{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO:2024/468<br>KARAR NO\t:2024/684<br><br>DAVA:Ticaret Sicili Memurunun Kararına İtiraz<br>DAVA TARİHİ:13/08/2024<br>KARAR TARİHİ:03/10/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan ticaret sicili memurunun kararına itiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin 28.05.2024 tarihinde yapılacak olağan genel kurul toplantısında azlık pay sahiplerinin finansal tabloların görüşülmesinin erteleme talebinde bulunmaları üzerine, ertelenen genel kurul toplantısının 05.07.2024 tarihinde yapıldığını, söz konusu toplantıda yönetim kurulu üyesi ...'nun bizzat hazır bulunmasına rağmen, tutanaktan anlaşılacağı üzere hemen her gündem maddesine muhalefet vermek üzere Av. ...'ya vekalet verdiğini ve adı geçen avukatın hemen her gündem maddesine ilişkin muhalefet beyanlarında bulunduğunu, gündemin 4. maddesinde yeni hesap döneminde görev yapacak yönetim kurulu üyeleri seçimi yapıldığını, şirket esas sözleşme hükümlerine göre B grubu pay sahiplerince aday gösterilen ... ... ile ...'nun yönetim kuruluna oy birliğiyle seçildiklerini, genel kurul kararlarının tescili için İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yapılan müracaatın uzun süre bekletildiğini, yönetim kurulu tescili yapılmadığı için şirketi temsile yetkili organ kalmadığını, bu nedenle şirket personel ücretlerini ve kredi taksitlerini ödeyemediğini, tedarikçilerine ödeme yapamadığını ve şirketin bir ay boyunca çok zor bir duruma düşürüldüğünü, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü ile yapılan görüşmelerde şifahen yönetim kuruluna seçilen ...'nun noterden onaylı görev kabul yazısının temininin istenildiğini, adı geçen yönetim kurulu üyesinin ise böyle bir belgeyi vermekten imtina ettiğini, şirketin içinde bulunduğu zor durum nedeni ile 02.08.2024 tarihli yazı ile geçici tescil yapılması talebinde bulunmak zorunda kalındığını, bu yazı üzerine de itiraza konu geçici tescil yapıldığını, İTO portalı üzerinden gönderilen elektronik postaya verilen ... kodlu 07.08.2024 tarihli yazıda; \" Yönetim Kurulu üyelerinin görev kabul beyanları istenilmekte olup, tescili talep edilen genel kurul tutanağında şahsen toplantıda hazır olduğu belirtilen ancak vekaleten oy kullanan ortağın yk üyesi seçilmesi nedeniyle ayrıca görev kabul beyanı vermemesi nedeni ile tereddüt yaşanmış olup, geçici tescil yapılmıştır\" şeklinde bir cevap verildiğini, TTK'nın 359. maddesi uyarınca gerçek bir kişinin yönetim kuruluna seçilmesi için tam ehliyetli olması haricinde herhangi bir şartın aranmamakta olduğunu, Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 69/1-h maddesi uyarınca pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyelerinin bu görevi kabul ettiklerine ilişkin yazılı beyanlarının bulunması gerektiğini, toplantı hazirun cetvelinden anlaşılacağı üzere ...'nun şirketin C grubu 1 adet payına sahip olduğunu, toplantıda bizzat bulunduğunu, B grubu pay sahiplerinin kendisini aday göstermesine itirazı olmadığını ve oy birliğiyle yönetim kurulu üyesi seçildiğini, ayrıca şirketin 2023 hesap döneminde de yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, dolayısıyla İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün tescil için herhangi  bir tereddüt yaşaması ve ... isimli yönetim kurulu üyesi için görevi kabul ettiğine dair yazılı bir belge istenilmesinin yersiz ve dayanaksız olduğunu, kanun ve yönetmeliğin, yönetim kurulu üyesi olarak seçilen pay sahibinin toplantıda hazır bulunması veya hazır bulunmaması, vekaleten temsil edilmemesi gibi şartlar aramamakta olduğunu, yönetim kuruluna seçilen kişinin şirkette pay sahibi olmasının yeterli olduğunu, genel kurul toplantısına katılmasa dahi yönetim kuruluna seçilen pay sahibi olan kişiden görevi kabul ettiğine dair bir yazılı belge istenilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle şirketin 05.07.2024 tarihli ertelenmiş genel kurul toplantısında seçilen yönetim kurulu üyelerinin doğrudan tescili gerekirken yasa ve