{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/758 - 2024/1364<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/758 <br>KARAR NO\t: 2024/1364<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...(...)<br>ÜYE\t: ...(...)<br>ÜYE\t: ...(...)<br>KATİP\t: ...(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:09/11/2022<br>NUMARASI\t:2022/137 Esas - 2022/537 Karar<br><br>DAVACI\t:...<br>VEKİLLERİ\t:Av....<br>\t:Av. ...<br>DAVALILAR\t:1- UZMAR GEMİ İNŞA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ...<br>\t:2- UZMAR UZMANLAR DENİZCİLİK TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ...<br>\t:3- ...<br>VEKİLİ\t:Av. ...<br>DAVA İHBAR OLUNAN\t: ...<br>VEKİLİ\t:Av. ...<br>DAVA\t:Ticari Şirket <br>DAVA TARİHİ\t:01/03/2022<br><br>KARAR TARİHİ\t:10/10/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:16/10/2024<br><br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Uzmar A.Ş.'nin kurucu ortaklarından biri olduğunu, kurucu ortaklardan ...'un vefat ettiğini, müteveffanın Uzmar A.Ş ve Uzmar Ltd hakim pay sahibi ...'un müvekkilinin Uzmar A.Ş'deki az ve fakat belirleyici nitelikteki altın payına hukuka aykırı olarak el koymak için sistematik olarak yıllara sair kurgusal bir stratejiyi yürürlüğe koyduğunu, ...'un babasının vefatı üzerine kardeşi ihbar olunan ... ile eşit paya sahip olması gerekirken hukuka aykırı eylemler silsilesi ile tüm kontrolü ele geçiren hakim teşebbüs haline geldiğini, bu kötü niyetli kurgunun son ayağının Uzmar Ltd tarafından müvekkiline karşı keşide edilen İzimr 21. Noterliği 3558 yevmiye numaralı ve 24/01/2022 tarihli ihtarname olduğunu, ihtarnamede müvekkilinin paylarının 6102 sayılı TTK 208 maddesi tahtında-aslında hakim şirket konumunda bulunmayan Uzmar Ltd tarafından 6.756,00 TL gibi bir bedel üzerinden tek taraflı olarak satın alındığı ve müvekkilinin isminin Uzmar A.Ş pay defterinden silindiğini, şirketin tüm kontrolünü elinde tutan müteveffa ...'un müvekkilinin Uzmar Ltd'deki üstün başarılarına karşılık oğlularıyla birlikte müvekkiline yeni kurulan anonim şirkette pay verdiğini, 2010 yılından sonra ..., ..., ... üçlüsü arasında sorunlar baş göstermeye başladığını ve bu sorunların şirketlerin ticari faaliyetlerine sirayet ettiğini, bu sorunların ...'un İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/886 Esas sayılı dosyası nezdinde babasına, kardeşine ve Uzmar Ltd'ye şirketten çıkma davası açtığını, babalarının vefatından sonrası için hisselerin yarı yarıya kendilerine kalacağını düşünen iki kardeşin şirketlerin yönetimlerinin kendilerine kalması için rekabet içerisine girdiğini, 2012 yılında ...'un temsil yetkisinin sona erdirilip ...'a pay devri gerçekleştirilince kendisi tüm genel kurul toplantılarında alınan kararlara karşı menfi oy kullandığı ve muhalif kaldığını, akabinde İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/886 Esas sayılı dosyası ile şirketten çıkma davası açtığını, ...'un vefat etmesi üzerine ...'un yıllardır kurguladığı kompozisyonu hayata geçirerek Uzmar Ltd'nin hakim hissedarı konumuna geldiğini, müvekkilinin pay oranının her ne kadar sembolik olsa da tüm kontrolünü elinde tutan ...'un vefatı üzerine esasen müvekkilinin payının altın pay haline geldiğini, paydan rahatsız olan ve şirket içerisindeki pozisyonunu sağlama almak isteyen davalı ...'un 2017 yılından itibaren müvekkili pay sahipliğinden çıkarılması amaçları yönündeki süreci İzmir 21. Noterliği ... yevmiye 24/01/2022 tarihli ihtarnamesi ile taçlandırdığını, davalının var etmeye çalıştığı şirketler topluluğunun amacı hakimiyeti kötüye kullanarak müvekkilinin paylarına kötü niyetli şekilde el koymak olduğunu, davalı yanın dayanağı TTK 208 maddesi hükmünün şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin Uzmar A.