{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/655 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1796<br>KARAR TARİHİ\t: 15/10/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/12/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/85 Esas 2020/664 Karar<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 15/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 15/10/2024<br><br>\t     Davacı  vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:            <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin davalı şirketten olan 174.805,73 TL cari hesap alacağının tahsilini sağlamak amacıyla 08.12.2016 tarihinde İzmir 15.İcra Müdürlüğü’ nün 2016/16749 E. sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, davalı tarafın haksız olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu  10.10.2016 tarihli cari hesap ekstresine göre, müvekkili şirketin davalı şirketten alacaklı olduğunu, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere  İzmir 15.İcra Müdürlüğü’nün 2016/16749 sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına müvekkili lehine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddia ettiğinin aksine herhangi bir borcu olmadığını, karşı tarafa 12.01.2013 tarihinde ileride alacağı mal karşısında avans olarak 106.155,00 TL tutarında müşteri çeki verdiğini ve ticari ilişkinin bu şekilde başladığını, daha sonra gerek müşteri çeki gerekse nakit olarak ödemeler yaptığını, aldığı malların yaptığı ödemelerden ve verdiği çeklerden daha altında olduğunu ve davacıdan sürekli alacaklı kaldığını,  ticari ilişkilerinin bu şekilde devam ettiğini, dava dilekçesine eklenen cari hesap dökümü incelendiğinde kendisine ait olmayan ve kendisi tarafından alınmayan alışverişlerin ve borçların sanki kendisi tarafından yapılmış gibi hesabından düşüldüğünü, bu işlemi ve davacı tarafından sunulan cari hesap içeriğini kabul etmediğini, 19.03.2013 tarihli oğluna ait ...-... firmasına ait olan ve hesabından virman olarak avans alacağından düşülen 5.000,00 TL’lik alışveriş ve borcun,  20.04.2013 tarihli oğluna ait ...-... firmasına ait olan ve hesabından virman olarak avans alacağından düşülen 137.557,70 TL’lik alışveriş ve borcun,15.04.2013 tarihli ... firması lehine hesabından virman olarak avans alacağından düşülen 25.565,87 TL’lik alışveriş ve borcun kendisine ait olmadığını, bu alışverişlerle ilgili herhangi bir kefaletinin de olmadığını, takipte alacak kalemlerinin tek tek belirtilmediğini, borcun hangi ayları kapsadığının ve nereden kaynaklandığının ne olduğunun dahi ödeme emrinde ve takip talebinde belirtilmediğini, yasal faizi aşan ve işleyecek faiz taleplerinin de yerinde olmadığını, kabul etmediğini ve itiraz ettiğini, belirtilen nedenlerle ve resen göz önüne alınması mümkün sebeplerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, icra takibi ve davanın haksız ve kötü niyetli olarak yapıldığından takibe ve davaya konu edilen alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminatın karşı taraftan tahsiline, yargılama gideri ile avukat tutması halinde vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini savunmuştur.<br> İlk derece mahkemesince; 20/11/2018 tarih ve 2017/84 esas, 2018/1214 karar sayılı kararı ile; davanın reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 25/02/2019 tarih ve 2019/341 esas, 2019/439 karar sayılı kararı ile 2017'de Ticaret Mahkemesinde dava açıldığını, mahkemenin görevli olup olmadığı yönünde mahkemenin kanaatini yani kendisini görevli kabul etmesi yönündeki kabulünü denetlemek için davalının ticari işletme sahibi olup olmadığının belirlenebilmesi için gerekli delillerin dava dilekçesi ekinde gösterilmediği gibi, resen araştırılması gereken bu konuda mahkemece de herhangi bir delil toplanma yoluna gidilmediği, bu nedenle dava şartı ve kamu düzeninden olan mahkemenin görevi ile ilgili olarak Dairemizce mahkemenin kanaati yönünden delil bulunmadığından değerlendirme yapma imkanı bulunamadığını, bu eksikliğin giderilmesinin esaslı delillerin toplanmamış olması karşısında yerel mahkemede olduğu düşüncesi ile kararın kaldırılmasına, ilgili delillerin toplanması için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Dairemiz kaldırma kararından sonra; <br>MAHKEMECE: \"...  