{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2022/1368 - Karar No:2024/742<br>                       <br>                       T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>        27. HUKUK DAİRESİ <br>       <br><br>DOSYA NO\t: 2022/1368 <br>KARAR NO\t: 2024/742<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/05/2019<br>NUMARASI\t\t: 2015/713 E-2019/444 K<br><br>ASIL DAVADA <br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR<br>ASIL VE BİRLEŞEN <br>DAVANIN KONUSU           : Rücuen Tazminat ve Alacak (Eser Sözleşmesinden<br>                                                  Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 26/09/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 25/10/2024<br>\t\tAsıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan rücuen tazminat ve alacak istemine ilişkin davalarda mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen kararına karşı süresi içerisinde asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl davada davalılar vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:<br>\tDavacı vekili;  davacıya ait ... binasının ... Bank konseptine uygun düzenlenmesi işi için davalı ... ile anahtar teslimi götürü bedel yapım işi sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme çerçevesinde davalı ... taşeronu ... işçisi ...'nin iş kazası sonucu maluliyet yaşadığını, maluliyet yaşayan işçi tarafından açılan tazminat davasında Ankara 2. İş Mahkemesi'nin 2008/979 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda verilen kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2011/14927 Esas sayılı ilamıyla onandığını, ilamın Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2011/12779 Esas sayılı dosyasında takibe konulması üzerine davacı tarafından icra dosyasına 23/08/2011 tarihinde ilam ve ferileri karşılığı 57.887,12 TL, ayrıca 22/01/2013 tarihinde 1.540,85 TL temyiz onama harcı ve 23/08/2011 tarihinde 1.390,50 TL bakiye karar harcı, dahil toplamda 60.817,12 TL ödeme yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin eki Yapım İşleri Genel İşleri Şartnamesi uyarınca oluşan zarardan sorumluluğun davalıya ait olduğunu belirterek; 60.817,12 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.<br>\tDavalı ...-... Mühendislik vekili; davanın yasada ön görülen sürede açılmadığından öncelikle zamanaşımı defi ve hak düşürücü süre itirazlarında bulunduklarını, davacının da kabulünde olduğu üzere, dava dışı kazazede işçi ...’nin müvekkili ...’ın işçisi olmayıp diğer davalı ...’nin işçisi olduğunu, davacı ile aralarındaki sözleşmenin 16. maddesinde, ihale konusu işte alt yüklenici çalıştırılamayacağının düzenlendiğini, sözleşme gereği alt işveren çalıştıramayacak olan müvekkilinin, taahhüdü altına girdiği işin yapımını davalı ...’ye devrettiğini, ihale makamı olan idarenin bilgi ve müsaadesi dışında bir iş yapılmasının mümkün olmaması karşısında (sözleşmeye aykırılık teşkil edecek şekilde) somut olayda ...’nin alt işveren olduğunun kabulünün de mümkün olmadığını, bu sebeple davalı ...’nin alt işveren değil asıl işveren sıfatına haiz olduğunu, kaza mağduru/sigortalı işçinin, davalı ...’nin işçisi olup, adı geçen ile müvekkili arasında imzalanmış bir hizmet akdi bulunmadığını, bu itibarla davacı Şirketçe dava dışı işçiye yapılan ödemelerin tamamından davalı/işveren ...’nin tek başına sorumlu olacağını, kazazede işçiye ait sigorta kayıtları incelendiğinde işçinin 14/11/2005 tarihinde davalı ...’ye ait iş yerinde işe girişinin yapıldığının görüldüğünü, müvekkili tarafından üstlenilen ...’ne ait binanın konsepte uygun olarak düzenlenmesi işine ait sözleşmenin ise 13/08/2007 tarihinde imzalandığını, 09/05/2008 tarihinde kazanın meydana geldiği iş yerinde çalışmaya başladığını ve 12/05/2008 tarihinde adı geçen iş kazasının meydana geldiğini, bu sebeple kazazede işçinin yalnızca ...’ne ait inşaat işinde görevlendirilmediğini, böylece asıl işveren-alt işveren koşullarının somut olayda gerçekleşmediğini, bu nedenle müvekkili ...’