{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1010 <br>KARAR NO\t: 2024/1453<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...     (...)<br>ÜYE\t\t: ...         (...)<br>ÜYE\t\t: ...                 (...)<br>KATİP\t\t: ...        (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 26/12/2022<br>NUMARASI\t: 2022/92 Esas - 2022/1031<br> Karar<br><br>DAVACILAR\t: 1-... (T.C....) - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>\t: 2- ... (T.C....) - ...<br>\t  3-... (T.C....) - ...<br>VEKİLİ\t:  Av. ... -...<br>DAVALILAR \t:  1- ... (T.C....) - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>\t: 2- ... (T.C....) - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br><br>DAVA\t: Muvazaa Nedeniyle Şirket Hissesinin İptali ve Tescil <br>DAVA TARİHİ\t: 26/08/2021<br>KARAR TARİHİ\t  : 24/10/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  : 24/10/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin murisi ...'ın 17/03/2021 tarihinde vefat ettiğini,  geriye mirasçı olarak davacı ve davalıların kaldığını, muris ...'ın Hak-Pi Gemi Yan San ve Tic Ltd Şti.'nin 2006 yılında %60 hissedarı iken davalılara %10'luk hissesine tekabül eden kısmını %5'lik oranlarda devrettiğini,  29/9/2006 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde görüleceği üzere ...'ın 15.840,00 paya karşılık 396.000,00-YTL (üçyüzdoksanaltıbin-YTL) hissesinden 1.000,00 pay karşılığı olan 25.000,00-YTL (yirmibeşbin- YTL) sini dışarıdan ortak ...'a (...) ve ...'a Gebze 4. Noterliğinin 13/09/2006 tarih ve ... yevmiye numaralı Limited Şirket Hisse Devir Senedi ile devrettiğini, hisse devir sözleşmesi karşılığı davalılar tarafından herhangi bir bedel ödenmediğini, davalılardan ...'ün o tarihlerde henüz 20 yaşında olup, bir geliri bulunmadığını, diğer davalı ... ...ın da hisse devir bedelini ödeyecek bir kazancı bulunmadığını, murisin kastının şirkette kız çocuklarına karşılıksız kazandırma edinmesi ve mirastan mal kaçırma olduğunu, erkek çocuklarını mirastan ve mal varlığından çıkarmak istemesi olduğunu, 2008 yılında muris ...'ın, davacılar ... ve ...'tan hisselerini kendisine devretmesini istediklerini, ata erkil bir aile yapısı olan, sert dediğim dedik bir mizaca sahip muris babalarının sözlerine karşı çıkamayan çocukların üzerlerindeki hisseleri babalarına Kartal 12. Noterliğinin 26/02/2008 tarih ve ...yevmiye numaralı Limited Şirket Hisse Devir Senedi ile devrettiklerini, bu devirin karşılıksız olup, hiçbir bedel alınmadığını, bu şekilde muris babanın amacına ulaştığını, kız çocukları ile şirkete sahip olduğunu, erkek çocukları mal varlığından ve şirketten uzaklaştırdığını, genelde ülkemizde kız çocuklarını mirastan mahrum etmek için muvazalı işlem yapılmakta iken murisin erkek çocuklarını mirastan mahrum etmek istediğini, nihayetinde 14/07/2014 tarihinde murisin davalıların her birinin  hisselerini %18,5 artırarak %23,5'e çıktığını,  bu artırımın da muvazaalı olarak yapıldığını,  hisse artışına ilişkin bedelin yine ödenmediğini, sermaye artırımında 590.000-TL'den 2.500.000,00.-TL'ye çıkarken kızların payını yükseltmek amacı ile yapıldığını, faal olan bir şirketin o tarihteki mal varlığı değeri stokları, aktif ve pasifi dikkate alınmayarak gerçek değerinin çok altında bir bedel ile sermaye artırımı gerçekleştirdiğini, bunun dahi ödenmediğini, murisin buradaki amacının diğer mirasçılardan mal kaçırmak olduğunu, müvekkillerinin murisi ...'