{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1399 <br>KARAR NO:2024/1382<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>EK KARAR TARİHİ:11/07/2024<br>NUMARASI:2024/725 D.iş -  2024/731 Karar<br>DAVA:İhtiyati Haciz<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:03/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün  ihtiyati hacze itiraz eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>İTİRAZ: İhtiyati Hacze itiraz eden vekili talep dilekçesinde özetle; İhtiyati Haciz Talep Edenler tarafından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 02.07.2024 tarihli 2021/874E., ve 2024/1050 karar sayılı ilamı dayanarak gösterilerek haksız ve hukuka aykırı bir şekilde ihtiyati haciz başvurusunda bulunulduğunu, Sayın Mahkemenizce, talebe dayanak BAM  kararının İİK 72/5-6  amir hükmü gereği  kesinleşmeden infazının yasal olarak mümkünü olmayan kararlardan olduğu yasal gerçeğini göz ardı edilerek ( kesinleşmeden icra edilemeyecek bir karara dayanarak ihtiyati haciz kararı da verilemeyeceği hukuki gerçeğini  yok sayılarak ) verilen açık hukuka aykırı karara dayanak yapılan sözde !!! \"...tüm görüşmelere rağmen ödenmedi,....paraları yurt dışı hesabına gönderecek...\" yalan beyanlara dayanarak BAM kararının Uyap sistemine yüklenmesinden  bir gün sonra 11.07.2024 tarihinde teminatsız olarak  19.775.459,01 TL  tutarında ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verildiğini, Anılan karar .... Sayılı dosyasında infaz edildiğini, söz konusu İhtiyati Haciz Kararının haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 265. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz kararına itiraz etme yoluna başvurma zorunluluğu doğduğunu, Mahkemenin  2024/725D.İş sayılı dosyası tahtında 2024/731 K. sayılı ve 11.07.2024 tarihli açık hukuka aykırı ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını, Mahkemenizin aksi kanatte olması halinde ise de Müvekkilimizin ve Üçüncü kişilerin hak ve menfaatlerinin zedelenmesini önlemek amacıyla İhtiyati Haciz İsteyenin talep etmiş olduğu İhtiyati Haciz Tutarının en az %15 oranındaki tutarı teminat olarak ödemesine karar verilmesine ve ihtiyati haciz talep edenlerce teminat yükümlülüğü yerine getirilmemesi halinde ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep ve beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu ek kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Yapılan inceleme sonucu; takibe konu ilamın birleşen dava yönünden eda hükmünü içeren istirdat davasına ilişkin olduğu, menfi tespitten dönüşen istirdat davası olmadığı, takibe konu ilamın davanın İİK 72. Maddesinden kaynaklanan menfi tespit davasından dönüşen istirdat davasından kaynaklanmadığı, ilamın birleşen istirdat davasına ilişkin kısmının takibe konu edilebilmesi için kesinleşmesinin gerekmediği değerlendirilmiştir ( emsal karar için bkz. İstanbul Bam 21. H.D. 2019/876 Esas 2019/2140 Karar sayılı ilamı). Açıklanan nedenlerle karşı taraf vekillerinin ihtiyati haciz kararının kaldırılması aksi halde teminat mukabilinde ihtiyati haciz kararı verilmesi yönündeki itirazlarının ihtiyati haciz kararına dayanak ilamın kesinleşmesi gerekmeyen ilam olduğundan reddine, \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati hacze itiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin, ihtiyati haciz kararı verdiği BAM 14. HD'sinin 2021/874E. 2024/1050 K. sayılı kararının bile tek başına, yerel mahkemenin ihtiyati hacze itiraz neticesi verdiği ret kararının haksızlığını ve hukuka aykırılığını ispata yeterli olduğunu, yerel mahkemenin haksız kararına gerekçe olarak gösterdiği tek  dayanağı olan istinaf mahkemesi kararının dahi itirazlarındaki haklılığı ortaya koyduğunu, Yerel Mahkeme kararında yalnızca ilamın kesinleşmesinin gerekip gerekmediği hususunun  değerlendirildiğini, 18.07.2024 tarihli ihtiyati hacze itiraz dilekçelerinde yer alan diğer itirazlarının adeta yok sayılarak eksik ve hatalı karar verildiğini, bu dilekçelerinde müvekkilin görüşmelere rağmen