{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2023/3852 <br>KARAR NO: 2024/2804<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/12/2021<br>NUMARASI: 2018/852 E - 2021/955 K<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 22/10/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ;Davacı ile davalı arasında 04.11.2014 tarihli “Mikrolokasyon Bazlı Hizmetler Işbirliği Sözleşmesi”nin akdedildiğini; bu sözleşmeye istinaden, davacının kendisinin geliştirmiş olduğu yazılımın sağladığı servisi davalının kullanmasına ve satış-pazarlamasını yapmasına izin verdiğini,davacının bu sözleşme gereği çalışmalarını yürütmek için 6 mühendisi işe aldığını ve bu kişilere aylık toplam 50.000 TL maaş ödemesi yapmış olduğunu,.08.2016 tarihinde, davacıya haber verilmeden davacının tüm çalışanlarının ... binasından güvenlik elemanları aracılığıyla dışarıya çıkartılmış ve davacının bilgisayarlarına el konulmuş olduğunu, yazılım kopyasının alınmasına dahi izin verilmediğini, davalı tarafından davacıya, “bu eylemin güvenlik için gerçekleştirilmiş olduğunun” bildirildiğini; sonrasında da 18.11.2016 tarihinde, “güvenlik çalışmalarının tamamlandığının ve davacının çalışmalarına bir engel bulunmadığının” bildirildiğini; ancak darbe sonrasında bazı yöneticilerin gözaltına alınması, tutuklanması, işten çıkartılması ve istifa etmesi neticesinde, sözleşme çerçevesinde çalışmaları takip edecek bir yönetici atanamadığını, dolayısıyla da davacının, çalışmalarına devam edeceği bir muhatap bulamadığını,davacının, sözleşmenin devamı noktasında bir gelişme olmayacağını anlaması üzerine, davalıya 02.05.2018 tarihli noter ihtarnamesini keşide ederek, “sözleşmenin 12.3 nolu maddesi hükmüne istinaden aykırılıkların giderilmesini” talep ettiğini, davalının davacıya verdiği cevapta, “bilgisayar ve yazılımların kendilerinde olduğuna dair bir bilgiye sahip olmadıklarını” bildirdiğini, oysaki davalı çalışanları tarafından davacıya 10.10.2016 ve 14.10.2016 tarihlerinde gönderilmiş olan e-mail mesajlarında, yazılımın kendilerinde olduğunun kabul edildiğini,davalının sözleşmeye aykırılıklara gidermemesi üzerine, davacı tarafından davalıya keşide edilen 12.09.2018 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini,davacının, dava konusu yazılımla ilgili çalışmak ve davalının kuluçka merkezinde istihdam edilmek üzere 6 adet personel çalıştırdığını, bu personele 12 ay boyunca toplam 1.050.000 TL maaş ödemiş olduğunu, davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle yazılımın zayi olduğunun ve de bu ödemelerin boşa gittiğini, bu yüzden davacının zarara uğradığını, davacının yıllarca emek verdiği sözleşme konusu yazılımın değerinin 3 milyon TL olduğunu davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle bu yazılımın hiçbir İşe yaramamış ve zayi olmuş olduğunu, bu yüzden davacının zarara uğradığını beyan ve iddia ederek , Sözleşme çerçevesinde davacının yaptığı personel  masraflarının 100.000 TU'lik kısmının ve zayi olan yazılımın bedelinin şimdilik 200.000 TL'lik kısmının; sözleşmenin feshinin davalıya tebliği tarihi olan 14.09.2018 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının belirsiz alacak davası açmada hukuki yararı olmadığını, davacı şirketin ... Kuluçka Merkezine seçilmiş işletmecilerden biri olduğunu, Kuluçka Merkezi’ nin telekomünikasyon alanında Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla ... bünyesinde kurulduğunu, taraflar arasında 31.12.2014 tarihinde 1 yıl süreli ve otomatik uzamalı Mikrolokasyon Bazlı Hizmetler İşbirliği Sözleşmesi imzalandığını, davaya konu sözleşmenin gelir paylaşımı ortaklığına dayalı bir işbirliği sözleşmesi olduğunu, ...’nın davacı şirkete karşı herhangi bir gelir taahhüdü ve satın alma taahhüdü bulunmadığını, sözleşme kapsamında faaliyet gösterilmesinin tamamen üçüncü kişilerle anlaşma yapılabilmesine bağlı olduğunu, sözleşme kapsamında Mikrolokasyon Bazlı Hizmetlerin özetle ... teknolojisi ile 0-50 m aralığında sinyal alan ... abonelerine sunulacak ürün ve hizmetlere ilişkin avantajları içeren servisleri ifade ettiğini, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasındaki süreçte müvekkili şirketin teknoloji birimi bünyesinde güvenlik denetimlerinin arttırıldığını, 09.08.2016 da şirket merkezindeki 3.kişi firma çalışanlarının şirket dışına çıkarıldığını, güvenlik incelemesi amacıyla müvekkili şirkete ait bilgisayar vb. cihazları teslim ederek ayrılmaları istendiğini, konu ile ilgili tüm firmalara 09.08.2016 tarihli mail ile güvenlik uygulamaları doğrultusunda erişimin durdurulacağı bilgisinin verildiğini, davacı şirket çalışanının müvekkili şirkete ait olan bilgisayarı kendisinin getirip teslim ederek ayrıldığını, müvekkili şirketin sözleşmeye aykırı bir davranışı söz konusu olmadığından davacının da herhangi bir zararı doğmadığını, davacıdan iade alınan bilgisayarların müvekkili şirketin mülkiyetinde olduğunu, sözleşmenin 7.maddesi ile taraflar arasındaki gelir paylaşımının düzenlenmiş olduğunu, ayrıca taraflar arasında yapılan farklı hizmetler kapsamında davacıya ödemeler yapıldığını, sözleşmede 12.madde ile fesih 13.madde ile feshin sonuçlarının düzenlendiğini, davacı taleplerinin sözleşmeye ve hukuka uygun olmadığını, taraflar arasında münhasırlık anlaşması bulunmadığını, konu ile ilgili müvekkili şirket bünyesinde yapılan incelemelerde; davacı şirketin vermeyi planladığı hizmetin henüz yeterince olgunlaşmadığının, hem regülatif hem güvenlik riskleri barındırdığının, bu nedenle ürünleştirme sürecinin dahi tamamlanmadığının tespit edildiğini, müvekkili şirketin sözleşmenin feshinde kusuru olmadığından ve sözleşmeye aykırı bir davranışı bulunmadığından müspet/menfi veya başkaca zararların istenebilme şartlarının oluşmadığını beyanla   davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle  reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararı,davacı vekili istinaf etmiştir. Davacı vekilince verilen  istinaf dilekçesinde özetle; davalının kusurlu olarak sözleşmeye aykırı davranışta bulunduğunun  sabit olduğu,Mahkemece  aksi yöndeki değerlendirmenin usul ve yasaya aykırı olduğu,  davalıya atfedilen kusurun  15 Temmuz darbe girişiminden sonra müvekkilini  Kuruma sokmaması değil, bu aşamadan sonra, güvenlik soruşturması tamamlandıktan sonra müvekkilini  davet etmemesi, müvekkilinin mail veya telefon yolu ile projeyi devam ettirme taleplerine cevap vermemesi,  projeyi devam ettirmek için hiçbir adım atmaması, müvekkilinin  gönderdiği, projeyi devam ettirme amacını taşıyan ihtarnamelere olumlu cevap vermemesi olduğu, Sözleşmenin amacının, müvekkilinin  yazılımının geliştirilmesi, paraya tahvil edilmesi ve sözleşmenin 7. maddesinde kabul edilen usullerle karın paylaşılması olduğu,cevap dilekçesine ekli belgelerden