{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS     NO\t: 2021/1106 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1627<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/04/2019<br>NUMARASI\t\t: 2016/1219 Esas <br>DAVA\t\t: MENFİ TESPİT<br>KARAR TARİHİ\t: 26/09/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 26/09/2024 <br> <br>Taraflar arasında görülen menfi tespit davasına ilişkin olarak yapılan açık yargılama sırasında verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına dair ara karara karşı yasal süresi içerisinde ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br><br>Mahkemece yapılan açık yargılama sırasında 12/04/2019 tarihli ara karar ile; ''...Davalı ... vekili dilekçesinde özetle; davacı tarafın talebi üzerine mahkememizce dava konusu 26.11.2012 keşide tarihli, 15.000,00-TL bedelli ve 30.11.2012 keşide tarihli 15.000,00-TL bedelli çek ile ilgili olarak İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2016/4346 sayılı takip dosyasında icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, ancak davacı yan tarafından davaya konu iki adet çekin iptali ve borçlu olunmadığının tespiti amacıyla davalı ...'e karşı açılan Alaşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/335 Esas, 2016/159 Karar sayılı dosyasında verilen ret kararının Yargıtay 19. H. D'nin 2016/18220 Esas, 2018/3572 Karar sayılı ilamı ile onandığını,  onama ilamında özetle; \"Davanın ihbar edildiği Faktoring vekili dava konusu çekin müvekkili şirkete bir Faktoring işlemi kapsamında geçtiğini, Faktoring işlemleri kapsamında alınan bu çeklerin bankasına ibraz edildiğinde; çekler hakkında ihtiyati tedbir kararı verildiğinin öğrenildiğini, anılan çeklerin icra takibine konu edildiğini, şirketin iyi niyetli hamil olduğunu beyan ettiğinin\" belirtildiğini, müvekkili şirketin fatura ve faturaların dayandığı ticari iş ile ilgili kendisinden beklenilen tüm incelemelerde bulunarak Faktoring işlemini gerçekleştirdiğini, Faktoring işlemi gerçekleştikten ve ödeme yapıldıktan uzun bir süre sonra dava açan davacının kötü niyetli olduğunu ve şirketin iyi niyetli üçüncü kişi konumunda bulunduğunu beyan ederek mahkememizce verilen tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Mahkemizin 13.10.2016 karar tarihli ara kararı ile davacı tarafından menfi tespit istemli açılan davada; İİK'nun 72.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasının talep edildiği, mahkememizce İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2016/4346 esas sayılı dosyasının getirtilip incelenmesinde; alacaklı ... A.ş tarafından borçlular ... Şti ile ... aleyhine toplam 30.000,00-TL bedelli iki adet çeke istinaden kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla takip yapıldığı, Alaşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/335 sayılı dosyasında İİK'nun 72/2 maddesi uyarınca verilen tedbir kararı nedeniyle takibin durduğu, menfi tespit davalarına ilişkin yasal düzenlemeler dikkate alındığında İİK'nun 72/3 maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği, ancak teminat karşılığında icra veznesine girecek paranın alacaklısına ödenmemesi şeklinde tedbir kararı verilmesinin mümkün olduğu, dava dilekçesi ve ekindeki belgeler ile ceza soruşturması ve diğer bilgi ve belgeler gözetilerek İİK'nun 72/3 maddesindeki koşulların gerçekleştiği gerekçesiyle icra dosyasındaki alacağın %20 oranında teminat yatırıldığında icra veznesine girecek paranın alacaklısına ödenmemesi için ihtiyati tadbir kararı verildiği anlaşılmaktadır. <br>Davalı ... vekili talep dilekçesi ile mahkememizce verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgeler, Yargıtay 19. H. D'nin 2016/18220 Esas, 2018/3572 Karar sayılı ilamı, Alaşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/335 Esas sayılı dosyası hep birlikte değerlendirildiğinde ve dosyanın geldiği aşama ve yaklaşık ispat kuralı da gözönüne alındığı...'' gerekçesi ile; Mahkememizin 13.10.2016 tarihli ara kararı ile davacı  vekilinin   dava  konusu  26/11/2012 keşide tarihli, 15.000,00-TL bedelli ve 30/11/2012 keşide tarihli 15.000,00-TL bedelli iki adet çekle ilgili olarak açılan İzmir 4.