{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  23. HUKUK DAİRESİ     <br>                                    T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ          <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t  E S A S T A N    R E D D İ)<br>                    \t\t\t<br>ESAS NO\t: 2021/942 <br>KARAR NO\t: 2024/1402<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN \t: ...  \t...<br>ÜYE \t: ...      \t...<br>ÜYE\t: Doç.Dr. ...\t...<br>KATİP\t: ... \t\t...<br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 04/03/2021<br>ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/56 E.-2021/135 K.<br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>     \t<br><br>Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi  uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>Davacı vekili; müvekkili kooperatifin ortağı olan davalının tüm uyarılara rağmen ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalı aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2018/3354 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine icra takibinin durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin fer'ileri ile 61.419,19 TL üzerinden devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili; davacı kooperatifte OYAK kredisi kullanarak üyeliğe kabul edilen üyeler, peşin ödeme yapıp indirim uygulamasından yararlanan üyeler ve kooperatife üyelik giriş bedeli ve sonradan bilahare talep edilen çevre, şerefiye, tapu-iskan ve diğer ek ödemeleri istenilen sürede ödemeyi kabulle inşaat yapım seviyesinin % 70 seviyesine geldiğinde Banka Konut Kredisi kullanarak 110.000,00 TL ana parayı ödemeyi kabul edenler olmak üzere üç grupta üyelik kabulü yapıldığını,<br>Banka kredisi kullanacak üyelerin diğer üyelerden olumsuz şekilde ayrı tutulduğunu, hak sahibi bulundukları 47009 parselde bulunan ve kendilerine ayrılan bloğun kredi çekilebilir seviyeye ulaşmaması ve dairelere ait kat irtifakı tapuların teslim edilmemesi nedeniyle konut kredisi kullanamadıklarından ana parayı ödeyemediklerini, <br>\tDavacı kooperatifçe bu üyelere diğer üyeler gibi kredi çekme imkânı sunulamadığı ve bu kişilere daire teslimi yapılamadığı için gönderilen ve borç bildirimini içerir ihtarnamelerde bu kişilerden maliyet bedeli istenilmediğini, ayrıca gönderilen borç bildirimlerinde ana para daire maliyet bedeline faiz işletilmediğinin görüldüğünü, daha sonra davacı tarafından tavır değiştirilerek faiz talep edildiğini, bu talebin mahkeme kararlarına ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, davacının müvekkilinden henüz bir asıl alacağı olmadığından faiz alacağının da bulunmadığını, <br>\tMüvekkilinin kendisinden istenen tüm ödemeleri Şerefiye, Çevre, Ek Ödeme başlığı altında ödediğini, bazı üyelerin tapularını alma düşüncesiyle ana para ödemesi yaptıklarını, ancak bazı üyelerin henüz borcu olmayan rakamı erken ödemelerinin müvekkili aleyhine sonuç doğurmayacağını,<br>\t05.04.2014 tarihli genel kurul gündeminin 13. maddesinde gecikme faizinin daire maliyetlerine uygulanmaması konusunda karar alındığını, bu kararın bir sonraki yıl, 25.04.2015 tarihli genel kurulda geçmişe yönelik faiz uygulama kararı ile kaldırılmaya çalışıldığını, ancak kendilerince açılan Mahkemenin 2015/340 E. sayılı davada geçmişe ilişkin alınan faiz kararının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kararın iptaline karar verildiğini, kararın istinaf mahkemesince onandığını ancak henüz kesinleşmediğini, davacı kooperatifin 72 nolu duyurusunda bu dava gerekçe gösterilerek faiz hesabı yapılmadığını, buna rağmen davacı kooperatifin mahkeme kararını yok sayarak geçmişe faiz işletmesinin hatalı olduğunu, <br>\tKarşı tarafta güven duygusu uyandıracak kadar uzun bir süre hareketsiz kalmış kişinin daha sonra itiraz etmesinin MK m. 2'de yer alan dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, TBK m. 97 uyarınca karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde, ifa talebinde bulunan tarafın, herşeyden önce kendi vecibesini yerine getirmiş ya da bunu teklif etmiş olmasının şart olduğunu, müvekkiline kredi çekebilmesi için tapu devri yapmayan davacının, bu aşamada müvekkilinden daire maliyet bedelini ve buna dair fer'ileri  istemesinin hukuken doğru olmadığını, <br>Davacının muaccel bir alacağı olmamakla birlikte şayet var ise TBK m.147/1-b.4 gereğince zamanaşımına uğradığını,<br>Savunarak, davanın zaman aşımı ve esasa dair nedenlerle reddine, %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br>İlk derece Mahkemesince; \"Tüm dosya kapsamı, kayıt ve belgeler ile usul ve yasaya uygun olarak alınan denetlenebilir