{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS  NO: 2024/1805 <br>KARAR NO: 2024/1976<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/06/2024<br>ESAS NO: 2023/737<br>KARAR NO: 2024/678<br>2023/737 ESAS SAYILI ASIL DAVA DOSYASI:<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>B) BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2023/1076 ESAS SAYILI DAVA DOSYASI<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/10/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:24/10/2024<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/06/2024 tarih ve 2023/737 Esas 2024/678 Karar sayılı ilamına karşı ,davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>A) MAHKEMEMİZİN 2023/737 ESAS SAYILI ASIL DAVA DOSYASINDA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24.09.2022 günü saat 16:45 sıralarında sürücü ...'in idaresindeki ... plakalı araç ile sürücüsüsü olay mahalinde kaçan ... plakalı aracın Kayseri ilinde ... Caddesi ile ... sokağın kesiştiği kavşak içerisinde çarpışmaları sonucu kazanın meydana geldiği, Kaza tespit tutanağı tutulmadan olay yerini terk eden sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunu, işbu kaza sonucu karşı araçta 90.000,00-TL hasar meydana geldiğini, oluşan hasarın müvekkili sigorta şirketince karşılandığını, hasar bedelinin tazmini amacıyla Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas Sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını ve davalının borca itiraz ettiğini belirterek davanın kabulüyle Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALI VEKİLİ'NİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE:Kaza anı ve sonrasına ilişkin tüm görüntüler incelendiğinde kaza yerinde müvekkili şirket çalışanlarının ve sürücünün yer aldığının görüleceğini, müvekkili yönünden terk olgusu gerçekleşmediğinden, terk olgusunun gerçekleştiği halinin kabulü halinde dahi salt olay yeri terk nedeniyle rücu şartlarının oluşmayacağından davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, davanın reddine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>B) BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2023/1076 ESAS SAYILI DAVA DOSYASI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24/09/2022 günü ... idaresindeki ... plakalı araç ile sürücüsü olay mahallinden kaçan ... plakalı aracın Kayseri ili, ... Caddesi ile ... sokağın kesiştiği kavşak içerisinde çarpışmaları sonucu kaza meydana geldiğini, işbu kaza neticesinde olay yerini terk eden sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunu, meydana gelen zararın müvekkili sigorta şirketince karşılandığını, müvekkilinin Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, borçlunun icra takibine itiraz ettiğini, itiraz üzerine yapılan arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını, taraflar arasında Kayseri 1. ATM'nin 2023/737 esas sayılı dosyası ile da rücuen tahsil talepli dava bulunduğunu ileri sürerek; davanın kabulü ile davalının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda \"...Somut uyuşmazlıkta çözümlenmesi gereken sorun ZMMS poliçesi bulunan dava konusu araç bakımından meydana gelen iş bu maddi hasarlı trafik kazası neticesinde olay mahallinin terk edilmesinin tek başına poliçeyi teminat kapsamından çıkarıp çıkarmadığına ilişkindir. Sigorta hukukunda asıl olan, sigorta poliçesi kapsamında kalan rizikonun gerçekleşmesi halinde zararın sigortacı tarafından karşılanmasıdır. Ancak bazı durumlara ilişkin kanuna veya poliçe genel şartlarına hükümler konularak, zarar teminat dışına çıkarılabilmektedir. ZMMS genel şartlarının B.4 maddesinde de teminat harici olan hususlar düzenlenmiş olup, bunlardan bir tanesi de kazadan sonra olay yerinin terk edilmesidir. 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) Genel Şartlarının \"ZARAR GÖRENLERİN HAKLARININ SAKLI TUTULMASI VE SİGORTACININ SİGORTALIYA RÜCU HAKKI\" başlıklı  B.4/f bendinde düzenlenen \"f) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin,  tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde,\" hükmü yer almaktadır. Buna göre, \"bedeni hasar\"a neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin,  tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde sigorta şirketinin zarar gören 3. kişilere ödediği tazminatı sigortalısına rücu hakkı bulunmaktadır. Bedeni hasara neden olan bir trafik kazası sonucu sigortalı araç sürücüsü olay yerini terk etmişse olay yerini terk sebebinin tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu bir hal sebebine dayanması gerektiği aşikardır. ZMMS genel şartları B.4/f bendi kapsamında sigorta şirketinin sigortalısına rücu hakkının doğumu için iki sebebin bir arada bulunması gerekmektedir. a)Bunlardan ilki meydana gelen trafik kaza sonucunda \"bedeni hasar\"ın doğmasıdır. Poliçe genel şartlarında maddenin kapsamı \"bedeni hasar ile\" sınırlandırılmış olup, düzenleyici, yalnızca maddi hasar meydana gelen kazaları özellikle rücu kapsamına almamıştır. Kural, riskin gerçekleşmesi halinde zararın karşılanması olduğundan ve  teminat dışı