{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/913 - 2024/1454<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/913 <br>KARAR NO\t: 2024/1454<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>KATİP\t\t: ...(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 31/01/2023<br>NUMARASI\t: 2022/239 Esas - 2023/108 Karar<br><br>DAVACI \t: BİRİNCİ KİMYA BOYA İNŞAAT DESTEK HİZMETLERİ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI \t: SETASİS SOLAR RÜZGAR ENERJİ TEKNOLOJİ SİSTEMLERİ VE METAL SAN. TİC. A.Ş. - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t: 31/03/2022<br>KARAR TARİHİ\t  : 24/10/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  : 24/10/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin sanayi ve endüstri boyaları olmak üzere boya satışı, tedariki vs bu alanda hizmet verdiğini, bu kapsamda müvekkil ile anlaşan davalıya boya satışının yapıldığını, müvekkilinin davalı şirkete boya satışı yaptığını ve teslimini gerçekleştirdiğini bu satışa karşılık ... numaralı 09.02.2021 tarihli 18.231,00-TL tutarlı e-arşiv faturası düzenlediğini ve davalı şirkete teslim ettiğini, davalı şirketten talep edilmesine rağmen satışa karşılık müvekkile hiçbir ödemenin yapılmadığını, borcun ödenmemesinden dolayı davalı şirket aleyhine Gebze İcra dairesi'nin 2021/31785 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibe, davalı şirket tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini bu itirazın hukuki mesnetten yoksun olduğunu borcu ödememek veya ödemeyi geciktirmek için davacının borca İtiraz ettiğini , müvekkilinin yapmış olduğu satışı e-arşiv fatura ile faturalandırdığını ve faturayı davalı şirkete teslim ettiğini, davalı şirketin bugüne kadar faturaya itiraz etmemesine rağmen başlatılan icra takibine kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, müvekkilinin defterlerinin ve davalı şirketin ticari defterlerinin incelendiğinde davalı şirketin takibe kötü niyetli olarak itiraz ettiğinin anlaşılacağını, H.M.K.220 maddesi ile; iddianın ispatı açısından taraflardan birinin diğer taraftan bir belgeyi sunmasını talep etmesi halinde mahkemece diğer tarafa söz konusu belgeyi sunması için kesin süre verilebileceğinin düzenlendiği, davalı şirketin de söz konusu faturayı kabul ederek ticari defterlere işlediğinin düşünüldüğünü, bu doğrultuda Sayın Mahkemeden davalı tarafa ticari defterlerini sunması amacıyla kesin süre verilmesini talep ettiklerini, defter incelemesi neticesinde tarafların haklılığının açıkça ortaya konulabileceğini, dava konusu faturanın davalı şirket tarafından KDV mahsubu amacıyla vergi dairesine beyan edinildiğini düşündüklerini davalı şirketin BA-BS formlarının celbi amacıyla, bu faturanın beyan edilip edilmediğinin anlaşılması açısından, davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine müzakere yazılmasına karar verilmesini, davalı şirketin, alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ettiğini, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve belirli olması gerektiğini ve dava konusu alacağın likit ve belirli olduğunu, Yargıtay kararlarının borçlunun haksız şekilde itiraz etmesi halinde icra inkar tazminatına hükmedileceği yönünde olduğunu, sonuç olarak Sayın Mahkemeden icra takibine yapılan haksız itirazın iptalinin 18.233,00-TL tutarındaki alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %16,75 oranında ticari avans faiziyle birlikte takibin devamı ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep edildiği, arz edilen nedenlerle; fazlaya ilişkin alacaklarının ile talep ve haklarının saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile Gebze İcra Dairesi'nin 2021/31785 Esas sayılı dosya ile başlatılan icra takibine yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, 18.231,00-TL tutarındaki alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek lehimize değişen oranlarda ticari avans faiziyle birlikte takibin devamına ve alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili; usul! yönünden söz konusu icra takibinin ve akabinde açılan bu davanın, yetkisiz mahkemede açılmış bulunduğunu, davanın davalının yerleşim yerinde açılmasını gerektiğini ve davalının adresinin Bursa olduğunu ve dava konusuna bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin Bursa Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu ve bu nedenle yetki yönüyle davanın reddine karar verilmesini, esas yönünden ; davanın niteliği gereğince davacı/alacaklı takip yapılırken dayanmadığı bir belgeye dayanarak itirazın iptali davasını açamayacağını, takibe dayanak olarak \"09.02.2021 tarih BKE2021000000259 nolu, 18.231,00 TL tutarlı e-faturadan, borçluya yapılan satışlardan, müvekkil cari hesap, müvekkil şirket defter ve kayıtlarından doğan alacağımızdır\" ibaresinin yazılı olduğunu, davanın bu alacağa dair itirazın iptali davasını olduğunu, aksi halin kabul edilmesi halinde itirazın iptali davasının normal bir alacak davasından farkı kalmayacağını, dolayısı ile takipte dayanılmayan bir belgeye dayanılarak itirazın haklılığına veya haksızlığına karar