{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/146 Esas<br>KARAR NO:2024/1521<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:16/12/2021<br>NUMARASI:2015/1043 E. - 2021/1374 K.<br>DAVANIN KONUSU:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/09/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin müvekkili aleyhine ...sayılı dosyasından kambiyo senetlerine mahsus yolla takip başlattığını, takibin kesinleştiğini ve müvekkilinin adresine fiili hacze gidildiğini, hacizde durumun davalıya anlatıldığını, ilgili çek hakkında iptal kararı olduğunun söylendiğini ve istirdat davası açılacağı ihtirazı kaydıyla dosya miktarının icra baskısı altında müvekkilinden alındığını, işbu takip mesnedinin ... Şubesi'nin ...numaralı 30/10/2014 keşide tarihli 10.700 TL bedelli çek ve bazı çeklerin dava dışı  .... Şti elindeyken çalındığını, ilgili şirket tarafından 2014/131283 Soruşturma sayılı dosya ile İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu ve ayrıca 03/10/2014 tarihinde İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1342 Esas sayılı dosyasından iptalinin istendiğini, dava konusu çekin davalı tarafından bankaya ibraz edildiğini, çek hakkında ödeme yasağı olduğu belirtilerek bankacı işlem yapılmadığını, ödeme yasağından sonra takip tarihinden önce 02/02/2015 tarihinde de çek hakkında iptal kararı verildiğini, takip dayanağı çekin tahrif edildiğini, senet metninin incelenmesinde çekin düzenleme tarihinde değişiklik yapıldığının açıkça görüleceğini, davalının takip alacaklısı olarak kötü niyetli olduğunu, ciro silsilesi ve çekte yer alan cirolara bakıldığında mahkeme kararı ile işlem yapılmadığı çekin keşide tarihinin tahrif edilerek ileri tarihli günün atıldığının görülmesi karşısında basiretli olması gereken bir tacirin bu çekin hukuken sakatlığını fark etmemesinin mümkün olmadığını, müvekkili hakkında bu takipten sonra ...sayılı dosyası ile yine aynı savcılık dosyası ve mahkemenin iptali kararında yer alan ...Şubesi .... numaralı 8.000 TL bedelli çekle icra takibi yapıldığını, taraflarınca İstanbul Anadolu 14. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/634 Esas sayılı dosyası ile itiraz edilerek icranın durdurulması kararı alındığını, davalının çekin iptalinden haberinin olmasının, ciro zincirlerine bakıldığında bankaca çek hakkında mahkeme ismi ve numarası da verilerek ödeme yasağı olduğunun yazılması, .... Şti 'nin unvanının kaşesiz yazılması, ... adlı, cirantanın adresinin dahi olmamasının çekin açıkça tahrif edildiğinin çıplak gözle görülmesi, bu takipten sonra iptal kararı alınmasının, başka çek hakkında müvekkili aleyhine tekrar icra takibi yapılması vs nedenlerin davalının kötü niyetle hareket ettiğinin ve ağır kusurlu olduğunun açık göstergesi olduğunu, tüm bu nedenlerle borçlu olmadığı halde müvekkili şirketten icra baskısı altında alınan 14.724,61 TL'nin ödeme tarihi olan 23/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; müvekkilinin Bursa ilinin en büyük tacirlerinden biri olduğunu, alacağı olmayan bir bedeli tahsil etme amacıyla ya da sırf davacıyı zor duruma sokmak amacıyla kötü niyetle hareket etmesinin söz konusu dahi olamayacağını, müvekkilinin 2013 yılındaki cirosunun yaklaşık 50.000.000,00 TL olduğunu, bu denli büyük bir firmanın takibe konu çeki kötü niyetle tahsil etmeye çalıştığı iddiasının abesle iştigal olduğunu, müvekkilinin dava dışı üçüncü şahıs ile olan ticaretinden dolayı dava konusu çeki aldığını, hatta dava dışı üçüncü şahıs ile arasındaki yıllardır süregelen ticaret nedeniyle pek çok çek alışverişi söz konusu olduğunu, davacının müvekkili tarafından İstanbul ... sayılı dosyası