{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1470 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1824<br>KARAR TARİHİ\t: 17/10/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/06/2024 Tarihli Ara Karar<br>NUMARASI\t\t: 2024/562 Esas <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 17/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 17/10/2024<br><br>İhtiyati haciz isteyen davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: İhtiyati haciz talebinde bulunan vekili ihtiyati dilekçesinde özetle; 04/06/2024 tarihli  tensip zaptı ile \"Davacı ... ŞİRKETİ -(VKN: ...) vekili Av. ...'e tebligat çıkartılarak *Dava konusu, borç kabul (mutabakat) metni aslını sunulması için davacı vekiline bir haftalık kesin süre verilmesine , aslı sunulduktan sonra ihtiyati haciz talebinin değerlendirilmesine, kesin süre içeresinde aslı istenen belgenin sunulmaması halinde mevcut delil durumu itibari ile ihtiyati haciz talebinin değerlendirileceğinin ihtarına( verilen kesin sürenin tensip zaptının tebliğinden itibaren başlayacağının ihtarına)\" şeklinde ara karar verildiğini, söz konusu mutabakat metni karşı yan muhasebe birimi tarafından müvekkilinin  şirket çalışanına mail yoluyla gönderildiği ve aslının davalıda olduğu, bu nedenle mail çıktılarının dilekçe ekinde sunulduğu, (EKİ - MAİL KAYITLARI, MUTABAKAT TALEBİ VE İMZALI MUTABAKAT METNİNİN BORÇLU ŞİRKET MUHASEBESİ TARAFINDAN GÖNDERİLMESİ) Davalı borçlunun borçlu olduklarını bilmelerine rağmen haksız ve herhangi bir hukuki dayanak göstermeden sırf takibi durdurmak için icra takibine itiraz etmiş olması borçlunun söz konusu borcu için kötü niyetli bir davranış içinde olduğunu gösterdiğini, yine davalı borçlunun, İİK. 257. maddesinde de belirtildiği üzere borçlunun malların kaçırma, gizleme ve bu maksatla alacaklı müvekkilinin şirketinin haklarını ihlal etmek maksadında olduğunun apaçık ortada olduğunu, ayrıca ileride telafisi mümkün olmayan zararları önlemek adına, Bodrum 2. İcra Dairesi 2024/1805 esas sayılı takibin ihtiyati haciz kararı ile devamına karar verilmesini talep ettiğini, müvekkilinin  şirketinin  alacağı herhangi bir mehille teminat altına alınmadığı gibi ekte belirtilen cari hesap dökümü ve dosya ekinde sunulu borç kabul yazısından da davalı-borçlunun borcunun muaccel hale geldiğini ve ödenmediğini, bu durumun  Vergi Dairesi Başkanlığı'na yazılan yazı cevaplarıyla da sabit olduğunu, borçlu tarafından itiraz edilen ve icra takibini durdurma kararı verilen Bodrum 2. İcra Dairesi Müdürlüğü’nün 2024/1805 esas Sayılı dosyasında borçlunun kötüniyetli ve haksız olarak takibe itiraz ettiğini, mal kaçırma amacında olduğunu ve takip kesinleşene kadar alacağının zarara uğrama ihtimali kuvvetle muhtemel gözüktüğü için ve dosya kapsamında toplanan ve sunmuş olduğu tüm deliller dikkate alınarak  ihtiyati haciz kararı verilmesini dava ve talep etmiştir. <br>MAHKEMECE: \"...,2004 sayılı İİK'nun 257. maddesinde ihtiyati haciz talep edilebilmesinin koşulları sayılmıştır. 2004 sayılı İİK'nun 257. maddesine göre, ihtiyati haciz istenebilmesi için alacağın vadesinin gelmesi ve rehinle temin edilmemiş olması yeterli olup, tam ispat gerekmeyip yaklaşık ispat yeterli olduğu gibi, borçlunun gerçek kişi veya tüzel kişi olması şeklinde bir ayrım da söz konusu değildir.<br>İ.İ.K' nun 258. maddesinin 1.fıkrası uyarınca da \"...alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur...\" Bu hükme göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de; özellikle hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması gerekmektedir.<br>Her ne kadar talepte bulunan vekili tarafından talep dilekçesinde belirtilen faturadaki miktarın ödenmediği belirtilerek borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslar nezdindeki hak ve alacaklar üzerine ihtiyati haciz konulması talep edilmiş ise de;<br>Faturanın tek taraflı düzenlenen belgeler olduğu faturadaki alacakların muaccel olup olmadığı, varlığı ve miktarı ancak yargılama sonunda tespit edilebileceğinden dolayısıyla alacaklı tarafından ihtiyati haciz talep edilen alacakların muaccel hale geldiği yönünde yaklaşık ispat şartının gerçekleşmemiş olması, davaya dayanak mutabakat metninin aslının sunulmaması  ve borçlunun muaccel hale gelmeyen alacakları yönünden de İİK.'nun 257/2. maddesi koşullarının borçlu şirket yönünden gerçekleştiğine dair delil ibraz edilmediğinden talepte bulunanın koşulları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. \" gerekçesi ile, \"2004 Sayılı İİK'nun 257. vd. maddeleri gereğince koşulları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin REDDİNE,\"şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından 25.06.2024 tarihinde verilen ihtiyati haciz taleplerinin reddine ilişkin kararın hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu, gerekçeli kararda faturanın tek taraflı düzenlenen belge olması sebebiyle delil sayılamayacağından bahsedilmişse de; faturanın tek başına alacak varlığını ispat için yeterliliği her somut olaya göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken bir husus olduğunu, gerekçeli kararda mail yoluyla taraflarına gönderilen davalı tarafın imza ve kaşesini içeren, açıkça borcu olduğunu ve ödeyeceğini ikrar eden yazılı borca mutabakat belgesinin aslı olmamasından bahisle borcun varlığı ve miktarının tespit edilememesi, bu sebeple ihtiyati haciz talebinin reddinin hukuka ve mantığa aykırı olduğunu, zira HMK'nın “Belge” başlığını taşıyan 199. maddesinden hareketle; e-postanın, delil türlerinden biri olan belge niteliğini haiz olduğunu söylemek mümkün olmakla birlikte; İcra ve İflâs Kanunu'nun  258. maddenin 1’nci fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK’nın 257/II hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenek olduğunu,  belirtilen yasal düzenlemeler karşısında tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde dava konusu somut olaya gelindiğinde; taraflarınca sunulan dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden ihtiyati haciz istemi takip ve davaya konu olup davacı tarafça davalı adına düzenlenmiş faturalar ile cari hesap ekstresinden kaynaklı bakiyeye dayandırılmış ve faturaların birer suretinin dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulduğunu, dosyada da gelen yazı cevapları ile birlikte gelen BA/BS formları da karşılaştırıldığında da alacağın sabit olduğunun ortada olduğunu, dosyada bulunan BA/BS formları ile  karşılıklı olarak bildirimde bulunulduğu ve yine aynı şekilde davalı şirkete ilişkin olarak dosya içinde bir sureti bulunun BA formunun incelenmesinden davalı şirket tarafından da davacı şirketle ilgili olarak bildirimde bulunulduğunun görüldüğünü, bu nedenle sunulan tüm bu deliller ile dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde bu aşamada ilk derece mahkemesince talebe konu tutar  üzerinden İİK 257 ve devamı maddeleri gereğince koşulları oluştuğundan ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin isabetli olmadığını beyan ederek borçlu tarafından itiraz edilen ve borçlunun kötüniyetli ve haksız olarak takibe itiraz ettiği, mal kaçırma amacında olduğu ve takip kesinleşene kadar alacaklarının zarara uğrama ihtimali kuvvetle muhtemel gözüktüğü için ihtiyati haciz kararı verilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Talep, cari hesaptan kaynaklı icra takibine  yapılan itirazın iptali davası sırasında verilen ihtiyati haciz isteminin reddine yönelik ara karara ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine  aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>İhtiyati haciz İİK’nın 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir\" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;\" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:<br>1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;<br>2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1)<br>Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.\" şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır.<br>İİK'nın 258.maddesinde ise; \"İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.<br>Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.\" hükümleri mevcuttur. <br>Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.<br>Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.<br>Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.<br>Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.<br>Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'da bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir.   <br>Somut  olayda; davacı tarafından davalı şirket hakkında 03/06/2024 tarihinde dava dilekçesi ile ticari satımdan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali davası açıldığı, mahkemenin 03/06/2024 tarihli tensip ara kararıyla dava konusu, borç kabul (mutabakat) metni aslını sunulması için davacı vekiline bir haftalık kesin süre verilmesine, aslı sunulduktan sonra ihtiyati haciz talebinin değerlendirilmesine karar verilip, 25/06/2024 tarihli ara karar ile  ihtiyati haciz isteminin reddine karar verildiği, dava dilekçesinin ekinde e-fatura örnekleri, cari hesap dökümü, 26/01/2024 tarihli mutabakat mektubu fotokopisi bulunduğu, belgenin aslının verilen süreye rağmen sunulamadığı görülmüştür.<br><br>Dosyadaki belgelere, ara kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından dosya kapsamına göre yaklaşık ispat kuralının somut olay yönünden gerçekleşmemesine, muaccel bir alacağın olup olmadığı ve miktarının yargılamaya muhtaç olmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu  ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.\t<br><br>HÜKÜM    : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/06/2024 tarih, 2024/562 Esas sayılı dosyasında ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin olarak verilen karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati haciz talebinin reddine itiraz eden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 17/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b8cae54a48ecc698","SID":"4b5bf112cbeac7ba"}}