{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1231 <br>KARAR NO: 2024/3775<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 31/01/2023<br>NUMARASI: 2022/923 Esas - 2023/89 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde; Davalı internet sitesinde yayınlanan haber içeriğindeki beyan ve iddiaların gerçek dışı olduğunu, haberin tamamıyla müvekkili şirket aleyhine kamuoyunda manipülasyon yaratmak niteliği taşıdığını, davalının işbu haber/yazıyla müvekkilinin basın yoluyla kişilik haklarını, ticari itibarını zedelemiş, müvekkiline birtakım haksız ve asılsız isnatlarda ve yakıştırmalarda bulunmuş olduğunu, davalının internet sitesinde yayınlanan haber/yazı ile müvekkili şirket hakkında gerçek dışı, kamuoyu nezdinde tamamen olumsuz bir algı yaratılarak karalama kampanyası oluşturulmaya çalışılmış olduğunu, davalının internet sitesinde yayınlanan haber/yazıda, davalının; \"tarafsız ve kaynağından doğru haber\" ilkesinden ödün vererek, haber değeri dahi taşımayan, kamuyu bilgilendirme amacından saparak, asılsız ve karalayıcı söylemlerinin gerçeklik süzgecinden geçirmeksizin gerçek dışı ve iftira niteliği taşıyan ifadelere yer vermiş olduğunu, üstelik bunun da geniş kitlelere kolaylıkla ulaşabilme fırsat ve imkanı dahilinde yapılarak müvekkili şirketin kişilik haklarına, ticari itibar ve en temel haklarına ciddi anlamda zarar verilmiş olduğunu, müvekkili şirketin manevi varlığına zarar veren dava konusu yazının zorunlu haber kriter ve niteliklerini taşımadığı gibi, yapılan ve yayınlanan yazının basın özgürlüğü ve gazetecilik meslek etik ve ilkeleri ile bağdaşmamakta olduğunu, huzurdaki davada müvekkili şirketin basın yolu ile kişilik haklarına, ticari itibarına ve en temel haklarına saldırı gerçekleştirildiğinden dolayı basın özgürlüğüne ve bunun sınırlarına yer vermekte fayda gördüklerini, hal böyle olunca davalının tamamen kötü niyetle ve açık bir şekilde müvekkiline yönelik yayınladığı gerçek dışı ve yalan haberin \"Basının Haber Verme\" hakkı kapsamında değerlendirilmesinin kesinlikle mümkün olmadığını, davalının internet sitesinde yayınlanan haber/yazıda müvekkili hakkında yapılan gerçeğe aykırı yayınlarda bahsi geçen gerçek dışı iddialara dayanak teşkil edecek hiçbir delil veya belgenin bugüne kadar sunulmamış olduğunu, ayrıca davalının internet sitesinde yayınlanan haber/yazının; bir medya kuruluşunun saygınlığına büyük bir saldırı oluşturduğu gibi müvekkili şirketin ana hissedarı olduğu ... A.Ş. gibi halka açık bir şirketin küçük yatırımcılarının zarara uğramasına ve halka açık şirketlerinin piyasa değerinin düşürülmesine sebebiyet vermiş olduğunu, davalının yalan yanlış, kamuoyunda manipülasyon yaratmak amacıyla yayınladığı yanıltıcı haberi, hiçbir habercilik teyidi yapılmaksızın ve doğruluk süzgecinden geçirilmeksizin aynen alıntılanmak suretiyle birçok internet sitesinde aynen yayınlanmış ve bu surette de müvekkili hakkında www...com sitesi tarafından kurgulanan gerçek dışı iddia ve iftiraların daha geniş bir kitleye yayılmış olduğunu, bu gerçeğe aykırı yayın ile bir taraftan müvekkili şirketin ticari itibarına zarar verilmesi hedeflenirken, diğer taraftan ... A.Ş.'nin paylarının değerlerinin ve yatırımcıların kararlarının etkilenmeye çalışıldığını, müvekkili şirket hakkında asılsız ve kamuoyunda manipülasyon yaratmak amacıyla hazırlanan ve yayınlanan haberin halen daha yayınlanmaya devam ettiğini, manipülasyon yaratmak amacı ile gerçek dışı açıklamalarda bulunan davalının bir medya organı olarak bunun sonuçlarını bilmelerine rağmen, müvekkili hakkında sistematik olarak yalan ve gerçek dışı haberler yapmak suretiyle eylemlerini gerçekleştirmelerinin kötü niyet ve yoğun bir kast ile hareket ettiklerinin de en açık kanıtı olduğunu, bu kapsamda davalının eyleminin, ifade özgürlüğü ya da basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği gibi iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı haksız bir fiil olduğunu beyanla; davalının internet sitesinde yayınlanan gerçek dışı, haksız, karalayıcı ve hukuka aykırı, müvekkili şirketin ticari itibarına saldırı niteliğindeki içerik sebebiyle; davanın kabulüyle, kişilik hakları ve ticari itibarları zarar gören müvekkili için toplam 0,03 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, hükmün tirajı en büyük iki ulusal gazetede yayınlanmasını ve gerçek dışı iddia, ithamlarla haber yapan davalının internet sitesinde yayınlanmasını talep etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin yerleşim yerinin Ankara olduğunu, bu sebeple iş bu davanın Ankara mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davanın yetkisiz yer mahkemesinde açılmış olduğunu, davacı tarafından müvekkilinin sitesinde yayınlanan haber sunularak haberin gerçek dışı, iftira niteliğinde olduğu, kamuoyunda manipülasyon yaratılmaya çalıştığı, basın yoluyla kişilik hakları ihlal edildiği gibi hususlar iddia edilse de ilgili haberde adı geçen ... haber ajansının internet sitesine araştırma yapıldığında https://www..../... URL