{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  23. HUKUK DAİRESİ     <br>                                    T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ                    <br>                    \t\t\t             (D Ü Z E L T E R E K    Y E N İ D E N    <br>\t\t\t             E S A S    H A K K I N D A    K A R A R)<br>ESAS NO\t: 2021/963 <br>KARAR NO\t: 2024/1404<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN \t: ...  \t...<br>ÜYE \t: ...      \t...<br>ÜYE\t: Doç.Dr. ...\t...<br>KATİP\t: ... \t\t...<br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 20/04/2021<br>ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/67 E.-2021/268 K.<br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br><br>Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi  uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>Davacı vekili; müvekkili kooperatifin ortağı olan davalının tüm uyarılara rağmen ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalı aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2018/3442 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine icra takibinin durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin fer'ileri ile 63.340,92 TL üzerinden devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili; davacı kooperatifte OYAK kredisi kullanarak üyeliğe kabul edilen üyeler, peşin ödeme yapıp indirim uygulamasından yararlanan üyeler ve kooperatife üyelik giriş bedeli ve sonradan bilahare talep edilen çevre, şerefiye, tapu-iskan ve diğer ek ödemeleri istenilen sürede ödemeyi kabulle inşaat yapım seviyesinin % 70 seviyesine geldiğinde Banka Konut Kredisi kullanarak 110.000,00 TL ana parayı ödemeyi kabul edenler olmak üzere üç grupta üyelik kabulü yapıldığını,<br>Banka kredisi kullanacak üyelerin diğer üyelerden olumsuz şekilde ayrı tutulduğunu, hak sahibi bulundukları 47009 parselde bulunan ve kendilerine ayrılan bloğun kredi çekilebilir seviyeye ulaşmaması ve dairelere ait kat irtifakı tapuların teslim edilmemesi nedeniyle konut kredisi kullanamadıklarından ana parayı ödeyemediklerini, <br>Davacı kooperatifçe bu üyelere diğer üyeler gibi kredi çekme imkânı sunulamadığı ve bu kişilere daire teslimi yapılamadığı için gönderilen ve borç bildirimini içerir ihtarnamelerde  bu kişilerden maliyet bedeli istenilmediğini, ayrıca gönderilen borç bildirimlerinde ana para daire maliyet bedeline faiz işletilmediğinin görüldüğünü, daha sonra davacı tarafından tavır değiştirilerek faiz talep edildiğini, bu talebin mahkeme kararlarına ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, davacının müvekkilinden henüz bir asıl alacağı olmadığından faiz alacağının da bulunmadığını, <br>Müvekkilinin kendisinden istenen tüm ödemeleri Şerefiye, Çevre, Ek Ödeme başlığı altında ödediğini, bazı üyelerin tapularını alma düşüncesiyle ana para ödemesi yaptıklarını, ancak bazı üyelerin henüz borcu olmayan rakamı erken ödemelerinin müvekkili aleyhine sonuç doğurmayacağını,<br>05.04.2014 tarihli genel kurul gündeminin 13. maddesinde gecikme faizinin daire maliyetlerine uygulanmaması konusunda karar alındığını, bu kararın bir sonraki yıl, 25.04.2015 tarihli genel kurulda geçmişe yönelik faiz uygulama kararı ile kaldırılmaya çalışıldığını, ancak kendilerince açılan Mahkemenin 2015/340 E. sayılı davada geçmişe ilişkin alınan faiz kararının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kararın iptaline karar verildiğini, kararın istinaf mahkemesince onandığını ancak henüz kesinleşmediğini, davacı kooperatifin 72 nolu duyurusunda bu dava gerekçe gösterilerek faiz hesabı yapılmadığını, buna rağmen davacı kooperatifin mahkeme kararını yok sayarak geçmişe faiz işletmesinin hatalı olduğunu, <br>Karşı tarafta güven duygusu uyandıracak kadar uzun bir süre hareketsiz kalmış kişinin daha sonra itiraz etmesinin MK m. 2'de yer alan dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, TBK m. 97 uyarınca karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde, ifa talebinde bulunan tarafın, herşeyden önce kendi vecibesini yerine getirmiş ya da bunu teklif etmiş olmasının şart olduğunu, müvekkiline kredi çekebilmesi için tapu devri yapmayan davacının, bu aşamada müvekkilinden daire maliyet bedelini ve buna dair fer'ileri  istemesinin hukuken doğru olmadığını, <br>Davacının muaccel bir alacağı olmamakla birlikte şayet var ise TBK m.147/1-b.4 gereğince zamanaşımına uğradığını,<br>Savunarak, davanın zaman aşımı ve esasa dair nedenlerle reddine, %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br> İlk derece Mahkemesince; \"Taraf vekillerince bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine, taraf vekillerinin itirazları ile Mahkememizin 2015/340 esas sayılı ilamı değerlendirilmek suretiyle aldırılan bilirkişi ek raporu ile birlikte yapılan değerlendirmede; Davalı tarafın inşaatın belirli seviyesine gelmesi halinde normal konut kredisi kullanmak isteyen ya da OYAK konut kredisi kullanacak ortakların kredi limitlerinin kooperatif