{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/979 - 2024/877<br>                    T.C.<br>               ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       31.HUKUK DAİRESİ\t\t\t<br><br>DOSYA NO\t: 2022/979  Esas<br>KARAR NO\t: 2024/877                                     (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)<br>\t\t   \t         (Davacının istinaf başvurusunun Esastan Reddi \t\t\t- Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile Kararın \t\t\tKaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulması 353/1-b-2)<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/09/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/503 Esas-2020/274 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 17/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 30/10/2024<br><br>Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> İSTEM;<br>Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında taşeronluk sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye istinaden Tarım Kredi Kooperatifleri Kütahya Bölge Birliği \"Hizmet Binası Tadilat ve Yenileme İşi\" yapımının davalı şirketçe üstlenilerek tamamlandığını, 15.10.2010 tarihinde işin geçici kabulünün yapıldığını ve tespit edilen noksan ve kusurlu işlerin tutanak altına alındığını, 27.10.2011 tarihinde ise işin kesin kabulünün yapıldığını, davalının yaptığı işlerde ayıplı ve eksik imalat nedeni ile müfettişlerce yapılan incelemede 52.558,39 TL zarar tespit edildiğini ve müvekkilinden talep edildiğini, müvekkili tarafından bu fazla ödemenin davalıya 20/10/2010 tarihinde yapılmış olduğunu, zararın doğmasına davalı yüklenici sebep olduğundan bu zararın ödenmesi için davalıdan Ankara Gölbaşı Noterliği'nin 07.05.2018 tarih ve 10821 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile talep edildiğnii, ancak ihtarnamenin bila tebliğ iade olunduğunu iddia ederek bu sebeple davanın kabulü ile 52.558,39 TL zarar tutarının ödemenin davalıya yapıldığı 20.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>YANIT:<br>Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin sözleşme yaptığı yüklenici şirketin 31.03.2016 tarihinde davacı şirket tarafından devralındığını, zararın tazminin talep edildiği müfettiş raporunda zararın yüklenici firmadan tahsilinin talep edildiğini, bu durumda dava konusu yapım işini asıl taahhüt edenin, davacının devraldığı şirket olduğundan kabul anlamına gelmemek kaydı ile işin eksik veya ayıplı ifa edilmesinden asıl sorumlu olanın davacı yanın kendisi olduğunu, davanın rücu mahiyetinde olması halinde ise davacı tarafça Tarım Kredi Kooperatifleri'ne yapılan bir ödeme bulunmadığından bu talebin yersiz olduğunu, yine geçici kabulün 13/08/2010, kesin kabulün ise 13/08/2011 tarihinde yapıldığını, 818 sayılı BK uyarınca eser sözleşmeleri uyarınca belirlenen zaman aşımı süresinden sonra müvekkiline ihtar gönderildiğini ve dava açıldığını, esasa ilişkin ise işin teslimi sırasında uzmanlarca denetiminin yapıldığı ve kesin kabul tutanağının düzenlendiğini, işin müvekkiline tenzilatlı şekilde yaptırılması nedeni ile davacının karı gözetildiğinde zararın tazmini talebinin yerinde olmadığını, yine davacının Tarım Kredi Kooperatiflerinin faaliyet alanı doğrultusunda hizmet vermek amacıyla kurulduğu dikkate alındığında alacaklı ve borçlu sıfatının da birleştiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2020 tarihli 2018/503  Esas 2020/274 Karar sayılı kararında özetle; Dava; eser sözleşmesine dayalı fazla yapılan ödemenin iadesi istemine ilişkindir.<br>Davacının devraldığı şirket ile davalı arasında alt taşeronluk sözleşmesi yapıldığı, davalı tarafından işin ifa edildiği ve geçici kabulün 13/08/2010, kesin kabulün ise 13/08/2011 tarihinde yapıldığı arasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı görülmüştür.<br>Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile idari soruşturma raporundan anlaşıldığı üzere; davacının talep ettiği zararın, işin ayıplı ya da eksik yapılmasından kaynaklanmadığı, iş tam ve sözleşmeye uygun şekilde yapılsa da sözleşme birim fiyat esas alınarak düzenlendiğinden yapılan ödemelerin tahmini ölçüme göre yapıldığı, idari soruşturma kapsamında yapılan kesin ölçümde belirlenenden daha az malzeme kullanıldığının tespit edildiği, zararın bundan kaynaklandığı, bu hale göre davacının ancak fazla yaptığı ödemenin iadesini talep edebileceği, zararın davalının kasıt veya ağır kusurundan kaynaklandığına ilişkin davacı iddiası ve dosyada mevcut delil de bulunmadığı gözetildiğinde işin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK'nun 126/4 maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği ve bu hale göre alacağın 5 yıllık zaman aşımına tabii olduğu, davacı tarafça davalıya yapılan ödemenin 20/10/2010 tarihli olduğu dikkate alındığında, davanın 27/06/2018 tarihinde açıldığı, hatta ihtarnamenin de 07/05/2018 tarihinde davalıya gönderildiği gözetildiğinde alacağın zaman aşımına uğradığı, davalının süresi içinde zaman aşımı itirazında bulunduğu anlaşılmıştır.