ile açılan icra takibinde ödeme emrinin tarafına tebliğ edildikten ve yasal süreler içinde bizzat ya da vekili aracılığı ile herhangi bir itirazda bulunmamasının icra hukuk mahkemesinde tedbir talepli başvurmasının genel yetkili mahkemelerde menfi tespit davası açması gibi hukuki yollara başvurmaması sonucu icra takibinin kesinleşmesi üzerine taraflarınca fiili haciz üzerine dosya konusu borcu ödediğini, davacının sonradan istirdat talebinde bulunmasında hukuki menfaatinin olmadığını, kambiyo senetlerinin kamu güvenine dayandığını ve senet üzerinden anlaşılamayan ilişkilerin cirantalara karşı ileri sürülemeyeceğini, zira TTK'nun ilgili maddelerinin hak sahipliği hususunda kambiyo evrakını elinde bulunduran şahsın kendi hakkının müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde salahiyetli hamil sayıldığını açıkça belirttiğini, müvekkilinin haklı hamil olduğunu, alacağını talep etme hakkının bulunduğunu, icra takibine konu çek hakkında mahkeme kararıyla zayi-iptal kararı verilmiş olsa ve davacının çek bedelini başka bir cirantaya ödememiş olsa dahi bu durumun müvekkilinin alacak hakkını ve kendisine ödeme yapılmasını engelleyen bir durum olmadığını, çek iptal davalarının hasımsız olarak açıldığını, icra hukuku bakımından bu çeklerin icraya konu edilmesinde hukuken engel bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu çeki ticari ilişkisi olan dava dışı üçüncü şahıstan ciro yolu ile aldığını, davacının müvekkili huzurunda imza atmadığını, bu nedenle müvekkilinin imzanın sahte olup olmadığını bilmesinin mümkün olmadığı gibi çeke duyulan güven nedeniyle bu hususta araştırma yapma zorunluluğu da bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \" açılan davanın hukuki netiliği itibariyle 6102 sayılı TTK'nun 792.maddesi uyarınca ödenen  çekin bedelinin  istirdadı istemine ilişkin olduğu, dosyaya kazandırılan İstanbul Anadolu 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/634E-2015/875K. sayılı ilamı incelendiğinde  taraflarının dosyamız ile aynı olduğu , ... sayılı takibinde takibe konu edilen çekin aynı hırsızlık fiiline ilişkin çeklerden olup huzurdaki  davaya konu olmayan 8.000-TL bedelli ve ... seri numaralı çek için  açılmış imzaya itiraz davası olduğu,  davamıza konu olmayıp tarafları aynı olan ve aynı hırsızlık fiili ile birlikte hırsızlanmış olan 8.000,00-TL bedelli çekin üzerinde grafolojik inceleme yaptırıldığı ve davacının kaşesi üzerindeki imzaların davacı şirket yetkililerine ait olmadıkları tespit edilmekle davacının imzaya itirazının kabul edilerek takibin durdurulduğu ve kararın 22/12/2015 tarihinde kesinleştiği , İstanbul Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/509Esas-2016/175Karar sayılı ilamı incelendiğinde ise davacısının davamıza konu çekin cirantası olan ... A.Ş olduğu davalısının ise dosyamız davalısı olduğu talebin ise takibin taliki olduğu ,bu dosyayla birleşen yine İstanbul Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/510E-2015/618K. sayılı dosyasında  ise davacının davamıza konu çekin keşidecisi olan ... A.Ş olduğu , bu dosyada davamıza konu bedelinin istirdadı talep olunan çekin bilirkişi incelemesine tabii tutulduğu ve keşide tarihinin esasen 30/10/2014 olmakla tahrifatla 30/4/2015 şeklinde değiştirildiği, ve değiştirilen keşide tarihi  altındaki imzaların da keşideci şirketin yetkililerine ait olmadığının bilirkişi raporuyla ispat edilmekle, takibin iptal edildiği, esasen icra dosyasından getirtilip  mahkememiz kasasında muhafaza edilen davaya konu çek incelendiğinde keşide tarihinde tahrifat yapıldığının çıplak gözle dahi anlaşıldığı, kaldı ki bu hususun