa Çağrı ilişkiden kaynaklanan hiçbir borcunun bulunmadığını, Müvekkili şirketin 160'ı aşkım mağazası ve 5000 üzerinde çalışanı ile ülkenin önde gelen perakende zincirlerinden olduğunu, dolayısıyla cari hesap alacağı açıklamasıyla davacı tarafa müvekkili şirketten W talep olunmakta olan davaya konu alacak iddiasının ayrıntısına hiçbir şekilde yer verilmediği gibi borcunu nereden kaynaklandığı konusunda da en ufak bir bilginin yer almadığını bu nedenle de taraflarınca yasal süresi içinde icra takibine itiraz etmek zorunda zarureti doğduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki uyarınca cari alacaklı olduğunu iddia eden davacının bu mesnetsiz iddiasını ispatla mükellef olduğunu, ayrıca Sayın mahkeme tarafından gerek görülmesi halinde delilleri arasında yer alan bilirkişi incelemesine müracaat etmek suretiyle müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak tetkikler neticesinde hakikatin ortaya çıkacağını ve huzurdaki davanın haksız ve kötü niyetli ikramiye edildiğinin tespit edileceğini izahtan vareste olduğunu, hiçbir şekilde borcu kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı tarafından müvekkili şirketten icra inkar tazminatı talep edilmesinin açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davacıya hiçbir borcu bulunmayan müvekkili şirketin hakkında Salt kötü niyetle ve haksız kazanç elde etme gayesi ile icra takibi başlatan davacının icra iflas kanunun 67/2 maddesi uyarınca kötü niyet tazminatına mahkum edilmesinin gerektiğini, sonuç ve istem kısmında davacının müvekkili şirketten hiçbir alacağının bulunmaması nedeniyle haksız ve değersiz açılan iş bu davanın reddine, davacının haksız olarak tahsil etmeye çalıştığı tutarın yüzde yirmi sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına fazlaya dair ve veya yasal her türlü hakları sakla kalmak kaydıyla karar verilmesini  talep etmiştir. <br>Cevap dilekçesinin tebliği üzerine davacı vekili tarafından 29/05/2018 havale tarihli cevaba cevap dilekçesinin sunulduğu ve ancak söz konusu dilekçenin davanın basit yargılamaya tabi dava ve işlerden olması nedeniyle beyan dilekçesi olarak kabulünün gerektiği, taraf teşkilinin sağlandığı ve usulüne uygun olarak tahkikat aşamasına geçildiği kanaatine varılmıştır. <br>DELİLLER: <br>İzmir 4.İcra müdürlüğü'nün 2018/416 sayılı takip dosyası, vergi daireleri müzekkere cevapları, dosyaya sunulan irsaliye örnekleri, bilirkişi kök ve ek raporları dosyamız arasındadır.<br>Tahkikat aşamasında ... A.Ş.'nin bütün aktif ve pasifi ile birlikte tüm hisselerinin .. A.Ş. tarafından satın alınması nedeniyle davaya davalı olarak ... A.Ş. tarafından devam edilmiş ve ... A.Ş.'nin tüzel kişiliği kalmadığından sistem üzerinden davalı sıfatı değiştirilerek yargılamaya devam olunmuştur.<br>İzmir 4.İcra müdürlüğü'nün 2018/416 sayılı dosyasının incelenmesinde; Mahkememiz davacısı tarafından ... A.Ş. Aleyhine 22.538,12 TL cari hesap alacağı ve 325,10 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 22.863,22 TL alacağın tahsili bakımından ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının \"22.538,12 TL cari hesap (tarih:15/10/2017)\" olarak belirtildiği, yapılan itiraz üzerine takibin durdurulduğu ve iş bu davanını yasal 1 yıllık süresi içerisinde açıldığı görülmüştür. <br>Mahkememizin 30/10/2018 tarihli duruşmasında verilen ara karar gereği davalı taraf ticari kayıt ve defterleri üzerinde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mali müşavir bilirkişisi ...' a tevdi edilmiş, adı geçen bilirkişi tarafından hazırlanan 13/12/2018 tarihli rapor dosyaya sunulmuş ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Söz konusu raporun sonuç kısmında aynen \"davalı tarafın incelenen yıllara ilişkin ticari defterlerinin