{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/539 - 2024/1451<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/539 <br>KARAR NO\t: 2024/1451<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>KATİP\t\t: ...(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 22/12/2022<br>NUMARASI\t: 2021/374 Esas - 2022/633 Karar<br><br>DAVACI\t: TASFİYE HALİNDE LOKMAN GERİ KAZANIM TEMİZLİK NAKLİYAT VE KAĞIT TİCARET SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI\t: TANRIKULU GERİ DÖNÜŞÜM VE ATIK DEĞERLENDİRME HİZMETLERİ İNŞAAT TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ -...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 20/03/2017<br>KARAR TARİHİ\t  : 24/10/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  : 24/10/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin, taraflar arasındaki 12.04.2016 tarihli satış sözleşmesinin 4/12 ve devamı maddeleri mucibince ödemekle yükümlü olduğu bedeller karşılığında tanzim edilen fatura bedellerini (bakiye 136.369,88,-TL) ödemediğini, davacının alacağını tahsil amacıyla davalı aleyhine Kocaeli 6. İcra Dairesi'nin 2016/11253 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalı borçlu tarafından, iş bu takibe itiraz edildiğni, icra takibinin itiraz nedeniyle durduğunu, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı icra takibine karşı yaptığı itirazda davacıya hiçbir borcu bulunmadığını iddia ettiğini, alacak likit olduğunu, davalı tarafın, davacıya ödenmesi gereken meblağı miktarını bilebilecek, hesaplayabilecek durumda olduğunun izahtan varest olduğunu, takip konusu faturaların davalı şirkete usulüne uygun olarak gönderildiğini, dolayısıyla davalının inkâr tazminatı ödenmesi için gerekli şartların da oluştuğnu belirterek Kocaeli 6. İcra Dairesi'nin 2016/11253 Esas sayılı icra takibine haksız ve mesnetsiz şekilde yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalının, haksız ve mesnetsiz itirazı nedeni ile alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı aleyhine açılan davanın haksız olduğunu, dava konusu edilen faturalara itiraz edildiğini, davalının faturalara konu hizmetleri almadığını, faturaların iade edildiğini, davalının davacıya borcunun bulunmadığını belirterek davanın usulden reddine, aksi taktirde davanın esastan reddine, dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... 1-Davanın KABULÜNE,<br>2-Davalının Kocaeli 6. İcra Müdürlüğü'nün 2016/11253 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 136.369,88 TL asıl alacak üzerinden ve bu meblağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işletilecek avans faizi ile birlikte devamına,<br>3-Alacak likit olduğundan İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca 136.369,88 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin davalı şirkete hukuka ve usule uygun olarak tebliğ edilmediğini, dolayısıyla, dava dilekçesinden 27/04/2017 tarihinde haberdar olunduğundan cevap ve delillerin yasal süre içerisinde dosyaya ibraz edildiğinin kabulü gerektiğini, taraflar arasında imzalanan 12/04/2016 tarihli satış sözleşmesi kapsamında, davalının sözleşme gereklerinin tamamı ifa etmiş olup herhangi bir borcu bulunmadığını, huzurdaki davada ispat yükü davacıda olmasına rağmen, davacı itiraz konusu faturalara ilişkin davalıya hizmet sağladığını ispatlayamadığını, oysa davaya konu icra takibine itiraz edilmesinin asıl ve tek sebebinin davacı yandan faturada yer alan hizmetlerin hiçbirinin gerçekten alınmamış olmasından kaynaklandığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme tarihinin 12/04/2016 olduğunu, devir sürecinin ise yine sözleşme hükümlerine göre en fazla 1 ay süreceğinden 12/05/2016 tarihi ile sona erdiğini, davalı şirketin SGK iş yeri tescil başvuru tarihinin ise 29/04/2016 olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için yükümlülüğün söz konusu olduğu düşülse bile bu süre sadece devir süreci yani 12/04/2016-29/04/2016 tarihleri arası için geçerli olduğunu ancak bu süre dahil davacı tarafından hiçbir zaman dava konusu yer ile ilgili herhangi bir hizmet alınmadığını, davacı tarafından fatura içeriğinde belirtilmiş olan hizmetler verilmediğinden fatura içeriğindeki kalemlere itiraz edildiğini ve borç kabul edilmediği için söz konusu faturaların iade edildiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının, icra takibine ve takibe konu faturalara dayanak olan sözleşmenin varlığı ve içeriğine hiçbir itirazı bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 4/12.maddesi ve devamında davalının, bu maddelere istinaden davacı tarafından tanzim edilecek faturaları hiçbir itirazda