de anlaşılacağı üzere ,  bu amaca aykırı olacak şekilde yazılımı silme imkanı tanıdığını ifade etmesinin  davalının haksızlığını açıkça ortaya koyduğunu, davalının  bu beyanları ile sözleşmeyi devam ettirme niyeti olmadığını açıkça ikrar ettiğini, bu durumda davalının sözleşmeye aykırılığın hukuki sonuçlarından sorumlu tutulması, müvekkilinin uğradığı zararlara mahkum edilmesi gerekir iken İDM'nce kusurlu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu,  İDM'nce darbe girişiminin mücbir sebep niteliğinde olduğu, bu nedenle şirket içinde muhattap bulunamaması gerekçesi ile kusurlu olarak sözleşmeye aykırı davranmadığı tespitinin  hatalı olduğu, diğer yandan  davalı tarafından bilgisayarlara el konulmuş olup bu hususun  mail yazışmaları ile ispat edildiği,  keşide ettiği ihtarnamelerde ve gönderdiği maillerde müvekkilinin  asıl amacının sözleşmenin devamını sağlamak olduğu, Bilirkişi raporundaki davacının personel giderlerinden kaynaklanan zararına ilişkin yapılan hesaplamanın  yerinde olduğu,bunun  teknik bir değerlendirme ve hesaplama olduğu ve  bilirkişinin alanı içerisinde bulunduğu, ancak ,dava konusu yazılıma ilişkin değer takdir edilmemesinin  eksiklik, sözleşmenin sona ermesinde kimin haklı kimin haksız olduğuna ilişkin yapılan değerlendirmenin  ise yetki aşımı olduğu, açıkça kanuna aykırı olduğu, sözleşmenin feshinde kimin haklı, kimin haksız olduğu konusunun hukuki değerlendirmeyi gerektirdiğinde şüphe olmadığı, hal böyle iken, bilirkişi raporunun  hukuki değerlendirme yapılan kısımlarının yok hükmünde olduğu,sözleşme konusu yazılımın piyasa değerinin (nihai karar mahkemeye ait olmak üzere) tespit edilmemiş olmasının  bir eksiklik olduğu, 'hedefli/profilli/küçük kapsama alan hedefli sms veya çocuk takip sistemleri sağlayan lokasyon bazlı servis' yazılım/platformunun piyasa değerinin tespiti gerektiği,  raporda  geçici ve kesin kabulün yapılmadığı, projenin henüz tamamlanmadığı belirtilmiş ise de bu bilgilerin  hatalı olduğu, davalının porjenin geçici kabulünü yaptığının  sabi olduğu, yine, yukarıda açıklandığı üzere projenin tamamlanamamasının kusurunun, müvekkilinin  bilgisayarlarına el koymak ve yazılı ihtarlara rağmen projenin devamı için müvekkili kuruma sokmamak suretiyle davalıya ait olduğu,bu sebeplerle kararın usul ve hukuka aykırı olduğu  ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir. HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme  sonucunda; dava , tazminat  talebine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ;taraf şirketler  arasında 31.12.2014 tarihli “Mikrolokasyon Bazlı Hizmetler İşbirliği Sözleşmesi” akdedilmiş olduğu,  sözleşmeye göre; davalı kendisine ait işyerinde davacıya çalışma ve yazılım geliştirme ortamı sağlayacak, davacı davalıya ait işyerinde yazılım geliştirme çalışmaları yapacağı gibi, başka hizmetler de vereceği,  davacının geliştirdiği yazılımdan ve verdiği hizmetlerden elde edilen gelirin  taraflar arasında paylaşılacağının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 1 yıl süreli olarak akdedildiği ,ancak  tarafların örtülü anlaşması ile, sözleşme belirsiz süreli olarak devam ederken  15 Temmuz 2016  darbe girişiminin ardından, 09.08.2016 tarihinde, davacı şirket çalışanlarının , güvenlik incelemesi amacıyla davalı şirket merkezi dışına çıkarıldığı,sözleşme konusu işe bu sebeple ara verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu tarihten sonraki dönemde taraf şirketler arasında karşılıklı olarak keşide edilen ihtarnameler dosyaya ibraz edilmiştir.Sözkonusu ihtarnameler incelendiğinde; Davacı şirket tarafından keşide edilen Bakırköy ... Noterliğinin 02.05.