Ş'nin çalışmasını engelleyen fiillerinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin fark edilir sıkıntı yarattığı ve pervasızca hareket ettiği yönündeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, 6.756 TL tutarındaki sembolik dahi  olmayan bir bedel ile müvekkilinin paylarına el konulmasının müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini belirterek davanın kabulü ile müvekkilinin Uzmar A.Ş'deki 11 adet paya tekabül eden %0,25 oranında pay sahibi olduğunun tespiti ile pay defterinin bu şekilde düzeltilmesine, davalı hakim teşebbüs ...'un hakim teşebbüs olduğunun ve fakat TTK 208'de belirtilen \"satın alma hakkı\" kullanmak için gerekli %90'lık oy veya pay çoğunluğuna sahip olmadığının tespitine, müvekkilinin haksız şekilde pay sahipliğinden çıkarılmasına karar verildiği ihtarnamede 18/01/2022 tarih 2022/1 nolu olduğu belirtilen Uzmar Ltd müdürler kurulu kararının yokluk hükmünde olduğunun tespitine, müvekkilinin Uzmar A.Ş paş defterinden silinmesine ilişkin Uzmar A.Ş tarafından alınan yönetim kurulu kararının/işleminin yoklukla malul olduğunun tespitine, pay defterinden hukuka aykırı şekilde silinen müvekkilinin Mart 2022 ayında yapılması planlanan genel kurul toplantısına katılması ve pay sahipliği haklarını kullanabilmesi için müvekkilinin Uzmar A.Ş'de 11 adet paya tekabül eden %0,25 oranında pay sahibi olduğundan bu aşamada tedbiren müvekkilinin pay defterine yazımına ilişkin HMK 389 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili Av. ... cevap dilekçesi ile; Davacı hiçbir zaman ortağı dahi olmadığı Uzmar Uzmanlar Denizcilik Tic. ve San. Ltd. Şti.'nde ortaklığının bulunduğu ve şirketin büyüyüp gelişmesine katkı sağladığını iddia ederek Sayın Mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, ..., ... ve ...'un kurup geliştirdiği müvekkil UZMAR Gemi İnşa Sanayi ve Ticaret A. Ş.’ ne ortakların amca oğlu olan davacı ..., şirket kurulurken eski TTK gereği 5 ortak bulunması zorunluluğu nedeniyle B grubu küçük bir hisse ile ortak edildiğini, Davacı tarafın dürüstlük kurallarına aykırı davranışlarının şirket işlerinin yürütülmesine engel olması nedeni ile davacının payı Türk Ticaret Kanunu 208. maddesi uyarınca  Uzmar Uzmanlar Denizcilik Tic. ve San. Ltd. Şti. tarafından satın alındığını, davacı ..., suçlarını örtbas etmek ve borçlarını ödememek amacıyla Uzmar Gemi AŞ ortakları, yöneticileri,  çalışanları ve ...’un akli dengesinin yerinde olduğuna dair rapor veren doktorlar ile noterler aleyhinde resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık iddialarıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ... Soruşturma sayılı dosyasından “asılsız suç duyurusu”nda bulunduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı şikayetlere ilişkin ... Soruşturma, ... Karar numaralı 21.09.2021 tarihli kararıyla ile “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” verdiğini, davacı ... tarafından vekili vasıtasıyla söz konusu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar 'a itiraz ettiğini,  İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği davacının itirazını 16.12.2021 tarihli ve 2021/6416 D. İş kararı ile kesin olarak reddetmiş ve “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” kesinleştiğini, davacı tarafın tüm iddiaları mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olup kötü niyetli olarak ikame edilen işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili  Av. ... cevap dilekçesi ile; Davacı taraf hakim şirket olan Uzmar LTD Şti alınan karara karşı huzurdaki davayı açmış olup; müvekkilim ...’a husumet yöneltmesinin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, davaza konu edilen karar Uzmar Ltd. Şti. Tarafından alındığını ve bu kararın  Uzmar Ltd. Şti.’nin davacının da hisselerinin bulunduğu Uzmar A.