{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/1490 <br>KARAR NO: 2024/2849<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/12/2023<br>NUMARASI: 2021/840 E - 2023/913 K<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 24/10/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... Satış A.Ş ile davalı arasında 04.08.2020 tarihli \"Elektrik Abonelik Sözleşmesi” imzalandığını, bu sözleşmeye istinaden  kendisine ait ticari işletmelerde kullanılmak üzere  sayaç numaraları ... ve ... olan sayaçlar ile elektrik enerjisi tahsis edildiğini, davalı-borçlunun, söz konusu enerji kullanımına ilişkin aylık faturalarını sürekli olarak aksatmakta ve ödemelerini kendisiyle imzalanan sözleşme hükümlerine aykırı olarak geciktirdiğini, ilgili faturaların, ödenmesi yönünde kendisiyle birçok kez telefon görüşmesi yapılmış, ayrıca sms ve e-posta yoluyla, borcunu ödemesi gerektiği aksi halde sözleşme hükümlerinin uygulanarak sözleşmenin tek taraflı olarak feshedileceği ve yasal yollara başvurulacağı ihtarında bulunduğunu ancak davalı yana yönelik tüm bu başvurular sonuçsuz kaldığını, davalı, İlk dönem olan Eylül 2020 dönemine ait iki sayacın tüketimlerinin toplamının karşılığı olarak düzenlenen 07.10.2020 tarih, ... no ve 117.039,23 TL tutarındaki faturaya istinaden, son ödeme tarihinden sonra kısmi olarak 19.11.2020 tarihinde 74.000 TL ve 23.11.2020 tarihinde 30.000 TL ödeme yaptığını ancak kalan kısmı ödemediğini, davalıya ait sayaçların sonraki dönemlerine ait tüketim faturaları ise son ödeme tarihleri geçmiş olmasına rağmen ödemediğini, müvekkili şirketin, davalı  ile imzalanan sözleşmenin davalı tarafından ihlal edilmesi nedeniyle sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini ve dönem sonu itibariyle fesih sebebiyle oluşacak cayma bedelinin faturaya yansıtılacağını davalıya 18.11.2020 tarihinde bildirdiği ve portföyden çıkışı yaptığını, bu bildirimden sonra dahi davalının hiçbir faturayı ödemediğini, fatura ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı karşısında müvekkili şirket yönünden sözleşme, katlanılamaz hale geldiği , daha fazla zarara uğramamak adına fesih hakkı kullanıldığını, davalıya, bilgileri bulunan faturalar kendisine SMS VE E-POSTA olarak bildirilmesine ve tüm uyarılara rağmen ödemesini yapmaması üzerine davalı aleyhine Merkezi Takip Sistemi ... Esas Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı-borçlu, söz konusu icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek  icra takibinin durmasına yol açtığını, davalı-borçlunun bu itirazı haksız ve gerekçesiz olup itirazın iptali gerektiğini,davalı-borçlunun Merkezi Takip Sistemi ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalının İ.İ.K.’nın madde 67/2 hükmü çerçevesinde alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin  yetkisiz olduğunu ,bu nedenle esasa girilmeksizin davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde iddia edilen hususlar hiç bir zaman gerçekleşmediğini, davacının talepleri, tamamen karşılıksız maddi menfaat temin etmek üzere dile getirildiğini, abonelik sözleşmesi tarafınca yapılmadığını, ilgili şirketin dışarıdan elektrik pazarlama işini yapan birileri tarafından tarafına ucuz elektrik sağlama vaadiyle ulaşan kişiler tarafından ön bilgilendirme yapıldığını, ancak abonelik için şirket yetkilileri yerine bu kişilerin tarafından vekalet alarak işlemleri yürüttüğü bahsi geçen sözleşmede ki imzaların bizzat tarafına ait olmamakla birlikte sözleşmesinin incelendiğinde ilk form sayfası hariç diğer ana bağlayıcı maddelerin bulunduğu sayfalarda imza olmadığını, vekalet ile abonelik anlaşması yapan şahıs abonelik işlemi başladıktan sonra kendisine sadece ilk sayfayı getirdiklerini, sözleşmeyi inceleme fırsatının olmadığını, kaldı ki bu