verilmesinin mümkün olmadığını, bu davada takibin dayanağı belge ve hukuki ilişkinin büyük önem gösterdiğini davanın bu belgelerle değerlendirileceğini, yargıtay kararları ile takip konusu yapılmayan belgeye dayanılarak itirazın iptali davası açılamayacağının vurgulandığını (Yargıtay HGK 14.12.2011 tarih, 2011/19-617 E,,2011/749 K, 03.05.2006 T, 2006/19-260 E., 2006/251 K.Sayılı kararları) , dolayısıyla, icra takibinde dayanak olarak gösterilmeyen bir sözleşmeye de bu davayla birlikte dayanılmayacağını, borca itiraz dilekçesinde belirtildiği üzere, müvekkil şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkil şirket kayıtları üzerinde yapılan araştırma neticesinde de davacı Şirkete borcu olduğuna dair bir kaydın bulunmadığını, davacı şirketin alacaklı olduğunu iddia etmesinin kendisini alacaklı hale getirmediğini, davacı tarafın alacaklı olduğunu hukuka uygun, hukuken geçerli yazılı belgelerle ispat etmekle yükümlü bulunduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketin takip dosyasına yaptığı itiraza rağmen dava açmış bulunduğundan haksız olduğunu ve ayrıca kötü niyetli bulunduğunu bu nedenle aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, davanın usulden ve esastan reddine, davacı aleyhine asıl alacak tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın KABULÜNE, davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/31785 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın  kısmen  iptaline ve  takibin 18.231,00.-TL üzerinden devamına, Davacının icra inkar tazminatının reddine,...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 06/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda yalnızca davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapıldığı, davalının ticari defterlerinde herhangi bir inceleme yapılmadığını, davacının talep ve dava konusu ettiği mal veya hizmetin, davalı firmaya verildiğini de ispat etmesi gerektiğini, davanın itirazın iptali davası olduğunu, davanın niteliği gereği davacının takip yapılırken dayanmadığı bir belgeye dayanarak itirazın iptali davası açamayacağını, takipte dayanılmayan bir belgeye dayanılarak itirazın haklılığına veya haksızlığına karar verilmesinin mümkün olmadığını Mahkemenin kararında takipte dayanılmayan BS-formuna dayanarak karar vermesinin usule, yasaya, tüm dosya kapsamına aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının belirtmiş olduğu iddiaların maddi dayanaktan yoksun olduğunu, hukuka aykırı ve haksız iddialar olduğunu, Mahkemece tarafların ve bilhassa davalının bütün iddialarının titizlikle incelendiği, iddiaların tamamının usul ve yasaya uygun bir şekilde gereğince araştırıldığını, tüm deliller ve somut veriler ışığında, Mahkemenin kararları ve HMK ve TTK ile diğer yasal mevzuatın öngördüğü şekilde usul ve yasaya uygun karar verdiğini, yapılan detaylı yargılamada usule ve yasaya uygun şekilde tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi raporunun alındığını, alınan raporlar ile davacının yaşanan olayda mağdur olduğu, davacının davalıdan alacaklı olduğunun ortaya çıktığını, takip talebine istinaden yapılan itirazların açıkça haksız ve kötü niyetli olduğunu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarının, tüm iddiaların detaylı bir şekilde değerlendirildiği, taraf beyanlarının tamamını karşılar ve somut gerçekliği net bir şekilde ortaya koyan hüküm kurmaya elverişli olduğunu, davalı tarafın ispat yükü kendisinde olan iddialarını da ispatlayamadığını, delillerini ibraz etmediğini, rapora usule uygun şekilde itiraz edilmediğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/01/2023 tarih, 2022/239 Esas -  2023/108 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br> Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Davacının takibe ve davaya dayanak yaptığı 09.02.2021 tarihli 18.231,00 TL bedelli faturaya konu boyaları davalıya sattığını ve teslim ettiğini, takibe konu faturanın da davalıya teslim edildiğini, davalının fatura bedelini ödemediğini beyan ederek davalı hakkında takip başlattığı, davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.<br>İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.<br>Dava  konusu  faturalar ve sevk irsaliyelerinin düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.<br>Vergi Usul  Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir.<br>Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>TTK’nın  23. maddesine  göre fatura  düzenlenmesi  için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Tek başına fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı)<br>Somut olayda; Davacı taraf takibe dayanak edilen 09.02.2021 tarihli 18.231,00 TL bedelli faturaya konu boyaları davalıya sattığını ve teslim ettiğini, ancak davalının fatura bedelini ödemediğini iddia etmiştir. Az yukarıda açıklandığı üzere tek başına fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.