{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA  ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/07/2024<br>NUMARASI\t\t:  Esas -  Karar<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: ... -  (T.C Kimlik No: ...)<br>VEKİLİ\t: Av. ... -<br><br>DAVALI\t: ... -  (T.C Kimlik No: ...)<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVA\t\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 18/10/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 23/10/2024<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan Menfi Tespit davasında 04/07/2024 tarihinde tesis edilen davanın usulden reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2021 yılında borçlanma ihtiyacı duyduğunu, davalının bir miktar faiz karşılığında borç verebileceğini söylediğini ve  sonrasında 19/04/2021 ve 21/04/2021 tarihleri arasında toplamda  700.000,00 TL'yi müvekkilinin sahibi olduğu şirketin banka hesabına havale yapmak suretiyle borç para verdiğini, buna göre davalının 19/04/2021 tarihinde 500.000,00 TL, 20.04.2021 tarihinde 185.000,00 TL ve 21/04/2021 tarihinde 15.000,00 TL olarak 3 parça halinde söz konusu 700.000,00 TL miktarlı ödemeyi yaptığını, davalının verdiği bu borç karşılığında müvekkilinden 700.000,00 TL miktarlı 22.04.2021 düzenleme tarihli vade kısmı boş olmak üzere 1 adet bono aldığını, taraflar arasındaki anlaşmaya göre söz konusu borcun 2023 yılı içerisinde ödeneceğini, ancak davalının vade kısmını anlaşmaya aykırı olarak ve daha fazla faiz alabilmek amacıyla 10.05.2021 vade tarihi olarak sonradan doldurulduğunu, taraflar arasında herhangi bir ticaret yapılmadığını, borcun ödenme tarihi olarak kararlaştırılan 2023 yılı geldiğinde, davalının talebi üzerine; davacı müvekkilinin Ziraat Bankası Zafer Şubesindeki hesabından davalının Yapı Kredi Bankasındaki hesabına 26/06/2023 tarihinde 1.000.000,00-TL, müvekkiline ait Uzman Filo Motorlu Araçlar İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketin'nin Vakıf Katılım Sanayi Şubesindeki hesabından 14/08/2023 tarihinde davalının Yapı Kredi Bankasındaki hesabına 260.000-TL, yine müvekkiline ait Uzman Filo Motorlu Araçlar İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketin'in Vakıf Katılım Sanayi Şube hesabından 11/08/2023 tarihinde davalının Yapı Kredi Bankasındaki hesabına 50.000-TL yatırıldığını, neticede müvekkilinin icra takibine konu 700.000-TL bedelli senede karşılık toplamda davalıya takipten önce 1.310.000,00 TL ödeme yaptığını, icra takibine konu 700.000-TL bedelli bononun takip tarihinden çok önceki tarihlerde 1.310.000-TL olarak ödenmiş olmasına rağmen davalı tarafından yeterli bulunmadığını ve kötü niyetli olarak tekrar tahsil edilmek üzere Konya .. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı icra takibi başlatıldığını, davalının kötü niyetli olduğunu müvekkilinin Konya .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve usul ve yasaya aykırı takibin iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile % 20 den düşük olmamak kaydı ile müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Ticaret mahkemesi olduğunu, bu sebeple mahkemenin görevine itiraz ettiklerini, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça birtakım dekontlar delil olarak ikame edilmişse de bu dekontların, icra takibine konu bonodan kaynaklanan borcu ödemeye yönelik dekontlarda herhangi bir ibare bulunmadığını, takibine konu bononun bedelsiz kaldığı iddiası ile ilgili ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğunu, bedelsizlik iddiasının da ancak yazılı delille ispatlanması gerektiğini savunarak  davanın reddi ile davacının % 20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu,  davacı tarafça dava açarken arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin eklenmediği, davacı vekilinin de 04/07/2024 tarihli duruşmada arabuluculuğa başvurulmadığını beyan ettiği, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiği  gerekçesiyle davanın HMK'nun 115. ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddesi  gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk olarak davanın 3.Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığını, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan menfi tespit davasında arabuluculuk faaliyetinin dava şartı olmadığını, Asliye Hukuk Mahkemesinin arabuluculuk tutanağını dava şartı olarak dikkate almadığını ve mahkemenin tensip tutanağından da anlaşılacağı üzere; arabuluculuk tutanağının eksik olduğuna ve tamamlanması gerektiğine dair bir karar bulunmadığını, Mahkemenin gerekçesinde dayandığı kanun maddelerinin dava dosyasındaki olaya uygulamanın mümkün olmadığını, ayrıca mahkemece dava şartı noksanlığının giderilmesi için kesin süre verilmesini engelleyen bir hüküm bulunmadığını, mahkemece kanun maddesinin katı ve aleyhe yorumlanarak müvekkilinin mahkemeye erişim hakkının kısıtlandığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talebi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; menfi tespit talebine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Kambiyo senetlerinden olan bonoya ilişkin yasal düzenlemeler Türk Ticaret Kanunu'nun 776-779. maddelerinde yer almaktadır. Aynı kanunun 5. Maddesinde Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiş, yine aynı kanunun 5/A maddesinin 1. Fıkrasında ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,   dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu belirtilmiştir. Bu yasal düzenlemeler ışığında dava konusu somut olay değerlendirildiğinde, davacı taraf, davalıya verdiği 22/04/2021 tanzim, 10/05/2021 vade tarihli 700.000,00 TL bedelli bono bedelini ödediğini, ancak senedin davalı tarafından icra takibine konulduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini   talep ettiğine göre uyuşmazlığın bonodan kaynaklandığının kabulü gerekir. Yukarıda açıklandığı üzere çekten kaynaklanan davalar ticari dava niteliğinde olup  görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi'dir. Ticari davalardan konusu bir miktar  para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,  dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olduğundan (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2023/1047 Esas, 2024/4340 Karar sayılı kararı)  ve davacı tarafça dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmadığından mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1- Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2- Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,  <br>6-Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine  18/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br>Başkan ...<br>e-imzalıdır<br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3d022b6324741096","SID":"f3810f514990bdbe"}}