sözleşmedeki cezai şartın kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın işyerine sağlamış olduğu yarar 1000-2000-TL arasındayken art niyetli olarak kullandığı faturaların tamamı kadar cezai şart talep edildiğini, sözleşmeyi tamamen reddettiğini, taahhütlü aboneliklerde tüketicinin süresinden önce tahhütlü aboneliğini sonlandırması halinde firmanın talep edeceği bedel, tüketicinin taahhüdüne son verdiği tarihe kadar tüketiciye sağlanan indirim, cihaz veya diğer faydaların bedellerinin tahsil edilmemiş kısmının toplamı ile sınırlı kalmak zorunda olduklarını, ancak tüketiciden taahhüt kapsamında tahsil edileceği belirlenen bedellerin henüz tahakkuk etmemiş kısmının toplamının yani abonelik bitmeseydi gelecek aylara ait faturaların toplam tutarı, bu tutardan düşük olması halinde sınır değeri olarak tüketici lehine olan tutarın esas alınmasının zorunlu olduğunu, ayrıca kullanılan elektrikte vaad edilen indirimin sağlanmadığını, elektrik sayaçlarındaki çarpan oranları hatalı girildiğini, davacı tarafa vaadleri doğrultusunda ilk gelen faturada dahi itiraz ettiğini ve indirimli elektrik sağlamadıkları için inceleme sürecinde faturayı ödemediğini, kısmi olarak davacının beyanlarıyla da anlaşılan 110.000-TL'yi ödediğini, ancak ilk fatura dahi abonelikten çıkarmak ve cezai şartı uygulamak için defalarca telefonla taciz edildiğini, sözleşme gereği 2 fatura borcu biriktiğinde abonelikten atabilecekleri için 2.faturayı da süresinden önce düzenleyip kendilerinden aykırılık yaratıp 1 hafta sonrasına ödeme günü vermesine rağmen ve ikinci faturanın son ödeme günü gelmeden abonelikten çıkartıp kaçak durumuna düşürdüklerini ve ana dağıtıcı tarafından tarafına kaçak bedeli ceza uyguladıklarını ve mağduriyetle zarara uğratıldığını belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddini  talep etmiştir. İstanbul Merkezi Takip Sistemi'nin ... E sayılı takip dosyasında; davacı alacaklı tarafından davalı  borçlu hakkında 13.039,23 TL fatura (İstenen:%5 Aylık Diğer),  63.817,36 TL fatura (İstenen:%5 Aylık Diğer),  64.177,26 TL fatura (İstenen:%5 Aylık Diğer),  59.187,57 TL fatura (İstenen:%5 Aylık Diğer),  65.056,06 TL fatura (İstenen:%5 Aylık Diğer),  147.415,85 TL fatura (İstenen:%5 Aylık Diğer),  143.082,43 TL fatura (İstenen:%5 Aylık Diğer),  39.224,66 TL diğer olmak üzere toplam 595.000,42 TL nın tahsiline yönelik yapılan ilamsız takibe itiraz sonrası takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Mahkeme, \"Dosya kapsamında bulunan ... \"Serbest Tüketicilere Satışlar İçin Enerji Alım Satım Bildirim Formu\"nun davalı tarafından imzalandığı ancak tedarik ve ödeme koşulları, fesih, cayma bedeli, temerrüt, gecikme faizi gibi tarafları borç ve yükümlülük altına sokan \"Elektrik Abonelik Sözleşmesi\"nin hiç bir sayfasında tarafların imzaları bulunmadığından, taraflar arasında usulüne uygun olarak düzenlenmiş bir sözleşmenin varlığından söz edilemeyeceği, bu itibarla davacı tarafça her iki sayaca ilişkin olarak düzenlenen 16.12.2020 tarihli cayma bedeli faturalarının yasal ve sözleşmesel hiç bir hukuki dayanağının bulunmadığı, bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamaya göre; davacı tarafça düzenlenen tüketim bedeli faturalarının yönetmelik hükümlerine uygun olup, davalı tarafın tüketim bedeli faturalarından kalan ve ödenmesi gereken bakiye borcunun 265.277,48 TL olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında gecikme faizi yönüyle teamül haline gelmiş bir uygulamadan söz edilemeyeceğinden, davacı tarafça faturalar üzerinde belirtilen aylık % 5 oranındaki gecikme faizinin her hangi bir bağlayıcılığının olmayacağı, bu itibarla gecikme faizlerine yönelik ihtilafın sektöre yönelik uygulama esaslarını belirleyen Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'ne