İstanbul Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/509Esas-2016/175Karar sayılı ilamı ile de bilirkişi raporuyla da sabit olduğu,  her ne kadar 6102 sayılı  TTK'nın 792. maddesinde “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı,  ister  ciro yoluyla devredilebilen  bir çek  söz konusu  olup da  hamil  hakkını  790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” şeklinde hüküm bulunup bu madde hükmüne göre, davalının çeki edinme nedenini kanıtlama yükümlülüğü olmasa da davalının çekin rıza dışında elden çıktığını bilmesi veya bilebilecek durumda olmasının  gerekeceği , somut olayımızda davalının çalıntı olan başkaca çekler sebebiyle de davaya konu takipten sonra da davacıya karşı başkaca takiplerde bulunmasının  davaya konu çekin rıza dışı elden çıktığını bildiği sonucunu doğuracağı, bu durumda davalının çek giriş bordrosu ve bir takım fatura sunmasının da mahkememizce  muteber sayılmadığı, çekin rıza dışı elden çıkması halinde ispat yükü, çekin yetkili hamili olduğunu ve rızası hilafına elinden çıktığını ileri süren davacıya ait olacağı, davacının iddiasını kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlaması gerekeceği ve somut olayımızda davacının bu hususu kanıtladığı, kaldı ki çek üzerindeki ciro silsilesinin de tam olmadığı , tüm bunlardan başka keşide tarihinin çekin asli unsuru olduğu, keşide tarihinin tahrif edildiğinin çıplak gözle dahi anlaşılabildiği, ayrıca bu hususta bilirkişi raporu da bulunup mahkeme hükmüyle keşide tarihindeki tahrifatın ispatlandığı, keşide tarihindeki tahrifatın herkese karşı ileri sürülebilecek mutlak defi niteliğinde olduğundan,\" Açılan davanın KABULÜ ile;  14.274,61-TL'nin ödeme tarihi olan 23/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkilinin büyük bir firma olduğunu,  büyük bir firmanın takibe konu çeki kötü niyetle tahsil etmeye çalıştığı iddiasının abesle iştigal olduğunu, müvekkilin dava dışı üçüncü şahıs ile olan ticaretinden dolayı dava konusu çeki aldığını, hatta dava dışı üçüncü şahıs ile arasındaki yıllardır süregelen ticaret nedeniyle pek çok çek alışverişi söz konusu olduğunu, Müvekkili tarafından ... sayılı dosyası ile açılan icra takibinde; ödeme emri davacı tarafa tebliğ edildikten sonra ve yasal süreler içinde bizzat ya da vekil aracılığı ile herhangi bir itirazda bulunmadığını, icra hukuk mahkemesine tedbir talepli başvuru yapmadığını, genel yetkili mahkemelerde menfi tespit davası açmadığı gibi diğer hukuki yollara da başvurmaması sonucu icra takibinin kesinleşmesi üzerine taraflarınca fiili haciz üzerine dosya konusu borcu ödediğini, davacının sonradan istirdat talebinde bulunmasında hukuki menfaat bulunmadığını, -Kambiyo senetlerinin kamu güvenine dayandığını ve senet üzerinden anlaşılamayan ilişkilerin cirantalara karşı ileri sürülemeyeceğini,  TTK'nun ilgili maddelerinin; hak sahipliği hususunda kambiyo evrakını elinde bulunduran şahsın kendi hakkının müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde salahiyetli hamil sayıldığını, Müvekkilinin haklı hamil olduğunu, alacağını talep etme hakkının bulunduğu, icra takibine konu çek hakkında mahkeme kararıyla zayi-iptal kararı verilmiş olsa ve davacının çek bedelini başka bir cirantaya ödememiş olsa dahi bu durumun müvekkilinin alacak hakkını ve kendisine ödeme yapılmasını engelleyen bir durum olmadığını,-Çek iptal davalarının hasımsız olarak açıldığını, icra hukuku bakımından bu çeklerin icraya konu edilmesinde hukuken engel bulunmadığını, çeki ticari ilişkisi olan dava dışı üçüncü şahıstan ciro yolu ile aldığını,  davacının müvekkili huzurunda imza atmadığını, bu nedenle müvekkilinin imzanın sahte olup olmadığını bilmesi mümkün olmadığını,  müvekkilinin çeke duyulan güven nedeniyle bu hususta araştırma yapma zorunluluğu da bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  TTK'nın 792. Maddesine göre “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı,  ister  ciro yoluyla devredilebilen  bir çek  söz konusu  olup da  hamil  hakkını  790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.”  