{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/408 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1305<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t<br>TARİHİ\t\t: 08/10/2019 (Dava) - 09/11/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2019/640 Esas -  2021/989 Karar <br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Huzur Hakkı Alacağından Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 19/09/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/09/2024<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/11/2021 tarihli 2019/640 Esas ve  2021/989 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı/borçlu tarafından ödenmeyen müvekkilinin huzur hakkı alacağı için davaya konu icra takibi yapıldığı, müvekkilin yönetimde bulunduğu süre içerisinde almaya hak kazanıp da kendisine ödenmeyen 01.08.2017 ila 01.08.2018 tarihleri arasındaki huzur hakkı alacakları İzmir 22. İcra Dairesinde 2018/12293 Esas Sayılı icra takip dosyasına konu edildiği, yapılan icra takibine karşı Borçlu/Davalı tarafça yapılan haksız ve kötü niyetli itiraz ile icra takibinin durduğu, İş bu davaya konu icra takibi ile müvekkilin ödenmeyen 7.500,00 TL net huzur hakkı alacağı talep olunduğu, Takip konusu alacak davalı/borçlu tarafça bilinen ve likit bir alacak olduğu, Ödenmediğinin de şirket kayıtları ile sabit olduğu, davalarının kabulü ile davalı borçlunun İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12293 E. Sayılı İcra takibine, borca ve ferilerine yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına, Takibe konu edilen borcun davalı borçlu yönünden likit ve muayyen olduğu biliniyor ve yapılan itirazın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu nazara alınarak, davalı borçlunun asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve belirlenecek bu bedelin davalı borçludan alınarak müvekkil alacaklıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP :<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının şirketten huzur hakkı alacağı olmadığı, huzur hakkı alacağı şirketin 2017/09 karar numaralı 01.07.2019 tarihli yönetim kurulu kararı mali durum da gözetilerek kaldırıldığı, ilgili genel kurul kararı ile her ne kadar hem şirketin %75 pay sahibi ...’ya hem de şirketin %25 pay ortağı ...’e huzur hakkı ödenmesine karar verilmişse de bu huzur hakkı, şirket yönetim kurulunun 01.07.2017 tarihinde almış olduğu 2017/09 Karar Nolu kararı ile şirketin içinde bulunduğu mali durum gözetilerek kaldırıldığı, hiçbir suretle davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı kendisine tanınan huzur hakkını zaten hak etmediği, müvekkil tarafından yapılan itirazın haklı ve hukuka uygun olduğu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''...Yargıtay yerleşik içtihatlarında ücret hakkının verilen bir emeğin karşılığı olduğu ve Anayasa'da angaryanın yasaklanmış bulunduğu, esasen genel kurulda kararlaştırılmasa dahi yöneticiye yaptığı hizmet karşılığı aylık ücretin sonraki genel kurullarda açıkça kaldırılmadığı ve değiştirilmediği sürece ödenmesi gerektiği, TTK'nın 333. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyesine ana sözleşmede aksine bir düzenleme olmadıkça ana sözleşme ya da genel kurulda kararlaştırılan aylık ücret hakkı ödemesinin yapılması gerektiği ve  hak edilen huzur hakkının belirlenerek karar verilmesi gerektiği, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporları esas alınarak; davacı ...'in 01.08.2017-01.08.2018 tarihleri aralığına ilişkin toplam huzur hakkı alacağı (12ay X 7.500 >) 90.000,00 TL olduğu...'' gerekçesiyle; ''...Davanın KISMEN  KABULÜ ile; İzmir 22.İcra Müdürlüğü'nün 2018/12293 Esas sayılı takip dosyada vaki itirazın kısmen iptali ile takibin 90.000,00-TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle birlikte devamına, Asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine...''  şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının 2017 yılının Haziran ayından itibaren müvekkili şirkete ait idari işlerle ilgilenmediği gibi yönetim kurulu toplantılarına dahi katılım sağlamadığını, yönetim kurulu toplantılarına katılım sağlamayarak davacının, müvekkili şirketin aleyhine şirketin feshi davasını ikame etmenin hazırlığını yaptığını, açıkça anlaşılacağı şekilde davacının o tarihlerde yapılan yönetim kurulu toplantılarına katılım sağlamadığını, dolayısıyla davacının Yasal mevzuat ve yerleşik uygulamalar kapsamında huzur hakkını hak etmediğinin açık olduğunu, Yerel Mahkemenin, müvekkili şirket nezdinde yapılan yönetim kurulu toplantı tutanaklarını talep etmesi bunun sonucunda işbu tutanakları değerlendirerek davacının gerçekten huzur hakkına hak kazanıp kazanmadığına