ın meydana gelen iş kazasından kaynaklı hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, yine müvekkili ...’ın meydana gelen iş kazası sebebiyle hiçbir kusurunun bulunmadığının, Yargıtayca onanmak sureti ile kesinleşen Ankara 2. İş Mahkemesi’nin 208/979 Esas sayılı dosyası ile hükmen sabit olduğunu, gelinin noktada gerek fiili durumda asıl işveren-alt işveren unsurlarının oluşmamış olması ve müvekkilinin asıl işveren olmaması sebebiyle sorumluluğunun bulunmaması, gerekse de meydana gelen iş kazasında müvekkili ...’ın kusuru bulunmadığına dair Ankara 2. İş Mahkeme’nin bağlayıcı hükmü karşısında müvekkili ... yönünden açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.<br>\tDavalı ...-... Endüstri vekili; görevli mahkemenin iş mahkemeleri olduğunu, iş mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 2 yıl 11 ay, tahsil tarihinden dava tarihine kadar ise 2 yıl 9 ay geçtiğini, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, Ankara 2. İş Mahkemesinin davacı Şirketin kusurlu sayılmasına ve müvekkili ... ile birlikte kazazede işçiye müteselsilen 35.000,00 TL manevi tazminat ödemesine karar verilmiş olup, davacı şirketin kusursuz sorumluluğuna değil, kusurlu sorumluluğuna dayanıldığını ve kararın bu şekilde kesinleştiğini, bu nedenle davacı şirketin kesin mahkeme kararına aykırı olarak kusursuz olduğunu ileri sürerek kazazede işçiye ödediği tazminatın tamamını fer’ileriyle birlikte müvekkilinden talep edemeyeceğini, davacı Şirketin muhatabının, diğer davalı ... (... Mühendislik) olup müvekkili ...’nin, davacı şirket ile doğrudan doğruya hukuki bir ilişkisi bulunmadığını, davacı ile diğer davalı arasındaki sözleşmenin devir yasağının müvekkili aleyhine yorumlanamayacağını, bu nedenle davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise, İş Mahkemesince itibar edilen bilirkişi raporuna göre müvekkilinin %15 oranında kusurlu olduğunu, buna göre davacının ödemiş olduğu 60.817,12 TL’nin tamamından müvekkili sorumluymuş gibi talepte bulunulmasının TBK’nın 167.maddesine aykırı olduğunu, yine müvekkilinin, meydana gelmesi muhtemel olaylara karşı işyerini ve işçilerini ... Sigorta A.Ş.’ye sigortalattığını, sigorta şirketinin bu poliçe gereğince dava dışı işçi tarafından başlatılan takip sırasında davacı tarafça ödenen paranın yetersiz kalması sebebiyle Ankara 5. İcra Müdürlüğü’nün 2011/12779 Esas sayılı dosyasına 9.398,55 TL ödemiş olup, davacının bu durumu nazara almadan talepte bulunduğunu, müvekkili ile ... Sigorta A.Ş. arasında akdedilen sözleşmeye ve poliçeye göre, manevi zararların da teminat kapsamında olup iş bu dava sonunda verilecek karar üzerine müvekkilinin sorumluluğuna hükmedilmesi halinde müvekkilinin sigorta şirketinden talepte bulunması ihtimali bulunduğunu, bu nedenle davanın ... Sigorta A.Ş’ye ihbarı gerektiğini belirterek; davanın usul ve esastan reddini savunmuştur.<br>\t\tBirleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/88 Esas-2018/166 Karar Sayılı Davasında;<br>\tDavacı vekili; ... binasının“... Bank Konsepti Çerçevesinde Düzenlenmesi İşi”ni ihale ettiğini, yüklenici ... Mühendislik işçisi olmayan, bu firmadan alt yüklenici olarak iş aldığı anlaşılan ...'nin sahibi olduğu ... Endüstri’nin sigortalı işçisi davalının çalışırken yaralandığını, bu nedenle davalıya iş kazası nedeniyle ödeme yapıldığını, davalının çalıştığı şirketlerde müvekkili kurum nezdinde çalıştırıldığı dönemlere ait işçilik alacaklarına dair davacı tarafından yapılan ödemelere ilişkin rücuen alacaklarının bulunduğunu, bununla ilgili Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/713 Esas sayılı dosyası ile alt yüklenici aleyhine dava açıldığını