<br>Davacının talebinin sebepsiz zenginleşmeden kaynaklandığı kabul edilse dahi, davacının ödeme yaptığı tarih dikkate alındığında yine 818 sayılı BK'nun 66. maddesi uyarınca geri alma hakkının olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde talep edilmesinin gerekeceği gözetildiğinde davanın zaman aşımı nedeni ile reddine dair karar verildiği görülmüştür. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili tarafından verilen 11/03/2022 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olduğunu, işbu kararın hukuka aykırı olduğundan karara karşı istinaf yoluna başvurduklarını, <br>Dava; davanın, eser sözleşmesine aykırı eksik imalat nedeni ile davalı yükleniciye fuzulen ödenen iş bedeli alacağının istirdaden tahsiline ilişkin olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 21/7. maddesi gereği; yapım işlerinde yüklenicinin, yapının fen sanat ve sağlık kurallarına ruhsat proje sözleşme ve eklerine uygun olarak yapılmamasının hileli, eksik malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar, ziyan ve yapı hasarından dolayı yapının tamamı için işe başladığı andan itibaren teşkilata karşı müteselsilen sorumlu olduğunu, bu sorumluluğun süresinin kesin kabul işleminin onay tarihinden itibaren yapının taşıyıcı sisteminden dolayı 15 yıl taşıyıcı olmayan diğer kısımlarında ise 2 yıl olduğunu, oluşacak zarar ve ziyan genel hükümlere göre yükleniciye ikmal ve tazmin ettirilir.'' denildiğini, bu hüküm gereği de işbu davanın açıldığı tarih gözetildiğinde 27/10/2011 tarihli kesin kabul işlemi dikkate alınırsa zaman aşımı süresinin geçmediğinin anlaşılacağını, müvekkili şirketin bu gizli ayıbı ortaya çıktığı anda gecikmeksizin davalı tarafa bildirmek için gayrete girdiğini ve noter aracılığıyla 07.05.2018 tarihinde ihtarname çektiğini, ancak davalı şirkete çekilen ihtarnamenin, davalının sözleşmede belirttiği şirket adresine gönderildiği halde şirketin taşınmış olması sebebiyle iade döndüğünü, bu hususun müvekkili kurumun sorumluluğunu yerine getirdiği gerçeğini değiştirmediğini, sözlemenin 4.3. maddesinde de \"Her iki taraf, madde 4.1 ve 4.2'de belirtilen adreslerini tebligat adresi olarak kabul etmişlerdir. Adres değişiklikleri usulüne uygun şekilde karşı tarafa tebliğ edilmedikçe, en son bildirilen adrese yapılacak tebliğ, ilgili tarafa yapılmış sayılır.\" denildiğini, dolayısıyla söz konusu gizli ayıbın karşı tarafa bildirilmediğinden de söz edilemeyeceğini, kabul manasına gelmemek kaydıyla aksi kanaat halinde dahi, davalı tarafın sebepsiz zenginleştiğinin dikkate alınması gerektiğini, mahkemenin kabulünün aksine sebepsiz zenginleşmenin öğrenildiği anın, ödemenin yapıldığı an değil bu ödemenin hukuki sebebinin olmadığının öğrenildiği an olduğunu, bu anın da yapılan ödemenin sebepsiz olduğunun tespit edildiği 10/11/2017 tarihli 1-2 sayılı idari soruşturma raporları olduğunu, kesin kabul tutanağında noksan olan malzemeler hakkında herhangi bir belirleme yapılmadığını, bu nedenle ilk kez bu raporda uğranılan zararın tespit edildiğini, dolayısıyla müvekkili şirket tarafından sebepsiz zenginleşmenin öğrenilme anının bu an olduğu dikkate alınarak sebepsiz zenginleşmeye ait zamanaşımı sürelerinin belirlenmesi gerektiğini, davanın 27/06/2018 tarihinde açıldığı dikkate alınırsa gerek eski BK'da belirtilen iade alacaklısının geri alma hakkının varlığını öğrenmesinden itibaren 1 yıl  gerekse de yeni TBK'da belirtilen iki senelik kısa zaman aşımı süresinin geçmediğini, belirtilen sürelerin başlaması için yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca iade alacaklısının kendisi aleyhine zenginleşen kişiyi ve zenginleşmenin kapsamını (nedensiz olarak uğranılan malvarlığı azalmasını) bilmesinin arandığını, bu nedenle sebepsiz zenginleşme doğuran olayın öğrenildiği an olarak 10/11/2017 tarihli idari soruşturma raporlarının esas alınması ve alacağın sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulandığında zaman aşımına uğramadığı yönünde değerlendirmede bulunulması gerektiğini,  bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.