muhasebe usul ve esaslanna uygun kayıt altına alındığı, açılış ve kapanış kayıtlarının ve beratlarının usulüne uygun ve zamanında yerine getirildiği, davada delil teşkil etme hususunda takdirin sayın mahkemeye ait olduğu, taraflar arasında (TTK md. 87/2) taşıma hizmeti içerikli cari hesap sözleşmesi akdedildiği, taraflar arasında cari hesap mutabakatının bulunmadığı, davalı tarafın bilirkişi incelemesine sunduğu hesap özetinde belirtilmiş olan kalemlerin davalının yasal defter ve dayanağı belgelerine göre kayıtlarında işlenmiş olduğu ve buradan hareketle, davalının davacıya yasal defter ve dayanağı olan cari hesap ekstresinin karşılığı olan, icra takip tarihi itibarıyla kayıtlı satıcılar cari hesabının herhangi bir alacak borç bakiyesinin vermediği\"  şekilde görüş ve kanaatin bildirildiği, rapora karşı davalı vekili tarafından beyan dilekçesinin, davacı vekili tarafından ise itiraz dilekçesinin sunulduğu görülmüştür. <br>Mahkememizin 29/01/2019 tarihli duruşmasında verilen ara karar gereği davacı vekilinin bildirmiş olduğu adreste davacı ticari defter ve belgeler üzerinde yerinde inceleme yapılarak rapor tanzim edilmesi istenilmiş, bu kapsamda yazılan  talimat Gebze 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/21 Tal. Sayılı dosyasına kaydedilmiş ve adı geçen talimat Mahkemesine SMMM bilirkişisi ... tarafından hazırlanan 22/04/2019 tarihli rapor sunulmuş ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Söz konusu raporun sonuç kısmında aynen \" ... Şirketi'nin bilanço usulüne göre defter tuttuğu, 2014 yılı Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter Defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının kanuni süresi içerisinde yapıldığı, 2015 ve 2016 yıllarında firmanın E-Defter kullanıcısı olduğu ve davaya konu olan dönemlerde berat onaylarının kanuni süresi içerisinde yapıldığı, davacı şirket ... Şirketi'nin 2014,2015 ve 2016 yılı ticari defterleri davalarda delil olarak kabul edilebilirliğinin tespit edildiği, muavin defterlere işlenen kayıtların evrakları, banka dekontları, virman mahsupları tarafıma sunulmadığından tüm belgeler kayıtlardan teyit edilememiştir. Davacı şirketi 2014 yılı yevmiye defter kayıtlarında 01/01/2014 tarihli açılış maddesinde davalı şirket'in 623.768,47 TL borçlu olduğu, 31/12/2014 tarihli kapanış maddesinde 5.164.291,00 TL alacak bakiyesi ile kapatıldığı, 2015 yılı yevmiye defter kayıtlarında 01/01/2015 tarihli açılış maddesinde davalı şirket'in 5.164.291,00 TL borçlu olduğu, 31/12/2015 tarihli kapanış maddesinde 33.014,59 TL alacak bakiyesi ile kapatıldığı, 2016 yılı yevmiye defter kayıtlarında 01/01/2016 tarihli açılış maddesinde davalı şirket'in 33.014,59 TL borçlu olduğu, 31/12/2016 tarihli kapanış maddesinde 22.538,12 TL alacak bakiyesi ile kapatıldığı, 31/12/2016 tarihli kapanışta görülen tutardan 18/02/2015 tarihli KPA2015000073584 numaralı 212,40 TL meblağlı temel faturanın red ve iadesi kanuni süresi içerisinde yapılmadığından mahsup edilmesi gerektiği ve alacak bakiyesinin bu nedenle 22.325,72 TL olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı\" şekilde görüş ve kanaat bildirildiği, rapora karşı davacı ve davalı vekili tarafından beyan ve itiraz dilekçelerinin sunulduğu görülmüştür.