borcu ödemediği ve malvarlığını kaçıracağına yönelik hiçbir şekilde aslı olmayan iddialarının neden   gerçeği yansıtmadığının tüm gerçekliği ile ortaya konulduğunu, ihtiyati hacze itirazlarına ek olarak  haksız ihtiyati haciz sürecinde müvekkil ve 3. Kişilerin hak ve menfaatlerinin zedelenmesini önlemek amacıyla davacı yanların İİK 259. Maddesi gereğince teminat yatırılması gerektiğine ilişkin itirazlarının da nazara alınmadığını, Yerel Mahkemenin vermiş olduğu haksız ihtiyati haciz kararına karşı itirazlarının  reddine ilişkin kararının kaldırılarak yalnızca alacaklı tarafın zannıyla borçlu tarafından malların kaçırıldığı iddiasına dayanılarak hiçbir yasal ve fiili dayanağı olmayan ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını, aksi kanaatte ise de ihtiyati haciz isteyenin talep etmiş olduğu ihtiyati haciz tutarının en az %15 oranındaki tutarı teminat olarak ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.İhtiyati haciz talep eden vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  icra takibine konu edilen ilamın istirdat davası olarak ikame ettikleri birleşen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/570 E. sayılı dosyası olduğunu, istirdat davasının icra edilebilmesi için kesinleşmesine gerek olmadığını, daha evvel İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1092 E. Sayılı dosyası ile müvekkillerin borçlu olmadığının tespiti hususunda menfi tespit davası ikame edildiğini,  menfi tespit davasından dönüşen istirdat davasında verilen kararın cebri icraya konu edilebilmesi için kararın kesinleşmesi gerekirken, menfi tespit davası açılmadan cebri icra tehdidi altında ödenen paranın iadesi için alacaklıya karşı İİK. Md. 72 /7'ye göre açılan istirdat davasında ilamın kesinleşmesi şartının bulunmadığını, doğrudan açılan istirdat davasında ilamın konusunun bir para alacağı olduğunu beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Talep, İİK 265. maddesi uyarınca ihtiyati haczin itiraz üzerine kaldırılması istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince ihtiyati haczin kabulüne dair verilen karara yapılan itiraz üzerine 14/08/2024 tarihi ek karar ile itirazın reddine karar verilmiş, karşı taraf vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf konusu uyuşmazlık temelde ihtiyati haciz kararı verilebilmesi  şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır.İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır.İtiyati haciz  talep edebilmek için, İİK'nın 257/1.maddesine göre alacağın para alacağı olması, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş olması ya da İİK'nın 257/2.maddesindeki şartların  bulunması gerekir. İİK'nın 258/1.maddesinin ikinci cümlesinde \"Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebebi hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.\" şeklinde yapılan düzenleme ile alacaklının ihtiyati haciz talep edebilmesi ve ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve istenebilir olduğunun tam ve kesin olarak ispat edilmesi gerekliliği aranmamış olmakla birlikte bu konuda mahkemeye kanaat getirecek delillerin sunulması gerektiği kabul edilmiştir.İİK'nın 265. Maddesi uyarınca; borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder.İİK'nın 265. Maddesi uyarınca; borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder.Kendisine karşı ilamsız icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşmiş olsa dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).İİK'nın 72. maddesinin 5. fıkrası gereğince borçlunun açmış olduğu menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı almamış veya verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının herhangi bir sebeple kaldırılmış olması nedeniyle dava konusu borcu alacaklıya ödemiş olursa açılmış olan menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (İİK m. 72/6). Bu durumda borçlunun menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştürülerek devam edilmesi için bir talepte bulunmasına gerek yoktur. Borcun ödenmiş olduğunu öğrenen mahkemenin yukarıda yazılı yasa hükmü gereğince davaya kendiliğinden istirdat davası olarak devam etmesi gerekir (Çavdar, S.: İtirazın İptali, Borçtan Kurtulma, Menfi Tespit ve İstirdat Davaları, Ankara 2007, s. 803). Kesinleşmeden icraya konulamayacak istisnai düzenlemelerden biri de İİK'nın 72. maddesinin 4 ve 5. fıkralarında yer alan menfi tespit davasına ilişkindir. Menfi tespit davasının reddi hâlinde ilam (İİK m. 36 ve HUMK m. 443/1 anlamında) eda hükmünü içeren bir ilam değildir. İİK'nın 72. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesinde açıkça belirtildiği gibi alacaklının, lehine hükmedilen tazminatı borçlunun gösterdiği teminattan alabilmesi için menfî tespit davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmiş olması gerekir. Ayrıca ilam bir bütün olup, ilamda yer alan eklentiler de aynı kurala tabidir (Hukuk Genel Kurulunun 07.11.1990 tarihli ve 1990/12-446 E., 1990/564 K. sayılı, 05.10.2005 tarihli ve 2005/12-534 E., 2005/554 K. sayılı kararları).Mahkemece menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesi ve kararının kesinleşmesi üzerine, davanın kabulü kararının içeriğine göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan, icra dairesi tarafından, icra kısmen veya tamamen eski hâle iade edilir (m. 72/5, c.2). Buna göre mahkeme, borçlunun hiç borçlu olmadığına karar vermişse, icra dairesi tarafından, icra tamamen eski hâle iade edilir; mahkeme borçlunun kısmen borçlu olmadığına karar vermişse, icra dairesi tarafından, icra kısmen eski hâle iade edilir. İİK’nın 72/5. maddesinde açıkça yazılı olduğu gibi icra dairesi tarafından icranın eski hâle iadesi için ayrıca dava açılmasına ve mahkeme hükmüne gerek yoktur. Menfi tespit davası borçlu lehine sonuçlanmadan önce, ihtiyati tedbir kararı (m. 72/3,c.2) istenmediği veya verilmediği için, satış bedeli veya borçlunun icra dairesine ödemiş olduğu para (kısaca, icra veznesindeki para) alacaklıya ödenmiş durumda ise, menfi tespit davasının kabulü kararının kesinleşmesi (ve borçlunun talebi) üzerine icra dairesi, (ayrıca mahkeme hükmüne gerek kalmadan) alacaklıya ödemiş olduğu parayı alacaklıdan zorla geri alarak borçluya öder ve böylece icrayı eski hâline iade eder  (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 382-383).Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüşmesi üzerine, mahkemenin davanın kabulüne karar vermesi hâlinde, bu kararın icra takibinde ödenmiş olan paranın borçluya geri verilmesine ilişkin bölümü için, borçlunun ayrı bir ilamlı takip yapmasına olanak ve gerek yoktur. Borçlunun, m. 72/5, c.2 hükmüne göre icranın eski hâle getirilmesini istemesi gerekli ve yeterlidir. Bu hâlde de icranın eski hâle getirilebilmesi için istirdat davasının kabulü kararının kesinleşmesi gerekir (m. 72/5, c.2). Borçlu, İİK'nın 72. maddesinin 6. fıkrasına göre menfi tespit davasından dönüşen istirdat davasının kabulü kararının faiz, tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin bölümü için ilâmlı icra yoluna başvurabilir; fakat, bunun için de, istirdat davasının kabulü kararının kesinleşmesi gerekir (Kuru, s. 390-391). Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 11.02.2020 tarihli ve 2018/8-55 E., 2020/130 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Borçlu, menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için alacaklıya karşı İİK'nın 72. maddesinin 7. fıkrasına göre istirdat davası açabilir. Borçlu, istirdat davası sonucunda (lehine) almış olduğu ilamı hemen icraya koyabilir (m. 32). Bunun için, ilamın kesinleşmesi şart değildir; çünkü, ilamın konusu bir para alacağıdır (HUMK m. 443/1; İİK m. 36). Fakat, İİK'nın 72/6. maddesi gereğince istirdat davasına dönüşen menfî tespit davasının (yeni hâli ile istirdat davasının) kabulüne ilişkin ilamda yer alan alacak, ilam kesinleşmeden takip konusu yapılamaz (Kuru, s. 399). Hukuk Genel Kurulunun 11.02.2020 tarihli ve 2018/8-55 E., 2020/130 K. sayılı kararında da bu ilkeler vurgulanmıştır.   (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun   2017/8-1873 E. 2021/230 K. Ve Yargıtay 12 HD. 2009/24238 e. 2010/6010 K sayılı ilamları)Somut olayda; ihtiyati hacze dayanak olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.   Hukuk Dairesi'nin 2021/874 esas 2024/1050 karar sayılı ilamında \"Birleşen davada 671.784,91 USD ana para ve faiz ödemesi alacağı ile 216.958,59 TL icra gideri talep etmiştir. İcra takip dosyasının yapılan incelemesinde, davacıların 23.12.2016 tarihli makbuzla icra veznesine icra harç ve giderleri dahil toplam 2.278.397,76 TL ödediği anlaşılmıştır. Bu ödemenin, dava dilekçesinde belirtildiği üzere 216.958,59 TL'lik kısmı icra harç ve giderlerine ilişkin olup, bu kısım bakımından talep TL olarak kabul edilmelidir. Bu tutarın yapılan toplam ödeme olan 2.278.397,76 TL'den düşülmesi ile bulunan 2.061.439,17 TL'nin ise icra dosyasında asıl alacak ve işlemiş faizler için döviz karşılığı tahsil edildiği anlaşılmakla, bu tutarın ödeme tarihindeki kur üzerinden dövize çevrilerek tahsiline karar vermek gerekmiştir. Ancak birleşen davada davacılar vekili, dava dilekçesine eklediği 19.06.2017 tarihli ...B kurlarına göre, talebini 3,5083 TL kur üzerinden yapmıştır. İcra dosyasına yapılan ödeme tarihli olan 23.12.2016 tarihi itibariyle, ...B efektif satış kuru daha yüksek 3,5193 TL'dir. Bu nedenle ödeme tarihindeki kur esas alınarak yapılan hesaplama sonucunda davacının talep edebileceği döviz alacağı tutarının 585.752,61 USD olduğu hesaplanmış ve dava bu kısım üzerinden kabul edilmiştir. Birleşen davada istirdat talebinin kabul edilen kısımlarına, davacıların icra takip dosyasına ödeme yaptıkları 23.12.2016 tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmüştür.\" gerekçesi ile; 1-Birleşen davanın kısmen kabulü ile; a- 585.752,61 USD alacağın, 23.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek ve  3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte ve tahsil tarihindeki ...B efektif satış kuru karşılığının davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine, b-216.958,59 TL alacağın, 23.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek ve  3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi gereğince avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine, 3-Davacıların fazlaya ilişkin talebinin reddine, \" kararı verilmiştir. Bu durumda eldeki uyuşmazlıkta ihtiyati hacze dayanak ilam; İİK 72/5-6 fıkralarında düzenlenen menfi tespit davası aşamasında borcun ödenmiş olması nedeniyle istirdada dönüşmüş bir davada verilmiş değildir. Davacılar veya onuların murisi tarafından açılmış bir menfi tespit davası yoktur.  Menfi tespit davası ihtiyati hacze konu mahkeme ilamının tarafları dışında ... Şirketi ile dava .... Şti arasında görülmektedir. Davacılar 2016 yılında murislerine ait taşınmazın satılması üzerine elde edilen meblağın menfi tespit davasına konu ve murislerinin aval sıfatıyla yer aldığı bonoya dayalı takibe aktarılması üzerine eldeki istirdat davasını açmışlardır. Talepleri bono için ödenen bedelin istirdadına ilişkin olup menfi tespit davası değildir. Bu durumda ihtiyati hacze konu ilam İİK 72/7 maddesine dayalı bir ilam olup hüküm kısmı da bir paranın ödenmesine ilişkin olmakla kesinleşmeden icraya konulabilen kararlardandır ve artık muaccel bir alacağın bulunduğu yaklaşık olarak ispat edilmiş olmaktadır. Bu durumda ihtiyati haciz kararı verilmesi için gerekli muaccel bir alacağın bulunduğunun yaklaşık olarak ispat edildiği, alacak bir ilama dayanmakla mahkemece teminat alınmamasında da bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından karşı taraf vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-İhtiyati hacze itiraz eden karşı taraf vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati hacze itiraz eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati hacze itiraz eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 03/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4403ad8c9327a121","SID":"eeee925aa504555e"}}