{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/857 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1576<br>KARAR TARİHİ\t: 19/09/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/11/2019<br>NUMARASI\t\t: 2018/884 2019/1196<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 19/09/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/09/2024<br><br>Davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar ... Şti. İle ... vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ...  Şubesi ile asıl borçlu davalı ... Şirketi  arasında 20.07.2015 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalı ... ve ...'ın  da bu sözleşmeye müteselsil kefil olduğunu, davalıya 13.06.2018 tarihinde kat ihtarının gönderildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018 /509 D.İş numaralı dosyasında ihtiyati haciz kararı alındığını, bu karar gereğince İzmir 19. İcra Müdürlüğünün 2018/8565 Esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibine başlandığını, davalı borçluların takibe itiraz ettiğini, itirazlarının yersiz olduğunu belirterek borçluların itirazın iptaline, takibin 43.000,00 TL üzerinden  devamına, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalılar davaya cevap vermemiştir.<br>MAHKEMECE: \"...,Dava; Genel Kredi Sözleşmesine dayalı olarak davacı bankanın yapmış olduğu takibe itirazın iptali davasıdır. <br>Somut olayda; asıl borçluya çıkartılan ihtar henüz temerrüdü gerçekleşmeden yani ihtarın sonucu beklenmeksizin kefiller yönünden de  temerrüt gerçekleşemeyecektir. Bu nedenle diğer davalı kefillerin temerrüdü de 21.06.2018 olmalıdır. Bu nedenle bilirkişinin bu tespiti hatalı olduğu belirlenmiş ve bu hesap hatası düzeltilmiştir. Bilirkişi raporuna yapılan diğer itirazlar ise yerinde görülmediğinden kabul edilmemiştir.<br>Davacı bankanın  davalı ... Şirketi  ile 21.07.2015 tarihli 1.500.000,00 TL limitli ve 07.02.2018 tarihli 500.000,00 TL limitli Genel kredi ve teminat sözleşmesi yaptığı, diğer davalılar ... Ve ...'ın TBK m. 583/1 gereğince müteselsil kefil oldukları, ...'ın eşi ...'ın kefalete muvafakat ettiği, ... Şirketi nin kefili olan ...'ın kefaletinin geçerliliği için kefalet tarihi itibari ile eş rızasının aranmadığı, davalılardan alınan kredi sözleşmelerinin birbirinin devamı olan çerçeve niteliğindeki sözleşme olduğu, davacı bankanın asıl borçlu şirkete ikinci sözleşmeden 1 gün sonra 08.02.2018 tarihinde 402.954,27 TL 24 ay vadeli %1,5 aylık faiz oranında kredi kullandırdığı, her iki sözleşmenin de kat ve temerrüt tarihleri bakımından daha sonraki tarihli yeni sözleşme hükümlerine tabii olduğu, asıl borçlunun 10.03.2018 10.04.2018 10.05.2018 ve 10.06.2018 tarihli vadeli taksitleri ödemediği, bu nedenle hesabın 11.06.2018 tarihinde kat edildiği, borçluya 13.06.2018 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, asıl borçlunun 19.06.2018 tarihi kefillerin 18.06.2018 tarihinde ihtarı tebliğ ettiği, ... Şirketinin temerrüdünün 21.06.2018 diğer davalı kefillerin ise yine TBK m. 586/1 ve 2 gereğince kefilin asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması nedeniyle kredi borcundan sorumlu olacağından asıl borçlunun ifada gecikmesi de ihtarın sonuçsuz kaldığı tarih olan 21.06.2019 tarihinden itibaren temerrüdün oluştuğu tespit edilmiş olup, akdi faiz oranının %18, temerrüt faiz oranının ise %27 olduğu, takip tarihi itibari ile asıl alacağın 426.993,75 TL faizi ve %5 BSMV si ile birlikte 427.175,31 TL olduğu, asıl borçlu ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin ihtarnameden sonra takipten önce 05.07.2018 tarihinde 1.000,00 TL ödeme yapması nedeniyle bu ödemeyi toplam borçtan düşüldüğü, böylece takip tarihi itibari ile 440.036,64 TL borcun olduğu, davalı kefillerin ise sorumluluğunun da temerrüt başlangıcı aynı olmakla 440.036,64 TL olduğu, takip tarihinde asıl borçludan bankanın 429.801,72 TL asıl alacak talep ettiği, ancak asıl alacağı 426.175,31 TL olduğu, bu miktarlar üzerinden ve davacı bankanın talebi de dikkate alınarak işlemiş faizin 11.300,30 TL, 565,01 TL %5 BSMV  olmak üzere toplam 438.040,62 TL olduğu, 441,43 TL ihtarname giderinin bulunduğu, davacı bankanın davalı kefillerden ise sorumluluğunun da yine 426.175,31 TL asıl alacak ve 11.300,30 TL işlemiş faiz ve 565,01 TL %5 BSMV olarak belirlendiği, toplam  438.040,62 TL olduğu ve asıl alacağı takip talebinden itibaren %27 temerrüt faizi uygulanabileceği belirtilmiştir.