<br>Mahkememizin 09/07/2019 tarihli duruşmasında verilen ara karar gereği dosyaya gelen davalıya ait BA-BS formları ile davacının ek rapor talep eden dilekçesi incelenerek önceki rapor sunan  mali müşavir bilirkişi ...' a dosyanın tevdi edilmiş, adı geçen bilirkişi tarafından hazarlanan 23/12/2019 havale tarihli ek rapor dosyaya sunulmuş ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Söz konusu raporun sonuç kısmında aynen \"Davacı taraf defterleri üzerinden hazırlanan bilirkişi raporu ve dava dosyası içeriğine sunulan belgeler bağlamında yapılan incelemede, sayın mahkeme tarafından, davalı firmanın davacı tarafa kestiği 3 adet faturanın, sözleşme hükümleri dahilinde kesilmediğinin ve davacı firma tarafından 20.175,17 TL tutarlı 2 faturanın kanuni süresinde noter kanalı ile iade edildiğinin kabulü halinde davacı tarafa ait satıcılar cari hesabına 20.175,17 TL alacak kaydı yapılması gerektiği, taraflar arasındaki cari hesap tutarsızlığına ilişkin ; Davacı tarafından kesilen toplamda 3 adet faturadan sadece 1 adet 797,27 TL bedelli faturanın davacının itiraz dilekçesinde belirtildiğine karşılık, zaten davalı tarafın yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, diğer 31.10.2014 tarihli ...-201400003979 no'lu 662,22 TL ve 31.03.2015 Tarihli ...-201500001518 No'lu 691,06 TL bedelli faturaların ise kayıtlı olmadığı, bu hususta davalı tarafından gelirler idaresine beyan edilen 03/2015 dönemine ait BA formunun dosyada bulunmaması sebebiyle inceleme yapılamadığı, davacı firma tarafından bu faturanın elektronik fatura sistemi üzerinden davalı firmaya gönderildiği ve davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı, davalı tarafından belirtilen faturanın noter kanalı ile davacıya yasal sürede iade edilmediği, buna göre 1.353,28 TL tutarlı 2 adet fatura bedelinin davacı tarafa ait satıcılar cari hesabına Alacak kaydedilmesi gerektiği, sayın mahkeme tarafından davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmayan faturaların cari hesap içeriğine kayıt edilmesi gerektiği yönde hüküm kurulması halinde, İcra takip tarihi itibariyle davalı taraf defterlerinde davacı tarafa ait satıcılar cari hesabının 21.528,45 TL Alacak bakiyesi verdiği, davacı taraf ile aralarında gerçekleşen 797,27 TL tutarında hesap mutabakatsızlığının, 07.04.2015 tarihli ...-2015000001683 no'lu 797,27 TL bedelli faturanın davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olması dolayısıyla oluştuğu, sayın mahkeme tarafından davacının alacağı yönünde hüküm kurulması durumunda, asıl alacağa ilişkin taleple bağlı %9,75 oranında 483,95 TL ticari faiz alacağının hesaplandığı,\"  şeklinde görüş ve kanaatin bildirildiği, rapora karşı davacı vekilince beyan ve itiraz dilekçesinin sunulduğu görülmüştür.<br>Mahkememizce 15/09/2020 tarihli ara karar gereği davacı vekili tarafından sunulan yemin metni üzerine davalı tarafa usulüne uygun olarak tebligat işleminin yapıldığı ve fakat mazeretsiz duruşmaya katılımın olmaması nedeniyle yemin konusu vakıaların davalı yanca ikrar edildiği kanaatine varılmıştır.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; <br>Taraflar arası uyuşmazlık konusu hususun tespiti yönünde dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde; dosya tarafları arasında taşıma hizmet sözleşmesinden kaynaklı olarak ticari ilişkinin bulunduğu, söz konusu sözleşmede davacının taşıyan davalının ise taşıtan olarak belirlendiği, söz konusu ticari ilişki kapsamında yapılan işlerden kaynaklı olarak davacının cari hesap alacağının kaldığı iddiası ile yukarıda belirtilen icra dosyası üzerinden davalı aleyhine açılan icra takibine davalı tarafından borcun bulunmadığı yönündeki itirazı ile takibin durdurulduğu ve iş bu davanın açıldığı anlaşıldığına göre söz konusu icra dosyasından kaynaklı olarak davacının davalıdan cari hesaptan kaynaklanan alacağının olup olmadığı, bulunduğunun tespiti halinde istem konusu tutar kadar olup olmadığı ve bu kapsamda davalı tarafından yapılan itirazın haklılık teşkil edip etmediği ve ayrıca taralar yönünden istem konusu edilen icra inkar ve kötüniyet tazminat taleplerinin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının tespit ve değerlendirilmesi esas açılan itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır.