{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1110 <br>KARAR NO:2024/1407<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:29/04/2024<br>NUMARASI:2020/366 Esas -  2024/321 Karar<br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:03/10/2024<br>Taraflar arasındaki Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili ...'ın adına davalı bankada 29/04/2015 tarihinde ... hesap numaralı ... IBAN numaralı hesap açıldığını, müvekkili tarafından anılan hesaba hesabın açıldığı tarihte 221.234,69-TL yatırıldığını, bu hesap üzerinde müvekkilinin ilgisi ve bilgisi dışında birçok işlemler gerçekleştirildiğini, bu işlemler neticesinde hesaptaki bakiye günden güne azaldığını, hatta eksilere düştüğünü, müvekkilinin bu işlemler neticesinde zarara uğradığını, taraflarınca bankaya çekilen 07/08/2015 tarihli ihtarla hesap üzerinde yapılan işlemlerin ve bu işlemlerin dayanağının taraflarına bildirilmesi talep edildiğini, davalı bankaca verilen cevapta ' yapılan incelemeler neticesinde 24/04/2015 tarihi itibariyle imzalamış olduğunuz Sermaye Piyasası Araçları Alım Satım İşlem Çerçeve sözleşmesi ile yatırım hesaba açtığınız ve 29/04/2015 tarihinden itibaren hisse senedi alım satım işlemleri gerçekleştirdiğiniz, 25/05/2015 tarihinde 650.000,00-TL, 08/06/2015 tarihinde 750.000,00-TL tutarında sermaye piyasası araçları kredi istek formu ve sermaye piyasası araçları kredi sözleşmesi imzaladığını ve ilgili birim ile kredi bilgilendirmeleri görüşmesi yaptığınız, yatırım hesabında gerçekleştirdiğini işlemlerde yatırım uzmanının piyasa beklentileri, teknik analizleri ve araştırma raporları sonucunda yapılan tavsiyelerin tarafınızdan değerlendirilerek ve tüm işlemlerin tarafınızdan onaylanarak gerçekleştirildiği görülmüştür. Bu bulgular neticesinde zarar tazminini gerektirecek bir durumla karşılaşılmamıştır. ' denildiğini, bankadan taraflarına verilen işbu cevapta bütün işlemlerin onaylanarak gerçekleştirildiği belirtilmişse de müvekkili tarafından davalı bankaya verilmiş hiçbir onayın bulunmadığını, davalı bankaca taraflarına verilen cevapta belirttiği sözleşmelerden bir suret gönderilmediğini ve müvekkili tarafından verilen onayların ne şekilde verildiğine ilişkin hiçbir açıklama yapılmadığını, yalnızca onay alındığı ve müvekkilinin sözleşmeleri imzalamış olduğu belirtilmekle yetinildiğini, müvekkilinin iradesi dışında hesabı üzerinde işlemler yapılması neticesinde müvekkilinin zarara uğradığını, bu işlemlerin yapılması konusunda müvekkilinin bir an için rızasının var olduğu kabul edilse dahi banka tarafından müvekkilinin işlemleri müşteri menfaatleri gözetilerek ve özen borcu çerçevesinde yerile getirilmediğini, bu sebeple davalı bankanın işbu zarardan sorumlu olduğunu, hesap üzerinde yapılan işlemler neticesinde hesaptaki bakiyenin eksilere düştüğünü ve müvekkilinin borçlandırıldığını, zarara uğratıldığını, bu zararın tapılan işlemler sonrası oluşan hesap bakiyesi ve mevcut hisseler değerlendirildiğinde açıkça ortaya çıkacağını, ayrıca müvekkiline ait hesaptan fazla fazla faiz ve komisyon ücreti kesildiğini, yine Sermaye Piyasası Mevzuatı uyarınca hesap ekstresi, aylık dönemler itibari ile ilgili dönemi takip eden 7 gün içerisinde banka tarafından müşteriye yani müvekkiline taahhütlü olarak gönderilmesi gerektiğini, banka tarafından bu yükümlülüğün de yerine getirilmediğini, anlatılan sebeplerle müvekkilinin davalı banka tarafından zarara uğratıldığını, davalı tarafından yapılan işlemler neticesinde müvekkilinin hesabında meydana gelen zararın, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 95.529,40 TL'nin dava tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 29.04.2015 tarihinde müvekkil ... şubesinde yatırım hesabı açtırdığını, 221.234-TL bu hesaba yatırdığını, daha sonra 07.08.2015 tarihli ihtarnameye göndererek yatırım hesabından bilgisi dışında işlemler yapıldığı ve zarar uğradığını belirterek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi Başkanının \"muhalefet Şerhi\" ile verilen İlk Derece Mahkemesi red kararın kaldırılmasına dair kararı gerekçe