\" gerekçesi ile, \" Davacı bankanın davasının KISMEN KABULÜ ile; Davacı bankanın davalılardan ... Ltd Şti ve kefiller ... ve ... hakkında yapmış olduğu, İzmir 19 İcra Müdürlüğünün 2018 / 8565 esas sayılı dosyasında, davalı borçlunun ilamsız icra takibine itirazın kısmen iptali ile takibin taleple bağlı kalınarak 426.175,31  TL asıl alacak, 11.300,30 TL işlemiş temerrüt faizi, 565,01 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 438.040,62 TL nakit alacak üzerinden takibin devamına, Takip konusu asıl alacak olan 426.175,31 TL ye takip tarihinden itibaren yıllık %27 temerrüt faizi ve %5 BSMV  uygulanmasına, Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan takip konusu alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatı olan 87.608,12 TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, Ödemelerin, icra giderlerinin icra müdürlüğünce nazara alınmasına,\" şeklinde karar verilmiştir,<br>Mahkeme kararına karşı davacı ... Bankası A.Ş. vekili ile davalılar  ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile davalı ... vekili  katılma yoluyla istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından karara esas olan 17.04.2019 ve 02.10.2019 tarihli bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamaların hatalı olup kabulünün mümkün olmadığını, taraflar arasında imzalanan Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinin temerrüt hükümlerini düzenleyen ilgili maddesinde \"taksitlerden herhangi birinin vadesinde eksik ödenmesi veya hiç ödenmemesi halinde ayrıca herhangi bir ihbara ya da ihtara gerek olmaksızın bakiye alacağının tamamının muaccel olacağını ve bu tutarı derhal ödeyeceklerini, ödemedikleri taktirde söz konusu tutara, bu maddeye göre faiz işletileceğini kabul ve beyan ederler.\" hükmünün yer aldığını, söz konusu maddeye göre; ödenmeyen ilk taksitten itibaren tüm alacak muaccel hale gelmiş olup; müvekkili bankanın temerrüt faizi işletme hakkının mevcut olduğunu, buna rağmen bilirkişi raporunda her faiz kat'ında asıl alacak miktarı değişmeden hesaplanan, faiz eklenmeden hesaplama yapıldığını, bu hususun da sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, bu sebeplerle; karışık ve anlaşılması güç olan ve hesaplamaların hatalı yapıldığı bilirkişi raporunun aleyhe olan hususlarını kabul etmediklerini, ilk derece kararının davanın kabul edilmeyen kısımının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılarak davanın kabulü ve icra takibinde bildirilen takip çıkışı tutarı üzerinden devamı yönünde karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>Davalılar vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; ticari kredi kullanımıyla ilgili genel hükümlerin, kredi faizleri konusundaki uygulamaların,  temerrüt faizi uygulama oranlarının ve ilgili maddelerin detaylı bir şekilde izah edildiği ve kredi müşterisi ile kefili tarafından imzalanarak kabul edildiği ibaresi geçmekle birlikte davacı yan ile müvekkil arasında yapılan sözleşmenin detaylı bir şekilde izah edilmediğinin açıkça ortada olduğunu, müşterilerin bu sözleşmeleri kısa süre içerisinde okuyup anlamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun açıkça ortada olduğunu, sözleşmenin detaylı bir şekilde izah edilmiş olmadığının aşikar olduğunu, davacı yan bankanın tek taraflı olarak temerrüt faizini belirliyor olmasının müvekkilin sözleşme içeriğinin belirlenmesindeki rolünün kağıt üzerinde kaldığını gösterdiğini, müvekkilinin sözleşme süresi içinde davacı yanın tek yanlı faiz artırımı halinde sözleşmeyi sona erdirmek dışında bir hakkı kullanamazken temerrüt halinde müvekkilin fiilen teslim olduğunu, davacı yana tek taraflı artırım hakkı tanıyan düzenlemenin hukuka uygunluğu savunulurken ileri sürülen sözleşme özgürlüğü çerçevesinde davacının bu yönde bir düzenleme yapma hakkı olduğunu, kredinin müvekkilinin bu hükümleri içeren dava konusu sözleşmeyi imzalamayabileceği görüşünün de bu nedenle fiili gerçeklikle uyumsuz olduğunu, asıl borçlunun borcunu ödemediği müteselsil kefile ihbar edilmedikçe borçlunun temerrüdü nedeniyle oluşan temerrüt faizinden kefilin sorumlu