Dava; satım sözleşmesinden kaynaklı alacağa ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava 1 yıllık hak düşürücü süre içinde  açılmıştır.<br>Yapılan yargılama, toplanan kanıtlar, bilirkişi kök ve ek raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ;<br>Davacı tarafça cari hesap alacağına dayalı olarak İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün 2016/16749 Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu aleyhine  ilamsız icra takibi  başlatıldığı, davalının takibe yasal  süresi içinde itiraz etmesi  üzerine  takibin durduğu, davacının   hak düşürücü süre içinde iş bu itirazın iptali davasını  açtığı, <br> Gaziemir Vergi Dairesi'nden gelen 16.09.2019 tarihli yazı cevabına göre  davalının 2013-2014-2015 yılları itibariyle gelir vergisi mükellefi olduğu,  işletme hesabı esasına (ikinci sınıf) tabi olduğu, yıllık alış ve satışlarına ilişkin 2013 dönemi yıllık gelir vergisi beyannamesi bulunduğu, 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesinin bulunmadığı, 2013 yılında dönem içinde satın alınan emtianın 177.410,86 TL, giderlerin 23.155,98 TL, dönem içinde elde edilen hasılatın 211.826,00 TL, diğer giderlerin 0 TL, dönem sonu emtia mevcudunun  29.110,00 TL olduğunun   bildirildiği, buna göre davalının gayrisafi milli hasılatının dönem içi elde edilen+diğer gelirler+dönem sonu emtia= 240.936,00 TL olduğundan Bakanlar Kurulunun Esnaf ve Sanatkarlar ile Tacir ve Sanayicinin ayrımına ilişkin karar ve  231 sayılı V.U.K madde 177'ye  göre gerçek kişi olan davalının  tacir  sıfatını haiz olduğu, davacı tarafın ise TTK'da sayılan şirketler arasında yer aldığı,  6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı, eldeki davanın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiği anlaşılmakla mahkememizin davaya bakmaya görevli olduğu,<br>Davacı  ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre; davacının   ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içinde yaptırıldığı, muhasebe kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, davacı ile  davalı arasında yazılı olmayan ticari ilişki kurulduğu, bu ticari ilişkinin davalı tarafından 12/01/2013 tarihinde keşide edilen 106.155,00-TL tutarında 3 adet çek ödemesi ile başlayıp, davacı şirket tarafından 05/03/2014 tarihinde yapılan 6.000,00-TL tutarındaki nakit ödeme ile sona erdiği, davacı şirket defter ve kayıtlarına göre, davacının davalıya satışını yaptığı 169.263,64-TL mal bedeli, 100 adet fatura düzenlediği, davalının ise çek, havale ve nakit olmak üzere toplam 180.031,48-TL tutarında ödemede bulunduğu, davacı defterlerinde yer alan davacı tarafından davalıya yapılan 17.450,00-TL tutarındaki  nakdi ödeme ile, davacı şirket tarafından dava  dışı ...-...'in 142.557,70-TL tutarındaki cari hesap borcunun ve dava dışı ... Ltd. Şti'nin 25.565,87-TL tutarındaki cari hesap borcunun davalının cari hesabına borç olarak kaydedilmesinin  kabul edilmesi halinde, davacının takip tarihi itibarı ile davalıdan 174.805,73-TL alacaklı olduğu, davacı defterlerine yer alan, davalıya yapılan nakdi ödeme ve dava dışı ...-... ve dava dışı ... Ltd. Şti'nin cari hesap borçlarının davalı cari hesabına  kaydedilmesinin  kabul edilmemesi  halinde  davacı defterlerine göre davalının takip tarihi itibarı ile davacıdan 10.767,84-TL alacaklı olduğunun  rapor  edildiği,<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı defterlerinde yer alan davacının davalıya  17.450,00-TL nakdi ödemenin  yapıp yapmadığı ile  davacı defterlerinde yer alan dava  dışı ...