göstererek, 95.529,40 TL'nin müvekkili bankadan tahsilini talep ettiğini, davacının esas davası olan İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/537 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, tüm işlemlerin davacının onayı ve talimatı ile gerçekleştiği gerçeği karşısında huzurdaki davaya dayanak Bölge Adliye Mahkemesi çoğunluk görüşünün müvekkili bankanın yönlendirmesi ile işlemlerin gerçekleştiği yönündeki tespitin kabul edilemeyeceğini, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin tüm bilgi ve belgelerin incelendiğini, davacının dava konusu işlemlerden haberdar olduğunun tespit edildiğini, huzurdaki davaya dayanak Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer alan başkanın karşı oyunun iddialarını doğrular nitelikte olduğunu, öncelikle İstanbul 3. ASliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/537 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, savunmaları doğrultusunda haksız ve hukuka aykırı  açılmış olan davanın esas yönünden reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Davacı, aynı sebebe dayanarak İstanbul 3. ATM’nin 2016/537 Esas sayılı dosyasında kısmi dava açmıştır. Kısmi davalarda davacı, ıslah ile dava değerini arttırabilir ya da açacağı ek dava ile tespit edilen bakiye alacağın tazminini talep edebilir. Somut olayda davacı taraf, İstanbul 3. ATM’nin 2016/537 Esas sayılı dosyasında tespit edilen tazminat miktarından bakiye kısım için işbu ek davayı açmıştır. Kısmi davada alınan rapor ve verilen hüküm, ek davada bağlayıcı niteliktedir. Bu husus Yargıtay HGK’nin 2013/7-1728 Esas ve 2015/1036 Karar sayılı ilamında “Öğreti ve yargısal uygulamada; kısmi davanın redle sonuçlanması halinde tüm alacak hakkında kesin hüküm oluşacağı kısmi dava kısmen kabul kısmen redle sonuçlanırsa her iki bölüm yönünden de kesin hüküm oluşacağı, kısmi dava tümüyle kabul edilirse de kararın tespit bölümünün açılan ek dava için kesin hüküm oluşturacağı kabul edilmiştir.” şeklinde vurgulanmıştır. Mahkememizce içtihatlara uygun olarak kısmi davanın kesinleşmesi beklenmiş, netice itibariyle davanın reddine karar verildiği ve kısmi dava dosyasının 21/09/2023 tarihli Yargıtay 11. HD’nin ilamı ile kesinleştiği görülmüştür. Mahkememiz dosyasının ek dava niteliği ve kısmi dava dosyasının ret ile sonuçlandığı gözetilerek, kesinleşen ret kararının tüm alacak yönünden kesin nitelikte bir karar olması sebebiyle davanın reddine \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı Vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilin iradesi dışında, hesabı üzerinde işlemler yapılması neticesinde müvekkilinin zarara uğradığını, bu işlemlerin yapılması konusunda müvekkilin bir an için rızasının var olduğu kabul edilse dahi, banka tarafından müvekkilin işlemleri müşteri menfaatleri gözetilerek ve özen borcu çerçevesinde yerine getirilmediğini, hesap üzerinde yapılan işlemler neticesinde hesaptaki bakiyenin eksilere düştüğünü ve müvekkilinin borçlandırılarak zarara uğratıldığını  ayrıca müvekkiline ait hesaptan fazla fazla faiz ve komisyon ücreti kesildiğini, Sermaye Piyasası Mevzuatı uyarınca hesap ekstresi, aylık dönemler itibariyle ilgili dönemi takip eden 7 (yedi) gün içerisinde banka tarafından müşteriye yani müvekkile taahhütlü olarak gönderilmesi gerektiğini, banka tarafından bu yükümlülüğün de yerine getirilmediğini, müvekkilinin nitelikli yatırımcı olmadığını ve bu yönde de bir belge imzalanmadığını, davalının  matbu şekilde hazırlanmış sözleşmelerle ve müşterisine yaptırdığı alım-satımlarla haksız göstermekle birlikte müşterisinin profilini, yatırım mazisini ve psikolojisini iyi analiz etmesi gerektiğini, davalının yatırımcı mazisi olmayan müşterisine bire 3 katı kredi kullandırılması ve  kısa süreli alım ve satıma yönlendirmesi iyiniyet ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, bu işte uzman olan tarafın davalı banka olduğunu, davalının müvekkili kısa süreli alım ve satıma yönlendirmeyip, yatırıma teşvik edip sözleşmelerin imzalandığı 2015 yılında müvekkile uzun vadeli tavsiyelerle hisse aldırılmış