belirterek; iş bu davanın o dosya ile birleştirilmesini, 21.280,47 TL ödenen tazminatın, temyiz ve bakiye harcının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili; müvekkilinin, davacının ana işveren olduğu işyerinde  çalışırken  iş kazası geçirdiğini, sol  gözünün görme yeteneğini tamamen kaybettiğini, müvekkilinin kazadaki kusur oranı kadar  zararından zaten indirim  yapıldığını, kazada kusuru olan ana işverenin  taraflarına dava açmasının hukuki dayanağı olmadığını, işverenler arasındaki  rücu ilişkisinin tamamen  işverenler arasındaki sözleşmeden  kaynaklandığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.<br>\tMahkemece; davanın, iş kazası nedeniyle ödenen tazminat tutarlarının rücuan tahsili istemi olduğu, tüm dosya kapsamı ve deliller, yaptırılan 03/04/2019 tarihli bilirkişi  incelemesi raporu kapsamı, davacının rücu talebine esas Ankara 2. İş Mahkemesi'nin dava dosyası ile kesinleşen ilama dayalı yaptığı icra ödemelerine dayanak Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün takip dosyası kapsamı hep birlikte dikkate alındığında, davacı işveren ile asıl davada davalı yüklenici ve alt yüklenici arasında düzenlenen sözleşmenin 29.maddesi kapsamına göre şartnamenin ilgili  36.maddesi uyarınca tedbir alınmasına rağmen olabilecek kazalar nedeniyle yüklenicinin işçi ve personelinin kaza nedeniyle uğradıkları tedavilerine yönelik giderlerle kendilerine ödenecek tazminat bedellerinin yükleniciye ait olduğunun açıkça kararlaştırıldığı, sözleşme kapsamına göre davacının kesinleşen Ankara 2. İş Mahkemesi'nin  09/06/2011 tarihli 2008/979 Esas- 2011/361 Karar sayılı ilamı uyarınca davacı kurum tarafından ödenen mahkeme ilamı fer'ileri ve icra dosyasına yapılan ödemeler kapsamının asıl davalı taraflara rücu edilmesinin yasal şartlarının oluştuğu, bu çerçevede 03/04/2019 tarihli bilirkişi raporu kapsamında yapılan hesaplamalar doğrultusunda belirlenen tutarların ayrı ayrı asıl davalılara rücu edilebileceği, öte yandan birleşen davada davalı işçi ... yönünden hükmedilen manevi tazminat tutarı belirlenirken bu işçinin Ankara 2. İş Mahkemesi'nin 2008/979 Esas sayılı dosyasında belirlenen %35 oranındaki kusur durumu esas alınarak belirleme yapıldığından birleşen davalıya rücu edilebilecek bir tutar bulunmadığı, asıl davada ise davalıların İş Mahkemesi'nde belirlenerek kesinleşen kusur durumlarına göre hesaplanan tutarların ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faizleriyle birlikte ayrı ayrı her bir davalı yönünden tahsiline karar verildiği gerekçesi ile; asıl davanın kabulüne, 172,47 TL bakiye ilam harcının 23/08/2011 tarihinden, 6.479,57 TL icra ödemesinin 24/08/2011 tarihinden, 155,64 TL onama harcı ödemesinin 22/01/2013 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...  (... Endüstri)'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 1.368,38 TL bakiye ilam harcının 23/08/2011 tarihinden, 51.407,55 TL icra ödemesinin 24/08/2011 tarihinden,1.234,86 TL onama harcı ödemesinin 22/01/2013 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... (... Mühendislik)'dan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tAsıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda; müvekkilinin, işçiye yaptığı ödemeler yönünden asıl davada davalıların işçiyi şirketlerinde ve müvekkili kurum nezdinde çalıştırdıkları dönemler yönünden rücuen alacak hakkı bulunduğunu, bu durum ile ilgili 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin de 2015/713 Esas numarası ile alt yüklenici ...