ın, ayrıca İstanbul ... arsadaki hissesini de erkek çocuklarından mal kaçırmak için muvazalı işlem yaparak  kızları davalılar ... ve ...'a devrettiğini, murisin amacının diğer mirasçılardan mal kaçırmak olduğunun aşikar olduğunu beyanla;  öncelikle davalılara ait  şirket hisselerinin 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için  ihtiyati tedbir konulmasına, davalılara ait ... numaralı taşınmazlara ihtiyati tedbir konulmasına, davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere şimdilik şirket  hisselerinin  müvekkillerinin paylarına intikal eden kısmı bakımından iptali ile bu kısmın müvekkilleri adına miras payları oranında tesciline, iptal ve tescil mümkün olmadığı takdirde MİRASTA İADE VE DENKLEŞTİRMENİN YAPILMASI için davalı adına kayıtlı olan şirket hisselerin terekeye iadesine, bu iadeden sonra da payların eşitlenmesine sebep olacak miktarın payına eklenmesine,  denkleştirme-terekeye iade de mümkün olmadığı takdirde tenkise,  Murisin kızları ... ve ...'a devrettiği İstanbul ... arsadaki hissesinin iptali ile bu hissenin müvekkilleri adına payları oranında tesciline,  iptal ve tescil mümkün olmadığı taktirde mirasta iade ve denkleştirmenin yapılması için davalılar adına kayıtlı olan tapu kaydının terekeye iadesine, bu iadeden sonra da payların eşitlenmesine sebep olacak miktarın payına eklenmesine, denkleştirme-terekeye iade de mümkün olmadığı takdirde tenkise, talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılardan ... ile ... muris ...'ın gerek şahsi mallarına ve gerekse de büyük ortağı olduğu şirketine ciddi anlamda zararlar verdiğini ve mağdur ettiklerini, müvekkili ... yönünden karşılıksız kazandırma söz konusu olamayacağını, şirket hisselerinin devrine dair noter evrakı da şirket kayıtları da hisse devrinin bedel karşılığında olduğunu ortaya koyacağını, davacı yanın iddialarının aksine müvekkilinin hisseleri aldığı dönemde öğrenci olduğunun  doğru olduğunu, annesi olan ...'in  belli bir mal varlığının olduğunu,  müvekkilinin  bakımından öncelikli olarak annesinin  sorumlu olduğunu, iddianın aksine hisse bedeli  ödeme güçlüğü içerisinde olmadığını, müvekkilinin hisseleri yönünden \"bedelsiz \"olduğunu iddia eden her iki davacı gerek ... ve gerekse de ...'ın da, kendilerine devir edilmiş olan toplamda %40 hisse için hangi bedeli ödediklerini ortaya koymaları gerektiğini beyanla; davanın reddine talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davacı ... tarafından davalılar aleyhine açılan davanın, feragat nedeniyle REDDİNE,<br>2-Davacılar ... ve ... tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın, feragat nedeniyle REDDİNE,<br>3-Davacılar ... ve ... tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın, vaki kabul nedeniyle KABULÜNE, <br>a)Davalı ...'ın dava dışı ...ndeki her biri 25,00.-TL nominal değerde bulunan toplam 110.150,00.-TL sermaye karşılığı 4.406 adet payının iptali ile davacı ... adına kayıt ve tesciline, <br>b)Davalı ...'ın dava dışı ...ndeki her biri 25,00.-TL nominal değerde bulunan toplam 110.150,00.-TL sermaye karşılığı 4.406 adet payının iptali ile davacı ... adına kayıt ve tesciline, <br>c)Davalı ...'ın dava dışı ...ndeki 12,50.-TL nominal değerde bulunan toplam 12,50.-TL sermaye karşılığı 0,50 adet payının iptali ile;<br>-6,25.-TL nominal değerde bulunan 0,25 adet payının iptali ile davacı ... adına kayıt ve tesciline, <br>-6,25.