bilirkişi raporu birlikte değerlendirilerek; yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca aidat ödemelerini geciktiren ortaklardan gecikme faizi alınabileceği, talep edilen aidatlar için genel kurul kararı ihdas edilmesi gerektiği, genel kurulca kararlaştırılan faiz oranları daha sonraki yıllarda değiştirilmediği ve iptal edilmediği sürece tüm üyeleri bağlayacağı, genel kurulda gecikme faizi alınmasına karar verildiği takdirde bu karar, daha sonraki genel kurullarda aksi yönde bir karar alınıncaya kadar geçerliliğini sürdüreceği açıktır. Somut olayımızda 16.06.2012 tarihli genel kurul toplantısında aylık %1 oranında faiz kararı alınmış, 05.04.2014 tarihli genel kurul toplantısında alınan bu faizin daire maliyetlerine uygulanmamasına yönelik yeni bir karar alınmıştır. Bu durumda faiz uygulanmama kararı Yargıtay 23.HD 2012/2999 esas, 2012/4927 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere geriye doğru değil toplantı tarihi olan 05.04.2014 tarihinden itibaren ödemelerini geç yapan tüm ortaklar için uygulanması gerekecektir. Bir başka deyişle daha önceki alınan faiz kararının ortadan kaldıran, silen veya daire maliyetleri gecikme faizlerinin iade edilmesi veya en başından beri daire maliyetlerine uygulanmaması yönünde bir karar alınmadığından 05.04.2014 tarihinden sonra daire maliyetlerine aylık %1 veya başka bir oranda gecikme faizi uygulanmayacaktır.  25.04.2015 tarihli genel kurulun 10. maddesi ile 110.000,00 TL daire maliyet bedeline  ödeme tarihine kadar aylık 0.69 faiz alınmasının kararlaştırıldığı ve bu kararın mahkememizin 2015/340 esas 2016/654 karar sayılı kararıyla iptal edilerek temyiz incelemesi sonucu kesinleştiği görülmüştür. Bu iptal kararı gözetildiğinde, 05.04.2014 tarihli genel kurulda alınan yukarıda açıklandığı üzere bu tarihten sonra daire maliyetlerine aylık %1 gecikme faizi uygulanmaması yönündeki karar daha sonrasında daire ana maliyetleri için aylık %0,69 gecikme faizi alınması yönünde 14.05.2016 günü yapılan genel kurul toplantısında alınan karara kadar ödemesi geciken tüm ortaklar için geçerliliğini sürdürmüş olacaktır. 14.05.2016 tarihli genel kurulun yanında 27.05.2017 günü yapılan genel kurul toplantısında da daire maliyetleri için gecikme faizi kararı alınmış olup, bu kararların 05.04.2014 günü alınan karar aykırı olduğu, kazanılmış bir hakkı ortadan kaldırdığı gerekçesiyle herhangi bir dava açıldığı yönünde de dosyada herhangi bir bilgi veya beyan mevcut değildir. <br>Açıklanan bu gerekçelerle davalının geç ödenen ana borçlarının işlemiş faizinin hesaplanması için davacı kooperatifin 16.06.2012 günü alınan faize ilişkin genel kurul kararı gereği daire maliyetlerine faiz uygulanmaması yönündeki kararın alındığı 05.04.2014 tarihli genel kurula kadar gecikme faizi hesaplanması gerekeceği, yeni bir faiz kararı alınıp da bu kararın alındığı mahkememce iptal edilmesi sebebiyle 25.04.2015 tarihli genel kuruldan yeniden faiz kararının alındığı 14.05.2016 tarihli genel kurula kadar daire maliyetleri için faiz hesaplanmaması gerektiği, 14.05.2016, 27.05.2017, 29.04.2018  tarihli genel kurullarda alınan faiz kararları gereği icra takip talebi tarihine kadar ise yeniden faiz hesabı yapılması gerektiği, sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>Her ne kadar davacı vekili 19.07.2011 tarihli taahhütname gereğince bu tarihten itibaren faiz işletilmesini talep etmişse de, taahhütname gereğince davalı adına geriye dönük olarak gecikme faizi tahakkuk ettirilmesi nedeniyle bu talebi hükme esas alınmamıştır.<br> Hükme esas alınan ayrıntılı, gerekçeli, mahkememiz ve kanunyolu denetimine elverişli ek bilirkişi raporunda seçenekli olarak hesaplama yapılmış, mahkememizce yukarıda ayrıntılı açıklandığı ve kabul edildiği üzere yapılan hesaplama kabul edilmiş ve davacı kooperatifin davalıdan daire maliyet bedellerinden kaynaklı talep edebileceği işlemiş faiz miktarının 35.066,64 TL olduğu anlaşılmış, alacağın konusunun işlemiş faiz olduğu ve alacak miktarı hesaplamayı gerektirdiğinden ve likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığı\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının iptali ile takibin 35.066,64 TL toplam alacak üzerinden devamına, icra inkâr tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. \t <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki savunma ve açıklamalarını tekrar ederek, davacı kooperatif tarafından 05.04.2014 tarihli genel kurulda alınan daire maliye bedellerinin geçmişe uygulanmamasına dair kararın ortadan kaldırılmasına yönelik 25.05.2015 tarihli genel kurulun 10. maddesinin iptali talebiyle mahkemenin 