Ş’de “hakim şirket” olduğu belirtilerek Uzmar A.Ş’de 11 adet hisse (%0,002) sahibi davacı ...’un paylarının (“Satın Alınan Paylar”) tamamının, ...’un dürüstlük kuralına aykırı ve pervasız davranışlarının şirkette fark edilir derece de sıkıntı yaratması, şirketin çalışmasını engellemesi nedenleriyle TTK 208. maddesi hükümleri uyarınca satın alınmasına, satın alınan payların devir bedelinin hesaplanan şirket gerçek değerine orantılı olarak toplam 6.756-TL olarak belirlenmesine, TTK 208. maddesi hükümleri çerçevesinde Uzmar Gemi İnşa Sanayi ve Ticaret A.Ş’deki paylarının tamamının Uzmar Uzmanlar Denizcilik ve Ticaret ve Sanayi Ltd.Şti. Tarafından satın alındığı hususunun Uzmar Gemi İnşa Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin Geçici Vergi Beyanına esas teşkil eden 30.09.2021 tarihli bilançosunun ...’a yazılı olarak bildirilmesine, devir bedelinin ...’un Garanti Bankası ... IBAN numaralı hesabına yatırılmasına, Uzmar Gemi İnşa Sanayi ve Ticaret A.Ş’e yazılı olarak bildirimde bulunarak ...’un kaydının pay defterinden silinerek paylarının bu şirket adına kaydedilmesi olduğunu, müvekkilinin  Uzmar Şirketler Topluluğundaki konumu ayrıntılı olarak açıklandığı ve  açılan davanın müvekkilim ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini belirterek müvekkilinin hakkında açılan haksız ve mesnetsiz olarak açılmış bulunan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili  Av. ... cevap dilekçesi ile; Bu şirketin hissedarları ... (BABA) ve davalı ... (OĞUL) ile ... (OĞUL) olup, bir aile şirketi niteliğinde olduğunu, bu şirketin sermaye ödemeleri, 27/04/2006 tarihinde Uzmar Uzmanlar Denizcilik Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi, ... (baba), ... (oğul) ve ... (oğul) tarafından 10.000-USD ödenerek yapıldığını, ... ise baba ...’un kardeşinin çocuğu olduğunu, ...’un sermaye ödemesi olan 750-USD ,davacı ... adına, ... tarafından Uzmar A.Ş’nin hesabına yapıldığını, 17/07/2007 tarihinde yapılan sermaye artırımı için de 1.580 USD ‘de Uzmar Lltd.Şti. hesabından davacının hesabına aktarıldığını, daha sonra mahsup işlemi yapılarak kapatıldığını, davacı taraf şirketin kuruluşu aşamasında sermaye bedeli ödemediğini, şirketin kuruluşuna davacı ...’nun ortak olarak dahil edilmesi o tarihte geçerli TTK hükümlerine göre A.Ş kuruluşlarında 5 adet ortak şartının bulunması zorunluluğundan kaynaklandığını belirterek  şirket hakkında haksız ve mesnetsiz olarak açılmış bulunan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın KISMEN KABULÜ ile,<br> Davacının Uzmar Gemi İnşa San. Tic. A.Ş'deki 11 adet paya takabul eden %0,02 oranında pay sahibi olduğunun tespiti ile pay defterinin bu şekilde düzeltilmesine, <br>Uzmar Uzmanlar Denizcilik Tic. San. Ltd. Şti'nin 18/01/2021 tarih 2022/1 nolu müdürler kurulu kararının batıl olduğunun tespitine, <br>Uzmar Gemi İnşa San. Tic. A.Ş'nin 18/01/2022 tarih 2022/2 nolu yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine, <br>... yönünden davanın pasif husumetten reddine ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... bakımından da davanın kabulü gerekirken pasif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddedilmesi hukuka aykırı bulunduğu ayrıca müvekkil lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup emsal kararlar ışığında, somut olayda lehe hükmedilmesi gereken vekalet ücreti, dava değeri olan 1.100.000,00-TL üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücreti olduğunu beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, ... bakımından da davanın kabulüne, nispi vekalet ücreti yönünde hüküm kurulması talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.