<br>Eldeki olayda, mahkemece davalı tarafa ticari defterlerini sunması için 20.09.2022 tarihli duruşmada kesin süre verilmiş ve verilen kesin sürede ticari defterlerin sunulmaması halinde “mevcut delil durumuna göre karar verileceği” hususu ihtar edilmiş ise de, anılan kesin sürenin usulüne uygun olup olmadığının, dolaysıyla davalının defterlerinin incelenmemesinin yerinde olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.<br>6100 sayılı Kanunun 220 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ‘Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir’ hükmü yer almaktadır. <br>Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, yani delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da uyuşmazlığa 6100 sayılı Kanun'un 222/5 inci maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, anılan Kanun'un 219 ve devamı maddelerindeki konuya ilişkin genel düzenlemelere tabidir. Bu sebeple yargılama sırasında ileri sürülen hususların ispatı için münhasıran karşı tarafın defterlerine dayanılmaması durumunda ticari defterlerin ibrazında, diğer belgelerde olduğu gibi 6100 sayılı Kanun'un 219 ve 220 nci maddelerindeki hükümler uygulama alanı bulurlar. Bu çerçevede anılan Kanunun 220 nci maddesinin üçüncü fırkasında düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışı sonucunda, aynı Kanunun 222 nci maddesinin beşinci maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticari defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilmeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, Medeni Usul Hukuk C II İstanbul 2017 s.1834) (HGK, 27.01.2022-2019/11-172 E., 2022/69 K.).<br>Eldeki olayda; davacı tarafça faturanın bedelinin ödenmediği ileri sürülerek bu hususun ispatı için diğer delillerin yanında her iki tarafın ticari defterlerine dayanıldığı, mahkemece davacı ve davalı vekiline ticari defterlerini sunmaları için süre verildiği, davalının ticari defterlerini sunmadığı görülmektedir. Her ne kadar mahkemece, davalının defterlerini kesin sürede sunmadığından davacının defterlerine göre karar verilmiş ise de; davacının ileri sürdüğü iddiaların ispatı için delil olarak münhasıran davalının ticari defterlerine dayanmamış olması, belgeleri/ticari defterlerin mazeretsiz olarak ibraz edilmemelerinin sonuçlarını düzenleyen HMK'nin 220 nci maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez. Bu durumda somut olay bakımından HMK'nın 220 nci maddesi geçerliliğini korur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/3199 esas 2023/7125 karar sayılı ilamı)<br>Somut olayda ticari defterlerin ibrazı konusunda yapılacak ihtarat bakımından ve ibraz etmeme halinde varılacak sonuç bakımından 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin geçerliliğini koruduğu anlaşıldığından, mahkemece yapılan ihtarın usulüne uygun olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmiştir. Mahkemece 20.09.2022 duruşmada, davacı ve davalı vekiline ticari defterlerini sunmaları için iki haftalık süre verildiği görülmektedir. Ancak yapılan ihtarın 220 nci maddesine uygun olarak yapılmadığı anlaşılmaktadır. <br>6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Aynı Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği itibariyle bu hususta aynı Kanun'un 220 nci maddesinin de uygulanması gerekmektedir. Bu maddenin üçüncü fıkrasında verilen sürede belge ibraz etmemenin sonucu düzenlenmiştir.<br>O halde, mahkemece, davalıya anılan Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kanuna uygun olarak tutulmuş defterlerini ibraz etmesi, etmediği takdirde davacının defterlerindeki kayıtların davacı yararına delil olarak kabul edileceği ve duruma göre belgenin içeriği hakkında davacının beyanının kabul edilebileceği ihtarını içeren kesin süre verilip süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarının da bu şekilde bildirilerek ihtar edilmesi ve sonucuna göre inceleme yapılması gerekirken geçersiz kesin mehil ihtaratı ve eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/3199 esas 2023/7125 karar sayılı ilamı) ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması gerekmiştir.<br>Ayrıca; davalı vekilinin 31.01.2023 tarihli duruşmaya mazeret dilekçesi gönderdiği, mahkemece davalı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verilmesine rağmen, aynı celse duruşmaya devam edilerek davalı vekilinin yokluğunda hüküm verildiği; bu şekilde davalı vekilinin mazeretinin kabul edilmesine rağmen yokluğunda yargılamaya devam edilerek karar verilmesi 6100 sayılı yasanın 27.maddesindeki hukuki dinlenilme hakkının da ihlali olup kararın anılan nedenle de kaldırılması gerekmiştir.<br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalının istinaf talebinin kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6)  maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,<br>2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/01/2023 tarih, 2022/239 Esas -  2023/108 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.24/10/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır<br> <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır<br> <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır<br> <br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"69a7a10611759a2c","SID":"7fdf4962058ab851"}}