\t<br>Davalı vekili tarafından verilen 14/03/2022 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Davanın nispi harca tabi olup davacının belirttiği dava değerinin  52.558,39 TL olarak yer aldığını, davanın tamamen reddedilmiş olması nedeni ile kendisini vekil ile temsil ettiren müvekkili firma lehine AAÜT uyarınca hesaplanacak nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hata sonucu ''Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olunan 3.400,00 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,'' şeklinde hüküm kurulduğunu, AAÜT hükümleri uyarınca dava değeri üzerinden hesaplanarak müvekkili lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin 7.632,59 TL olduğunu, hesaplama ve inceleme hatası sonucu davanın usulden reddedildiği kanaati ile A.A.Ü.T'nin 7. maddesi hükmü uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmiş ise de davanın zaman aşımı nedeni ile esastan reddedildiğinin açık olduğunu, bu nedenle hüküm fıkrasında yer alan ''Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olunan 3.400,00 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,'' hükmünün ''Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olunan 7.632,59 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,'' şeklinde hüküm kurulması gerekirken hatalı şekilde maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının açıkça Avukatlık Kanununa ve AAÜT'ye aykırılık teşkil ettiğini, yargılamanın esasına ve niteliği itibari ile kararın sonucuna etkili olmayan bu hatanın düzeltilmesini talep etmişlerse de taleplerinin kabul görmediğini, bu nedenle kararı yalınız vekalet ücreti yönünden istinaf ettiklerini belirterek, 'Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olunan 7.632,59 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,'' şeklinde düzeltilmek sureti ile onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355.maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; <br>Dava, davacının birleşme suretiyle devraldığı dava dışı şirket olan ... Yapı A.Ş. İle davalı arasında düzenlenen taşeronluk sözleşmesi kapsamında, \"Tarım Kredi Kooperatifleri Kütahya Bölge Birliği Hizmet Binası Tadilat ve Yenileme İşinin\" davalı şirketçe taşeron olarak üstlenildiği, bu işin geçici ve kesin kabullerinin de yapıldığı, sonrasında müfettişlerce yapılan incelemelerde, davalının yaptığı işler nedeniyle kendisine fazla ödeme yapıldığının bu nedenle iş sahibi kurumun zarara uğratıldığının tespit edildiğini, bu zararın 52.558,39 TL olarak tespit edilerek yüklenici olarak kendilerinden talep edildiğini, zararın doğmasına davalı sebep olduğundan bu bedelin ödenmesinin davalıdan ihtarname ile talep edildiğini ancak ihtarnamenin bila tebliğ döndüğünü belirterek davalıya yapılan 52.558,39 TL'lik fazla ödemenin, davalıya ödemelerin yapıldığı 20/10/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı tarafından verilen cevapta, öncelikle zamanaşımı definde bulunulmuş, kesin kabulü 13/08/2011 tarihinde yapılan iş nedeniyle 2018 yılında açılan davanın 5 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açılmış olduğundan davanın zamanaşımına uğramış olduğunu belirterek öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiş, esas yönünden de yukarıda belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, bilirkişi kurulundan rapor alınmış ve bu rapora itibar edilmek suretiyle taraflar arasındaki işin kesin kabulünün 13/08/2011 tarihinde yapıldığı, davada talep edilen alacağın eksik ve ayıplı işlerden kaynaklanmayıp sözleşme birim fiyat esaslı olarak düzenlendiğinden ve ödemeler davalıya tahmini ölçülere göre yapıldığından idari soruşturma kapsamında yapılan ölçümler sonucunda ortaya çıkan tespitler sonucunda belirlenenden daha az malzeme kullanılmış olması sebebi ile davalıya fazla ödeme yapıldığının anlaşıldığı, bu sebeple olayda kasıt veya ağır kusur niteliğinde davalıya yüklenebilecek bir kusurun bulunmadığı, davacı yüklenici tarafından alt yüklenici olan davalıya hakediş ödemelerinin 20/10/2010 tarihinde yapıldığı, yine işin kesin kabulünün 27/10/2011 tarihinde yapıldığı anlaşıldığından davanın açıldığı 27/06/2018 tarihi itibari ile eser sözleşmelerinde uygulanması gereken 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu ve davalının yasal süre olan esasa cevap süresi içerisinde zamanaşımı defiini ileri sürdüğünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekilleri yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuşlardır.<br>Sözleşme tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK 126/4. madde gereğince eser sözleşmelerinde zamanaşımı süresi 5 yıl olup yüklenicinin kasıt veya ağır kusuru halinde aynı Yasa'nın 125. maddesi uyarınca 10 yıldır. Zamanaşımı süresinin başlangıcına gelince; 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 128. maddesindeki düzenlemeye göre zamanaşımı alacağın muaccel olduğu tarihte işlemeye başlar. Alacağın muacceliyeti bir ihbar yapılmasını gerektirir ise zamanaşımı bu ihbarın yapılabileceği günden itibaren işler. BK 133. maddede alacaklının dava açması veya aleyhine açılan davada alacağını def'i yoluyla ileri sürmesi halinde zamanaaşımının kesileceği düzenlenmiştir. Rücu hakkı yönünden değerlendirildiğinde; başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde bir talep hakkı olduğundan, alacaklıyı tatmin eden kişi alacaklının hakkından bağımsız kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı dava dışı alacaklıya ödemenin yapıldığı tarihten itibaren başlayacaktır.