<br>Uyuşmazlığın değerlendirilmesine geçmeden evvel şu hususun belirtilmesinde fayda vardır; dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde davalı tarafından yapılan itirazın takibin tamamına ilişkin olduğu ve ancak açalı davaya esas dava dilekçesinde istemin davalının itirazının iptaline yönelik olduğu ve ancak harcın asıl alacak üzerinden yatırıldığı görülmekle bu durum davacı vekiline sorulmakla 30/03/2021 tarihli imzalı beyana göre davanın asıl alacağın iptaline yönelik olarak açıldığı belirtildiğinden inceleme ve değerlendirmelerin asıl alacak yönünden yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.<br>Taraflar arası ticari ilişkiye esas sözleşmenin incelenmesinde; taraflar arası  01/12/2012 tarihli taşıma hizmetleri sözleşmesinin akdedildiği, söz konusu sözleşmenin evvela 1 yıl süreli geçerli olacağının kararlaştırıldığı, sözleşme konusunun davacının ve davalıya özgülenmiş depolardan davalı mağazalarına, davalı mağazalarından depo ve diğer davalı mağazalarına, davalı depoları arasında, davalı tedarikçilerinden davalı depolarına, davalı tedarikçilerinden davalı tedarikçilerine ve davalının belirleyeceği muhtelif noktalardan muhtelif bölgelere her türlü ticari emtia, demirbaş, malzeme, evrak, temel gıda maddeleri vs bilumum ürün ve malzemenin iş bu sözleşmede çerçevesi çizilmiş belirlenen süreler içerisinde, iş bu sözleşmeye ek temel performans göstergeleri uyarınca hasarsız, eksiksiz ve zamanında olarak taşınmasının yapılmasına ilişkin olduğu,  taraflar yükümlülüklerinin belirlendiği ayrıca zarar ziyan başlıklı 5. Maddesinin 5.4 kısmında aynen \"davacı tarafından yapılan yükleme, nakliye esnasında ürünlerin hasarlanmasından dolayı meydana gelebilecek elleçleme işlemleri davacı tarafından yapılacak ve davalı tarafa fatura edilmeyecektir\" şeklide düzenleme bulunduğu, hizmet bedelinin sözleşmeye ekli EK 2' de belirlendiği, ödeme tarihlerinin belirlendiği görülmüştür.<br>Dosyaya sunulu bilirkişi raporlarına yapılan itirazlar göz önüne alındığında taraf kayıtlarının bir bütün olarak değerlendirilmesi ve dosyaya sunulan müzekkere cevaplarının da bu kısımda değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla;  taraflar arası ticari ilişkinin yukarıda belirtilen sözleşmeden kaynaklı olarak 2012 yılında başladığı, taraf alacak, borç ve açılış ile kapanış kayıtları genel anlamda birbirlerini tutmamakta ise de yukarıda belirtildiği gibi raporlar neticesinde davalı kayıtlarına göre davacının alacağının olmadığı, davacı kayıtlarına göre ise davacının davalıdan 22.538,12 TL tutarında alacaklı olduğu, taraf defterleri arasındaki bu farkın davacı tarafından düzenlenip davalı tarafta kayıtlı olmayan ...2014000003979 numaralı, 31/102014 tarihli ve 662,22 TL bedelli, ...2015000001518 numaralı, 31/03/2015 tarihli ve 691,06 TL bedelli, ...2015000001683 numaralı, 07/04/2015 tarihli ve 797,27 TL bedelli faturalar ile davalı tarafından düzenlenip davacı tarafından iade edildiği belirtilen KPA2015000073584 numaralı, 18/02/2015 tarihli ve 212,40 TL bedelli, KPA2015000079505 numaralı, 27/02/2015 tarihli ve 115,70 TL, KPA2015000079506 numaralı, 27/02/2015 tarihli ve 20.060,00 TL'lik faturalardan kaynaklandığı tespit edilmiş ve dolayısı ile söz konusu faturalar üzerinden sonuca gidilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda; davalı tarafından davacı taraf aleyhine düzenlenen bahse konu faturaların hem e-posta üzerinden hem de Beyoğlu 46. Noterliğinin evrakı ile davalı tarafa iadesinin yapıldığı ve noter evrakının davalı çalışanı tarafından teslim alındığı sabit olmakla iadeye konu 212,40 TL bedelli faturanın tarihlerinin 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde süresinden