<br>Davalı Uzmar Uzmanlar Denizcilik Tic. ve San. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının, davalı Uzmar A.Ş.’deki pay oranı %0,002 olup gerekçeli kararda da bu yönde tespit yapılmasına karşın, hüküm kısmında %0,02 oranda pay sahibi olduğunun tespiti, ortaklık hisse yapısına aykırı olduğu kararın öncelikle bu nedenle, kaldırılması ve/veya davacının pay oranının %0,002 olduğunun hüküm kısmında düzeltilmesi gerektiğini, TTK 208. maddesi şartlarının oluşmadığı tespiti hatalı olup, dosya delilleri objektif olarak değerlendirilmeden karar verildiği, davacı ...’a yapılan ortaklık payı ödemesi gözardı edilmiş, davacı taraf hem ortalık paylarını korumuş hem de ödeme alarak sebepsiz zenginleşmiş olup ödemeyi geri iade etmediği için dava hakkı bulunmadığını, gerekçeli kararda, davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacak nitelikte olduğu gibi ödemeyi kabul eden ve aldığı tutarı iade etmeyen davacının dava açma hakkı da bulunmadığını beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın esastan reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.<br>Davalı Uzmar Gemi İnşa Sanayi ve Ticaret A.Ş.vekili istinaf dilekçesinde özetle; Türk Ticaret Kanunu'nun 208. maddesi uyarınca  davacının şirket payının hakim şirket konumunda olan ve  Uzmar Uzmanlar Denizcilik Tic. ve San. Ltd. Şti tarafından satın alınması hukuka uygun olup Yerel Mahkemenin işbu maddenin koşulları oluşmadığına ilişkin kararı, yeterli ve gerekli incelemeler yapılmadan verildiğini, davacının Uzmar Gemi İnşa San. Tic ve A.Ş. ’deki pay oranı %0,002 olup, Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında da bu husus açıkça yazılmasına rağmen hüküm kısmında davacının %0,02 oranda pay sahibi olduğunun tespitine karar verilmesi hatalı ve aynı zamanda ortaklık hisse yapısına da aykırı olduğunu, Davacının payı, şirket işlerinin yürütülmesine engel olması, dürüstlük kuralına aykırı davranması, fark edilebilir sıkıntı yaratması veya pervasızca hareketleri dolayısıyla TTK'nın 208. maddesine uygun olarak hakim şirket tarafından satın alındığı, davacının %0,002 hissesi ile hakim şirkete ve Uzmar Şirketler Topluluğu'na  zarar vermek maksatlı hareket ettiğini, müvekkil şirkete bildirildiği üzere davacının paylarının tamamı dürüstlük kuralına aykırı ve pervasız davranışlarının şirkette fark edilir derecede sıkıntı yaratması, şirketin çalışmasını engellemesi nedenleriyle hakim şirket tarafından satın alınmış olup, toplam pay bedeli olan 6.756,00-TL davacının hesabına yatırılmış, yerel mahkeme kararında tüm bu hususlar göz ardı edildiği, karar gereği davacı hem ortaklık paylarını korumuş hem de sebepsiz zenginleştiğini beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılması,  davanın esastan reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilin davaya konu olayda pasif husumet ehliyeti bulunmakla bu hususta isabetli karar verildiğini, Uzmar Ltd.’nin hakim teşebbüs konumuna rağmen davacı anlaşılamaz bir yorumla müvekkilin Uzmar Denizcilik Ltd Şti’nde ağabeyi ...’dan yüzde 2 oranında daha fazla paya sahip olmasını, ...’un Uzmar Şirketler Topluluğunun “hakim teşebbüsü” şeklinde adlandırmakta oysa satın alma tarihinde payı % 24 olan müvekkilinin hakim teşebbüs olduğunu iddia etmek davacının iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu ortaya koyduğunu, müvekkilinin hiçbir şirkette günlük mutad işler dışında karar almaya yetkili olmadığı oysa TTK m. 195, f.5’de hakim teşebbüsün topluluk şirketlerinin her birinde  hakim