<br>Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu takdirde sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanamaz. Bu nedenle taraflar arasındaki eser sözleşmesine ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinden sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre zamanaşımı süresi hesaplanamaz. Mahkemece de davacı yüklenici ile davalı alt yüklenici arasındaki eser sözleşmesi kapsamında davacı yükenici tarafından davalı alt yükleniciye fazla olarak ödendiği müfettiş soruşturma raporu ile anlaşılan ödemenin iadesi istemine ilişkin olarak açılan bu davada 5 yıllık zamanaşımı hükümlerinin uygulanması suretiyle ve kesin kabulü 27/10/2011 tarihinde yapılan iş nedeniyle 27/06/2018 tarihinde açılan davanın zamanaşımına uğradığının kabulü ile buna göre davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasa hükümlerine aykırı bir durum görülmediğinden davacı vekilinin istinaf sebepleri bu sebeple dairemizce yerinde görülmediğinden davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. (Yargıtay Kapatılan 15. Hukuk Dairesinin 2016/4910 Esas 2017/542 Karar sayılı ilamı)<br>2- Davalı vekilinin istinaf başvuru yönünden dairemizce yapılan değerlendirme sonucunda ise; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde zamanaşımı nedeniyle ret halinde farklı bir ücret düzenlemesi yapılmadığından, değeri para ile ölçülebilen uyuşmazlıklarda karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen kararda davalı lehine yasal dayanağı gösterilmeden maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığından bu sebeple davalı vekilinin istinaf başvurusu dairemizce haklı görülmüş ve kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. (Yargıtay Kapatılan 15. Hukuk Dairesinin 2006/6625 Esas 2006/6810 Karar sayılı ilamı.)<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı görülmediğinden  davacı vekilinin mahkeme kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde düzelterek yeniden esas hakkında karar verilebileceğinden  mahkeme kararının, HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yukarıda belirtilen gerekçelerle dava tarihi itibari ile 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu anlaşıldığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ve davalı yararına karar tarihindeki tarife üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilmesine dair dairemizce yeniden karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun,  HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KABULÜNE,<br>3-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2020 tarih ve 2018/503 Esas 2020/274 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince  KALDIRILMASINA,<br>4-Davanın ZAMANAŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,<br>5-Davanın reddi nedeniyle davacıdan alınması gerekli 427,60 TL harç bedelinin peşin alınan harç bedelinden mahsubu ile fazla alınan 469,97 TL harç fazlasının talep halinde davacıya iadesine,<br>6-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 ve 2 maddeleri uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,  <br>8- HMK'nun 333/1 maddesi gereğince gider ve delil avansından bakiye kısmın yatıran taraflara iadesine, <br>İstinaf incelemesi yönünden;    <br>9-Davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan alınması gerekli 427,60 TL istinaf maktu karar harcının davacı tarafından yatırılan harç bedelinden mahsubu ile kalan 469,97 TL harç fazlasının talep halinde davacıya iadesine,  <br>10-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderleri ile 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>11-Davalının istinaf başvurusunun kabul edilmiş olması sebebiyle istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davalı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,<br>12-Davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 4 adet tebligat gideri olarak yapılan 26,00 TL olmak üzere toplam 246,70 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>13-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine  vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>14-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 17/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br>Başkan                     Üye                 Üye              Katip <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"71e4f426d83fa8db","SID":"59d574b19273e71c"}}