olunsaydı müvekkilinin kar elde etmiş olacak olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte aleyhe hükmedilen vekalet ücretinin miktar olarak da fazla olduğunu beyanla davanın reddine ilişkin olan hükmün ortadan kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca gerçekleştirilen yatırım işlemleri sebebiyle meydana gelen zararın tazmini talebine ilişkin ek davadır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde kesinleşen kısmi davanın ek dava için bağlayıcı olup olmadığı, davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olup olmadığı  noktalarındadır.Davacı tarafça İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/537 Esas sayılı dosyasında tespit edilen tazminat miktarından bakiye kısım hakkında eldeki dava açılmıştır.Dosya kapsamına alınan İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/537 Esas ve 2017/562 Karar sayılı dosyasında davacı tarafından davalı aleyhine  açılan taraflar arasındaki sözleşme uyarınca gerçekleştirilen yatırım işlemleri sebebiyle meydana gelen zararın tazminine ilişkin kısmi davada yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş, verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi'nin 2022/946 Esas ve  2022/965 Karar sayılı kararı ile  esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacının davasının kabulü ile 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal  faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmişTir. Bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/01/2022 tarih 2020/6314 Esas 2022/448 Karar sayılı bozma ilamı sonucu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 13. Hukuk Dairesi'nce 2022/946 Esas ve 2022/965 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, bu kararın yeniden temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/5113 Esas ve 2023/5229 Karar sayılı kararı ile kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Öğreti ve yargısal uygulamada; kısmi davanın red ile sonuçlanması halinde tüm alacak hakkında kesin hüküm oluşacağı kısmi dava kısmen kabul kısmen red ile sonuçlanırsa her iki bölüm yönünden de kesin hüküm oluşacağı, kısmi dava tümüyle kabul edilirse de kararın tespit bölümünün açılan ek dava için kesin hüküm oluşturacağı kabul edilmiştir. Kesin hüküm bulunan bir konuda mahkemenin bu yönün doğruluğunu yeniden araştırma ve inceleme konusu yapmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu yön kamu düzenine ilişkin olup, mahkemeler ve Yargıtay'ca doğrudan doğruya (resen) göz önünde tutulmalıdır. Açıklanan hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.1980 gün ve 1980/9-73 Esas ve 1980/186 Karar sayılı kararı, 02.06.1982 gün ve 1981/11-1130 Esas ve  1982/549 Karar ve 09.11.1988 gün ve 1988/15-572 Esas  ve 1988/898 Karar, 2013/7-1728 Esas ve 2015/1036  Karar ,  2017/19-927 Esas ve 2020/382 Karar sayılı  kararlarında da açıkça vurgulanmıştır. Eldeki davadan önce davacı tarafça davalı aleyhine açılan kısmi davada, yapılan işlemlerin davacının talimatı ve bilgisi dahilinde olduğu, davacının yapılan işlemlere onay verdiği, bu nedenle davalının sözleşme hükümlerine aykırı davrandığı ve bunun sonucunda zararının oluştuğu iddiasının davacı yararına kanıtlanamadığı gerekçesiyle  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 13. Hukuk Dairesince  verilen davanın reddi kararının temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu durumda Dairemizde istinaf incelemesine konu  ek davada, kesin hüküm bulunan bir konu hakkında bu yönün doğruluğunu yeniden araştırma ve inceleme konusu yapılmasının mümkün olmadığı gözetildiğinde ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Diğer yandan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi (AAÜT)'nin 13/4. maddesi uyarınca, maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağı düzenlenmiş olup, somut olayda davanın reddine karar verildiğinden kendisini  vekille temsil ettiren davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.03/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e30e3cb845dcdb61","SID":"be76f2b362a10b8a"}}