yönetmeliğe aykırı olarak  pay sahibi bulunan ...'ndan görevi kabul ettiğine dair yazılı beyanın bulunmaması nedeni ile yapılan geçici tescil işlemine itirazın kabulüne ve doğrudan tescil yapılmak üzere geçici tescil kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili kurumun ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirerek ve sonuca bağladığını; yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, nitekim bu hususun, Türk Ticaret Kanunu'nun 32. maddesinde  ifade edildiğini, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili müvekkilinin tescil kararı vereceğini; aksi halde tescil talebini gerekçe göstererek reddedeceğini, dava konusu yönetim kurulu seçimine ilişkin olarak seçilen yönetim kurulu üyelerinden ...'nun, görev kabul beyanı vermesi gerektiği halde ibraz etmediğinden ama kendisinin seçildiği genel kurulda seçimine ilişkin kararı vekaleten yetkilendirdiği kişi kabul ettiğinden, genel kurulun tescili bakımından başkaca bir eksiklik ve yine genel kurulun geçerliliğine halel getirecek bir husus da bulunmadığından, mevzuata uygun genel kurulun tescil işleminin, görev kabul beyanı eksikliğine rağmen ve bu nedenle  geçici olarak yapıldığını, genel kurulun seçimi kararları borçlar hukuku anlamında öneri niteliğinde olduğundan, seçim kararının hüküm doğurabilmesi için karşı tarafça kabulünün gerekmekte olduğunu, çünkü genel kurul kararları olağan, olağanüstü, olumlu ve olumsuz kararlar, talimat ve tavsiye kararları ile nihayet huzurdaki dava konusunda olduğu gibi seçim kararları olmak üzere muhtelif türlere ayrılmakta olduğunu, genel kurul kurulun seçime ilişkin kararı da borçlar hukuku anlamında öneri niteliğinde olduğundan, seçim kararının hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi için de karşı tarafça kabul edilmesinin gerekmekte olduğunu, gerçekten de şirket ile yönetim kurulu üyesi arasındaki ilişkinin başlayabilmesi için, seçilen kişi tarafından şarta bağlanmaksızın açıkça bir kabul iradesinin var olmasının gerekli olduğunu, nitekim hukuki ve cezai sorumluluğu bulunan bir göreve kişinin iradesi hilafına seçilmesinin de mümkün olmaması gerektiğini, Ticaret Sİcili Yönetmeliğinin 69/f.1.h maddesi ve Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul Ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik'in 30/f.3 maddesi gereğince de, genel kurula katılmayan ortakların da görevi kabul ettiklerini belirten yazılı beyan sunması gerektiğinin düzenlendiğini, bazı özel  hallerde görev kabul beyanının, kişinin görevi kabul ettiğinin ispat aracı olarak müvekkili kurum tarafından aranmakta olduğunu, yönetim kurulu seçiminin yapıldığı genel kurula katılan pay sahiplerinin yönetim kuruluna seçilmeleri durumunda, kural olarak kendilerinden bu görevi kabul ettiklerine ilişkin bir belgenin, müvekkili kurum tarafından talep edilmemekte olduğunu, zira seçime ilişkin genel kurul tutanağını imzalamak suretiyle seçilen kişinin görevi kabul ettiğine dair iradesini ortaya koymuş olduğunun değerlendirilmekte olduğunu, bununla birlikte dava konusu genel kurulda, vekaleten toplantıya katıldığı için yönetim kurulu üyeliğine seçilen ...'nun, görev kabul beyanı anlamını taşıyacak şekilde tutanağı imzalayamadığını ve bu nedenle de müvekkili kurum tarafından aranan görev kabul beyanı yerine geçecek bir belge mahiyetinde olarak tutanak imzasının tescil evrakı ile sunulamadığını, ancak dava konusu genel kurulda seçilen yönetim kurulu üyelerinden ...'nun, genel kurulda vekaleten temsil etmesi için  yetki verdiği kişinin, kendisinin seçimine itiraz etmediği gibi kendisinin seçimi lehinde oy kullandığını, ayırca genel kurulun mevzuata uygun yapıldığını ve genel kurul kararlarının tesciline  halel getirecek bir hukuka aykırılık da tespit edilmediğini, görev kabul beyanı evrakının, sonradan tamamlanabilecek ve kendisi tarafından verilmesi muhtemel bir evrak olduğu düşünülerek dava konusu  tescil talebinin reddedilmediğini ve tescil başvurusu sırasında görev kabul beyanı  ibraz edilmemiş