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi; “…Firmamızın hiçbir kusuru olmadığı halde TT ülkemizin ve Firmamızın kazanımı olan bu yazılıma el koymuş ve yazılım firmamızın ekonomik olarak ilerleyemez hale getirmiştir. Mezkur Mikrolokasyon Bazlı Hizmetler İşbirliği Sözleşmesi’ nin 12.3 maddesine göre; taraflardan her biri diğer tarafın işbu sözleşmedeki taahhütlerine aykırı davranması halinde yazılı olarak bildirimde bulunmak suretiyle 7 günlük süre içerisinde bu aykırılığın giderilmesini talep edebilecektir. Verilen bu süre sonunda aykırılığın giderilmemiş olması durumunda diğer taraf sözleşmeyi başka bir süre vermeden ve tazminatsız olarak feshedebilir. İşbu nedenle aşağıdaki taleplerimizin karşılanmasını, aksi takdirde sözleşmeyi haklı nedenle feshedip uğradığımız zararlara ilişkin talep haklarımızı kullanacağımızı bildiririz. İşbu ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde; Firmamıza ait ... Kuluçka merkezinde bulunan server ve bilgisayarlarımızın firmamıza teslim edilmesi, İşten çıkartılan mühendislerin bugüne kadar maliyetleri olan (6 yazılım mühendisi için 50 bin TL aylık işçilik x 21 ay=) 1.050.000,00 TL maliyetin ödenmesi, Firmamızın serverında bulunan bugüne kadar geliştirilmiş yazılımların firmaya maliyeti olan 3 milyon TL ile birlikte toplam 4.050.000,00 TL nın tarafımıza ödenmesi, aksi takdirde sözleşmenin haklı nedenle feshedileceği ve yasal yollara başvurulacağı hususları ihtar olunur.” şeklinde olduğu, davalı şirket tarafından keşide edilen Üsküdar ...Noterliğinin 25.05.2018 tarih ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesinde; “…Müvekkili şirket kayıtlarında iddia ettiğiniz laptop veya yazılıma rastlanılmamıştır. Bilakis müvekkili şirket tesisine gelmiş olan personelinize geçici olarak verilen müvekkili şirkete ait laptop, söz konusu personel tesisten ayrılırken iade alınmıştır. Hiçbir şekilde iddiaları kabul ettiğimiz anlamına gelmemekle birlikte; işbu cevabi ihtarnamemizle müvekkili şirket elinde bulunduğunu iddia ettiğiniz donanıma ve yazılıma ait spesifik bilgiler (laptop seri numarası, yazılımın özellikleri, hangi bilgisayarda olduğu vb.) ile bunların size ait olduğunu ortaya koyan ilgili belgelerle beraber müvekkili şirket işyerine en az 3 gün önceden bilgi vererek gelmeye davet ediyoruz….” şeklinde içeriklerinin  olduğu görülmüştür. Davacı tarafından davalıya keşide edilen 22.05.2018 tarihli ihtarname ile “sözleşmenin feshedildiği” bildirilmiş olup,  daha sonra 12.09.2018 tarihinde keşiden edilen ihtarnameyle de, “sözleşmenin feshedildiği” hususunun  tekrar  bildirildiği görülmüştür. Mahkemece yargılamada alınan bilirkişi kurulu  raporunda özetle; taraflar arasındaki sözleşme konusu işle ilgili teknik hususlar ve sözleşme hükümleri irdelenerek  görüş bildirilmiş ise de ,sözleşmenin fesih koşullarının oluşup oluşmadığı hususunun mahkemece değerlendirileceği şüphesizdir. Mahkemece yapılan değerlendirme sonucunda , 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminin ardından, 09.08.2016 tarihinde, davacı şirket çalışanlarını, güvenlik incelemesi amacıyla davalı