olan durumlar istisna olduğundan, maddi hasarlı trafik kazalarında, sigortalı sürücüsü tarafından olay yerinin terkinin genişletici yorumla rücu kapsamına alınması mümkün değildir. Somut olayda ise bedeni hasar meydana gelmemiştir. Tarafların bu yönde bir iddia ve savunması da bulunmamaktadır. ZMMS genel şartları B.4/f bendi düzenlenirken zarar gören 3. şahıslara yapılan ödemenin türü ve niteliği dikkate alınmamış, aksine \"trafik kazası\"nın türü esas alınmıştır. Davalı sigorta şirketinin dava dışı zarar görene maddi hasar sebebiyle ödemesi yapmış olması sigortalısına rücu hakkını engellemeyecektir. b)Rücu için gerekli olan ikinci sebep ise, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk sebebinin ZMMS genel şartları B.4/f bendi kapsamında \"tedavi\" veya \"yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme\", \"can güvenliği nedeniyle uzaklaşma\" gibi zorunlu hallerden birine dayanması gerekmektedir. Bu konuda ispat yükü sigorta şirketine aittir. Buna göre, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk sebebinin yukarıda (b) bendinde belirtilen zorunlu hallerden olmadığı davacı tarafından ispatlanamadığı gibi yukarıda (a) bendinde belirtilen ve rücu şartlarından bir olan ZMMS genel şartları B.4/f bendi kapsamında meydana gelen trafik kazasının bedeni hasara neden olmaması, kazanın maddi hasarlı olması ve davacı sigorta şirketinin rücu hakkı veren başka bir sebebin varlığını kanıtlanamadığından, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk sebebi nedeniyle davacı sigorta şirketinin, dava dışı kişiye ödediği maddi hasar bedelini rücu hakkının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. (Trabzon BAM 4HD 2023/986 E., 2024/1130 K.) Sigorta şirketinin somut delillerle genel şartlar B.4. maddesinde sayılan hallerin gerçekleştiğini ispat etmesi gerekir. Davacı sigorta şirketi, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları uyarınca, sürücünün ehliyetsiz olduğunu veya alkollü bulunduğunu somut delillerle kanıtlaması buna göre;  araştırma inceleme yapılması gerekir.(HGK.nun 22.09.2022 gün 2021/(17)4-468E., 2022/1143K. HGK.nun 10.12.1997 gün 1997/11-772-1043, HGK.nun 16.12.1998 gün, 1998/11-872-905, HGK.nun 22.12.2010 gün  2010/17-655, 688 sayılı kararları). Yargıtay 17. HD 2016/10786 E., 2017/6498 K.sayılı ilamında \"Olay yerini terk tek başına gerçekleşen rizikonun teminat dışı olmasını gerektirmez. Rizikonun teminat dışı bir sebepten ileri geldiğini TTK 1281-1282. maddeleri ile (yeni TTK 1409.) maddesine göre sigortacının ispat etmesi gerekmektedir. Kaza tespit tutanağına göre kaza mahallinde teminat dışı olmayı gerektirecek bir bulguya yer verilmediği, sigortacının da teminat dışı halleri somut delillerle ispat edemediği anlaşılmaktadır\". Davacı, davasını ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmek gerekmiş hüküm kurulmuştur. A-MAHKEMEMİZİN 2023/737 ESAS SAYILI ASIL DAVA DOSYASI; 1-Davanın REDDİNE, B-MAHKEMEMİZİN BİRLEŞEN 2023/1076 ESAS SAYILI DAVA DOSYASI; 1-Davanın REDDİNE...\" dair karar verilmiştir. <br>İş bu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı incelemeye dayalı olduğunu, gerekli araştırma ve inceleme yapılmaksızın, bilirkişi raporu aldırılmaksızın  davanın reddine karar verilmesini usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2012/4287 E, 2012/5432 K sayılı kararının emsal teşkil ettiğini, dava konusu kaza tutanakları ve görgü tanıklarının ifadeleri incelendiğinde araç sürücüsü olduğunu beyan eden kişi ile görgü tanıklarının beyanlarının örtüşmediğinden, sürücü değişikliği olgusu mevcut olduğundan rücu hakkının dayanağı gereği gibi araştırılmadığını, eksik ve yanılgılı gerekçe ile sonuca gidilmediğini, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu doğduğunu, 24/09/2022 günü saat 16:45 sularında sürücüsü ...'in idaresindeki ... plakalı araç ile sürücüsü olay mahallinden kaçan ... plakalı aracın Kayseri ilinde ... Caddesi ile ... sokağın kesiştiği kavşak içerisinde çarpışması sonucu kazanın meydana geldiğini, dilekçe ekinde sunulan trafik kazası tespit tutanağının tetkikinden  anlaşıldığını, Karayolları trafik kanunu 81. Madde uyarınca sürücülerin sorumluğunun saptanmasında yararlı olacak kanıt ve izler dahil, kaza yerinde durumu değiştirmemek yükümlüğü altında olup, aksi halde aynı kanunun 95. Maddesi ve trafik sigorta poliçesinin genel şartlarının B.4/ f maddesi gereğince sürücüsünün olay yeri terk etmesi ağır kusuru nedeni ile sigorta şirketinin ödemek zorunda kaldığı tazminatı rücuen tanzim etmek zorunda olduğunu, KTK 81. Madde c-d ye göre olay yerinden ayrılan ... plakalı davalı araç sürücüsü %100 kusurludur. Davalının olay yerini terk ederek bu kurallara aykırı hareket ettiğini, önemle ve öncelikle belirtilmesi gereken olay yeri terk sebebinin zorunlu bir nedene dayanıp dayanmadığı noktasında ispat yükünün yer değiştirerek davalı tarafa geçtiğini, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2019/1267 Esas 2020/116 Karar sayılı kararının emsal teşkil ettiğini, işleteni araç sahibi olan ve aracın trafik kaydında