sonra yapıldığında bir tereddüt bulunmamaktadır. Ayrıca gerek 212,40 TL bedelli ve gerekse de 115,70 TL bedelli faturaların konularının elleçleme bedeli, 20.060,00 TL bedelli faturanın ise çorlu mağaza zimmetlenen ürünlerin sayım farkı olduğu fatura kapsamından anlaşılmıştır. Davacı tarafından davalı aleyhine düzenlenen ve yukarıda belirtilen faturalardan 797,27 TL'lik faturanın her iki taraf defterlerinde de kayıtlı olmasına karşılık diğer faturaların ise davalı taraf nezdinde kayıtlı olmadığı gibi faturalara yönelik  irsaliyelerin de bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu aşamada söz konusu olan faturalara yönelik her ne kadar davacı tarafından aksi iddia edilerek irsaliye örneklerinin sunulduğuna yönelik dilekçe sunulmuş ise de kontrolünde sunulan irsaliyelerin faturalar ile örtüşmediği anlaşılmıştır. <br>Her ne kadar yukarıda açıklanan şekilde taraf kayıtları arasındaki farkların sebepleri ayrıntıları ile belirtilmiş ise de bu kayıtların ispat külfeti ile birlikte değerlendirilmesi neticesinde sonuca gidilmesi gerektiği muhakkaktır. Bu kapsamda kural olarak tarafların düzenlemiş olduğu faturalardan kaynaklı ispat külfetinin faturayı düzenleyen tarafta olmasına karşılık söz konusu faturanın karşı taraf defterlerinde itirazı kayıt olmaksızın kayıtlı olmasın halinde bu durumun fatura içeriği hizmetin karşı tarafa verildiği yönünde karini oluşturacağı ve bu durumda artık ispat külfetinin yer değiştireceği kanaatine varılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı tarafa tesliminin ticari kayıt ve defterlere göre ispatlanamadığı anlaşılmış ayrıca davalı tarafından düzenlenen faturaların davacı tarafından iade işlemi yapılmış ise de bu iadenin 212,40 TL bedelli fatura yönünden  yasal süresinden sonra yapıldığı tespit edilmiş ve ancak diğer 115,17 TL ile 20.060,00 TL bedelli faturalar yönünden iadenin süresinde yapıldığı anlaşılmıştır. Böylece taraf kayıtlarına göre 212,40 TL bedelli fatura yönünden ispat külfetinin artık davacı tarafta olduğu ve ancak diğer 115,17 TL ile 20.060,00 TL bedelli faturalar yönünden ise ispat külfetinin davalı tarafta olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda Mahkememizce 15/09/2020 tarihli duruşma zaptı ile tespiti ve değerlendirilmesi yapıldığı üzere davacı tarafından davalı aleyhine düzenlenen 662,22 TL ve 691,06 TL'lik faturalar yönünden davacı tarafça hazırlanan yemi davetine davalı tarafından uyulmaması nedeniyle söz konusu faturalar konusu hizmetin defterlerde kayıtlı olması bile yerine getirildiğinin davacı tarafından ispat edildiği kanaatine varılmış, davalı tarafından 115,17 TL ile 20.060,00 TL bedelli faturalar yönünden kendisine tanınan ispat külfeti yerine getirilemediğinden bu faturalar konusu hizmetin verildiğinin davalı tarafından ispatlanamadığı ve ancak 212,40 TL bedelli fatura yönünden ise ispat külfetinin davacı tarafından yerine getirilemediği kanaatine varılmıştır. <br>Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; taraflar arasında 01/12/2012 tarihinde imzalanan taşıma hizmetleri sözleşmesi gereği ticari bir ilişkinin kurulduğu ve bu tarihten itibaren söz konusu ilişkinin başladığı, söz konusu sözleşmeye göre davacının taşıyan davalının ise taşıtan vasfına haiz oluğu, sözleşme bir kısım detaylarının ve konusunun yukarıda belirtildiği gibi olduğu, davacı tarafından yukarıda belirtilen sözleşme kapsamına ilişkin olarak davalı aleyhine Beykoz 1. Noterliğinin 29/06/2019 Tarihli ve 13171 yevmiye sayılı ihtarnamesinin gönderilerek cari hesaptan kaynaklanan borç tutarının 3 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği ve söz konusu ihtarın davalı tarafa tebliğine rağmen bahse konu borcun ödenmediği zaten söz konusu ihtarname gereğinin