olması, ittifak gerektiren kararlar dışında sermaye artırımı, sözleşme değişiklikleri, şirketin feshi, birleşme, bölünme, tür değiştirme gibi hakim şirketin arzuladığı bütün kararları alabilmesini gerektirdiğini beyan ederek, davacının istinaf taleplerini talep etmiştir. <br>Davalı Uzmar Uzmanlar Denizcilik Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın kararı istinaf etmekte hukuki yararı bulunmadığını, gerekçeli kararda isabetle, davalı Uzmar Ltd. Şti.’nin hakim şirket olduğu tespit edilmiş olup, davalı ...’un “hakim teşebbüs” olduğu yönündeki iddiaları ile davacı tarafın lehlerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği iddiaları da mesnetsiz olup davacı tarafın hisse değerinin 1.100.000,00 TL olduğu ve davanın kabul edilmesi nedeniyle lehlerine bu tutar dikkate alınarak nispi vekalet ücreti tayini gerektiği iddialarının hukuki dayanağı bulunmadığı gibi istinaf dilekçesinde atıf yapılan Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2014/7168-14791 Esas ve Karar sayılı içtihadının dava konusu edilen uyuşmazlıkla ilgisi bulunmadığını, davacı tarafın lehlerine hükmedilen vekalet ücretine yönelik istinaf taleplerinin de reddi gerektiğini beyan ederek, davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı Uzmar Gemi İnşa Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından, ...'a husumet yöneltilemeyeceğinden bu davalı yönünden pasif husumet nedeni ile davanın reddi kararı verilmesi hukuka uygundun olup Davacı tarafın, lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedildiği iddiaları hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu beyan ederek, davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/11/2022 tarih, 2022/137 Esas - 2022/537 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; anonim şirket ortağının pay sahipliğinden çıkarılmasına dair kararın yokluğunun tespitine, pay sahipliğinin tespitine ve ortaklık pay defterine işlemesine karar verilmesi taleplerine ilişkindir.   <br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dava konusu uyuşmazlık davacının Uzmar Gemi İnşa Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ndeki hisselerinin TTK. 20 kapsamında, davalı Uzmar Uzmanlar Denizcilik Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi tarafından hakim şirket nitelendirmesiyle alınması nedeniyle, davalı Uzmar Uzmanlar Denizcilik Ticaret Ve Sanayi Limited Şirketi'nin hakim şirket sıfatının bulunup bulunmadığı, varsa TTK 208 koşullarının davacı aleyhinde oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>TTK 195. Maddesinde Şirketler topluluğu başlığı altında; Hâkim ve bağlı şirket şu şekilde tanımlanmıştır.<br>\"MADDE 195- (1) a) Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketinin, doğrudan veya<br>dolaylı olarak;<br>1. Oy haklarının çoğunluğuna sahipse veya<br>2. Şirket sözleşmesi uyarınca, yönetim organında karar alabilecek çoğunluğu oluşturan<br>sayıda üyenin seçimini sağlayabilmek hakkını haizse veya<br><br>3. Kendi oy hakları yanında, bir sözleşmeye dayanarak, tek başına veya diğer pay<br>sahipleri ya da ortaklarla birlikte, oy haklarının çoğunluğunu oluşturuyorsa,<br>b) Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketini, bir sözleşme gereğince veya başka bir<br>yolla hâkimiyeti altında tutabiliyorsa,<br>birinci şirket hâkim, diğeri bağlı şirkettir. Bu şirketlerden en az birinin merkezi<br>Türkiye’de ise, bu Kanundaki şirketler topluluğuna ilişkin hükümler uygulanır.<br>(2) Birinci fıkrada öngörülen hâller dışında, bir ticaret şirketinin başka bir ticaret<br>şirketinin paylarının çoğunluğuna veya onu yönetebilecek kararları alabilecek miktarda<br>paylarına sahip bulunması, birinci şirketin hâkimiyetinin varlığına karinedir.