{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1083 <br>KARAR NO: 2024/1270<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/01/2021<br>NUMARASI: 2018/1142 Esas -  2021/36 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/10/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davalının mevcut olan fatura borçları kapsamında aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itirazı üzerine işbu davanın açıldığını belirtilerek; davalının itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.<br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin borca batık hale geldiğini, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/615 Esas sayılı dosyası tahtında iflas başvurusunun değerlendirilmekte olduğunu, davacı tarafça her ne kadar anılan itirazın haksız ve hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğu beyan edilmiş ise de; tüm bu evrakların ve fiili borç durumunun gerçekliğinin tespiti bakımından anılan mahkemece kayyum heyeti atandığını ve vekaletin de kayyum heyetince taraflarına verildiğini, her türlü borç ve alacak durumunun zaten o dosyada gerçek olarak tespit edileceğini, şirketin bu yönde karar ve tasarruf yetkisinin bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \" ...Davalı tarafça, icra takibinde, borca, faize ve ferilerine itiraz edilmiş ise de; dosyamızda alınan ve karar vermeye uygun bulunan uzman bilirkişi raporuna göre, tarafların ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, davacı tarafından icra takibine dayanak yapılan faturaların  her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre  davacının davalıdan 21.240 TL alacağının mevcut olduğu, davalının ticari defter ve  kayıtlarına göre  ise davacının davalıdan 17.700 TL alacaklı olduğu,  davacı tarafından icra takibinde davalıdan  17,700 TL  talep edildiği,  bu talebin davalı kayıtlarındaki miktar ile aynı olduğu, 6100 sayılı HMK'nun 222. maddesi de göz önüne alındığında davacının takip tarihi itibarı ile davalıdan   17.700 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Bu sebepler ile davacının icra takibine vaki itirazının yerinde olmadığı  \" gerekçesiyle  davanın kabulü ile davalı borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı  icra takip dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla aynen devamına, hükmolunan 17.700,00 TL alacağın %20 sine tekabül eden 3.540,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Davacının alacak iddiasının dayanağı olarak sunmuş olduğu belgeler hiçbir şekilde bu iddiayı kanıtlamaya elverişli olmadığını, davacı taraf bu belgeleri fatura olarak nitelendirse de bu belgeleri fatura olarak değerlendirmek hukuken mümkün olmadığını, söz konusu 10 belgenin tarafımıza gönderilen suretlerinden davacı tarafından imzalanıp imzalanmadığı hususu görüntüsü net olmayan işbu fatura suretlerinden anlaşılamamakta olup ilgili belgeler herhangi bir şekilde mevzuat anlamında faturaların ihtiva etmesi gereken zorunlu şartları taşımadığını,  yerel mahkemenin, gerekçeli kararında söz konusu müvekkil şirket defter ve kayıtları doğrultusunda tanzim edilen bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacı lehine alacağa hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirketin iflas başvurusunun bekletici mesele yapılması gerektiğini,  müvekkil şirket aleyhine hükmolunan icra inkar tazminatının hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hizmet ilişkisinden kaynaklı faturaya dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının toplam 10 adet faturaya istinaden 17.700,00 TL asıl alacağın  tahsili için  takip başlattığı, davalının  yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, mali müşavir bilirkişisi ...'in sunmuş olduğu raporda ; \"  Taraf kayıtlarının karşılaştırılmasında; Davacının sunulan kayıtları uyarınca 09.11.2017 takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 21.240 TL alacağı mevcut olduğu, davalının sunulan kayıtları uyarında davacının davalıdan 17.700 TL alacaklı olduğu, davacının 2017 yılı içerisinde tanzim ettiği 21.240 TL tutarındaki faturaların her iki taraf kayıtlarında mevcut olduğu, 2017 yılı açılış kayıtlarında 1,770 TL davalı borcu mevcut iken, davalıda davacı lehine 12.390 TL davacı alacağı mevcut olduğu, 2017 yılı içerisinde davalının 15,930 TL tutarındaki ödemesi kayıtlarının 1,770 TL 'lik kısmının davacıda mevcut olduğu,  kayıtlar neticesinde davacıda 21,240 TL davalı borcu mevcut iken, davalıda 17.700 TL davacı alacağı mevcut olduğu, davacı tarafından takipte davalıda mevcut 17,700 TL tutarı talep ettiğinin görüldüğü, netice itibarıyla, yapılan tespitler kapsamında davacının takibe konu edilen 17.700 TL tutarda davalıdan alacaklı olduğu\"  görüşü bildirilmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 01/06/2015 tarih 2014/7976 Esas 2015/4126 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere \" YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK md. 23/2). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.  Sözleşmenin ifa   safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK.m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu  ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille  bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın karşı  tarafa   usulüne   uygun  tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü faturayı gönderen tarafta olup, faturayı gönderenin bu hususu  kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, karşı  tarafa aittir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur.\" Somut olayda; taraflar arasında cast danışmanlık hizmeti verilmesi konusunda ticari ilişki bulunduğu, davacının fatura alacağının tahsili amacıyla  genel haciz yoluyla takip başlattığı, takibe itiraz edilmesi nedeniyle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davalı taraf her ne kadar takibe konu faturalara itiraz etmiş ise de söz konusu faturaların  davalının ticari defterlerine kayıtlı olması ve  TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturalara itiraz edilmemesi  nedeniyle söz konusu hizmetin verildiği karine olarak kabulü, aksi davalı tarafça ispatlanması gerekmektedir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/06/2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamı ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. Sayılı benzer mahiyette ilamları) Bu nedenle aksi davalı tarafça ispatlanamadığı gibi davalının kendi ticari defterlerine göre takibe konu edilen tutar üzerinden davacıya borçlu olduğu anlaşılmakla söz konusu faturalar yönünden  yapılan itirazın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekili; müvekkil şirketin yapmış olduğu iflas başvurusunun bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de; borca batıklık nedeniyle davacı tarafça açılan iflas davasının reddine karar verilmiş olması ve davalı şirket hakkında karar tarihi  itibariyle verilmiş bir iflas kararı bulunmaması nedeniyle bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. İİK 67/2.maddesinde \"...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" hükmü yer almaktadır. Takibe dayanak  fatura bedeli olup alacak likit/belirlenebilir olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde  hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 400,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 27,60 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/10/2024  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e2543100a6cc2a6c","SID":"fc419e3c678d2a4d"}}