göre çözümlenmesinin dosya içeriğine uygun düşeceği, Yönetmeliğin 4. ve 35. maddeleri gereği zamanında ödenmeyen tüketim bedeli borçlarına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesine göre günlük olarak gecikme zammı uygulanması gerektiği, davacı tedarik şirketinin ödemelerdeki gecikmeler ve takip tarihi itibarıyla henüz ödenmemiş bakiye 265.277,48 TL tutarındaki tüketim bedeli alacağı için yönetmelik hükümlerine göre talep edebileceği gecikme faizinin 9.681,50 TL olarak hesaplandığı, davalı yanın yasal bir dayanağı olmayan soyut zamanaşımı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği,alacağın likit olduğu \" gerekçesi ile; \"1-DAVANIN KISMEN KABULÜNE; Merkezi Takip Sistemi'nin ... Esas Sayılı dosyasında davalının itirazının kısmen iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesine göre aylık %1,6 oranı üzerinden günlük olarak gecikme zammı uygulanması suretiyle 265.277,48 TL asıl alacak ve 9.681,50 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 274.958,98 TL üzerinden devamına, -Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-)Hüküm altına alınan asıl alacak tutarı üzerinden hesaplanacak %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine\" karar vermiştir. Kararı davacı vekili ile davalı vekili istinaf etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme tarafından elektrik tüketimi yönünden dava  kabul edildiği, ancak cayma bedeli yönünden sözleşmenin geçersizliği nedeniyle  reddedildiğini,taraflar arasındaki sözleşmenin her sayfasında imza olmaması nedeniyle geçersiz olduğuna dair karar verilmesinin  yerinde olmadığı, sözleşme, davalı tarafından incelenmiş ve imza altına alındığı,sözleşmede davalının geçerli imzası bulunduğu,yapılan abonelik sözleşmelerinin tüm sayfalarının imzalanması mümkün olmayıp hazırlanan sözleşmelerde son sayfanın imzalanmış olmasının  yeterli olduğu,Yargıtay 11.H.D.'nin 01.04.2015 tarihli 2015/141 E. 2015/4571 K. Sayılı emsal kararında \"..Her ne kadar taraflar arasında akdedilen sözleşmenin tüm sayfaları değil, bazı sayfaları davacı tarafından imzalanmış ise de, sözleşme sayfalarının teselsül etmekte olduğu, son sayfanın imzalandığı ve imzanın da inkar edilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde, sözleşmenin davacı yönünden bağlayıcı olacağı açıktır..\" şeklinde belirtildiği, sözleşmenin 8.5 maddesinde de açıkça belirtildiği gibi \".. Tarife Paketine ilişkin Kullanım Şartları işbu sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçasıdır.\" bu nedenle de sözleşmenin metin içerik, anlam ve devam eden maddeler ile başlıkları bakımından mantıksal sıralama ( silsile ) ve bütünlük taşıması nedeniyle davalı ile imza altına alınan sözleşmenin  geçerli bir sözleşme olduğunu, T.T.K. madde 18/2 'Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği,EPDK mevzuatına göre \"Ticari ve Mesleki Amaçla Elektrik Tüketen Aboneliklerde\" cayma bedeli kesilmesini yasaklayan herhangi bir hüküm bulunmadığı,mahkeme tarafından dosyada alınan  bilirkişi raporunda; abonelik sözleşmesinin geçerli olmadığından bahisle cayma bedeli faturalarının ödenmemesi ve gecikme bedeli oranının aylık %1,6 olarak uygulanması gerektiğine dair görüş bildirilmiş, yerel mahkemece  bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu,bunun hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin 6.2 maddesinde açık ve net olarak belirtildiği gibi  \".. ABONE'nin herhangi bir faturasını ABONE'nin herhangi bir faturasını son ödeme tarihine kadar ödememiş olması, ... Hallerinde ... işbu sözleşmeyi derhal ve sözleşmeden doğan hakları saklı kalmak üzere haklı nedenle ve tek taraflı olarak feshedebilir. Bu madde kapsamında ... tarafından tarafından bir fesih yapılması halinde, ABONE işbu fesih nedeniyle ...'