malik olarak görülen kişi olduğunu, itiraz dilekçelerinde faize de itiraz ettiklerini, icra takibine davalının kötü niyetle itiraz ettiğini, açıklanan nedenlerle davalının sorumluluğunun mevcut olduğunun bariz olduğunu, takipte talep edilen asıl alacağın, takipte talep edilen faize takip sonrası talep edilen faize, faizin kdv sine ve takibin tüm ferilerine itiraz etmelerinin asılsız oluduğunu, bu nedenle bu itirazın kötü niyetli olduğu için %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, başvurucu verilen hukuka aykırı karara ilişkin olarak müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, itiraz sonucu verilen hukuka aykırı kararın kaldırılacağını ve müvekkili aleyhine verilen kararın iptal edileceği kanaatinde olduklarını, bahsi geçen sebeplerle komisyona yapılan itirazın sonuçlanmasına kadar aleyhlerine başlatılmış olan icra takibinde icranın geri bırakılmasını talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle istinaf başvuru dilekçelerinin kabulü ile kararın kaldırılmasını, asıl ve birleşen davanın kabulünü, Kayseri Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında ve Kayseri Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında davalının kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamını, %20 den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa cevap veren davalı vekilinin dilekçesinden özetle; davacının istinaf başvurusunun reddini, davacının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, her türlü yargılama gideri ve her iki dosya yönünden de ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Somut olayda, ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.Asıl ve Birleşen davalarda dava dosyaları bağımsızlıklarını korurlar. Bu nedenle asıl ve birleştirilen davalarda istinaf konusu değerin kesinlik sınırının altında olup olmadığı ayrı ayrı gözetilmelidir. Dosya içeriğine göre birleştirilen davada reddedilen ve istinafa konu edilen değerin (22.016,33-TL)  olduğu görülmüştür.HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda;<br>A-) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar” başlığını taşıyan 341. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.” 4. Fıkrasında :\"(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  ''istinaf yoluna başvurulabilen kararlar'' kenar başlığını taşıyan 341. maddesinin 2-3-4. fıkralarında değişiklik yapılarak \"binbeşyüz\" Türk Lirası ibaresi \"üçbin\" Türk Lirası olarak değiştirilmiş, yine 6763 sayılı Kanunun 47. maddesinde kanunun yayımı tarihi ile yürürlüğe gireceği aynı Kanunun \"Parasal sınırların artırılması\" başlıklı ek 1. maddesinde;\"(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.<br>(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.\" hükmü getirilmiştir.<br>Mahkemece 25/06/2024 tarihinde nihai karar verilmiş olup, hükmün verildiği tarih itibariyle kesinlik (İstinaf edilebilme) sınırı 28.250,00-TL’dir.<br>Somut olayda hükmün verildiği tarih itibariyle kesinlik miktarı 28.250,00 Türk Lirası olup, bu miktarı geçmeyen kararlar kesin olduğundan, mahkemece her ne kadar birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin  Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmemiş ise de; aynı Kanun hükmü ve 352. madde hükmü uyarınca, istinaf başvuru dilekçesinin miktar itibariyle kesin olan bir karara ilişkin olması sebebiyle davacının birleşen dava yönünden yapmış olduğu istinaf dilekçesinin/başvurusunun  HMK 352/1-b maddesi gereğince  usulden reddine karar vermek gerektiği değerlendirilmiştir.<br>B-) Dosya kapsamında toplanan delillere ve özellikle kaza tespit tutanağındaki kazanın maddi hasarlı trafik kazası olduğuna ilişkin tespitlere, ilk derece mahkemenin kanıtları takdirinde ve hukuki ilişkiyi nitelendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, istinaf edilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere göre davacı taraf vekilinin asıl dava yönünden yapmış olduğu  istinaf başvurusu itirazlarının hiçbirinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı tarafın asıl davaya ilişkin istinaf başvurusunun ise HMK'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine  karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 25/06/2024 tarih ve 2023/1076 E - 2024/678  K sayılı  kararına ilişkin BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN YAPTIĞI istinaf başvurusunun HMK 352/1-b gereğince  USULDEN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 25/06/2024 tarih ve 2023/737 E - 2024/678  K sayılı  karara ilişkin ASIL DAVA YÖNÜNDEN YAPTIĞI istinaf başvurusunun ise kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br>3-İstinaf edilen asıl dava yönünden davacıdan alınması gereken istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>İstinaf edilen birleşen dava yönünden davacıdan peşin alınan 427,60TL istinaf karar harcının ise talebi halinde kendisine iadesine,<br>4-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 16/10/2024<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"815d2a76cf893d59","SID":"f4a9e9aefc2edeb1"}}