{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1046 <br>KARAR NO: 2024/1197<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/02/2021<br>NUMARASI: 2020/303 Esas -  2021/84 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 02/10/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile;  taraflar arasında ticari bir ilişkisi nedeniyle davalı şirket adına düzenlenen 28/12/2019, 28/01/2020, 28/02/2020 tarihli 10.620,00'ar TL tutarlı fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine  davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi .. E sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, ancak davalının takibe itirazı nedeniyle durduğunu, bu nedenle İstanbul .. İcra Dairesi ... E sayılı icra dosyasına yapılan haksız itirazın kaldırılmasını, davalının kötü niyetli olarak icra takibine itirazı nedeniyle, en az %20 İcra İnkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunulmamış, yargılama sırasında davalı vekili davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \"Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere davalının faturalara süresinde itiraz ve iade etmemesi ile ticari defterlerine kaydetmesi nedeniyle davacı yanın alacağının varlığını HMK'nun 222. maddesi uyarınca ispatladığı \" gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında, takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 31.860,00 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren takipte belirtilen oranlarda faiz uygulanmak sureti ile takibin diğer kayıt ve şartlarla aynen devamına, alacağın % 20'si oranındaki 6.372,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde;  tarafların defterlerinde yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporunda, davacı ticari defterlerine göre ödeme emri tarihinde davacının davalıdan 53.100,00-TL alacağının olduğu, ancak davalının ödeme emrini 31.860,00-TL üzerinden başlattığı, davalı ticari defterlerine göre ödeme emri tarihinde davacının davalıdan 31.860,00-TL alacağının olduğu, yönünde tespitlerde bulunulduğunu, davacının ilamsız icraya konu etmiş olduğu alacağın, ticari defterlerinde mevcut alacaktan az olduğu dikkate alındığında müvekkil şirket tarafından davacı yana yapılan ödemelerin usulüne uygun olarak ticari defterlerine işlenmediği açık olup tarafların ticari defterlerin ancak birbiri ile uyumlu olması halinde taraf lehine delil vasfına haiz olacağını, ayrıca söz konusu faturarlara dayanılarak faturalarda belirtilen hizmetin sunulduğunun kabulü mümkün olmadığını, hizmetin teslimine ilişkin ispat külfeti altında olmasına rağmen bu konuda herhangi bir kanıt sunamayan davacının işbu haksız ve hukuka aykırı davasının reddedilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇEHMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava,  reklam ajans hizmetinden kaynaklanan faturaya dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının  28/12/2019, 28/01/2020, 28/02/2020 tarihli 10.620,00'ar TL tutarlı 3 adet faturaya istinaden toplam 31.860,00 TL asıl alacağın  tahsili için  takip başlattığı, davalının  yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup mali müşavir bilirkişisi tarafından düzenlenen  07/12/2020 tarihli raporda ;  \"Taraflara ait 2019-2020 takvim yılına ait kanuni defterlerin; HMK’nun 222/2 maddesi hükümlerine göre delil teşkil ettiği, ödeme emrine konu aşağıdaki faturaların •28.12.2019 Tarih ... numaralı 10.620,00,-TL “Reklam Ajansı Hizmet bedeli” içerikli faturanın 03.01.2020 Tarihinde ... Kargo aracılığı ile davalıya teslim ve tebliğ edildiği,•28.01.2020 Tarih Seri ... numaralı 10.620,00.-TL “Reklam Ajansı Hizmet bedeli” içerikli faturanın 29.01.2020 Tarihinde ... Kargo aracılığı ile davalıya teslim ve tebliğ edildiği,•28.02.2020 Tarih ... numaralı 10.620,00.-TL “Reklam Ajansı Hizmet bedeli” içerikli e arşiv faturanın 03.03.2020 Tarihinde ... Kargo aracılığı ile davalıya teslim ve tebliğ edildiği, Davacı ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; ödeme emri tarihinde, davacının davalıdan 53.100,00.-TL alacağının olduğu (davalı tarafından ödenen 21.240,00. TL hesaplarında görülmediği) ancak ödeme emrini gerçek alacak olan 31.860,00.- TL üzerinden başlattığı, Davalı ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; ödeme emri tarihinde, davacının davalıdan 31.860,00.-TL alacağının olduğu \" tespiti yapılmıştır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 01/06/2015 tarih 2014/7976 Esas 2015/4126 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere \" YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK md. 23/2). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.  Sözleşmenin ifa   safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK.m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu  ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille  bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın karşı  tarafa   usulüne   uygun  tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü faturayı gönderen tarafta olup, faturayı gönderenin bu hususu  kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, karşı  tarafa aittir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur.\" Somut olay incelendiğinde, davaya ve icra takibine konu edilen  28/12/2019, 28/01/2020 ve 28/02/2020 tarihli 10.620,00 TL tutarlı 3 adet  faturanın hem davacının hem davalının ticari defterlerinde kayıtlı ve birbirleriyle uyumlu olduğu, söz konusu faturalardan kaynaklı toplam 31.860,00 TL davacı alacağın, halen davalı defterlerinde borç kaydı devam ettiği dosya kapsamı ile sabit olup  bu yönde bir ihtilaf bulunmamaktadır. Bu itibarla söz konusu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olması faturaya konu hizmetin ifa edildiğine karine oluşturmakta olup aksi davalı tarafça ispatlanması gerekmektedir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/06/2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamı ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. Sayılı benzer mahiyette ilamları) Bu nedenle aksi davalı tarafça ispatlanamadığından söz konusu faturalar yönünden  yapılan itirazın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvusunun   esastan reddine dair karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan 162,10 TL'nin başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA,3-Harçlar Kanunu gereğince, davalı tarafından yatırılan 544,00 TL harçtan, alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 116,40 TL'nin yatıran davalıya iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 02/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ad09d22db2d65c2a","SID":"9815b7066bc50cd6"}}