ilgili hükme göre, davalının çeki edinme nedenini kanıtlama yükümlülüğü olmasa da davalının çekin rıza dışında elden çıktığını bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerektiğini,  davalının çalıntı olan başkaca çekler sebebiyle davaya konu takipten sonra da davacıya karşı başkaca takiplerde bulunması davaya konu çekin rıza dışı elden çıktığını bildiğini gösterdiğini, Müvekkilinin çekin yetkili hamili olduğunu ve çekin rızası hilafına çıkmış olduğunu kesin delillerle kanıtladığını,  ilgili çek üzerindeki ciro silsilesinin tam olmadığını , tüm bunlardan başka keşide tarihinin çekin asli unsuru olduğunu, keşide tarihinin tahrif edildiğinin çıplak gözle dahi anlaşılabildiğini, ayrıca bu hususta bilirkişi raporu da bulunduğundan mahkeme hükmüyle keşide tarihindeki tahrifat ispatlandığını, keşide tarihindeki tahrifat herkese karşı ileri sürülebilecek mutlak defi niteliğinde olduğundan Mahkemece müvekkilinin tüm dosya kapsamında davalıya ödemiş olduğu bedeli ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle talep edebileceğine karar verilmesi yerinde olduğunu,  istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, çekin bedelinin istirdadı istemine ilişkindir. Davaya konu bedelinin istirdadı talep edilen çek incelendiğinde .... Şubesi'nin .... numaralı 30/10/2014 keşide tarihli 10.700 TL bedelli olduğu, çekin arka yüzünde ilk cirantanın lehdar dosya davacısı  .... A.Ş olduğu, cironun kanuni unsurları taşıdığı, sonrasında .... A.Ş'nin cirosunun bulunduğu ve bu cironun da kanuni unsurları taşıdığı, sonrasında yazı ile \"... Şti. Beşiktaş  ...\" şeklinde bir ciro olduğu ancak bu ciroda şirket unvanının kaşe ile değil de yazı ile yazılarak oluşturulmuş olması eksiklik olmasa da unvan altında şirket yetkilisinin imzasının bulunmaması sebebiyle cironun geçersiz olduğu, esasen davaya konu çekin de ... Ltd. elinde  iken çalındığı ve .... tarafından  çekin zayii nedeniyle iptal davası açıldığı ve davanın kabul edilerek çekin İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1342 Esas-2015/26 Karar sayılı ilamıyla çalınan diğer çeklerle beraber iptal edildiği ve iptal kararının 05/03/2015 tarihinde kesinleştiği, davaya konu çekin çalınması sonrasında devam eden ilk cironun ... isimli kişi tarafından yapıldığı ve cironun şeklen geçerli olduğu, sonrasında ... tarafından cirolandığı, cironun şeklen  geçerli olduğu, ve nihayetinde son cironun ise dosya davalısı ... Ltd. olduğu, davalı son cirantanın çekin ödenmesi için muhatap bankaya ibrazda bulunduğu ancak  çekin İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1342Esas sayılı dosyasından ödeme yasağı bulunmakla ödenmediği, akabinde davalının ....numaralı dosyası ile çek dayanak gösterilmekle örnek 1 takibe geçtiği ve davcının 23/06/2015 tarihinde dosyaya konu borcu ödediği anlaşılmıştır.