<br>(3) Bir hâkim şirketin, bir veya birkaç bağlı şirket aracılığıyla bir diğer şirkete hâkim<br>olması, dolaylı hâkimiyettir.<br>(4) Hâkim şirkete doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunan şirketler, onunla birlikte<br>şirketler topluluğunu oluşturur. Hâkim şirketler ana, bağlı şirketler yavru şirket konumundadır.<br>(5) Şirketler topluluğunun hâkiminin, merkezi veya yerleşim yeri yurt içinde veya<br>dışında bulunan, bir teşebbüs olması hâlinde de, 195 ilâ 209 uncu maddeler ile bu Kanundaki<br>şirketler topluluğuna ilişkin hükümler uygulanır. Hâkim teşebbüs tacir sayılır. Konsolide<br>tablolar hakkındaki hükümler saklıdır.<br>(6) Şirketler topluluğuna ilişkin hükümlerin uygulanmasında “yönetim kurulu” terimi<br>limited şirketlerde müdürleri, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ile şahıs<br>şirketlerinde yöneticileri, diğer tüzel kişilerde yönetim organını ve gerçek kişilerde gerçek<br>kişinin kendisini ifade eder.\" şeklinde tanımlanmıştır.<br>Mahkemece yargılama kapsamında ve nihayet nihai kararında davalı Uzmar Uzmanlar Denizcilik Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin hakim şirket olarak kabul edildiği, davalı  Uzmar Gemi İnşa San. Tic. A.Ş,  Uzmar Uzmanlar Denizcilik Tic. ve San. Ltd. Şti ve dava dışı Uzman Bilişim Hizmetleri ve Çözüm Sistemleri A.Ş.'nin fiili topluluk olarak ''UZMAR Şirketler Topluluğu''nı oluşturduğu kabul edilmiştir. Yani Uzmar Uzmanlar Denizcilik Tic. ve San. Ltd. Şti.nin şirketler topluluğunda hakim şirket, diğer şirketlerle beraber şirketler topluluğunu oluşturduğu kabul edilmiştir. <br>Şirketlerin ortak yapısı incelendiğinde; <br>Uzmar Uzmanlar Denizcilik Ticaret Ve Sanayi Limited Şirketi ..., davalı ... ile ... olup, baba ve altsoyunun kurduğu bir aile şirketi niteliğindedir. Baba ...'un ölümü ile hisseleri oğullarına intikal etmiştir.<br> \tUzmar Gemi İnşa Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi, Uzmar Ltd. Şti.’nin büyük hissedar olduğu, ... (baba) , ... (oğul) ve ... (oğul), ... ise, baba ...’un kardeşinin çocuğudur. Toplam 5 hissedardan oluşmaktadır. Davacı 55000 hissede 11 hisseye B grubu hisseye sahip hissedardır.<br>\tUzmar Bilişim Anonim Şirketi'ninin tamamının hisseleri ise Uzmar Uzmanlar Denizcilik Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'ne aittir.<br>\tHer ne kadar davacı tarafından hakim teşebbüs iddiası ile dava açılmış ise da mahkemenin fiili topluluk ile oluşan şirketler topluluğu ve hakim şirket değerlendimesi yerindedir, çünkü ortada üç adet şirket vardır bunlardan birincisi olan Uzmar Uzmanlar Denizcilik Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin baba ...'un ölümünden sonra hisseleri, oğulları olan diğer ortaklar  ... ile ...'a geçmiştir. Son durumda iki ortağın hisseleri birbirine hakimiyet sağlayacak büyüklükte farklı değildir. Bu nedenle davalı ... bu şirkette tamamen söz sahibi nitelikte olmayıp, tek başına çoğu kararı alma yetkisi bulunmamaktadır. İki ortak arasındaki hisse farkı %2 dir. Bu nedenle davalı ... hakim teşebbüs değildir.<br>\t<br>\tDiğer yandan 3 şirketten oluşan şirketler topluluğunun yukarıda şirketlerin ortak yapısı izah edildiği üzere hakim şirketi Uzmanlar Denizcilik Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'dir.  Mahkemenin bu yöndeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>\tTTK 208. Maddesinde ise \"Hâkim şirket, doğrudan veya dolaylı olarak bir sermaye şirketinin paylarının ve oy haklarının en az yüzde doksanına sahipse, azlık şirketin çalışmasını engelliyor, dürüstlük kuralına aykırı davranıyor, fark edilir sıkıntı yaratıyor veya pervasızca hareket ediyorsa, hâkim şirket azlığın paylarını varsa borsa değeri, yoksa 202 nci maddenin ikinci fıkrasında öngörülen şekilde belirlenen değer ile satın alabilir.