{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/859 - 2024/1465<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/859 <br>KARAR NO\t: 2024/1465<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>KATİP\t\t: ...(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 09/02/2023<br>NUMARASI\t: 2022/555 Esas - 2023/103 Karar<br><br>DAVACI \t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI \t: TÜRK EKONOMİ BANKASI ANONİM ŞİRKETİ -  ...<br> <br> <br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>\t<br>DAVA\t: Menfi Tespit <br>DAVA TARİHİ\t: 25/05/2022<br>KARAR TARİHİ\t  : 24/10/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  : 24/10/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davanın menfi tespit davası olup, davacının eldeki davayla davalının elindeki senetten dolayı borçlu olmadığının tespit edilmesini, Sakarya 2. İcra Müdürlüğü'nün 2021/5365 Esas sayılı icra dosyası ile davalı Türk Ekonomi Bankası Anonim Şirketi tarafından davacı aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibin başlatılmış olduğunu, davacının davalıya borcunun bulunmadığını, Sakarya 2. İcra Müdürlüğü'nün 2021/5365 Esas sayılı icra dosyasındaki takip dayanağı olan çek nedeniyle davacının davalı şirkete borcu olmadığının tespit edilmesini, icra dosyasındaki takip ve ödeme emrinin davacı yönünden iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde de ikrar ettiği üzere, dava şartının zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadığından, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini, davacı borçlu tarafından davalı banka aleyhine açılan davada, davalı bankanın genel merkezinin Ümraniye/İstanbul olması sebebiyle, İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı borçlu tarafından iş bu davanın yetkisiz mahkemede açılmış olup, itirazlar doğrultusuna mahkeme tarafından dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Mahkemelerine gönderilmesini, davacının iddialarını gereği gibi gerekçelendirmemiş olduğundan verilen çekin bedelinin ödenmemiş olduğundan davalı bankanın iş bu dava konusu çekin toplam bedeli oranında davacı cirantadan alacaklı olduğunu, iş bu nedenle, huzurda açılmış bulunan davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise, davanın esastan reddini, kötü niyetli davacının %20 oranında tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Açılan davanın REDDİNE, Davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takip konusu çekin bankaya rehin cirosu maksadıyla verildiğini, bilindiği üzere, çekte rehin cirosunun caiz olmadığı, rehin veya bunun sonucu elde etmeye yönelik teminat amacıyla çekin ciro edilmesi halinde çeki devir alan kişinin çeke dayalı hakları kullanamayacağının bilindiğini, işbu çeki bankaya verenin davacı olmadığını, bu sebeple, davacının işbu çekten sorumluluğunun mevcut olmadığını, çek suretinden de anlaşıldığı ve ödeme emrinde de yazıldığı üzere, davacı ...'ın takibe konu çekin keşidecisi olmadığını, rehin cirosu olarak davalı bankaya verilmesinden sebeple davacının bu çekten sorumluluğunun mevcut olmadığını, çekinde rehin cirosu yapılamayacağını, çekin sadece tahsil veya temlik cirosuyla verilmesinin mümkün olduğunu, çeklere uygulanacak poliçe hükümlerinin sayıldığı maddede rehin cirosuna dair bir atfın yapılmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu icra takibine dayanak olan çekin Türk Ticaret Kanununa göre usulüne uygun olarak keşide edildiğini, bu nedenle söz konusu çekin kambiyo senedi olduğu, bankanın iyi niyetli hamil ve son ciranta olduğunu, kambiyo senetlerinde cironun rehin cirosu olarak kabul edilebilmesi için; ''BEDELİ REHİNDİR'' veyahut ''BEDELİ TEMİNATTIR'' ya da rehin etmeyi belirten herhangi bir kaydın özellikle belirtilmesi gerektiğini, davaya konu çek incelendiğinde rehin cirosu yapıldığını belirten herhangi bir ifade veya ibarenin mevcut olmadığını, bu nedenle davacının bu iddialarını destekler somut ve kanuna dayanır bir gerekçenin sunulmamış olamasının ortada olduğunu, davacının iddialarını gereği gibi gerekçelendirmediğini, verilen çekin bedelinin ödenmemiş olduğundan, bankanın işbu dava konusu çekin toplam bedeli oranında davacı cirantadan alacaklı olduğunu, işbu nedenle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini arz ve talep etiklerini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/02/2023 tarih, 2022/555 Esas - 2023/103 