olduğundan, anılan kişinin rızasının bulunup bulunmadığı noktasındaki tereddüt nedeniyle, mevzuata uygun olarak genel kurulun geçici olarak tescil edildiğini, ayrıca kural olarak davanın, hasımsız ya da menfaati olan ortak tarafından, şirkete karşı açılması gerektiğini, yani tereddüt hasıl olan hususun çözümüne müvekkili kurumun hiçbir şekilde taraf olmadığını, bu nedenle müvekkili kuruma husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Feri müdahiller vekili, beyan dilekçesi ile; davacı şirket yetkililerinin, 05.08.2024 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde 28.05.2024 ve devamı niteliğindeki 05.07.2024 tarihli genel kurul kararlarını ve 01.08.2024 tarihli temsil-ilzama ilişkin 23 numaralı yönetim kurulu kararını geçici tescil kapsamında tescil ve aynı tarihli ve 11136 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ettirdiklerini, bu tescilin, hem dayanağı olan yönetim kurulu kararın yokluğu hem de geçici tescili düzenleyen TTK'nın 32. maddesi ve ilgili mevzuat hükmümlerine aykırı olması nedeniyle usulsüz olarak gerçekleştirildiğini ve terkininin gerektiğini, bu hukuka aykırı tescil işlemine karşı müdahiller tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında geçici tecile itiraz ve terkini talebiyle 12.08.2024 tarihinde dava açılmış olduğunu, bu davanın huzurdaki davadan önce açıldığını, ayrıca hukuka aykırı 28.05.2024 tarihli genel kurul kararının iptali için ... Tekstil Anonim Şirketi aleyhine .... Asliye Ticaret Mahkemesinde ... esas ve hukuka aykırı 05.07.2024 tarihli genel kurul kararının iptali için .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyaları ile dava açıldığını, davalı kurumun  “ ….görev kabul beyanı evrakının, sonradan tamamlanabilecek ve kendisi tarafından verilmesi muhtemel bir evrak olduğu düşünülerek dava konusu tescil talebi reddedilmemiş ve tescil başvurusu sırasında, görev kabul beyanı ibraz edilmemiş olduğundan anılan kişinin rızasının bulunup bulunmadığı noktasındaki tereddüt nedeniyle, Mevzuata uygun olarak, genel kurul geçici olarak tescil edilmiştir.” beyanının eksik ve yanıltıcı olduğunu, çünkü ...'nun Ticaret Sicil’e 05.08.2024 tarihinde dilekçe ibraz ederek, görev kabul evrakı imzalamadığını ve MERSİS’ten görev kabul onayı vermediğini açıkça belirterek tescilin yapılmaması gerektiğini belirttiğini, cevap dilekçesinde belge ve bilgiden hiç bahsedilmeksizin görev kabul evrakının sonradan tamamlanabileceğinden söz edilmesinin hilafı hakikat olduğunu, MERSİS üzerinden evrak onaylanıp barkot numarası alınmadan elden sunulan başvurunun tescil isteminin reddedilmesinin gerektiğini, olayda gerekli prosedürün uygulanmadığını, evraklara MERSİS üzerinden barkot numarası alınarak gönderilmediğini, aksine adeta arka kapıdan elden Ticaret Sicil Müdürlüğüne iletildiğini, tescil isteminin sırf bu nedenle reddedilmesi gerekirken, geçici kabule karar verilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, bu haliyle davalı kurumun, kendi yayınladığı usul kurallarını ihlal ettiğini, genel kurul kararlarının tesciline ilişkin bir yönetim kurulu kararı olması gerektiğini, ancak bu yönde usulüne uygun alınmış bir kararın mevcut olmadığını, yetki kabulü yapmamış bir kişinin yönetim kurulu üyesi seçilmişçesine yönetim kurulu üyesi olarak tescil ve ilan olunduğunu, ...’nu temsil eden vekilin, yönetim kurulu üyeliğine yapılan atamayı kabule özel yetkisinin olmadığını, geçici tescili yapılan şirket genel kurul kararının batıl olduğuna ilişkin yeterli delil ve bilgi Ticaret Sicil Müdürülüğüne sunulmuş olduğundan, tescil talebinin resen reddedilmesi gerektiğini, şirketin temsil ve ilzamına ilişkin 1 Ağustos 2024 tarihli 23 numaralı yönetim kurulu kararının toplantı yapılmaksızın alınmış olduğunu ve yok hükmünde olduğunu, tüm bu nedenlerle dosyanın, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini veya bu dosyanın bekletici mesele yapılmasını, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün 05.08.2024 tarihli ... Tekstil Anonim Şirketinin geçici tesciline ilişkin kararının kaldırlarak geçici sicil kaydının silinmesini ve davanın reddini talep etmiştir.