-TL nominal değerde bulunan 0,25 adet payının iptali ile davacı ... adına kayıt ve tesciline, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın \"vaki kabul nedeniyle\", davalı ... yönünden kabulüne karar veren Mahkemece, taraflarından, usulüne uygun şekilde aynı mahkemede açılan \"kabulün irade sakatlığı/hile nedeniyle iptali\" davasının görmezden gelinerek hüküm kurulmasının, açık yasa hükümlerinin ihlali olduğunu, mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Mahkeme tarafından, yasal şartları taşımayan ve geçersiz olan \"kabul beyanına dayanarak\" davanın kabulünün, hukuka ve yasalara açıkça aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte önceki itirazlarını tekrarla Mahkeme tarafından talep aşılarak, dava dilekçesinde talep edilen oranın üzerinde hisse miktarının iptaline karar verildiğini, Mahkemece davacılar tarafından harcı tamamlandığı halde kabul edilmeyen miktar yönünden davalı lehine avukatlık ücretine hükmedilmemesinin de açıkça yasalara aykırı olduğunu, istinaf incelemesi sonuçlanıncaya dek hükmün icrasının geri bırakılmasına/tehirine karar verilmesini, hakimlerin reddi taleplerinin geri çevrilmesine dair 16.12.2022 tarihli ara kararın kaldırılmasına veya eksik inceleme nedeniyle talepleri gibi hüküm kurulmak üzere Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacılar vekili cevap dilekçesinde özetle; asıl davalı tarafın yargılamanın son aşamasında, kabul beyanının üzerinden bir yıl geçtikten sonra, kabulün irade sakatlığı nedeni ile iptalini talep etmesi, üstelik Hak-Pi gibi kapasitesi büyük bir şirkette bir buçuk yıla yakın bir süre yönetici ve müdürlük yapan, ticaret insanın kabul beyanının irade sakatlığına uğradığına dair iddialarının hukuka, ahlaka ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalı ...'ın talimatı olmadan, vekili tarafından davanın kabul edildiği iddialarının davalı ile vekilini ilgilendirdiğini, nitekim davalı ...'ın vekiline verdiği vekalet içeriğinde de kabul yetkisinin bulunduğunu, bu nedenle davalı ...'ın iradesinin fesada uğratıldığı iddialarının soyut ve gerçek dışı iddialar olduğunu, davalı tarafından kurgulanmış bir senaryonun ürünü olduğunu, dava dilekçesindeki taleplerin açık ve net bir şekilde belli olduğu, davalı ...'ın kabul beyanının tüm taleplere ilişkin olduğunun tereddüte mahal vermeyecek şekilde açık, net ve herhangi bir şarta bağlı olmadığından kesin olduğunu, dava dilekçesinde talebin açık olduğu, murisin %5 oranında ki hissesini Gebze 4. Noterliğinin 13/03/2006 tarih ve 6538 yevmiye numaralı limited şirket hisse devir senedi ile hiçbir bedel alınmadan karşılıksız olarak davalı ...'a devrettiği, yine murisin 14/07/2014 tarihinde davalının hissesini %18.5 arttırarak %23.5'a çıkardığı ve bu arttırımında bedelsiz ve muvazaalı olduğunun açık ve net olduğunu, Mahkeme tarafından talep doğrultusunda karar verilmiş olduğunu, harcın fazla yatırıldığından bahisle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ara kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/12/2022 tarih, 2022/92 Esas - 2022/1031 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava muris muvazaasına dayalı şirket hissesinin iptali ve tescili veya tenkis talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın Davacı ... yönünden feragat nedeniyle reddine, davacılar ... ve ... yönünden davalı ...’e yönelik davanın feragat nedeniyle reddine, davacılar ... ve ... yönünden davalı ...’a yönelik davanın davalının kabul beyanı nedeniyle kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Uyuşmazlığın çözümü bakımından davayı kabul üzerinde durulması gerekmektedir.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun \"Davayı kabul\" başlıklı 308/1 inci maddesinde; \"Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir”, aynı Kanun'un 309/1 inci maddesinde; \"Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır.\",  311/1 inci maddesinde ise, \"Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. <br>Davayı kabulden söz edilebilmesi için, davalı tarafından mahkemeye yöneltilmiş bulunan tek taraflı ve varması gereken bir irade beyanının mevcudiyeti gerekir (Tanrıver, S.; Mahkeme Huzurunda Yapılan Kabuller, AÜHFD, 1995/I, s. 221). Bu irade beyanının kendisinden beklenen hüküm ve sonuçları doğurabilmesi mahkeme veya davacı tarafından kabul edilmesine bağlı değildir (Kuru, B.; Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, C. IV., İstanbul 2001, s. 3691). Bu yönü ile davayı kabul beyanı davadan feragatle benzerlik gösterirken, mahkeme huzurunda yapılan sulhlerden ayrılır. Zira mahkeme huzurunda yapılan sulh için tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarına ihtiyaç vardır.<br>Diğer bir koşul, davayı kabule ilişkin irade beyanının, kayıtsız, şartsız ve açık olması gereklidir (6100 s. HMK m. 309/4). Usul işlemleri kural olarak şarta bağlı olarak yapılamayacağından, şarta bağlı olarak bir kabul beyanında bulunulmuş ise, davalının bu beyanının davayı kabul olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Davalının, davanın kabulüne ilişkin davayı kabul eden irade beyanının, kayıtsız, şartsız olmasının yanı sıra, açık ve tereddüte yer vermeyecek bir biçimde kesin olmalıdır. Zımni olarak davayı kabul de mümkün değildir (Kuru, 3692-3694). <br>Diğer taraftan, davalının kabule ilişkin irade beyanının davacının talep sonucunu konu alması gerekir. Davalı sözü edilen irade beyanı ile davacının dava dilekçesinin talep sonucu kısmına rıza gösterir. Davayı kabul davacının dava dilekçesinin talep sonucunun tamamına ilişkin olabileceği gibi, talep sonucunun bir kısmına ilişkin de olabilir (1086 s. HUMK m. 94/3, HMK m. 309/3).<br>Kabulün zamanı ise 6100 sayılı HMK'nın 310 uncu maddesinde düzenlenmiş ve feragatta olduğu gibi hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği öngörülmüştür. Böyle olunca Mahkemece verilen bir kararın temyizi aşamasında, usul hukuku çerçevesinde kesinleşmiş bir karar olmadığından davanın kabul edilmesi mümkündür. Kabul, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemidir. Davayı kabul ile mevcut olduğu tespit edilen veya yeni doğan hak, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava konusu yapılamaz (1086 s. HUMK m. 95/1, 6100 s. HMK m. 311). Davanın kabulü, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur (6100 s. HMK 311/1, 1.c). Davayı kabul, davalının Mahkemeye karşı (hitaben) yaptığı tek taraflı bir irade beyanı ile tamamlandığından, Mahkemece, sadece davalının beyanının gerçekten davayı kabul olup olmadığı ve kanunun öngördüğü şekilde (HUMK m. 92, HMK m. 309, m. 154/ç) yapılıp yapılmadığı araştırılır. Davalının beyanının gerçekten davayı kabul olduğu ve kanunun öngördüğü şekilde yapıldığı tespit edilirse; kabul nedeniyle, davanın kabul edilmesine karar verilmekle yetinilir. (Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2023/4644 esas 2023/5921 karar sayılı ilamı)<br>Davayı kabulün; yanılma, aldatma ve korkutma nedenleriyle iptali ayrı bir dava açılarak ileri sürülebileceği gibi irade bozukluğu nedenleriyle davayı kabulün geçersiz olduğu aynı dava içinde de ileri sürülebilir. Bu durumda mahkemece iddiaya ilişkin deliller toplanarak, kabul beyanının hukuki bir sonuç doğurup doğurmayacağı hakkında karar verilmesi gerekmektedir. Ne var ki, böyle bir inceleme yapılıp karar verilebilmesi için öncelikle kabul beyanının irade bozukluğu nedeniyle geçersiz olduğunun