\" hakim şirketin satın alma hakkı düzenlenmiştir. <br>\tTTK 208 gereğince yapılan bu işlemin butlanın karar verilmesi veya iptalinin istenmesi mümkündür. Ancak bunun için TTK. 208'in şartları incelenmelidir. <br>\tBunun için öncelikle bir şirketler topluluğunun bulunması ve hakim şirket olgusunun mevcut olması gerekmektedir. Bu şartın değerlendirmesi yukarıda yapılmıştır. <br>Bunun yanında diğer şart ise;<br>  Azlığın şirketin çalışmasını engelliyor, dürüstlük kuralına aykırı davranıyor, fark edilir sıkıntı yaratıyor veya pervasızca hareket ediyor olmasıdır.<br>Anılan madde, bir Toplulukta Topluluğun çalışmasını engelleyen azınlığın bu oyunu sonuna kadar oynamasını engellemek amacıyla öngörülmüştür. Hükmün uygulanabilmesi için bir Toplulukta, hâkim ortaklık, bağlı ortaklığın paylarının en az yüzde doksanına sahip bulunmalı; en çok yüzde on oranındaki azlık, bağlı ortaklığı çalıştırmamalı ve MK m. 2'ye aykırı veya sıkıntı yaratıcı ya da pervasız hareketlerle devamlı sorun yaratmalıdır. Mesela, haklı olmadığı halde her genel kuruldan sonra iptal davası açmak, özel denetim istemek, olağan GK'yı ertelemek gibi. Maddedeki \"pervasız\" kelimesi \"korkusuz\"dan çok, ortaklığa verilen zararı, bu zararın sonuçlarını, özellikle ortaklığın piyasada, bankalarda yaratması olası olumsuz  algıyı düşünmeden hareket etmek anlamına gelmektedir (Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku II, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2019,  Güncellenmiş, Yeniden Yazılmış 14. Bası, s:810)<br>Eldeki uyuşmazlıkta anılan hüküm uyarınca davacı azınlığın paylarının alınmasının gerekçeleri davacıya gönderilen İzimr 21. Noterliği ... yevmiye numaralı ve 24/01/2022 tarihli ihtarnamede; ...'a vasi atanması talebiyle İstanbul Anadolu 23. Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde ikame edilen dava, davacı aleyhinde Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yapılan suç duyurusu, davacının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yaptığı suç duyurusu, İstanbul Anadolu 17. İş Mahkemesi nezdinde taraflar arasında görülen dava gösterilmiştir. Bu durumda anılan hükümde sayılı koşulların eldeki olayda bulunup bulunmadığının belirlenmesi için söz konusu vakaların incelenmesi gerekir. <br>Davalı şirket tarafından en önemli gerekçe olarak ...'a vasi atanması talebiyle İstanbul Anadolu 23. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen vasilik davası ile davalı Uzmar Gemi İnşa Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ticari itibarının sarsıldığı, sektörde yara aldığı iddia edilmiştir. Merhum bu dava tarihi itibariyle yaşı göz önüne alndıığında fiil ehliyetinin yerinde olup olmadığı araştırılabilecek bir yaştadır. Davacı tarafından merhumun fiil ehliyeti ile ilgili ortada bir emare yokken mahkemeye başvurulup şirketin itibarı zedelenmiş olsaydı söz konusu durum TTK 208 anlamında farkedilir sıkıntı veya pervasızca hareket olarak tanımlanabilirdi. Ancak dosyanın incelenmesinde hastane tarafından merhumun fiil ehliyetinin bulunmadığı şeklinde rapor verilmiş, mahkemece nihai karar verilmeden önce durumun gereği olarak merhuma geçici vasi atanmış, yargılama sırasında merhum vefat ettiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Zaten vasi atanmasını gerektirir bir rahatsızlık bulunduğunda her kurum ve vatandaşın ihbar hakkı ve görevi bulunduğundan davacının mahkemeye başvurması ve dava sırasında alınan raporda dikkate alındığında davacının kötüniyet ile hareket etmediğinin anlaşılması karşısında bu vaka yönünüden maddede istenen şartın gerçekleşmediği değerlendirilmiştir.