yerine getirilmemesi sebebiyle iş bu davaya konu icra takibinin başlatıldığı anlaşılmakla uyuşmazlık konusu cari hesaptan kaynaklı davacının alacağının olup olmadığının tespiti yönünden yukarıda belirtildiği şekilde taraf kayıtlarının tetkiki neticesi hazırlanan bilirkişi raporlarının dosyaya kazandırıldığı,  raporların kontrolünde davalı kayıtlarına göre borcun bulunmadığı davacı kayıtlarına göre ise takip asıl alacak tutarı kadar davacının alacağının olduğunun tespit edildiği böylece netice bakiye tutarları birbirlerini doğrulamadığından taraf kayıtlara arasındaki farkların tespiti ile sonuca gidilmesi gerektiği kanaatine varılmakla az yukarıda bahsedildiği üzere taraf kayıtlarının farklarının tespitinin yapıldığı ve bunun sonucu olarak ispat külfetinin değerlendirildiği görülmekle her ne kadar davalı kayıtlarına göre borç gözükmemekte ise de defterler arası farkı oluşturan davalı tarafça düzenlenen 115,17 TL ile 20.060,00 TL bedelli faturalar yönünden içeriğinin ispatlanamaması nedeniyle bu fatura bedelli yönünden alacaklı olamayacağı böylece davalı kayıtlarına göre davacının davalıdan 20.175,17 TL tutarında alacaklı olduğu şekilde kayıtların değerlendirilmesi gerektiği, davacı kayıtlarında ise her ne kadar 22.538,12 TL tutarında alacaklı görünülmekte ise de 212,40 TL bedelli faturanın davacı tarafından davalı tarafa süresinde iadesinin yapılamaması nedeniyle davalı lehine oluşan karinenin aksi davacı tarafından ispatlanamadığından davacı kayıtlarının ise davacının davalıdan olan alacağının 22.325,72 TL olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacı tarafından keşide edilip davalıda bulunmayan ve fakat davacı tarafça yemin delili ile ispatlanan 662,22 TL ve 691,06 TL'lik faturalar yönünden davalı kaydının değerlendirilmesi neticesinde az yukarıda bahsedilen davalı kayıtlarında gözükmesi gereken 20.175,17 TL'ye bu fatura tutarlarının eklenmesi  ile birlikte davacının davalıdan 21.528,45 TL tutarında alacaklı olacağı ve ayrıca her ne kadar 797,27 TL bedelli faturanın davalı kayıtlarında bulunmadığı belirtilmiş ise de davalı nezdinde kayıtlı olduğu anlaşılmakla bu tutar kadar davacının alacaklı olacağı görüldüğünden davacı alacağı olan 21.528,45 TL'ye 797,27 TL'nin eklenmesi ile davacının alacağının 22.325,72 TL olacağı bu tutarın da davacı kayıtları ile az yukarıda açıklandığı üzere (212,40 TL fatura yönünden) birbirleri ile uyumlu oldukları tespit edilmekle neticede davacının davalıdan yukarıda açıklanan gerekçeler doğrultusunda 22.325,72  TL tutarında alacaklı olduğu...\" gerekçesi ile; Davanın KISMEN KABULÜ ile İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2018/416 Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 22.325,72.TL asıl alacağın tahsili yönünden devamı ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9.75 oranında ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, İİK 67/son gereği hükmolunan tutarın %20'si olarak hesaplanan 4.465,14.TL icra inkar tazminatının DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br> <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br><br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 28.09.2020 tarihli dilekçe ekine eklenen KPA2015000079506 numaralı, 27.02.2015 tarihli ve 20.060,00-TL bedelli mezkur  fatura ile  müvekkili davalı şirket tarafından, davacı ... şirketince yapılan sevkiyatta eksiklik çıkmış olması ve müvekkili şirket tarafından yapılan araştırma sonucuna göre bu eksik sevkiyatın davacı ... şirketinden kaynaklandığının tespit edilmesi neticesinde eksik mal bedeli için kesilmiş olan faturanın taraflar arasında akdolunan dosyada mübrez \"Taşıma Hizmetleri Sözleşmesi\"ne uygun olduğunu, bu sözleşme uyarınca, bu sevkiyat sorumluluğunun gereği