ileri sürülmesi gerekmekte olup, bu konuda mahkemece kendiliğinden inceleme yapılması olanaklı değildir. (Benzer yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.10.2022 tarihli ve 2021/8-284 Esas, 2022/1371 Karar sayılı kararı)<br>Somut olayda; davacı taraf muris muvazaasına dayanarak, davalının ...ndeki paylarının muvaaza nedeniyle iptali ve davacılar ... ve ... adına tescili, olmazsa tenkisi talepli davalı ... aleyhine dava açtıkları, mahkemece yapılan yargılama sırasında davalı vekili Avukat ...’in 23.12.2021 tarihli duruşmada ve 24.03.2022 tarihli duruşmalarda davayı kabul ettiklerini beyan ettiği görülmüştür. Daha sonra davalı tarafından Kartal 20. Noterliğinin 30.07.2022 tarih 20953 yevmiye sayılı azilnamesi ile Avukat ...’in davalı tarafından azledildiği ve 08.11.2022 tarihli davalı dilekçesi ile irade fesadı hallerine dayanılarak davayı kabul beyanının iptalinin talep edildiği, mahkemece 12.12.2022 tarihli duruşmanın 3 numaralı ara kararı ile kabul beyanının vekil tarafından sunulduğu, vekilin beyanının fesada uğradığına dair iddia ve delil olmadığından talebin reddine karar verildiği görülmüştür.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun \"Davayı kabul\" başlıklı 308/1 inci maddesinde; \"Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir” şeklinde düzenlenmiştir. <br>Yukarıda açıklanan kanuni düzenlemeler uyarınca, davayı kabul eden, yanılma, aldatma ya da korkutma nedeni ile davayı kabulün iptalini talep edebilir. Davalının davayı kabulün geçersizliğini ileri sürerek davayı kabul ettiği davada davayı kabulün iptalini talep etmesi halinde, Mahkeme ön sorun olarak davayı kabulün, davayı kabul eden taraf irade bozukluğu hallerinden hangisine (yanılma, aldatma ya da korkutma) dayanmışsa o irade bozukluğu hali nedeniyle geçersiz olup olmadığını incelemekle yükümlüdür.<br>Davalının davayı kabule ilişkin irade açıklanmasının gerçeği yansıtmadığını bildirilmesi karşısında, bu hususun HMK'nın 163 ve 164. maddelerinde belirtildiği şekilde ön sorun olarak incelenmesi ve HMK'nın 311. maddesi çerçevesinde tahkikat yapılarak sonuca gidilmesi gereklidir.<br>Hal böyle olunca; Mahkemece davayı kabulün vekil tarafından beyan edilmesi halinde de yukarıda belirtildiği şekilde araştırma yapılması gerektiği (Benzer yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/11-65 esas 2014/401 karar sayılı ilamı) gözetilerek davalının davayı kabul beyanının gerçek iradeyi yansıtmadığı iddiasının hadise şeklinde (HMK'nın 162. ve 163. maddeleri-önsorun) aynı dava içerisinde her türlü delille ispatının mümkün olduğu gözetilerek, bu yöndeki taraf delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi (Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin  2021/8099 esas 2023/3023 karar) gerektiğinden ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması gerekmiştir.<br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalının istinaf talebinin kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre diğer istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6)  maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,<br>2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/12/2022 tarih, 2022/92 Esas - 2022/1031 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.24/10/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır<br> <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır<br> <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır<br> <br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2af85353e51771bc","SID":"5a170b501545b811"}}