{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1436 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1710<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/05/2024<br>NUMARASI\t\t: 2022/364  Esas 2024/266  Karar <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 04/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:  04/10/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:<br>DAVA : <br>Davacı vekili, dava dilekçesinde  özetle;   müvekkili şirket ile davalı arasında süregelen bir ticari ilişki mevcut olup bu doğrultuda müvekkili şirket tarafından ifa edilen iş ile ilgili olarak düzenlenen 17.06.2021 düzenlenme tarihli, SU02021000000735 seri numaralı ve 30.690,00-TL bedelli faturanın 24.478,08-TL'lik kısmı, 21.06.2021 düzenlenme tarihli, SU82021000000386 seri numaralı ve 5.808,00-TL bedelli, 29.06.2021 düzenlenme tarihli, SU02021000000772 seri numaralı ve 22.800,00-TL bedelli, 01.07.2021 düzenlenme tarihli, SU82021000000509 seri numaralı ve 30.601,50-TL bedelli, 03.07.2021 düzenlenme tarihli, SU52021000000215 seri numaralı ve 987,66-TL bedelli, 29.07.2021 düzenlenme tarihli, SU12021000001093 seri numaralı ve 2.001,39-TL bedelli, 31.07.2021 düzenlenme tarihli, SU22021000000673 seri numaralı ve 11.440,00-TL bedelli, 08.09.2021 düzenlenme tarihli, SU22021000000741 seri numaralı ve 2.073,16-TL bedelli faturaların ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2022/2641 E. sayılı dosyası ile fatura bedelleri ve Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesine göre takip tarihine kadar işleyen temerrüt faizi toplamı olan 109.866,80-TL tutarındaki alacak için icra takibi ikame edildiğini, davalının 11.03.2022 tarihli itirazı ile takibin durdurulduğunu belirterek davanın kabulüne, borçlu/davalının İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2022/2641 E. sayılı icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, icra takibine konu alacağın belgelere dayalı ve likit olması nedeni ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı taraf arasında geçmiş zaman dilimi içerisinde ticari bir ilişkinin mevcut olduğunu, bu minvalde taraflar arasında yapılan anlaşmalar doğrultusunda alım satım yapıldığı ve faturaların tanzim edildiğini, ancak davacı şirket tarafından müvekkili şirkete teslim edilen fatura konusu malların taraflar arasındaki anlaşmalara uygun olarak teslim edilmediğini, davacı tarafın edim yükümlülüklerini yapılan anlaşmalara uygun olarak yerine getirmediğini, davacı tarafça gönderilen fatura konusu malların aradaki anlaşmaya aykırı olarak teslim edilmemesi nedeniyle müvekkili şirketin konuyu mail yazışmaları, ticaret konusu malların fotoğraflarının gönderilmesi ve ayrıca telefon ile aramak suretiyle sözlü olarak defalarca davacı tarafa ilettiğini fakat davacı şirketin kendi içerisindeki yönetim ve personel değişiklikleri bahane gösterilmek suretiyle taleplerinin her defasında sürüncemede ve karşılıksız bırakıldığını ve akabinde de ihtilaf konusu olan uyuşmazlığa ilişkin tanzim edilen faturaların davacı tarafından icra takibi konusu yapıldığını, takip talebinde talep edilen işlemiş faiz oranını da hatalı olarak hesaplandığını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Mahkemece; \"...davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve cari hesap dökümü, serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporlar ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasındaki alım satım işlerine dair olarak bulunan ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, icra dosyasının incelenmesinde, alacaklının davacı borçlunun davalı olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 109.866,80-TL üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği,  her iki tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılması amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği taraflara ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan incelemeler neticesinde davacı şirketin takip tarihi itibarıyle davalı şirketten 100.189,79-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, açıklanan gerekçeler dahilinde davacı şirketin davalı şirketten 100.189,79-TL alacaklı olduğunu, alacaklı olduğu bedeli ve davalı tarafın ödeme emrine yapılan itirazın haksız olduğunu usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatladığı, davalı şirket tarafından ödeme emrine yöneltilen itirazın bu miktar yönünden yerinde olmadığı fakat  davacı tarafından davalıya ihtar çekilmediği temerrüde düşürülmediği anlaşılmakla açılan davanın kısmen kabulün ile; İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2022/2641 Esas sayılı icra takip dosyasından tahsili talep edilen 100.189,79-TL asıl alacağa davalı borçlunun yapmış olduğu itirazın iptaline, işlemiş faiz yönünden itirazın iptali talebinin reddine, alacağın likit ve hesaplanabilir olup davalı tarafın haksız itirazı nedeniyle alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\" şeklinde karar verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF NEDENLERİ : <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın kısmen reddedilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kararda, temerrüt faizi yönünden “davacı tarafından davalıya ihtar çekilmediği, temerrüde düşürülmediği anlaşılmakla” gerekçesiyle itirazın iptali taleplerinin  işlemiş faiz yönünden kısmen reddine karar verildiğini,  davalı şirketin faturayı tebliğ almasına rağmen otuz günlük süre boyunca müvekkiline ödeme yapmadığını ve temerrüde düştüğünü,  bilirkişi raporlarında, müvekkilinin takibe cari hesap alacak bakiyesini konu ettiği ve davalı şirketin ihtar yoluyla temerrüde düşürülmeden faiz talep  edilemeyeceği iddia edildiğini,  takibe konu faturaların ve dosyaya mübrez ticari defter ve kayıtların içeriği incelendiğinde, davalı şirkete mal ve hizmet tedarik edildiği görülmekte olup taraflar arasında bir mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olmadan söz konusu mal ve hizmetlerin müvekkili şirketçe tedarikinin mümkün olmayacağını, taraflar arasında bir cari ilişki kurulamayacağını, mal ve hizmet tedariki yönünden tarafların karşılıklı iradelerinin uyuştuğunu, mal ve hizmet tedariki sözleşmelerinin herhangi bir şekil şartına tabi olmadığını, bu nedenle de akdedilmiş bir mal ve hizmet tedarik sözleşmesinin bulunduğunu,  davalının Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesi uyarınca temerrüt faizi ödemesi zorunlu olup davanın işlemiş faiz yönünden kısmen reddinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının davanın reddedilen kısmı yönünden ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini  talep ve istinaf etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME,<br>DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2024 tarihinden itibaren ise, bu sınır 28.250,00 Türk Lirasıdır. Davacı tarafın reddedilen kısım yönünden istinafa konu ettiği  miktarın 9.697,01‬ TL olması nedeniyle 14/05/2024 tarihli karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)<br>Somut olayda; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)<br>Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk derece mahkemesi kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi uyarınca kesin olması sebebiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,<br>2-Davacının yatırmış olduğu 1.169,40 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 427,60 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,<br>3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 04/10/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"897b9e6dbaede147","SID":"a89c3812fd45ff30"}}