{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/441 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1372<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/06/2018 (Dava) - 12/03/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2018/726 Esas - 2021/237 Karar<br>DAVA\t\t: Tapu İptali ve Tescil/Bedel İadesi<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 02/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 02/10/2024<br><br>\tİstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/726 Esas-2021/237 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ...'ın kooperatifin satışa çıkardığı ... pafta, ... ada, ... parselde yapılan binanın 6.kat 26 no.lu dairesini 75.000,00 TL karşılığında 2011 yılı Temmuz ayında satın aldığını, 10.000,00 TL'sini peşin ödediğini, daha sonra dilekçe ekinde belirttikleri makbuzlar ile satış bedelinin tamamını ödediğini, ayrıca tapu masraflarının da ödendiğini, müvekkilinin paranın tamamını kooperatif görevlisi ...'a ödediğini, taşınmazın satın alma döneminde ...'ın kooperatif başkanı, ...'nın yönetim kurulu üyesi ve ...'ın kooperatif muhasebe görevlisi olduğunu, daireyi satın alırken sözlü olarak satın alma anlaşması yapıldığını, elden yapılan 10.000,00 TL için ödeme zamanında müvekkiline makbuz verilmediğini, makbuzların daha sonra düzenlendiğini, satın alma sözleşmesinden sonra kooperatif görevlisi ...'ın müvekkilinin kayınpederini arayarak şimdi o fiyata veremeyeceklerini, daireyi 100.000,00 TL'ye satabileceklerini söylediğini, bunun üzerine müvekkilinin kayınpederinin ödedikleri parayı geri istediğini, ancak karşı tarafın parayı iade etme yoluna gitmediğini, müvekkilini oyaladığını, kooperatif yetkililerinin paraya ihtiyaçları olduğunu söylediklerini, müvekkilinin de 2.000,00 TL daha ödeme yaptığını, ancak ödeme zamanında yine makbuz kesmediklerini, sonra keseceklerini söylediklerini, 28/05/2012 tarihinde sözleşme yapmak için tekrar müvekkilini çağırdıklarını, müvekkilinin 8.000,00 TL daha ödediğini ve sözleşmeyi imzaladıklarını, sözleşmeye göre 6.kat 26 no.lu dairenin 75.000,00 TL bedelle anahtar teslimi olarak müvekkiline satıldığını, müvekkilinden sadece çevre düzenlemesi ve altyapı için para isteneceğinin yazılı olduğunu, müvekkilinin yapmış olduğu ödemelerin asla bir kooperatifin aidat ve ara ödemesi şeklinde olmayıp tamamen satış bedelinin ödenmesini amaçladığını, yapılan ödemeler için tek makbuz düzenlenmediğini ve tek makbuz yerine birden fazla makbuz ödemesi düzenlenerek aidat ödemesi intibası verilmeye çalışıldığını, hatta bazı makbuzlara kooperatif borcu, bazı makbuzlara aidat borcu yazıldığını, müvekkilinin bağımsız bölümün teslimini talep etmesine rağmen kooperatif yöneticilerinin kat irtifakı çıkmadığını, kura çekilmediğini, tapuların hepsinin beraber çıkacağını, müvekkilinin kuraya girmeyeceğini söyleyerek müvekkilini oyaladığını, satış bedeli ve tapu masrafları ödendikten sonra kooperatif yöneticilerinin müvekkilini üye yaptıklarını belirterek daire bedelinin 150.000,00 TL olduğunu, 75.000,00 TL daha ödeme yapılması gerektiğini ve ödeme yapılmaz ise tapunun verilmeyeceğini söylediklerini, müvekkilinin kooperatifle olan ilişkisinde hiçbir şekilde kooperatife üye olma amacının söz konusu olmadığını, ancak kooperatif yetkililerinin düzenlemiş oldukları yönetim kurulu kararı ile müvekkilini kooperatif üyesi olarak gösterdiklerini, İzmir 3. Noterliğinin 09/04/2014 tarihli ihtarnamesi ile müvekkilinin dairenin kendi adına devrini istediğini, olmadığı takdirde ödediği paranın kendisine iadesine talep ettiğini, buna karşılık kooperatif yetkililerinin İzmir 16. Noterliğinin 17/04/2014 tarihli cevabi ihtarnamesinde sözleşmenin yasal niteliğinin olmadığını, kuraya girmesi gerektiğini, kooperatifin üyesi olduğu şeklinde beyanda bulunduklarını, müvekkili kooperatif yetkilileri hakkında şikayette bulunacağını söyleyince, kooperatif yetkililerinin de İzmir 16. Noterliğinin 22/05/2014 tarihli ihtarnamesini göndererek müvekkilinin aidat borcu varmış gibi müvekkilini üyelikten çıkaracaklarını belirttiklerini, ayrıca müvekkiline adi mektup göndererek müvekkilinden sürekli para istediklerini, kooperatif yetkililerinin ... isimli kişiye de aynı şekilde davrandıklarını, bu kişinin de kooperatif yetkilileri hakkında şikayette bulunmuş olup 2014/33534 sayılı soruşturmasının yapıldığını, ayrıca müvekkilinin de kooperatif yetkilileri hakkında şikayette bulunduğunu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/29211 nolu soruşturmasının devam ettiğini, savcılık dosyasında kooperatif kayıtları, ödeme makbuzları ve sözleşmenin asıllarının bulunduğunu, delil olarak değerlendirilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin kooperatif yetkilileri ile sadece konut alma amacıyla sözleşme yaptığını ve parasını da ödediğini, kooperatife üye olma amacının hiçbir şekilde söz konusu olmadığını, kooperatif yetkililerinin müvekkilinin üye