(... Mühendislik) ve ... aleyhine dava açıldığını, 08/01/2018 tarihli bilirkişi raporunda davacı ile davalılar arasındaki hukuki ilişki neticesinde davalılara rücu hakkının bulunduğunun,davalı ...'a rücu edilebilecek rakamın, 30.409,23 TL, diğer davalı ...'ye (... Endüstrisi) rücu edilebilecek rakamın ise 9.122,77 TL olduğunun tespit edildiğini, asıl dava  dosyasına sunulan ve karara esas bilirkişi raporunda ise kusur oranlarının; ... %15, diğer davalı ... %50 ve davacı işçi ... %35 olarak belirlendiğini, bilirkişi raporu doğrultusunda kalan 21.280,47 TL için iş bu birleşen davanın açılması gerektiğini, Mahkemece birleşen davanın reddedildiğini belirterek; Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/05/2019 tarihli, 2015/713 Esas-2019/444 Karar sayılı kararında birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/88 Esas sayılı dosya kararının kaldırılarak istinaf taleplerinin kabulü ile yargılamanın yeniden yapılmasını, dosyanın yerel Mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir.<br>\tAsıl davada davalı ...-... Mühendislik vekili istinaf başvurusunda; dava dilekçesinde davacının, gerekçeli kararda da Mahkemenin kabulünde olduğu üzere, dava dışı kazazede işçi ...'nin müvekkili ...’ın işçisi olmayıp diğer davalı ...’nin işçisi olduğunu, müvekkilinin özel hukuk sözleşmesi olan ihale sözleşmesi kapsamında ... binasının ... konseptine uygun olarak düzenlenmesi işini üstlendiğini, müvekkili ile davacı arasında düzenlenen sözleşmenin 16. maddesinde, ihale konusu işte alt yüklenici çalıştırılamayacağının düzenlendiğini, sözleşme gereği alt işveren çalıştıramayacak olan müvekkilinin, taahhüdü altına girdiği işin yapımını davalı ...’ye devrettiğini, ihale makamı olan idarenin bilgi ve müsaadesi dışında bir iş yapılmasının mümkün olmaması karşısında (sözleşmeye aykırılık teşkil edecek şekilde) somut olayda davalı ...’nin alt işveren değil asıl işveren sıfatına haiz olduğunun kabulü gerektiğini, kaza mağduru işçi ...'nin, davalı ...’nin işçisi olup, adı geçen ile müvekkili arasında imzalanmış bir hizmet akdi bulunmadığını, bu itibarla davacı şirketçe dava dışı işçiye yapılan ödemelerin tamamından da davalı/işveren ...'nin tek başına sorumlu olacağını, yine karara esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve yanlı olduğunu, sözleşmeye esas şantiye alanında işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili olarak her türlü tedbirin alındığını, bununla ilgili olarak ... Başmüdürlüğü kontrol teşkilatınca diğer imalatları esnasında tespit edilmiş herhangi bir hata ve kusur bulunmadığını, özel teknikler gerektiren imalatın montajı esnasında ortaya çıkan kusurdan imalat ve montajı yapan ...'nin birinci derece sorumlu olduğunu, müvekkili ...'ın meydana gelen iş kazası sebebiyle hiçbir kusuru bulunmadığının Yargıtayca onanmak suretiyle kesinleşen Ankara 2. İş Mahkemesi'nin 2008/979 Esas sayılı dosyası ile de hükmen sabit olduğunu, gerek Ankara 2. İş Mahkemesi'nin 2008/979 Esas sayılı dosyasında alınan, gerekse Mahkemece alınan muhtelif raporların her birinde birbiri ile örtüşmeyen çelişkili kusur oranları belirlendiğini, Mahkemece itirazları karşılanmak suretiyle tüm raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeksizin usul ve yasaya aykırı 03/04/2019 tarihli rapor dikkate alınarak hüküm kurulmasının isabetli olmadığını belirterek; mahkeme kararının kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama neticesinde müvekkili aleyhine ikame olunan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tAsıl davada davalı ...-... Endüstri vekili istinaf başvurusunda; davalı ... Mühendislik ile davacı ... A.