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava menfi tespit talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Davacı taraf, Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün 2021/5365 sayılı icra dosyasında davalı banka tarafından aleyhlerine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığını, takip konusu çekin rehin cirosu olarak bankaya verildiğini, bu sebeple bu çekten sorumlu olmadıklarını, çekte rehin cirosu yapılamayacağının, takip konusu çekin dava dışı üçüncü kişi tarafından bankaya verildiğini, bu nedenle davalının yetkili hamil olmadığını, Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün 2021/5365 sayılı icra dosyasına konu 20/12/2018 keşide tarihli, 36.000,00-TL bedelli çek nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitini talep ettiği, davalı taraf çekin tahsil amacıyla alındığını beyan ederek davanın reddini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği görülmüştür.<br>Emre yazılı senetlerin devredilmesinde söz konusu olan ciro, yapılış amacı yönünden temlik, tahsil ve rehin cirosu olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Amaç senedin mülkiyetini ve senette mündemiç alacak hakkını devretmek ise \"temlik cirosu\" söz konusudur. 6102 sayılı Kanun'un 684/1 inci maddesi; \"ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün haklar devrolunur\" hükmünü haizdir. Buna göre temlik cirosu ile senedin mülkiyetinin ve senedin içerdiği hakkın devri için ciro işlemi yanında taraflar arasında devir sözleşmesinin bulunması ve senet zilyetliğinin geçirilmesi gerekir. Temlik cirosu ile ciranta artık senedin nihai alacaklısı sıfatını kaybeder ve ciro yaptığı şahsa ve ondan sonra gelecek olanlara karşı sorumlu olur. Ciro şerhinden aksi anlaşılmadıkça her ciro, kural olarak temlik cirosu hükmündedir. <br>Rehin cirosu, poliçeye ilişkin hükümler kapsamında 6102 sayılı Kanun'un 689 uncu maddesinde düzenlenmiştir. Bononun niteliğine aykırı düşmemek koşuluyla uygulanacak poliçe hükümlerinin sayıldığı 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinde aynı Kanun'un 689 uncu maddesine atıfta bulunulduğu için bononun da rehin cirosuyla devri mümkündür. Buna karşılık çeke uygulanacak poliçe hükümlerinin sayıldığı 6102 sayılı Kanun'un 818 inci maddesinde aynı Kanun'un 689 uncu maddesine atıfta bulunulmadığı için çekte rehin cirosu mümkün değildir. Bunun en önemli nedeni görüldüğünde ödenmesi gereken ve kısa ibraz sürelerine tâbi olan çekin bir ödeme aracı olmasıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2021 tarihli ve 2017/(19)11-831 Esas, 2021/1622 Karar sayılı kararı).<br>Çekte açık veya gizli (örtülü) rehin cirosu geçersizdir. Buna karşılık diğer kambiyo senetlerinde olduğu gibi çekte de teminat amacıyla inançlı temlik cirosu yapılabilir. Bu itibarla her ikisi de görünüşte temlik cirosu olarak yapıldığından bu cironun teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu yoksa gizli (örtülü) rehin cirosu mu olarak nitelendirileceği önemli bir husustur. Başka bir deyişle görünüşte temlik cirosu şeklinde olan bir cironun gizli (örtülü) rehin cirosu mu yoksa teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu olduğunu tespit etmek, ekonomik işlevleri aynı olmakla birlikte özellikle çeklerde bu ciroların hukuki sonuçlarının çok farklı olması göz önüne alındığında büyük önem taşıdığı ortadadır. Gerçekten de çeklerde yapılan cironun gizli (örtülü) rehin cirosu kabul edilmesi hâlinde ciro geçersiz olurken; teminat amacıyla inançlı temlik cirosu olarak kabul edilmesi hâlinde ise geçerli bir cironun varlığından söz edilecektir. <br>Çekte rehin cirosu geçersiz olduğundan bir çeki rehin cirosuyla devralan kişinin yetkili hamil olmadığı hususu düzenleyen tarafından mutlak def'i kapsamında ileri sürülebilecek bir konudur. Ancak teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda devreden (inanan) ile devralan (inanılan) arasındaki inanç anlaşmasına konu olan teminat hususu, inanç anlaşmasının taraflarını ilgilendirdiğinden düzenleyen tarafından hamile karşı ileri sürülemez. Başka bir deyişle teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda senet borçlusu, devreden ile devralan arasındaki teminata ilişkin inanç anlaşmasına konu teminat hususuna dayanamaz. Zira teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda inanç anlaşması sadece devreden ve devralanın dayanabileceği bir kişisel def'idir ve hatta senet borçlusu devreden ile olan kişisel def'ilerini devralana karşı  ileri  süremez.  