olarak, oluşan zarar ve hasarın da yine davacı ... firmasına ait olduğunun tartışmadan vareste olduğunu, KPA2015000079505 numaralı, 27.02.2015 tarihli ve 115,17-TL bedelli faturanın da \"Elleçleme Bedeli\" olarak taraflar arasındaki sözleşmeye uygun kesildiğini, davacı ... şirketinin kestiği ...2015000001683 numaralı, 07.04.2015 tarihli ve 797,27-TL bedelli faturanın ödemesinin her iki taraf defterlerinde de kayıtlı olduğunu, davacı tarafın kendi defter ve kayıtlarına dayalı iddialarının dahi yasal dayanaklarını sunamadığını, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilemediğini, çelişkinin giderilmesi için yeni bilirkişi raporu alınması gerektiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, alacağın yargılama gerektirdiği için icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br><br>Dava, taşıma hizmet sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ispat yükü başlıklı 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde düzenleme getirilmiştir.<br>Aynı Kanun’nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. Maddesi; \" (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir.\t\t<br>Türk Ticaret Kanunu’nda faturanın tanımı yapılmamıştır. Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesinde yer alan tanımlama  ise; \"Fatura satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır” şeklindedir. Bu durumda fatura; “ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari bir belge niteliğindedir.” şeklinde tanımlanabilir.<br>TTK'nın 21. maddesinde faturaya ilişkin \"Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.\" şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura  düzenlemesi için öncelikle taraflar arasında akdi  bir  ilişkinin  bulunmasının gerekli  olduğudur. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili olmayıp, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge sayılacaktır. Anılan madde hükmü ile, faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir  ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden  düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Faturanın  adına  tanzim  edilen  aleyhine  ispat  vasıtası  olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi yukarıda ayrıntısı açıklanan yasa hükmünden kaynaklı karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen  tacirin alınan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim  edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmesinin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gereklidir. Maddede yer alan karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.<br>Fatura sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin delil olabilir. Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumundaki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşecektir.<br> Sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkârı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını ve faturaya konu malların teslim edildiğini kanıtlaması gerekir.<br>Ayrıca İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.<br>Yukarıdaki açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davalı tarafından verilen hizmet bedelinin ödendiğini kesin delillerle ispatlayamamasına, alacağın likit ve belirlenebilir olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  <br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/03/2021 tarih ve 2018/425 Esas  2021/306 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 1.525,07.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 381,27.TL harcın mahsubu ile bakiye 1.143,80.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 10/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"96a0766cdb300bc1","SID":"2481ea3cd890bee8"}}