adresi ile dava konusu haberin asıl kaynağı olan ilgili habere ulaşılmakta olduğunu, söz konusu haberin İngilizce olup, müvekkili şirketin internet sitesinde yer alan dava konusu haberde Türkçe çevirisi yapılarak 3.kişi kullanıcı tarafından paylaşılmış olduğunu, ayrıca dava konusu habere ilişkin araştırma yapıldığında da görüleceği üzere davacı tarafa ilişkin söz konusu haberlerin birçok haber sitesinde yer aldığının görülmekte olduğunu, söz konusu haberin yalnızca taraflarınca yayınlanmış olmadığını, haberi okuyucusuna kamuoyuna duyurmak ve bilgilendirmek isteyen her haber sitesi ve internet portalı tarafından toplumun bilgisine sunulmuş olduğunu, dava konusu haber metninin herkesçe bilinen ve toplumun bilgisine sunulmuş bir konu hakkında yalnızca metin çevirisi yapılarak yayınlanan bir yazıdan ibaret olduğunu, herhangi bir ekleme veyahut yorum bulunmadığını, bu hususunda göstermektedir ki müvekkili şirketin mağduriyet yaratma çabasının bulunmadığını, müvekkili şirketin internet sitesindeki haber incelendiğinde görüleceği üzere \"... açıkladı\" şeklinde haber kaynağını belirtilmiş haber kullanıcı tarafından yalnızca ... haber ajansınca yazılan haberin içeriği doğrultusunda, yazının çevirisinin yapılmış olduğunu, haber yazısı incelendiğinde görüleceği üzere ek olarak hiçbir bilgi, eleştiri veya yorum eklenmemiş olduğunu, \"... açıkladı, ... Grubu'unn bankalarla yürüttüğü zorlu borç yapılandırma görüşmelerinde tutarın 2 milyar doları aşabileceğini yazdı. Daha önceki haberlerde tutarın 1,4 milyar dolar civarında olduğu belirtilmişti.\" şeklinde haberin kaleme alınmış olduğunu, her ne kadar dava dilekçesinde basın yoluyla kişilik haklarının ve ticari itibarlarının zedelendiğini iddia etmiş olsalar da davacı tarafa ait haberin taraflarınca yapılmış bir haber olmadığını, kaldı ki yorum eklenmeden yalnızca ...  ajansı tarafından yapılan haberin çevirisi yapılarak kullanıcı tarafından diğer kullanıcıların bilgisine sunulmuş olduğunu, davacı tarafın zarara uğradığı bir an için düşünülse bile söz konusu haberi hazırlayan ve toplumun bilgisine sunanın tarafları olmayıp bahsi geçen ... ajansı olduğunu, bunun sebebinin de haberin asıl sahibi ilgili kaynak oyup, internet sitelerinde yayınlanan haber yazısında kaynak olarak ...'in belirtilmiş olduğunu, müvekkili şirketin söz konusu haberi yayınlamasında herhangi bir kusuru bulunmadığını, bunun sebebinin ise açıklanmaya çalıştığı üzere müvekkili şirketle gerekli sözleşmeleri imzalayarak kullanıcı sıfatına haiz olan 3.kişilerin paylaşımlarda bulunabilmesi, söz konusu paylaşımlar dolayısı ile de müvekkili şirketin hukuki olarak herhangi bir yükümlülüğünün bulunmaması olduğunu, müvekkili şirketin yer sağlayıcı olması sebebi ile dava konusu haberden sorumluluğu bulunmadığını, kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişi, kurum veya kuruluşların öncelikle içerik sağlayıcısına, ulaşılmaması durumunda yer sağlayıcısına ulaşılıp uyarı sistemi doğrultusunda haber verilmesi gerekmekte ise de davacı şirket tarafından bu aşamalar dikkate alınmadan işbu davanın açılmış olduğunu, haberle ilgili olarak davacı şirket tarafından müvekkili şirketle hiçbir şekilde iletişime geçilmemiş, mağduriyet yarattığı söz edilen haberin yayından kaldırılması veyahut erişiminin engellenmesi için başvurulabilecek yollara başvurulmamış olduğunu, söz konusu haberin herkesçe bilinen, kamuoyuna başkaca haber kuruluşları tarafından paylaşılan bilgileri içermekte olup, bu hususların yanında dava konusu haberin yayınlandığı müvekkiline ait internet sitesindeki haberin ... haber kaynağında yayınlanın haberden alınmış, kullanıcı tarafından sunulmuş ve yalnızca Türkçe'ye çevirisi yapılmış olduğunu beyanla; Davanın reddine ve yetki itirazlarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"...Yayınlanan haberin yabancı kaynaklardan çeviri yolu ile alınmış olması ve yabancı kaynaktan alınan haberin de ekonomik analiz niteliğinde olması hususları bir arada değerlendirildiğinde davacının ticari itibarına ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği...davanın reddine  ...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Manevi tazminat koşullarının oluşması sebebi ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Basın yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat talebine ilişkindir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davaya konu edilen haberde haberin toplumsal ilgiye haiz, güncel ve yargılamaya konu bir olaya ilişkin olarak ve özle biçim arasındaki denge korunarak kamuoyuna aktarıldığını, kişilik haklarının ihlalinden ya da basının sorumluluğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığı, anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/923 Esas  2023/89  Karar sayılı 31/01/2023 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubuyla bakiye 247,7‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6- Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e32de9ae629ec7d3","SID":"29e2ad8284282185"}}