Gerçekten de  çekler  için de  uygulanacak olan 6102 sayılı  Kanun'un 687 nci maddesi; \"Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun\" hükmünü haizdir. Buna göre düzenleyen, lehtar tarafından teminat amacıyla inançlı temlik cirosu ile devredilen çeke ilişkin olarak lehtar ile olan kişisel def'ilerini iyi niyetli hamile karşı ileri süremeyeceği gibi cironun tarafları arasındaki inanç sözleşmesine konu teminat hususuna da menfi tespit davasında dayanamayacaktır.<br>Bu kapsamda senet borçlusu, devreden ile devralan arasındaki teminata ilişkin inanç anlaşmasına dayanamasa da görünüşteki temlik cirosunun esasında gizli (örtülü) rehin cirosu olduğunu iddia edebilir. Bu durumda bir çekte görünüşteki temlik cirosunun esasında gizli (örtülü) rehin cirosu olduğunu ispat yükü bu hususu iddia eden tarafa aittir (6100 sayılı Kanun, md. 190/1).  Bu durum, çekin ödeme aracı olması dolayısıyla ödeme amacıyla verildiğinin karine olarak kabul edilmesinden kaynaklanmaktadır. Gerçekten de bu karine adi karine olduğundan çekin ödeme amacı dışında örneğin bir borç için rehin olarak verildiğini ileri süren borçlu, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  2022/7391 esas 2024/5412 karar sayılı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023/11-589 esas 2024/212 karar sayılı ilamı)<br>Somut olay yukarıdaki gerekçeler ile birlikte değerlendirilecek olursa; Davacı taraf Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün 2021/5365 sayılı icra dosyasına konu 20/12/2018 keşide tarihli, 36.000,00-TL bedelli çekin rehin cirosuyla dava dışı ciranta ... tarafından davalı bankaya verildiğini beyan ederek davalının yetkili hamil olmadığını beyan etmiştir. Az yukarıda detaylandırıldığı üzere; çeke uygulanacak poliçe hükümlerinin sayıldığı 6102 sayılı Kanun'un 818 inci maddesinde aynı Kanun'un 689 uncu maddesine atıfta bulunulmadığı için çekte rehin cirosu mümkün değildir. Çekte rehin cirosu geçersiz olduğundan bir çeki rehin cirosuyla devralan kişinin yetkili hamil olmadığı hususu düzenleyen tarafından mutlak def'i kapsamında ileri sürülebilecek bir konudur. Çekin ödeme amacı dışında örneğin bir borç için rehin olarak verildiğini ileri süren borçlu, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  2022/7391 esas 2024/5412 karar sayılı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023/11-589 esas 2024/212 karar sayılı ilamı) Eldeki olayda; davaya konu çekin cirosunda “teminat” veya “rehin” olduğuna dair bir kayıt bulunmamaktadır. Yine davalı bankadan gelen yazı cevabı ekindeki 03.08.2018 tarihli çek teslim alma formuna göre davalının çekin dava dışı ...’ın kullandığı ve kullanacağı kredilerin geri ödemesi için verildiğinin yazıldığı görülmüştür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023/11-589 esas 2024/212 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; bankaların kredi müşterileri ile düzenledikleri çek tevdi bordroları da tek başına çekin rehin cirosu olduğunu göstermemektedir. Zira 6098 sayılı Kanun'un 19/1 maddesi gereğince; bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Gerçekten de uygulamada çoğu zaman yapılan ciroya ilişkin terimlerin seçiminde özen gösterilmemekte ve bu terimler yanlışlıkla birbirlerinin yerine kullanılabilmektedir. Bu kapsamda bankadan gelen yazı cevabındaki çek teslim alma formunda “kullanacağımız kredilerin geri ödenmesi” ibaresinin tek başına çekin rehin cirosuyla davalıya devredildiğini göstermediğinden ve davacı üzerine düşen ispat külfetini dosya kapsamıyla yerine getiremediğinden, yine davacı ile davalı arasında doğruda bir ilişki de olmadığı nazara alındığında davacının davalıya karşı inançlı temlik cirosuna da dayanamayacağı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerindedir.<br>Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin ve davalının adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davacı tarafın istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile kalan 247,70-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/10/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır<br> <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır<br> <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır<br> <br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9e5e9921d0026c03","SID":"983e222d5373786b"}}