Ş. arasında ... binasının ... konsepti çerçevesinde düzenlenmesi için 13/08/2007 tarihinde anahtar teslim götürü bedel karşılığında sözleşme akdedildiğini, davacı ile davalı ... Mühendislik arasındaki sözleşmenin 16.maddesine rağmen, davalı ... Mühendislik'in müvekkili ... ile yüklenici-alt yüklenici ilişkisi kurduğunu, bu kapsamda asıl işverenin müvekkili ... olmadığını, alt yüklenici konumunda olduğunu, davacı ile davalı ... Mühendislik arasında akdedilen sözleşme ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerine göre 12/05/2008 tarihinde iş kazası geçiren ...'ye ödenecek tazminatlardan dolayı sorumluluğun yüklenici ... Mühendislik üzerinde olduğunu, müvekkili ...'nin iş sağlığı ve güvenliği konularına titizlikle riayet ettiğini, davalı işçi ...'nin kişisel koruma donanımı olan gözlüğü takmaması nedeniyle kopan matkap parçasının gözüne isabet etmesi nedeniyle malul hale geldiğini, anlatılan durumlara binaen somut olayda müvekkili ...'nin kusuru bulunmadığını, işçi ...'nin ağır kusuru bulunduğunu, iş bu davanın konusunun tarafların kusurları oranında sorumluluğu olduğunu, SGK müfettişi ... tarafından düzenlenen 17/01/2009 tarihli rapora göre müvekkili ...'nin kusuru bulunmadığını, işçi ...'nin ise bağışlanamaz kusuru bulunduğunu, kusur hesaplaması yapılırken bu durumun gözardı edildiğini ve Mahkemece işçi ... hakkında açılan birleşen davada davanın reddine karar verildiğini, yine her ne kadar ... vekili cevap dilekçesinde rücuen alacağın müterafık kusur sayılarak tazminattan tenkis edildiğini beyan etmişse de davacı tarafından ...'ye ödenen tazminatın tamamının ...'nin kusuru tenkis edilmeden müvekkili ... ve diğer davalı ... üzerinden rücuen tahsil edilmek istendiğini, bu anlatılanlara binaen Mahkemenin birleşen davanın reddine ilişkin kararının hukuka aykırı olduğunu, davacı vekili tarafından hazırlanan istinaf dilekçesinde davalılara rücu edilen tazminat miktarlarında hatalar bulunduğunu, Mahkemece 03/04/2019 tarihli rapor esas alınarak karar verilmişken, davacı tarafın istinaf dilekçesinde 01/08/2018 tarihli bilirkişi raporu çerçevesinde istinaf talebinde bulunduğunu, yine müvekkili ...'nin özverili bir işveren olarak iş yerini ve işçilerini ... Sigorta A.Ş. nezdinde sigortalattığını, sigorta şirketinin, davalı ...'nin Ankara 2. İş Mahkemesi ilamıyla takip başlatması üzerine Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün 2011/12779 sayılı dosyasına 9.398,55 TL ödeme yaptığını, 03/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda müvekkiline yöneltilen rücuya esas miktarın 6.807,69 TL olarak hesaplandığını, taraflarınca ... Sigorta A.Ş. tarafından Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün 2011/12779  Esas sayılı dosyasına yapılan ödemenin rücu edilmek istenen ödeme miktarından daha fazla olacağının izahtan vareste olduğunu, Mahkeme tarafından yapılan hesaplama sonucunda ilgili durumun gözardı edildiğini bu nedenle yeniden hesaplama yapılması gerektiğini belirterek; davacı tarafın istinaf talebinin reddine, mahkeme kararının kaldırılarak birleşen davanın kabulüne ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tAsıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat, birleşen dava alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı asıl ve birleşen davada davacı ve asıl davada davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. \t<br>\tDairemizin 05/10/2022 tarih ve 2022/1020 Esas-2022/935 Karar sayılı geri çevirme kararı ile Mahkemece davacı vekilinin istinaf dilekçesinin birleşen davada davalı tarafa tebliğine ilişkin eksiklik ikmal edilmiş olmakla istinaf başvurularının esası incelenmiştir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDavacı ile davalılardan ...-... Mühendislik arasında düzenlenen 13/08/2007 tarihli sözleşme niteliği itibariyle Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesidir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden işin devamı sırasında bir kısım işlerin diğer davalı ...-... Endüstri tarafından yapıldığı, bu işlerin yapılması sırasında davalı ...'nin sigortalı işçisi olan ...'nin iş kazası geçirerek yaralandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasındaki akdi ilişki kapsamında davacı ... A.Ş. iş sahibi, davalı ... yüklenici, diğer davalı ... ise taşerondur.