{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/1229 <br>KARAR NO:2024/3774<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:22/09/2022<br>NUMARASI:2021/710 Esas - 2022/727 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:23/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin duşakabin, banyo sistemleri imalat  ve toptan ticareti konusunda ihtisaslaşmış birkaç firmadan biri olduğunu,.... ile 04.03.2020 tarihinde hacze gelen .... A.Ş vekili dosya  borçlusu ..... Şti.ne bir üst kata hacze gelmesi gerekirken orta kattaki müvekkili işyerinde ton malzemeyi hukuki ve cezai itirazlarına rağmen muhafaza altına aldığını, muhtelif kilo, ebat, uzun ve kıymetlerde  kil alüminyum profil atılarak/ezilerek/kanal yolları  bozularak muhafaza altına alındığını,  haciz ve  muhafaza tutanağından açıkça  belli olacağı üzere her türlü resmi evrak, kontrat, vergi levhası, gelen ürünlerin faturaları sunulduğu halde hukuki ve cezai sorumluluğu üstlenen vekil vasıtasıyla mallar muhafaza altına  alındığını, müvekkilinin mağdur olduğunu beyanla, yapılan haksız ve hukuka aykırı işlemlerden ötürü belirsiz alacaklarından şimdilik 10.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın işlem tarihinden itibaren reeskont faizi işetilmesine ve usulsüz haciz  tutanağının  iptaline karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının ..... Şti. iş bu hacizde istihkak iddiasında bulunan 3. şahıs olduğunu, yetki itirazında bulunduklarını ve yetkili mahkemelerin İstanbul mahkemeleri olduğunu, haciz işleminin müvekkilinin haklı olan alacağına kavuşması için ve mağduriyetinin önlenmesi amacıyla gerçekleştirildiğini, yapılan haciz işleminin hukuka uygun olduğunu, haciz işlemi için gidilen adresin borçlu şirketin resmi ticaret sicil adresi olduğunu ve bu adreste şirketin ve yetkilisinin evraklarının görüldüğünü, 04.03.2020 tarihinde takip borçlusu .... Şti.'nin ticaret sicilde kayıtlı resmi adresinde haciz ve muhafaza işlemi uygulandığını, olayda sorumluluklarının olmadığını, tarafları aleyhine manevi tazminata hükmedilmesi için taraflarının kötü niyetli ve ağır kusurlu olması gerektiğini, bütün bu sebeplerle, davanın ve karşı tarafın tüm taleplerinin reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; \"...davacı şirketin dava konusu iş yerinde yapılan haczin haksız olduğunu ispat edemediğine kanaat getirilmiş, davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. (İstanbul BAM 4. HD.  2019/499 Esas 2021/910 Karar sayılı ilamı) Hemen belirtmek gerekir ki, taraf iddia ve savunmaları, celp edilen evraklar dikkate alındığında dava konusu taşınır mallar davacı şirkete ait olduğu iddia edildiğinden, davacı şirketin ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunması sebebiyle davacı şirket yetkili ....'ın haksız haciz sebebiyle maddi ve manevi zarara uğraması mümkün olmadığından eldeki davayı açmakta aktif husumetinin de olmadığı anlaşılmış, sonuç itibariyle davanın reddi yönünden değişikliğe sebebiyet vermeyeceği nazara alınarak gerekçede belirtilmekle yetinilmiştir.Her ne kadar davacının kazanç kaybı tespiti yönünden mali müşavir bilirkişi heyete dahil edilerek ilgili dönemde şirketin kar edip etmediğinin incelenmesi gerekmekte ise de, davacı tarafça haczin haksız olduğunun ispat edilemediği anlaşılmakla, anılan husus değerlendirmeye alınmamış, sübut bulmayan davanın reddine ...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşması sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız haciz sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli  olup  zararın  kanıtlanması  davacı  tarafa,  hükmedilecek  tazminatın  miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı).Haciz isteminin dayanağının  bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir.Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı).6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; Fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla mükellef olup, İstanbul ....icra dairesi ... esas sayılı dosyasından verilen  21/02/2020 tarihli karar, İstanbul 26. icra hukuk mahkemesi 2020/173 Esas, 2020/402 karar sayılı karar, .... Sayılı dosyasından yapılan haciz ve muhafaza işlemlerinde  maddi ve manevi tazminat koşullarının mevcudiyetinin gerektirir hususların bulunmadığı, davacı şirket ile davadışı 3. Kişi şirketin haciz mahallindeki adresinin ticaret sicil kayıtlarında aynı olduğu, borçlu şirket yetkilisinin haciz sırasında hazır bulunduğu ve borçlu şirkete ait muhtelif evrakların bulunduğu gözetildiğinde davacının davasını ispat edemediği anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/710 Esas  2022/727  Karar sayılı 22/09/2022 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubuyla bakiye 247,7‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,  3- İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2d8dcf34405de45c","SID":"8de628866750fd4b"}}