tutulamayacağını, asıl borçluya çıkartılan ihtarın henüz temerrüdü gerçekleşmeden yani ihtarın sonucu beklenmeksizin kefiller yönünden de temerrütün gerçekleşmeyeceğini, bu nedenle davalı kefillerin temerrüdünün de 21.06.2018 tarihinde söz konusu olacağını, davacı vekilinin de bu hususa itiraz ettiğini ancak itirazının kabul edilmediğini ve yerel mahkemenin kefiller açısından da temerrüt tarihini 21.06.2018 olarak kabul ettiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak müvekkilleri lehine olacak şekilde temerrüt faiz oranının düşürülmesine, davacı tarafın kısmen kabul edilen davanın, red edilen kısmı için yapmış olduğu itirazları ile ilgili istinaf talebinin reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava kredi sözleşmesinden kaynaklı icra takibin yapılan itirazı istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Davacı vekilinin istinaf istemi yönünden yapılan incelemede; <br>Hukuk Muhakemeleri Kanununun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2019 tarihinden itibaren ise bu sınır 4.400,00 Türk Lirasıdır. Davacı tarafın istinafa konu ettiği red edilen miktarın 4.067,84 TL  olması nedeniyle  20/11/2019 tarihli karar bu hali ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)<br>Somut olayda; mahkemece verilen karar davacı yönünden kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)<br>Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün davacı yönünden kesin olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davalılar ... ve ... şirketi vekilinin katılma suretiyle istinaf istemleri yönünden yapılan incelemede; <br>İlk derece mahkemesi kararından sonra  Dairemizin 2020/1478 esas 2024/616 karar sayılı ile, davalılar ... ve ... şirketi vekili ile davalı ...'ın davacının istinafına cevap dilekçelerinde kararın kaldırılmasına ilişkin talepleri bulunduğu görülmekle, davalılara \"kararı katılma yoluyla veya katılma yoluyla olmaksızın istinaf edip etmedikleri\" açıklatılarak,  katılma yoluyla veya katılma yoluyla olmaksızın istinaf talebinde bulunduklarını beyan etmeleri halinde; takibin devamına karar verilen bölümü yönünden istinaf karar harcının  yatırılması için dosyanın geri çevrilmesini karar verilmiştir.<br>Mahkemece davalılar ... ve ... şirketi vekiline çıkarılan muhtıraya verilen 15/04/2024 tarihli davalılar vekilinin cevabında   \"istinafa konu karar katılma yolu ile istinaf edilmiş olup gerekli harç ve masrafların yatırıldığı\" bildirilmiştir. <br>Davalılar ... ve ... şirketi vekili  tarafından davacının istinaf dilekçesine cevaplarında katılma yoluyla istinaf talebinde bulunmuşlarsa da kesin olan kararlara karşı istinaf istemine katılma yolu ile istinaf da mümkün değildir. <br> HMK'nın 348/(2)maddesi \"İstinaf yoluna başvuran, bu talebinden feragat eder veya talebi bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın talebi de reddedilir.\" hükmünü içermektedir. Bu itibarla  davacı istinafının kesin nitelikte olması nedeniyle katılma yoluyla istinaf başvurularının da reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>Yukarıda açıklanan gerekçelerle HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince  davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın  341/2. maddesi,  davalılar ... ve ... şirketi vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurularının HMK'nın 348/2 maddesi uyarınca usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk derece mahkemesi kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341/2. maddesi uyarınca kesin olması sebebiyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve ... vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,<br>2-Davacının yatırmış olduğu 148,60 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 54,40 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,<br>3-Davalı  ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin yatırmış olduğu 1.169,40 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 7.480,63 TL istinaf karar harcının istemi halinde anılan davalı tarafa iadesine,<br>4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan  inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2024<br>\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e6ea835c4635b336","SID":"5feeea65d01e5730"}}