hesabına aktarıldığı tarihlerdeki kredi dilimleri kadar bir bedeli bir ay içinde kooperatife ödeyecek ortak grubundan olduğu, bu kapsamda OYAK kredisi kullanamayıp da normal konut kredisi kullanmak isteyen ortakların da kendi bloklarının inşaat seviyesinin %70 oranına gelinceye kadar, hiç kredi kullanmak istemeyen veya kullanamayan ortakların da kredi kullanan ortaklar için kooperatif hesabına yatan kredi dilimleri kadar kendi ödemelerini yapmaları gerekecektir. Aynı zamanda davalı tarafa konutun tapusunun verilebilmesi için de davalının da parasal katkısı gerekmektedir. Alınan ve iptal edilen faiz kararları ile birlikte uyuşmazlık tespit edildiğinde genel kurulda gecikme faizi alınmasına karar verildiği takdirde bu karar, daha sonraki genel kurulda veya kurullarda aksi yönde bir karar alıncaya kadar geçerliliğini sürdürmektedir. Yani faiz kararı alındığı tarihten itibaren uygulanabilecektir. Davacı kooperatifin 02.07.2009 ve 16.06.2012 günü yapılan genel kurulu kararları gereği daire maliyetlerine faiz uygulanmaması yönündeki kararın alındığı 05.04.2014 tarihli genel kurula kadar gecikme faizi hesaplaması yapılmış; yeni bir gecikme faiz kararı alınıp da bu kararın mahkemece iptal edilmesi sebebiyle 25.04.2015 tarihli genel kuruldan yeniden faiz kararının alındığı 14.05.2016 tarihli genel kurula kadar daire maliyetleri için faiz hesaplanmamış; 14.05.2016 tarihli genel kuruldan, bu ve takiben 27.05.2017 ve 29.04.2018 günü yapılan genel kurullarda alınan faiz kararları gereği icra takibinde talep edilen tarihe kadar ise yeniden faiz hesabı yapılmıştır. Bu kapsamda daire maliyet bedellerinden kaynaklı olarak borcun tahakkuk ettirildiği 10.01.2012 tarihinden ödeme tarihlerine göre talep edebileceği işlemiş daire maliyetlerinden kaynaklı faiz miktarı 35.292,43 TL, Şerefiye taksitlerinin geç ödenmesinden kaynaklı 32,70 TL faiz borcu, Çevre bedeli taksitlerinin geç ödenmesinden kaynaklı olarak 1.728,00 TL, Tapu ve iskân taksitlerinin geç ödenmesinden kaynaklı 2.023,19 TL, Genel Kurul kararları gereği ödenmesi gerekip de geç ödenen ek/ara ödemelerden kaynaklı 4.256,23 TL faiz borcu olmak üzere toplamda 43.332,55 TL davacı kooperatifin faiz alacağının bulunduğu\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 43.332,55 TL yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağın yargılamayı gerektirmesi ve likit olmaması sebebiyle icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. \t <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, davacı kooperatif tarafından 05.04.2014 tarihli genel kurulda alınan daire maliye bedellerinin geçmişe uygulanmamasına dair kararın ortadan kaldırılmasına yönelik 25.05.2015 tarihli genel kurulun 10. maddesinin iptali talebiyle mahkemenin 2015/340 E. sayısına kayıtlı davayı açtıklarını, Mahkemece geçmişte uygulanmayan faiz istisnasını ortadan kaldıracak nitelikte olduğu, ortakların kazanılmış haklarını ortadan kaldırdığı ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle 10. maddenin iptaline karar verildiğini, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 2017/274 E., 2017/277 K. sayılı kararıyla mahkeme kararının doğruluğunu teyit ettiğini, kararın Yargıtay'ca onandığını, buna göre 25.04.2015 tarihinden öncesine ilişkin olarak daire maliyet bedellerine faiz işletilemeyeceği hususunun kesin hüküm haline geldiğini, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda kesin hükme aykırı olarak 25.04.2015 tarihinden öncesine ilişkin olarak da faiz hesabı yapıldığını, <br>Müvekkili gibi kredi çekebilecekleri bir taşınmaz teslimi yapılmayan üyelerden daire maliyet bedeline faiz işletilmemesinin haklı ve adil olduğunu, bilirkişi tarafından bu konudaki eşitsizliğin görülmediğini, <br>05.04.2014 tarihli genel kurul ile öncesinde Banka Bloğu olarak adlandırılan ve kendilerine tapu verilmeyen müvekkilinin de aralarında bulunduğu üyelerin daire maliyet bedeli ödeme borcunun henüz olmadığını, davacı kooperatifin müvekkilinden henüz asıl alacağı olmadığından faiz alacağının da olmadığını, müvekkilinin ayrıca kendisinden istenilen tüm ödemeleri  Şerefiye, Çevre, Ek Ödeme başlığı altında eksiksiz ödediğini, <br>Kooperatifin yıllarca kendilerine kredi çekme imkânı tanınmayan üyelerden, daire maliyet bedeli istenilmeyeceğine dair yazılarına, kararlarına rağmen, halen kredi çekme imkânı olacak şekilde kendisine daire verilmeyen müvekkilinden daire maliyet bedeli istenmesinin yasaya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olduğunu, <br>Bir hukuki durumu kabul ettiği yolunda karşı tarafta güven duygusu uyandıracak  kadar uzun bir zaman hareketsiz kalmış kişinin, daha sonra bir çıkarı aklına geldiğinde bu duruma itiraz etmesinin MK. m. 2'de yer alan dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, <br>Davacı kooperatif tapu vererek kredi çekme imkânı sağlamadığından kendi edimini yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkilinden alacak talebinin yasal olmadığını, TBK m. 97 uyarınca karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde, ifa talebinde bulunan tarafın herşeyden önce kendi vecibesini yerine getirmiş ya da bunu teklif etmiş olmasının şart olduğunu, <br>Davacı kooperatifçe sorumlulukların ağırlaştırılması veya ek ödeme anlamına gelen faiz için tüm üyelerin 3/4'ünün kabulü ile yeni bir karar alınması gerektiğini, aksi halde toplantı ve karar nisaplarına uyulmadan alınan kararın yoklukla malul olduğunu, buna rağmen iptal kararından sonra alınan faiz kararının kanunda öngörülen nisapla alınmamış olması nedeniyle yoklukla malul olduğunun Mahkeme ve bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını, <br>Kaldı ki, bu karar yasanın aradığı nisap ile alınmış ve yoklukla batıl olmasaydı dahi, yine geçmişe yönelik faiz hesabı yapılmasına dayanak kılınamayacağını, müvekkilinin bu durumda dahi daire maliyet bedeli borcu yönünden ancak 14.05.2016 tarihinde temerrüde düşmüş olacağını, bilirkişinin alternatif hesaplamaları arasında bu ihtimalin de bulunduğunu, buna rağmen yerel mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak temerrüt gerçekleşmeden faiz hesabı yapılarak belirlenen bedele hükmedildiğini,<br>Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t:<br>I-Dava, davalı ortağın parasal yükümlülüklerinin tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine  ilişkindir. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine  aykırılığın da tespit edilmemesine ve gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>II-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı kooperatif tarafından hazırlanan Üye Hesap Dokümanı'na göre davalı tarafından 6.360,00 TL ödeme yapılmış olduğunun tespit edilmiş olmasına göre, bu tutarın davacı alacağından mahsubu yapılmaksızın karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>Buna göre Dairemizce, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, davalı tarafça yapılan ödeme miktarının mahsubu ile davalının itirazının 36.972,55 TL. üzerinden iptaline dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM\t:<br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>I-Yukarıda (I) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin REDDİNE,<br>II-Yukarıda (II) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.04.2021 tarih ve 2019/67 E., 2021/268 K. sayılı kararını DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE, <br>Buna göre; <br>\"1-Davanın KISMEN KABULÜNE, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2018/3442 esas sayılı takip dosyasının davalı borçlu tarafından yapılan itirazın 36.972,55 TL yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, <br>2-Alacağın yargılamayı gerektirmesi ve likit olmaması sebebiyle icra inkâr tazminatı talebinin reddine,<br>3-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 2.525,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.081,71 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.443,89 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ve dava öncesi ödenen 1.096,27 TL arabuluculuk ücretinin kabul oranına göre belirlenen 635,83 TL'sinin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 460,44 TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,<br>Davacı tarafından yatırılan 1.081,71 TL peşin harç, 44,40 TL başvuru harcı, 6,40 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.132,51 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>4-Davacı tarafından sarf edilen 900,00 TL bilirkişi ücreti, 64,75 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 964,75 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre takdir edilen 559,55 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>5-Davalı tarafından yapılan 54,50 TL. posta gideri ve 162.10 TL. istinaf yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 216,60 TL. yargılama giderinin davanın red oranına göre 90,97 TL.'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, <br>6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/(3). ve 13/(1) maddeleri gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan  alınarak davacıya ödenmesine,   <br>7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/(3)., 13/(1) ve 13/(2). maddeleri gereğince 26.368,37 TL vekalet  ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,<br>8-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,\"<br>III- Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, \t<br>IV-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,     <br>23/10/2024 tarihinde, HMK'nın 362/(1)-a. maddesi uyarınca (Ek madde 1 uyarınca yeniden değerleme oranına göre belirlenen 378.290,00 TL. kesinlik sınırının altında kaldığından) KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.<br><br><br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  23/10/2024\t\t\t<br>    <br>Başkan ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Katip ...<br> e-imza<br>      <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cf381b351a91aac6","SID":"3d3a733b1168aaf7"}}