<br>\tİşin devamı sırasında yaralanan taşeron ...'nin sigortalı işçisi olan ...'nin oluşan maddi ve manevi zararlarının tazmini için iş mahkemesinde iş sahibi ... A.Ş. ve taşeron ...'yi davalı göstererek dava açtığı, davanın yüklenici ...'a ihbar edildiği, Ankara 2. İş Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/979 Esas-2011/361 Karar sayılı kararı ile davacı ...'nin maddi tazminat talebinin uğradığı  maluliyete göre talep edebileceği zararının 164,607,87 TL olduğu, mütefarık kusur indirimi yapıldığında davacının talep edebileceği zararın 106,995,11 TL olduğu, davacıya bağlanan aylık ve gelirlerin peşin sermaye değerinin belirtilen meblağlardan fazla olduğu gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin ise dosya içindeki taraf delilleri, tarafların ekonomik ve mali durumları gözönüne alınarak kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 12/11/2012 tarih ve 2011/14927 Esas-2012/19672 Karar sayılı kararı ile onandığı, onanan mahkeme kararı kapsamında iş sahibi ... A.Ş.tarafından ... tarafından yapılan icra takibi kapsamında icra dosyasına dava dilekçesinde açıklandığı şekilde ödemeler yapıldığı anlaşılmaktadır.  <br>\tBu durumda; Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli  karar verilmiş olduğu,  ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davacı ile davalılardan ... arasında düzenlenen 13/08/2007 tarihli sözleşme kapsamında sözleşmenin ifası sırasında taşeron olarak faaliyette bulunan ...'nin işçisinin iş kazası sonucu yaralanması nedeniyle üst işveren davacı ... A.Ş. tarafından ödenen bedelin yasa ve sözleşme hükümleri gereğince yüklenici ve taşerondan talep edebileceğinin anlaşılmasına, birleşen dava yönünden ise; kesinleşen Ankara 2. İş Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/979 Esas-2011/361 Karar sayılı kararında birleşen davanın davalısı ...'ye ödenmesine karar verilen tazminatın manevi tazminat olup, manevi tazminatın TBK'nın 56. maddesine göre, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda olayın özellikleri gözönünde tutularak Mahkemece takdir edilerek zarar görene verilen bir tazminat olduğu, Ankara 2. İş Mahkemesince verilen kararda da gerekçesinde belirtildiği üzere manevi tazminat miktarının tarafların delilleri, ekonomik ve mali durumları dikkate alınarak takdir edilmiş olup, bu durumda iş mahkemesince kazaya uğrayan işçiye ödenmesine karar verilen manevi tazminat miktarının, işçinin kusur durumuna göre iadesinin talep edilmesinin mümkün olmamasına  göre asıl ve birleşen davada davacı ile asıl davada davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1- Asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl davada davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden; Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının peşin alınan 80,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye 346,90‬ TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, <br>\t-Asıl davada davalı ... vekilinin istinaf başvurusu yönünden; Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 465,04 TL istinaf karar harcının peşin alınan 80,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye 384,34 TL harcın bu davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,<br>\t-Asıl davada davalı ... vekilinin istinaf başvurusu yönünden; Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.689,47 TL istinaf karar harcının peşin alınan 691,78 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.997,69 TL harcın bu davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 26/09/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t  \t \t\t<br><br>Başkan <br>  e-imzalıdır<br><br>Üye <br>  e-imzalıdır<br><br>Üye <br>  e-imzalıdır<br><br>Katip <br>  e-imzalıdır<br><br><br><br><br> <br><br> <br>   <br> <br> \t<br><br><br>   <br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5e12226e2593b26e","SID":"ac6f7ff46b65b37d"}}