İcra Müdürlüğünün 2016/4346 Esas sayılı icra takibine yönelik  tedbir talebinin kabulü ile tedbir isteyen davacı  tarafından tedbir konusu ( 33.578,64 TL) miktarın %20 si oranında  nakdi teminat yatırıldığında ya da banka teminat mektubu ibraz edildiğinde İzmir 4.İcra Müdürlüğünün 2016/4346 sayılı  takip dosyasında icra veznesine girecek  paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde  verilen ihtiyati tedbir kararının KALDIRILMASINA karar verilmiş, verilen bu ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br> <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br><br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili davacı şirketin yaş meyve sebze ticaretiyle uğraştığını, satın aldığı ürünleri iç veya dış piyasada sattığını, 2 nolu davalının ... İlçesi ... Mahallesinde 12 dekar tutarlı alfons yaş üzüm bağının zilyedi olduğunu, müvekkilinin 2 nolu davalının üzümünü 40.000.TL bedel ile 2012 yılı Ekim ayı başlarında satın aldığını, 10.000.TL'sini nakden ödediğini, geriye kalan 30.000.TL için 26.11.2012 ve 30.11.2012 keşide tarihli her biri 15.000'er TL'lik 30.000.TL tutarlı iki adet çeki 2 nolu davalıya teslim ettiğini, 2 nolu davalının anlaşmayı bozarak çekin karşılığı olan üzümlerini müvekkilinden kaçırarak bir üçüncü şahsa peşin olarak sattığını ve üzümün bu firma tarafından kesildiğini, müvekkilinin de aynı bağdan 14.000.TL'ye yakın tutarlı üzüm kesebildiğini ve böylece 30.000.TL'lik 2 adet çekin 2 nolu davalının elinde karşılıksız kaldığını, bunun üzerine müvekkilinin Alaşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde karşılıksız 30.000.TL tutarındaki iki adet çekin iptalinin ve borçlu bulunmadıklarının tespiti için 2 nolu davalı aleyhine 30.10.2012 tarihinde dava açtığını, mahkemece iki çekin 26.966 TL'lik kısmı için borçlu bulunmadıklarının tespitine karar verildiğini, anılan kararın Yargıtay 19. HD'nin 2016/18220 Esas ve 2018/3572 Karar sayılı kararı ile onandığını ve kararın kesinleştiğini, 1 nolu davalının 3. şahıs olarak anılan davaya girerek söz konusu iki adet çeki 2 nolu davalıdan faktoring şirketi olarak devir aldığını ve bedelini ödediğini, İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2016/4346 (eski 2013/201) dosyasında icra takibine giriştiğini, ancak bu dosyada verilen ihtiyati tedbir kararı sebebiyle takibinin durduğunu, 3. şahıs olması ve iyi niyetli olması sebebiyle ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep ettiğini, yerel mahkemece bu talebin 07.03.2013 tarihinde red olduğunu, yerel mahkemenin ihtiyati tedbirin kaldırılması isteminin reddine ilişkin kararının onandığını ve kesinleştiğini, 1 nolu davalının, istihbarat ve denetim görevini bilerek olayda kullanmadığını ve çeklerin karşılıksız ve problemli olduğunu bile bile ve kötü niyetli olarak mevzuata aykırı şekilde faktoring işlemi yaptığını ve tartışmasız kötü niyetli olduğunu, yönetmeliğin 5. maddesinin c bendinde, gerektiğinde fatura borçlusu ve kambiyo senedi veya diğer senedin keşidecisine de başvurularak borcun teyit edilmesi görevinin 1 nolu davalı tarafından kesinlikle yerine getirilmediğini, 2 adet çekin keşidecisi ve 10.10.2012 günlü ve 0896 sayılı faturanın borçlusu gibi görünen müvekkil şirket ile hiç temas edilmediğini, çekler hakkında bilgisinin alınmadığını ve teyidinin sağlanmadığını, mevzuata aykırı olarak  denetleme görevinin kesinlikle ifa edilmediğini, her ne kadar 1 nolu davalı tarafın çekler konusunda müvekkil ile temas edildiği iddia edilmiş ise de dinlenen tanıklardan şirket ön muhasebecisi ...'nun ve şirket ortaklarından ...oğlu'nun 1 nolu davalının bu iddiasını kesinlikle red ettiğini ve 1 nolu davalı şirketin hiçbir suret ve şekilde kendilerini aramadığını beyan ettiklerini, keşide tarihi 26.11.2012 ve 30.11.2012 olan dava konusu çeklerle ilgili Alaşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ihtiyati tedbir kararının Antalya'daki muhatap banka tarafından 09.11.2012 tarihinde banka kaydına “ihtiyati tedbir vardır” şerhi verildiğini ve 1 nolu davalının bu şerhi öğrenmesine rağmen müvekkil şirketi ile temas etmek lüzumunu görmediğini ve konuyu araştırma yönüne gitmediğini, bu davranışın 1 nolu davalının kötü niyetli olduğunun ve çeklerin karşılıksız olduğunu bile bile devir aldığının ayrı bir kanıtı olduğunu, 10.10.2012 günlü ve 0896 sayılı fatura için de istihbarat edilmediğini ve araştırma yapılmadığını, 1 nolu davalının, müşterisi olan 2 nolu davalının icra borçlarını ve mali durumunu kasten araştırmadığını, 1 nolu davalının, ... hakkında hala haciz talep etmemiş olmasının, faktoring işlemi yapılırken ...'in herşeyini tüm çıplaklığı ile bildiğini ve tek bir mal varlığının olmadığını bilerek bu işlemi yaptığını, amacın müvekkil şirketten haksız yere parayı tahsil etmek olduğunu ve kötü niyetli bulunduğunu açıkça gösterdiğini, 1 nolu davalının karşılıksız ve bedelsiz çeklere kanuna aykırı şekilde faktoring işlemi yaptığının kesin ve tartışmasız olduğunu,  çeklerin karşılıksız olunduğunun bilinmesine ve kötü niyetli faktoring işlemi yapıldığının sabit olmasına rağmen yerel mahkemece \"dosyanın geldiği aşama ve yaklaşık ispat kuralı da göz önüne alındığında\" denmek sureti ile anlamı belirsizi ve hukuka uygun olmayan bir gerekçeyle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesinin açıkça mevzuata ve İİK'nun 72. maddesine aykırı olduğunu, anılan karar sebebi ile müvekkilinin mağdur olduğunun açık ve tartışmasız olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme ara kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br><br>Talep, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebinin kabulüne yönelik ara karara ilişkindir.<br>HMK'nın 341/1. maddesinde \"İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.\" denilerek ilk derece mahkemelerince verilen kararlardan hangilerine karşı istinaf kanun yoluna başvurulabileceği açıklanmıştır.<br>Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.03.2013 tarih ve 2013/444 Esas 2013/4848 Karar sayılı, 04.06.2013 tarih ve 2013/8345 Esas 2013/11632 Karar sayılı, 24.09.2013 tarih ve 2013/13228 Esas 2013/16450 Karar sayılı, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 25.11.2013 tarih ve 2013/25812 Esas 2013/20072 Karar sayılı kararları ile yerleşik diğer içtihatlarda da belirtildiği üzere; ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen kararlar ile yokluğunda ihtiyati tedbir kararı verilen kişinin itirazı üzerine verilen kararlara karşı istinaf  yoluna başvurulabilecektir. Gerek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda gerekse Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda ara kararlarına karşı kanun yoluna başvuru kabul edilmemiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir hakkında verilen kararlara karşı ancak belli durumlarda istinaf yoluna başvurulabilecektir.<br>HMK'nın 394. maddesinde \"(1)Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz.(2) İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. (3) İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler. (4) İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. (5) İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını durdurmaz.\" denilmek suretiyle ihtiyati tedbir kararına itirazın usulü ve itiraz uyarınca yapılacak yargılama ve verilecek kararlar açıklanmıştır. <br>Aynı Kanun'un  396. maddesinde \"(1) Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. (2) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır.\" düzenlemesine yer verilmiş olup bu düzenleme uyarınca talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına karar verilmesi halinde itiraza ilişkin usulün kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. Maddede, kanun yoluna başvuru imkanını düzenleyen 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmadığı görülmektedir. HMK'nin 396. maddenin gerekçesi ise; \"İhtiyatî tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasını düzenleyen bu maddede de, yukarıda belirtilen iki maddedeki ortak yönler dikkate alınarak itiraza ilişkin benzer hükümlere ayrıca atıf yapılmıştır. Ancak, itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulması hakkındaki fıkraya ya da yeniden verilen tedbir kararına atıf yapılmamıştır. Zira, hâl ve şartların değişmesi, hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı bir husustur. Ayrıca, aynı yargılama süreci içinde, bir çok kez hâl ve şartlarda değişiklik olması sebebiyle, tedbirde değişiklik yapılması veya kaldırılması, bu yönde talepte bulunulması ya da talebin reddi söz konusu olabilir. Her talepten sonra verilecek karar hakkında kanun yoluna başvurulması, ihtiyatî tedbirler için kanun yoluna başvurulmasında istenen amacı da sağlamayacaktır. Kanun yolunun açılmış olmasının amacı, ihtiyatî tedbirlerle ilgili temel hukukî ve prensip hatalarının önüne geçmektir. Bu sebeple, ihtiyatî tedbirin reddi ve ihtiyatî tedbire itiraz üzerine verilen kararlar için kanun yolu imkânı getirilmiştir.\" şeklindedir. Dolayısıyla, durum ve koşulların değişmesi nedeni ile verilen kararlar hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı kararlar olduğundan, bu kararlara karşı  kanun yolunun kapalı olması ön görülmüştür. Nitekim, yargılama süresince her yeni durumda talebin yinelenerek karar verilmesi halinde sürekli kanun yoluna başvuru imkanı tanınması, kanun yolundan  beklenilen amaçtan uzaklaşılması sonucunu doğuracaktır. Şüphesiz, durum ve koşulların değişmesi sebebiyle yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilecektir. <br>Yukarıdaki açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu olayda, davacının talebi üzerine verilen, itiraz ve istinaf süreleri/aşamaları geçen ihtiyati tedbir kararı ile ilgili olarak yargılama sırasında davalı şirket vekilinin talebi üzerine mahkemece 12.04.2019 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebinin kabulüne karar verilmiş, verilen bu ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bu durum karşısında ilk derece mahkemesince 12.04.2019 tarihinde verilen ve istinaf istemine konu edilen ara karar, HMK'nın 396. ve 341. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir kararına itiraz üzerine verilmiş ilk ara karar mahiyetinde olmayıp itiraz/istinaf süreleri geçirilen ve değişen durumdan dolayı ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına yönelik sonraki ara karar mahiyetinde olduğundan bu ara karara karşı istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulamaz. <br>Bu itibarla, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. <br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenle;<br>1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1219 Esas sayılı dosyasında verilen 12/04/2019 tarihli ARA KARAR, istinaf kanun yoluna başvurulabilen ara kararlardan olmadığından davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341. ve 352. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle peşin alınan harcın davacıya  iadesine,<br>3-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-Kararın mahal mahkemesince taraflara/vekillerine tebliğine,<br>Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda kesin olmak üzere 26/09/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fa097728a8915ad5","SID":"fddb11e5d6dfb308"}}