-...'in 142.557,70-TL tutarındaki cari hesap borcu ve dava dışı ... Ltd. Şti'nin 25.565,87-TL tutarındaki cari hesap borcunun davalının  cari hesabına borç kaydı  olarak işlenmesinin   davalının kabulünde olup olmadığı noktasında toplandığı, <br>Davacının nakdi ödemeye ilişkin ticari defterlerinde yer alan kayıtlar dışında ödeme iddiasını kanıtlar nitelikte başka belge sunmadığı, yine davacının ticari defter ve kayıtlarında yer alan dava  dışı ...-...'in 142.557,70-TL tutarındaki cari hesap borcu ile dava dışı ... Ltd. Şti'nin 25.565,87-TL tutarındaki cari hesap borcunun davalının  cari hesabına borç kaydı  olarak işlenmesine  dayanak gösterilen  08/04/2014 tarihli protokol ve eklerinde, davalının isim ve imzasının yer almadığı, davalının oğulları ... ve ... isim ve imzasının yer aldığı, davalının oğullarının  işbu protokol ve eklerini, davalıya vekaleten  imzaladıklarına  dair herhangi bir belge bulunmadığı, sözkonusu  kayıtların  davalı tarafça kabul edilmediği, davacının  davalıya  yemin teklif etmesi  üzerine davalının  yemini eda ettiği, böylece davacının  takip tarihi itibarı ile davalıdan alacaklı olduğuna dair iddiasını ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmiş, davacının nakdi ödemeye ilişkin belge olmaksızın ve  dava  dışı ...-...'in 142.557,70-TL tutarındaki cari hesap borcu ile dava dışı ... Ltd. Şti'nin 25.565,87-TL tutarındaki cari hesap borcunu  davalının isim ve imzası veya verdiği  vekaletnamesi  olmaksızın   08/04/2014 tarihli protokol ve eklerine  dayanarak  davalının  cari hesabına borç kaydı yapmak suretiyle  icra takibi  başlattığından  icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu  kanaatine varılarak  reddedilen alacağın %20 si miktarındaki 44.865,68-TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur. '' gerekçesi ile; <br>HÜKÜM: Gerekçesi HMK 294/4 mad. gereğince bir ay içinde açıklandığı üzere;<br>Davanın REDDİNE,<br>Reddedilen alacağın %20 si miktarındaki 44.865,68-TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; HMK’nın açık hükmünde belirtilen;  mahkeme tarafından ticari defter ve kayıtların ibrazına karar verildiğinde tacir olan ve tacir olmasından kaynaklanan yükümlülükler taşıyan tarafların ticari defter ve kayıtları ibraz etmesinin zorunlu olduğunu, ibraz edilmediği halde herhangi bir gerekçesi de olmayan davalı yanın ticari defter ve kayıtlarını kötü niyetle ibraz etmediğinin anlaşıldığını, işlemin tarafları arasında yapılacak sorumsuzluk anlaşmalarının hukuken herhangi bir sonuç doğurmayacağını, yerel mahkemenin, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/85 esas sayılı itirazın iptali davasını reddetmesinin ve %20 kötü niyet tazminatına hükmetmesinin hukuka aykırı olduğunu, alacaklının kötü niyet tazminatına mahkum edilebilmesi için takibin kötü niyetle yapıldığının ispatının gerekeceğini, yerel mahkemece 2019/85 Esas, 2020/664 Karar sayılı dosyasında taraflarınca açılan davayı reddeden ve kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte kötü niyeti olan borçlu tarafından açıkça kanıtlanmamış olmasına rağmen kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının davacı müvekkil şirket lehine bozulmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava:  itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; davacı tarafça dosyaya sunulan protokolün davalı tarafça kabul edilmemesine, protokolü imzalayanların davalı adına vekaleten hareket ettiklerine dair bir delil sunulmamış olmasına,  davalı cari hesabına virman kaydı yapılarak kaydedilen alacaklar ile ilgili davalının muvafakati olduğunun davacı tarafça ispatlanamamasına, davacının dayanak belgeler olmadan davalıyı kayıtlarında borçlu göstermiş olması nedeni ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına   göre davacı  vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/12/2020 tarih ve 2019/85 Esas 2020/664 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 368,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 15/10/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7d5598b0799ca4f2","SID":"db0badca90ed2455"}}