<br>Dava, davacı şirketin 05/07/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında ...'nun yönetim kurulu üyesi seçilmesine ilişkin kararın hukuka aykırı olarak geçici tescilinin yapıldığından bahisle, geçici tescil kararının kaldırılarak kesin tescile dönüştürülmesine ilişkin bulunmaktadır.<br>Mahkememizce davacı şirketin ticaret sicili kayıtları, 05/07/2024 tarihli genel kurul toplantı tutanağı, 02/08/2024 tarihli tescil talep yazısı, 05/07/2024 tarihli hazirun cetveli, .... Noterliğinin 10/07/2024 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, yazışmalar, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası vs. dosyamız arasına alınarak hep birlikte incelenmiştir.<br>.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacılar ..., ... Holding Anonim Şirketi, Faruk Mehmet ... ve Haydar Nuri ... tarafından 13/08/2024 tarihinde davalı İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne karşı, davalı kurumun 05/08/2024 tarihli tescil kararının terkini talepli dava açıldığı anlaşılmıştır.<br>Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; davacı tarafça, davacı şirketin 05/07/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında ...'nun yönetim kurulu üyesi seçilmesine ilişkin davalı ticaret sicil müdürlüğü tarafından kesin tescil yapılması gerekmesine rağmen, hukuka aykırı olarak geçici tescilinin yapıldığından bahisle, geçici tescil kararının kaldırılarak kesin tescile dönüştürülmesine ilişkin dava açıldığı anlaşılmaktadır. <br>6102 sayılı TTK'nın 32. maddesi; \" (1) Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. <br>(2) Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir. <br>(3) Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır. <br>(4) Çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan hususlar, ilgililerin istemi üzerine geçici olarak tescil olunur. Ancak, ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını veya aralarında anlaştıklarını ispat etmezlerse geçici tescil resen silinir. Mahkemeye başvurulduğu takdirde kesinleşmiş olan hükmün sonucuna göre işlem yapılır.\" hükmünü içermektedir.<br>6102 sayılı TTK'nın \"İtiraz\" başlıklı 34. maddesi de; \"(1) İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler.(2) Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya üzerinden karar verilir.\" hükmünü içermektedir.  <br>6102 Sayılı TTK'nun 32/4. maddesinde belirtildiği gibi, çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan hususlar, ilgililerin istemi üzerine geçici olarak tescil olunacaktır. Ancak, ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını veya aralarında anlaştıklarını ispat etmezlerse geçici tescil resen silinecektir. Mahkemeye başvurulduğu takdirde kesinleşmiş olan hükmün sonucuna göre işlem yapılacaktır. Eldeki davada davacı tarafça, doğrudan geçici tescilin kaldırılarak kesin tescil yapılması talebiyle dava açılmış bulunmaktadır. Esasen öncelikle, geçici tescile neden olan tereddütün giderilmesi için dava açılması veya gerekli hukuki işlemlerin yapılması, bunun sonucuna göre de ticaret sicile tescil başvurusunda bulunulması gerekmektedir. Bu anlamda geçici tescilin kaldırılarak kesin tescile dönüştürülmesi talebiyle açılan davada davalı ticaret sicil müdürlüğünün pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla, açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı tarafça davalı hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcı peşin olarak alınmış olduğundan, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince  belirlenen 30.000,00-TL vekâlet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının, kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>Dair, davacı taraf ile davalı taraf yanında feri müdahiller vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/10/2024<br><br><br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"567183a29091c0bd","SID":"7d8487e089f9a741"}}