şirket merkezi dışına çıkarmakla davalı, “kusurlu olarak sözleşmeye aykırı bir davranışta” bulunmadığı, Mücbir sebep niteliğinde işbu darbe girişimi nedeniyle, güvenlik amacıyla zorunlu olarak bu şekilde hareket etmesi gerektiği, dolayısıyla davalının söz konusu davranışının, “kusurlu olarak sözleşmeye aykırı davranış” niteliğinde olmadığı kanaatine varılmış olup, 18.11.2016 tarihinde davalı tarafından davacıya, “güvenlik işlemlerinin tamamlandığı, çalışmalarına devam edebilecekleri” bildirilmiş olduğu da gözetilerek, davacının beyanına göre; darbe sonrasında bazı yöneticilerin gözaltına alınması, tutuklanması, işten çıkartılması ve istifa etmesi neticesinde, sözleşme çerçevesinde çalışmaları takip edecek bir yönetici atanamamış, dolayısıyla da davacı, çalışmalarına devam edeceği bir muhatap bulamamıştır. Davacının bu beyanına dair mahkememizce itibar edildiğinde dahi  mücbir sebep niteliğindeki darbe girimi sonrasında davacının davalı şirkette muhatap bulamamış olduğu anlaşıldığından, davalının davacıya karşı sorumluluğu bulunmadığı,  yani davalı bu şekilde hareket etmekle de, “kusurlu olarak sözleşmeye aykırı bir davranışta” bulunmadığı, zira mücbir sebep niteliğindeki darbe girişimi neticesinde sözleşme, davalının kusuru olmaksızın, davalı açısından uygulanamaz hale gelmiş ve sonrasında da davacı tarafından feshedildiği anlaşılmakla, ayrıca davacı taraf, kendisine ait bilgisayarlara davalı tarafından el konulduğunu ispata yönelik dosyamıza somut delil sunmadığından, davaya konu yazılıma davalı tarafından el konulmak suretiyle davalının bu yazılımı kullandığını ve bundan ekonomik menfaat elde ettiğini ispata yönelik de somut delil sunmadığı, yine bilirkişi raporunun teknik inceleme kısmındaki tespitlere göre; davacının sözleşmeye istinaden davalının işyerinde çalışarak geliştirdiği yazılım, sözleşmenin feshedildiği tarihte henüz tamamlanmadığı, bütün bu gerekçelerle; davalının kusurlu olarak sözleşmeye aykırı herhangi bir davranışta bulunmadığı, dolayısıyla davacıya karşı sözleşmesel sorumluluğunun (TBK.md.112 vd.) doğmadığı, bu nedenle de davacının iddia ettiği zararları tazmin etme yükümlülüğü altına girmediği anlaşılmış olmakla davacının davalıdan, iddia ve talep ettiği gibi tazminat alacaklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosyaya sunulan deliller,bu kapsamda ihtarname ve mail içerikleri de dikkate alınarak yapılan değrelendirme sonucunda , sözleşmenin belirsiz süreli olarak devam ettiği dönemde 15 Temmuz darbe girişimi sebebiyle sözleşmeye ara verildiği ,sözkonusu durumun bir mücbir sebep olduğunda tereddüt olmadığı ,davacı tarafça davalıda kaldığı bildirilen bilgisayar ve yazılım gibi  diğer dökümanların netleştirilmediği,davalı şirketin bu konuda görüşme için davacının davet edildiği,ancak davacının ihtarname gönderilerek sözleşmenin feshedildiğini bildirdiği,mahkemece  davalının sözleşmeye aykırı davranışının bulunmadığına dair kabul ve değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmamaktadrı. Böylece ,mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla,davacı  tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL'nin  davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf masrafının istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.  22/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f55a752e40faaa8b","SID":"d1986ecbe67c1656"}}