bulunmaksızın kabul etmeyi ve bedellerini ödemeyi açıkça kabul ve taahhüt ettiğini, davalı tarafın kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olan dava dilekçesine yasal süresi içinde cevap vermediğini, delillerini yasal süresi içinde bildirmediğini, yine usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen ön inceleme duruşmasına katılmadığını, bu hususun, bidayet mahkemesince  özel olarak ele alındığını, tebligatın usule uygun yapıldığını tespit ettiğini ve bu hususta ara karar ihdas ettiğini, dava konusu fatura içeriklerinin ispatı bu dava özelinde, sözleşme hükümleri çerçevesinde ispata muhtaç olmamakla birlikte gerek bilirkişi raporları gerekse devir sürecinde bilfiil çalışmış olan tanık ...'ın anlatımıyla ispatlandığını, bidayet mahkemesinin huzurundaki davada taraflar arasındaki sözleşme hükümleri bakımından hiçbir uyuşmazlık bulunmadığını, davacının, takip konusu faturaları sözleşmeye uygun olarak tanzim ve tebliğ etmiş bulunduğu ve 3. kişilerden aldığı mal ve hizmetlere ilişkin olarak sözleşme gereği davalı şirkete yansıttığı fatura içeriklerinin de gerçeğe uygun olduğu ispat edildiğini, davalı şirket bu personelden hizmet almadığını hiçbir suretle kanıtlayamamış olduğundan hatta bu hususlarda tanzim edilecek faturaları itiraz etmeksizin ödeyeceğini sözleşmede açıkça kabul ve taahhüt ettiğinden, fatura içeriklerine ilişkin öne sürdüğü hiçbir iddianın yargılamaya konu edilmesinin dahi usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı borçlunun, davacı tarafından sözleşmede belirlenen hususlarda tanzim edilecek faturaları hiçbir itirazda bulunmaksızın kabul etmeyi ve bedellerini ödemeyi açıkça kabul ve taahhüt etmiş olması karşısında, sırf takibe itiraz etmiş olması dahi kötü niyetinin ispatı olduğunu ve iyi niyet kuralları çerçevesinde, sözleşmeye aykırı itirazı nedeniyle inkar tazminatı ödemesi yönünden bidayet mahkemesi kararının yerinde olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2022 tarih, 2021/374 Esas - 2022/633 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; taraflar arasında imzalanan 12/04/2016 tarihli \"satış anlaşması\" ile davacıya ait taşınmazlar ve üzerindeki işletmenin davalıya devrinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin 4. maddesinde devir süresinin maksimum (1) ay içerisinde gerçekleştirileceği, aynı maddenin alt başlıklarında ise; devir süresince işletmenin faaliyetleri nedeniyle ortaya çıkacak personel ücretleri, hizmet alım masraflarının satıcı -davacı tarafından ödeneceği ve  sözleşmenin 4.5, 4.11,4.12 maddeleri gereğince yapılan bu ödemelerin davalıya faturalanacağının belirtildiği, eldeki dava ile; bu kapsamda tanzim edildiği ileri sürülen faturalara ilişkin bakiye alacağın tahsiline yönelik yapılan icra takibine davalının itirazının iptaline karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece, sözleşmenin  2, 4.5, 4.11 ve 4.12 maddelerinde yer alan devir süresince ortaya çıkacak masraf kalemlerine ilişkin davalının taahhütte bulunduğu, takibe konu faturaların devir süresince yapılan masraflar olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verildiği, anılan kararın dairemizin 2020/1549 esas 2021/1073 karar sayılı kararı ile “…Bu hale göre; mahkemece öncelikle davalının usulsüz tebligat itirazı hakkında bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi, tebligatın usulsüz yapıldığının anlaşılması halinde, davalı tanığının dinlenilmesine yönelik usulüne uygun ara karar ile dinleme günü tayin edilmesi tanığın hazır edilmesi halinde dinlenmesi gerektiğinden kararın kaldırılması gerekmiştir.  <br>Kabule göre de; taraflar arasında imzalanan 12/04/2016 tarihli \"satış anlaşması\" başlıklı  sözleşmenin 4.5, 4.11,4.12 maddeleri ile EK-7 ve EK-8 listesine göre devir süresince satıcı-davacı tarafından yapılan masrafları ve ödemeleri fatura karşılığı ödemeyi üstlendiği sabit olmakla;  mahkemece eldeki davaya ve takibe konu edilen faturaların devir sürecinden kaynaklanan sözleşme maddeleri kapsamındaki alacaklar, davacı tarafından yapılan ödemeler olup olmadığının belirlenmesine yönelik taraf delilleri toplanarak fatura içeriğindeki miktarlara yönelik inceleme ve değerlendirme yapılmaması eksik inceleme niteliğinde olup kararın bu nedenlerle kaldırılması gerekmiştir…” gerekçeleriyle kaldırıldığı, kaldırma kararı sonrası mahkemece davalı tanığı dinlendiği ve bilirkişiden kaldırma kararı doğrultusunda rapor ve ek rapor alınarak davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, itirazın iptali davasının hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekmektedir.<br>İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.<br>İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.<br>Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.<br>Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. (HGK 2017/(19)11-1309 e.  2021/377 k. Sayılı ilamı)<br>Dava  konusu  faturaların düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.<br>Vergi Usul  Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir.<br>Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>TTK’nın  23. maddesine  göre fatura  düzenlenmesi  için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Tek  başına  fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197   k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı)<br>Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; Davacı tarafından tanzim edilen faturalara dayalı olarak takip başlatılmıştır. Yukarıda detaylandırıldığı üzere; itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olup, takibe dayanak fatura ile sınırlı bir inceleme yapılmalıdır.<br>Taraflar arasında takibe konu faturaların düzenlenmesine sebep olan temel ilişkinin 12.04.2016 tarihli sözleşme olduğu anlaşılmaktadır. Davalı alıcının taraflar arasında imzalanan 12/04/2016 tarihli \"satış anlaşması\" başlıklı  sözleşmenin 4.5, 4.11,4.12 maddeleri ile EK-7 ve EK-8 listesine göre devir süresince satıcı-davacı tarafından yapılan masrafları ve ödemeleri fatura karşılığı ödemeyi üstlendiği anlaşılmaktadır. <br>Dosyada bulunan tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu tanzim edilen rapora göre; tarafların ticari defterleri usulüne uygun tutulmuş, açılış kapanış tasdikleri yapılmıştır. Ancak davaya konu edilen faturalar davacının defterlerinde kayıtlı iken, davalının defterlerinde kayıtlı değildir. Bu halde tarafların defterleri 6100 sayılı yasanın 222/3.maddesi gereği birbirini doğrulamadığından alacağın varlığının ve miktarının diğer delillerle ispatı gerekmektedir.<br>Dosyaya dairemizin kaldırma kararı sonrası sunulan 18.10.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda; davacının takibe ve davaya konu ettiği fatura içeriklerindeki hizmetlere ait ödemelerin davacı tarafından yapılıp yapılmadığı, yapılan ödemelerin davalının ödemeyi üstlendiği sözleşmenin 4.5, 4.11,4.12 maddeleri kapsamında kalıp kalmadığının tespit edildiği, anılan raporda davacının tanzim ettiği faturaya dayanak yapılan ödemelerin ve faturaların değerlendirildiği, fatura tarihleri dikkate alındığında hepsinin taraflar arasındaki sözleşme tarihi olan 12.04.2016 tarihinden sonraki döneme ait olduğu, anılan hizmetlere ait ödemelerin davacı tarafından yapıldığı ve davalıya fatura edildiği, anılan faturaların davalının ödemeyi üstlendiği sözleşmenin 4.5, 4.11,4.12 maddeleri kapsamında kaldığının tespit edildiği, bu şekilde davacının fatura konusu ödemeleri yaptığını ispat ettiği, üzerine düşen ispat külfetini bu şekilde yerine getirdiği, davacının yaptığı ve davalının sözleşemeye göre davacıya ödemesi gereken fatura bedelleri toplamının 136.369,88 TL olduğunun tespit edildiği, davalının taraflar arasındaki sözleşmenin 4.5, 4.11,4.12 maddeleri gereği anılan fatura bedellerinden sorumlu olduğu, dava konusu edilen miktar dikkate alındığında 6100 sayılı yasanın 200. Maddesi gereği davalı tanığının beyanlarının hükme esas alınmamasının da yerinde olduğu anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetlidir.<br>Mahkemece davalının cevap dilekçesini süresinde vermediği, davalıya yapılan dava dilekçesi tebliğinin usulüne uygun olduğu değerlendirilmiş ise de, 7201 sayılı yasanın 12 ve 13.maddelerinde tüzel kişilere yapılacak tebligatın nasıl yapılacağı düzenlemiş olup, anılan yasanın 12.maddesine göre tüzel kişilere yapılacak tebligat, yetkili temsilciye yapılır. Yetkili temsilci herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde orada bulunmuyorsa bu husus tebligata yazılmak suretiyle orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Eldeki olayda davalıya yapılan dava dilekçesi tebligatında davalı şirket temsilcisinin mutat iş saatlerinde iş yerinde olup olmadığı yazılmadığından anılan tebligat usulüne uygun değil ise de, ilk derece mahkemesince davalının tanığı dinlendiğinden anılan hatalı değerlendirme esasa etkili olmamış ve kaldırma nedeni yapılmamıştır.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 9.315,42-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 2.328,85-TL'nin mahsubu ile kalan 6.986,57-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/10/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"36eca8ba4a75a058","SID":"43022fd873df7641"}}