<br>Davacı tarafından merhumun hayattayken sağlık durumu ile ilgili doktorlar ve davalılarla ilgili yapmış olduğu doktor raporlarının sahteliği ile ilgili suç duyurusunun yukarıda açıklanan vesayet dosyası kapsamı, alınan raporda merhumun fiil ehliyetinin bulunmaması nedeniyle salt kötüniyetle yapılmış bir şikayet olarak nitelendirilemeyeceği, her ne kadar kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de ve dava açılmasına yeterli bir şüphe bulunmamış ise de, merhumun yaşı da göz önüne alındığında davacının yasal şikayet hakkını kullanması TTK.208 kapsamında değerlendirilmemiştir.<br>... aleyhine TCK m. 155/2 kapsamında \"Hizmet Sebebiyle Güveni Kötüye Kullanma Suçu” isnadıyla Uzmar AŞ'nin şikâyeti üzerine davacı aleyhine mezkur suçtan dava açılmıştır. Dosya kapsamı itibariyle bu davanın akıbeti beklenmemiştir. ...'un şirketten aldığı iş avans ve harcamaları iade etmemesi, bunları zimmetine geçirmesi ve iş avanslarının şahsi harcamalar için kullanıldığının tespit edilmesi nedeniyle İstanbul Anadolu 17. İş Mahkemesi 2021/21 E, sayılı dosya bağlamında açılmış tazminat ve işe iade davasının bulunduğu, mahkemece görevsizlik kararı verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından mahkemenin görevli olduğu değerlendirilerek davaya devam edilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderildiği ve bu yargılamanın neticesinin beklenmediği anlaşılmaktadır. Burada bu davalar davalılar lehine sonuçlansa dahi TTK.208 gereğince şartların oluşup oluşmayacağı irdelenmelidir. Davalı şirketler topluluğunun denizcilik sektöründe azımsanmayacak yerini olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu davaların şirketin büyüklüğü ve iş hacmi düşünüldüğünde şirket içi barışı etkileyip etkilemeyeceği, şirketin devamlılığı için bu eylemlerinin zararının bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerekir. Söz konusu eylemlerin vesayet kararındaki gibi şirket aleyhinde infial yaratmadığı, davalının hissesinin küçüklüğü, bu eylemlerin TTK.208'deki ağır sonuçları gözönüne alacak seviyede olmadığı değerledirildiğinden mahkemenin kararı yerinde bulunmuştur.<br>Davalı ... yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere hakim teşebbüs olmadığından mahkemenin pasif husumet yokluğu nedeniyle red kararı yerindedir. Yine davacı tarafından dava değeri 1.100.000 TL gösterilmiş ise de söz konusu miktarın dava değeri olarak belirlenmesi ve harcın bu miktar üzerinden yatırılması nispi vekalet ücreti takdir edilmesi için yeterli olmadığı verilen kararın tespit talebinin reddi kararı olması nedeniyle maktu vekalet ücreti takdirinde bir isabetsizlik olmadığı değerlendirilmiştir.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı ve davalı tarafların istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>2-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalılar  Uzmar Uzmanlar Denizcilik Tic. ve San. Ltd. Şti. ve Uzmar Gemi İnşa Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,<br>3-İstinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,<br>4-İstinaf eden Davacı Yönünden; Bakiye 126,20 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>5-İstinaf eden Davalılar Yönünden; Bakiye 247,70 TL harcın davalılardan ayrı ayrı alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>6-İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>7-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>8-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>9-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/10/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8fc6ed6d3d63ccca","SID":"8072bca0cd042525"}}