yönelik hüküm kurması gerektiğini, bu sebeple eksik inceleme ve değerlendirmelerle dolu işbu kararın kabulünün mümkün olmadığını, Ülkemizde son yıllarda yaşanan ekonomik gelişmelerin müvekkili şirketin kazancında ciddi oranda düşüşe neden olduğunu, bunun yanında davacı ve ailesinin şirket işleyişine yansıyacak boyuttaki iç çekişmelerinin müvekkili şirketin idari ve mali anlamda zor günler geçirmesine sebep olduğunu, huzur hakkı, şirket genel kurullarında dağıtılmasına karar verilen bir husus olmasına rağmen şirket ortaklarına zorunlu olarak verilmesi gerekilen bir husus olarak karşımıza çıktığını, şirket içerisinde yapılan ve mali durum gözetilerek verildiğini, dolayısıyla mali anlamda ekonomik sıkıntılar içerisinde bulunan müvekkili şirketin, 01.07.2017 tarihinde yönetim kurulu toplantısında 2017/09 no’lu karar ile şirket ortaklarına dağıtılması planlanan huzur haklarının mevcut koşullar düzelene kadar kaldırılmasına karar verildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 14.05.2015 tarihli2015/5409 Esas ve 2015/12555 Karar sayılı ilamından da açıkça anlaşılacağı üzere huzur hakkı kavramının şirketin mali koşulları göz önüne alınarak düzenlenebilecek nitelikte bir hak olduğunu, şirketin ekonomik olarak ödeme gücünün olduğu durumlarda hiç verilmeyeceği gibi eğer koşullar izin veriyor ise az miktarda verilmesine de hükmedilebileceğini, müvekkili şirketin mali gücünün ortaklarına huzur hakkı ödemesi yapılmasına izin vermediği açık şekilde ticari kayıtlarından dahi anlaşılırken Yerel Mahkeme’nin bahsi geçen hususlarda hiçbir şekilde inceleme yapmadan, salt davacı beyanlarıyla hüküm kurmasının kabul edilemez olduğunu, dosya içerisinde mübrez olan 01.07.2017 tarihli Yönetim Kurulu kararından anlaşılacağı şekilde işbu dönemde ortakların hiçbirine huzur hakkı verilmemesine ilişkin karar alındığını, kararın Kanun hükmü çerçevesinde toplantıda bulunan üyelerin tam çoğunluğu ile alındığını, zira, sadece davacı yan değil şirketin diğer yönetim kurulu üyesi ...’nın da aynı şekilde huzur hakkından faydalanamadığını, buna rağmen davacının sanki bilinçli ve sistemli olarak sadece kendisine huzur hakkı verilmemiş olduğunu iddia ettiğini, huzur hakkının, müvekkili şirketin yönetim kurulu tarafından verilmemesi kararlaştırılmasından ötürü doğmamış bir alacak olduğunu, davacının, mevcut olmayan bir alacağa yönelik olarak aleyhlerine takip başlatmasında hukuki yarar bulunmadığını, dolayısıyla olmayan bir alacağa yönelik taraflarınca yapılan itirazın haklı ve yerinde olduğunu, buna ilişkin taraflarına ikame edilen itirazın iptali davası hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddedilmesi gerekilirken kabulüne yönelik karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek ilamının istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, huzur hakkı alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itiraz nedeni ile İİK 67. madde gereğince açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya yeterli olduğu; davalı şirketin genel kurul kararlarına göre 02/02/2017 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul ile yönetim kurulu üyelerinden ...'e görevi karşılığında aylık net 7.500.000 TL Huzur hakkı, ...'ya görevi karşılığında aylık net 6.000.000 TL huzur hakkı ödenmesine, ayrıca şirketin yönetim ve temsili için yaptıkları harcamaların ilgili mevzuat dairesinde karşılanmasına oy birliği ile karar verildiği, ancak 10 Ağustos 2018 tarih ve 9640 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ... in yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğinin ilan edildiği, davacının talep ettiği bu dönem için davacının davalı kooperatiften toplam 90.000,00.TL huzur hakkı alacağı olduğu, davalı şirket kayıtlarında huzur hakkının davacıya ödendiğine ilişkin bir kayıt olmadığı; kaldı ki, davalının kimseye ödeme yapılmadığı, davacının toplantılara katılmadığı, huzur hakkını haketmediği yönünde savunma yaptığı, usulüne uygun olarak alınan karar ile ödenmesine karar verilen huzur hakkı alacağını davacının verilen karar değiştirilmedikçe görev yaptığı süreler yönünden talep etmekte haklı olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan  reddine dair  aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br><br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/11/2021 tarihli, 2019/640 Esas ve  2021/989 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 6.147,90 TL istinaf karar harcından peşin alınan toplam 1.596,27 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 4.551,63 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  19/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d4221321be4c8a60","SID":"0254d0c34828c630"}}