İstanbul Anadolu 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/634E-2015/875K. sayılı ilamı incelendiğinde,  taraflarının iş bu dosya tarafları ile aynı olduğu, ...sayılı takibinde takibe konu edilen çekin aynı hırsızlık fiiline ilişkin çeklerden olup huzurdaki  davaya konu olmayan 8.000-TL bedelli ve .... seri numaralı çek için  açılmış imzaya itiraz davası olduğu,  davaya konu olmayıp tarafları aynı olan ve aynı hırsızlık fiili ile birlikte hırsızlanmış olan 8.000,00-TL bedelli çekin üzerinde grafolojik inceleme yaptırıldığı ve davacının kaşesi üzerindeki imzaların davacı şirket yetkililerine ait olmadıkları tesbit edilmekle davacının imzaya itirazının kabul edilerek takibin durdurulduğu ve kararın 22/12/2015 tarihinde kesinleştiği, İstanbul Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/509Esas-2016/175Karar sayılı ilamı incelendiğinde ise davacısının davaya konu çekin cirantası olan ... A.Ş olduğu davalısının ise işbu dosya davalısı olduğu talebin ise takibin taliki olduğu, bu dosyayla birleşen yine İstanbul Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/510E-2015/618K. sayılı dosyasında  ise davacının davaya konu çekin keşidecisi olan ... A.Ş olduğu , bu dosyada davaya konu bedelinin istirdadı talep olunan çekin bilirkişi incelemesine tabii tutulduğu ve keşide tarihinin esasen 30/10/2014 olmakla tahrifatla 30/4/2015 şeklinde değiştirildiği, ve değiştirilen keşide tarihi  altındaki imzaların da keşideci şirketin yetkililerine ait olmadığının bilirkişi raporuyla isbat edilmekle, takibin iptal edildiği anlaşılmıştır.Çekin bankaya ibraz tarihinin 04/05/2015 tarihi olduğu görülmüştür.Dava konusu çekin keşide tarihinin 30/10/2014 iken 30/10/2015 olarak değiştirildiği hususu dosya kapsamı ile sabittir. Keşide tarihinde tahrifat yapılmış, ancak diğer unsurları tamam olan çek nedeniyle, ibraz süresi geçirildiğinden, kambiyo hukukundan kaynaklanan haklar yitirilir ise de; taraflar arasında temel ilişki bulunması halinde alacaklının böyle bir çeke yazılı delil başlangıcı olarak dayanıp, alacağını tanık dahil her türlü delille kanıtlaması mümkündür. Temel ilişki bulunmaması halinde ise, 6102 sayılı TTK.'nın 818. maddesi yollamasıyla 732. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı alacak talebinde bulunulabilir. Olayların açıklanması taraflara, hukuki nitelendirme ise hakime ait bir görevdir. Bu açıklamalar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesine gelince; hamiline düzenlenmiş olan dava konusu çekin arkasında ilk cironun davacıya, en son cironun ise hamil olan davalıya ait olduğu, davacıyla davalı arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Davacı taraf çekin keşide tarihinde yapılan tahrifat sonucu gerçek keşide tarihinden önce çekin ibraz edilmesi ve buna dayalı olarak takip başlatılması dolayısıyla, haciz baskısı altında ihtirazi kayıtla ödediği 14.724,61 TL'nın  istirdadını istemekte haklıdır. Ancak Mahkemece TTK 732. Maddeye göre değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, TTK 792. Maddeye göre karar verilmesi  yerinde olmadığından,  mahkemenin gerekçesinin düzeltilmesi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkemenin gerekçesinin düzeltilerek mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/12/2021 tarih, 2015/1043 E., 2021/1374 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, düzeltilmiş gerekçe ile;3- Açılan davanın KABULÜ ile; 14.274,61-TL'nin ödeme tarihi olan 23/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 975,09 TL karar harcından peşin alınan  243,78 TL'nin mahsubu ile 731,31 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 27,20 TL başvurma harcı,  243,78  peşin harç, 4,10 TL vekalet harcı, 76,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 351,58‬ TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine  göre 14.274,61 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 72,60 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 293,3‬0 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7f0218544d8a6249","SID":"5d4f2c618a80fe1c"}}