2015/340 E. sayısına kayıtlı davayı açtıklarını, Mahkemece geçmişte uygulanmayan faiz istisnasını ortadan kaldıracak nitelikte olduğu, ortakların kazanılmış haklarını ortadan kaldırdığı ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle 10. maddenin iptaline karar verildiğini, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 2017/274 E., 2017/277 K. sayılı kararıyla mahkeme kararının doğruluğunu teyit ettiğini, kararın Yargıtay'ca onandığını, buna göre 25.04.2015 tarihinden öncesine ilişkin olarak daire maliyet bedellerine faiz işletilemeyeceği hususunun kesin hüküm haline geldiğini, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda kesin hükme aykırı olarak 25.04.2015 tarihinden öncesine ilişkin olarak da faiz hesabı yapıldığını, <br>\tMüvekkili gibi kredi çekebilecekleri bir taşınmaz teslimi yapılmayan üyelerden daire maliyet bedeline faiz işletilmemesinin haklı ve adil olduğunu, bilirkişi tarafından bu konudaki eşitsizliğin görülmediğini, <br>\t05.04.2014 tarihli genel kurul ile öncesinde Banka Bloğu olarak adlandırılan ve kendilerine tapu verilmeyen müvekkilinin de aralarında bulunduğu üyelerin daire maliyet bedeli ödeme borcunun henüz olmadığını, davacı kooperatifin müvekkilinden henüz asıl alacağı olmadığından faiz alacağının da olmadığını, müvekkilinin ayrıca kendisinden istenilen tüm ödemeleri  Şerefiye, Çevre, Ek Ödeme başlığı altında eksiksiz ödediğini, <br>\tKooperatifin yıllarca kendilerine kredi çekme imkânı tanınmayan üyelerden, daire maliyet bedeli istenilmeyeceğine dair yazılarına, kararlarına rağmen, halen kredi çekme imkânı olacak şekilde kendisine daire verilmeyen müvekkilinden daire maliyet bedeli istenmesinin yasaya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olduğunu, <br>\tBir hukuki durumu kabul ettiği yolunda karşı tarafta güven duygusu uyandıracak  kadar uzun bir zaman hareketsiz kalmış kişinin, daha sonra bir çıkarı aklına geldiğinde bu duruma itiraz etmesinin MK. m. 2'de yer alan dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, <br>\tDavacı kooperatif tapu vererek kredi çekme imkânı sağlamadığından kendi edimini yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkilinden alacak talebinin yasal olmadığını, TBK m. 97 uyarınca karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde, ifa talebinde bulunan tarafın herşeyden önce kendi vecibesini yerine getirmiş ya da bunu teklif etmiş olmasının şart olduğunu, <br>\tDavacı kooperatifçe sorumlulukların ağırlaştırılması veya ek ödeme anlamına gelen faiz için tüm üyelerin 3/4'ünün kabulü ile yeni bir karar alınması gerektiğini, aksi halde toplantı ve karar nisaplarına uyulmadan alınan kararın yoklukla malul olduğunu, buna rağmen iptal kararından sonra alınan faiz kararının kanunda öngörülen nisapla alınmamış olması nedeniyle yoklukla malul olduğunun Mahkeme ve bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını, <br>Kaldı ki, bu karar yasanın aradığı nisap ile alınmış ve yoklukla batıl olmasaydı dahi, yine geçmişe yönelik faiz hesabı yapılmasına dayanak kılınamayacağını, müvekkilinin bu durumda dahi daire maliyet bedeli borcu yönünden ancak 14.05.2016 tarihinde temerrüde düşmüş olacağını, bilirkişinin alternatif hesaplamaları arasında bu ihtimalin de bulunduğunu, buna rağmen yerel mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak temerrüt gerçekleşmeden faiz hesabı yapılarak belirlenen bedele hükmedildiğini,<br>Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t:<br>Dava, davalı ortağın parasal yükümlülüklerinin tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine  ilişkindir. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine  aykırılığın da tespit edilmemesine ve gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM\t:<br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davalı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.395,40 TL. istinaf karar harcından peşin alınan (59,30+539,55=) 598,85 TL'nin mahsubuyla kalan 1.796,55 TL.'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafça yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden alınarak iadesine, <br>4-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,     <br>23/10/2024 tarihinde, HMK'nın 362/(1)-a. maddesi uyarınca (Ek madde 1 uyarınca yeniden değerleme oranına göre belirlenen 378.290,00 TL. kesinlik sınırının altında kaldığından) KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  23/10/2024\t\t\t\t<br>    <br>Başkan ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Katip ...<br> e-imza<br>      <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7183f7cb6a56cb3b","SID":"d7a84c993cc2bf34"}}