ın uğradığı zarar ve ziyanı, tüm masrafları ve ayrıca kullandığı Tarife Paketi'nde öngörülen iptal bedeli, fesih tazminatı, cezai şart ve diğer bedelleri ödemekle yükümlüdür.\" sözleşmenin bu maddesi ve Tarife Paketi Kullanım Şartları’nın (Aboneye Özel Sözleşme Koşulları) davalı tarafından ihlal edilmesi (davalı tarafın faturalarını ödememesi) nedeniyle sözleşme feshedildiği ve davalıya cayma bedeli faturaları kesildiğini,davalının, tüketim faturasının  bir kısmını son ödeme tarihinden sonra ödediği, diğer fatularını ise son ödeme tarihi geçmiş olmasına rağmen ödemediğini, davacı  şirketin, son ödeme tarihinde faturalarını ödemeyen davalı karşısında abonelik sözleşmesinin 6.2 maddesi gereği sözleşmeyi fesih hakkını kullanarak cayma bedeli yansıtmasının haklı ve sözleşmeye uygun olduğunu, bu hususlar incelenmeden, itirazlar değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verilmesinin   yerinde olmadığını,emsal kararlardan da anlaşılacağı üzere abonelik sözleşmeleri geçerli olup sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalı yana cayma bedeli faturası yansıtılmasının haklılığının  ortada olduğu, gecikme faizine ilişkin olarak yerel mahkemece \".. taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında gecikme faizi yönüyle teamül haline gelmiş bir uygulamadan söz edilemeyeceğinden, davacı tarafça faturalar üzerinde belirtilen aylık % 5 oranındaki gecikme faizinin her hangi bir bağlayıcılığının olmayacağı..\" belirtildiği,sözleşmenin 5.1 maddesinde yer alan \"... ilgili faturasında belirtilen son ödeme tarihi geçtikten sonra yapılan ödemeler için günlük bazda ve ilgili faturalarda belirtilen oranda gecikme faizi ödeyeceğini kabul beyan ve taahhüt etmektedir..\" hükmü gereğince müvekkili  şirketin  aylık %5 gecikme faizi talep edebileceğini belirterek,davanın kabulüne karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde;  dosyada alacak konusunun  abonelik sözleşmesinden kaynaklı ''Sözleşmeden Doğan'' alacak vasfında olduğu, ilgili sözleşme ilişkisinden kaynaklı alacak doğması için taraflarca sözleşme ilişkisinin kurulması gerektiği,aşamalarda ısrarlı bir şekilde yargılama ihtilaf konusu abonelik sözleşmesinin müvekkili tarafından yapılmadığını/ imzalanmadığını beyan ettiklerini, müvekkilinin bu sözleşmenin tarafı olmadığını tekrarla beyan ettiklerini,bu haliyle  davalıdan  abonelik sözleşmesinden kaynaklı herhangi bir hak ve alacak talep edilemeyeceğini, alınan bilirkişi raporunda;  bilirkişi tarafından da ilgili sözleşme ve eklerinde  davalının  imzasının bulunmadığının  belirtildiği,bu iddianın  bilirkişi raporuyla ispat edildiğini,bilirkişi raporunda; tedarik ve ödeme koşulları, fesih, cayma bedeli, temerrüt, gecikme faizi gibi tarafları borç ve sorumluluk altına sokan sözleşmenin hiç bir sayfasında  davalının  imzasının bulunmadığının  belirtildiği,bilirkişi raporunda yasal mevzuat kapsamında sözleşmenin imzasız oluşu, enerji alım satım bildirim formunun geçersiz olduğunda dair görüşüne katıldıklarını,davalının  abonelik sözleşmenin tarafı olmadığı, ilgili sözleşme kapsamında kendisinden herhangi bir hak ve bedelin talep edilemeyeceğinin  bilirkişi raporuyla anlaşıldığı,davalının herhangi bir maddi sorumluluğu  bulunmadığı,bu bakımdan bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini,davanın  reddi gerektiği gibi,alacağın bilirkişi raporu ile belirlendiğini,alacağın likit olmadığını,icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava,ödenmeyen fatura bedelleri ile cezai şart alacağına yönelik yapılan takibe karşı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Davacının dayandığı sözleşmede imzanın bulunmadığı,imzasız sözleşmenin sunulduğu,ayrıca sadece ... bildirim formunun imzalı olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi heyet raporunda ;\"Yargıtay uygulaması ve öğretide, tacirler arasında düzenlenmiş olsa bile birden fazla sayfadan oluşan yazılı sözleşmelerin devam eden sayfalarının taraflarca imzalanması veya parafe edilmesi zorunlu görülmemekle birlikte, sözleşmenin metin, içerik, anlam ve devam eden maddeler ile başlıkları bakımından mantıksal sıralama ve bütünlük taşıması gerektiği kabul edilmektedir. Bu itibarla takdiri sayın mahkemeye ait olmakla birlikte, heyetimizce sözleşmenin esaslı noktalarına ilişkin her hangi bir hüküm içermeyen ... bildirim formunun imzalanmış olmasından hareketle,imzasız sözleşme içeriğinde yer alan ve davalı taraf açısından cayma bedeli ve oranı davacı tarafça tek taraflı olarak belirlenebilecek olan gecikme faizi gibi ağır yükümlülükler getiren koşulların bağlayıcı olduğunu kabul etmenin hakkaniyete uygun düşmeyeceği kanaatine varılmıştır.Kaldı ki, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 1. fıkrası ile getirilen \"Tedarikçi ikili anlaşma kurulmadan önce EK-1 ve Ek-2'de yer alan standart formlarla açık ve anlaşılır bir şekilde kayıt altına alma suretiyle kağıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı ile tüketiciyi bilgilendirmek ve tüketicinin söz konusu bilgileri edindiğini teyit etmesini sağlamak zorundadır. Söz konusu bilgilendirmenin yapıldığına ve tüketici tarafından teyit edildiğine ilişkin ispat yükü tedarikçiye aittir. Bilgilendirmenin gereği gibi ya da hiç yapılmamış olması tüketici için haklı fesih sebebidir\" yönündeki açık düzenleme karşısında, dosyaya tüketicinin imzasını içeren bir sözleşme dahi sunamamış olan davacı tedarikçinin tüketiciyi gereği gibi bilgilendirmiş olduğunu kabule imkan bulunmadığı açıktır. Bu itibarla davacı tarafça her iki sayaca ilişkin olarak düzenlenen 16.12.2020 tarihli cayma bedeli faturalarının yasal ve sözleşmesel hiç bir hukuki dayanağının bulunmadığını kabul etmek gerekir.\" hususları belirtilmiştir. Somut olayda davacının dayandığı sözleşmenin imzasız olduğu,sadece ... bildirim formunun imzalı olduğu,buna göre davalıya elektrik temin edildiği ve davacının ödenmeyen fatura alacağını ilgili yönetmelik hükümlerine göre gecikme zammı ile talep edebileceği,ancak davalı tarafça kabul edilmeyen sözleşmenin imzasız olması nedeniyle cezai şart-fesih  gibi ağır hüküm içeren yaptırım maddelerinden davalının sorumluluğunun bulunmadığı açıktır.Hatta bu husus  bilirkişi raporunda etraflı bir şekilde  tartışılmıştır. Bilirkişi raporunda ödenmeyen fatura alacağı olarak davacının  265.277,48 TL asıl alacak ve 9.681,50 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 274.958,98 TL alacaklı olduğu hesaplanmıştır.Hernekadar bilirkişi heyet raporuna itirazların değerlendirilmesi için yeniden bilirkişi incelemesi yapılmamış ise de, sözleşmenin imzasız olmasının hukuki yorumu gerektirdiği,ödenmeyen fatura alacakları ve gecikme zammı yönünden hesaplamada aykırılık bulunmadığı gözetilerek ,bilirkişi heyet raporunun hükme esas alınmasında aykırılık görülmemiştir.Ayrıca  alacak  likit  olduğundan  icra inkar tazminatı koşulları oluşmuştur.Mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacının ve  davalının istinaf başvurusunun  HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca  reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının ve davalının istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine, Davacıdan alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Davalıdan alınması gereken 18.782,45 TL karar ve ilam harcından peşin alınan toplam 4.695,61‬ TL harcın mahsubu ile 14.086,84 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 24/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cf91fa5e94d12329","SID":"0a0b5e7609d09987"}}