olduğu hususunu iddia etmesi söz konusu olduğundan kooperatif üyeliğinin araştırılması hususu ticaret mahkemelerinin görev alanına girdiğinden davanın İzmir Ticaret Mahkemelerinde açıldığını, taşınmazın rayiç değeri bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, ... ... ... pafta, ... Ada, ... parselde yapılan binanın 6.kat 26 nolu dairesinin davalı ... adına kayıtlı tapusunun iptal edilerek müvekkili adına kayıt ve tescil edilmesine, olmadığı takdirde müvekkilinin ödemiş olduğu paranın taşınmaz rayiç değeri de dikkate alınarak güncellenerek karar tarihine yakın tarihteki bedelinin faiziyle beraber kooperatiften alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili kooperatifin üyesi olup ekte sunulu 19/02/2013 tarihli toplantı tutanağı ile 26/05/2012 tarihinde üye olduğunun açıkça belirtildiğini, üyelikten doğan sorumluluklarını yerine getirmemekle birlikte üyelikten doğan haklarını talep ettiğini, haksız iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, sunulu belgelerden de anlaşılacağı üzere tüm hak ve sorumluluklarına ilişkin bildirimlerin usulüne uygun olarak yapıldığını, davacıya 12/05/2014 tarihinde yapılacak olan toplantıda kura çekiminin yapılacağının usulüne uygun tebligatla bildirilmiş olmasına rağmen toplantıya katılmadığını, 22/05/2014 tarihli ihtarname ile davacıya aidat borcu, gecikme faizi, ihtarname masrafı toplamı olan 9.501,19 TL'nin en geç 10 gün içinde ödenmesi, aksi takdirde üyelikten çıkarılacağı ihtarının yapıldığını, ihtarnamenin eşine tebliğ edildiğini, 27/06/2014 tarihli ihtarname ile de en geç bir ay içerisinde borcunu ödemesi, aksi takdirde üyelikten çıkarılacağının ihtar edildiğini, 05/09/2014 tarihli kooperatif ihraç ihtarnamesi ile davacı yana kooperatif üyeliğinden çıkarıldığının bildirildiğini, kooperatiften ihraç ihtarnamesinin 11/09/2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup kesinleştiğini, kooperatifçe 07/04/2015 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında davacının kooperatif ortaklığından çıkarıldığının tutanak altına alındığını, tüm işlemler yasaya uygun şekilde yerine getirildiğinden davacının taşınmazın tapu iptal ve tesciline ilişkin talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının bugüne kadar ödemiş olduğu aidatların iadesinin ise yine yasal çerçeve içerisinde belirleneceğini, yasaya uygun tenzilatlar yapıldıktan sonra ödeneceğini, bu güne değin ödenememesinin ise kooperatifin içinde bulunduğu ekonomik güçlük olup üyelerin mağduriyetine sebebiyet vermemek için kooperatifin tamamlanması amaçlı olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"...Davacının davalıdan satın aldığını iddia ettiği 26 nolu bağımsız bölüme ilişkin tapu kaydı örneğinin getirtildiği, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel üzerinde A Blok ve B Bloktan oluşan iki binanın olduğu, B Bloktaki 26 nolu dairenin 7. Katta olup, ... adına kayıtlı olduğu, A Bloktaki 26 nolu dairenin 6. Katta olup ... adına kayıtlı olduğu, mahallinde yapılan keşif sonrasında bilirkişi inşaat mühendisinin 28.02.2019 tarihli raporunda B Blok 6. Kat 26 nolu bağımsız bölümün dava tarihi itibarı ile değerinin 310.000,00-TL olduğunun belirlendiği, belirlenen değerine göre peşin karar ve ilam harcının ikmal ettirildiği, davanın heyet tarafından görülmesi gereken dava sınırının geçilmesi nedeni ile İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi heyetine tevdii olunduğu, bilirkişi ...'in 26.02.2020 tarihli raporunda taşınmaz satışının şekle tabi olduğu, tapu dairesinde gerçekleştirilmesi gerektiği, olayda tapu devri sureti ile davacıya bir konut satılmasının söz konusu olmadığı, bir satış vaadi sözleşmesinin de ibraz edilmediği, kooperatif yönetimi ile ... arasında imzalanan ve dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan el yazısı ile düzenlenmiş, tarihsiz ve 28.05.2012 tarihli iki adet belgede, ...'a anahtar teslim bir adet konut tesliminden bahsedilmiş ise de, taşınmaz satışına ilişkin açık bir ibarenin bulunmadığı, davacının kooperatif yetkilileri ile yaptığı görüşmeleri taşınmaz satışı olarak algıladığını, ibraz edilen belgelerin kooperatif tarafından davacıya konut satışının kabulü için yeterli olup olmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğunu, dosyaya getirtilen tapu kayıtlarından A Bloktaki 26 nolu mesken ile B Bloktaki 26 nolu bağımsız bölümün 05.12.2011 tarihinde kat irtifakı tesisi ile ... adına tescil edildiğini, adı geçenin arsa sahibi olduğunun anlaşıldığını, soruşturma dosyasında mevcut 12.05.2014 tarihli kura tutanağına göre ... Ada ... parsel A blok 26 nolu bağımsız bölümün ...'a isabet ettiğini, taşınmaz tesliminin mümkün olmamasının kabulü halinde davacıya satılan konutun dava tarihindeki değeri kadar tazminat ödenmesinin gerekeceğini, kooperatif kayıtlarına göre 19.02.2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile ...'ın da aralarında bulunduğu altı kişinin üyeliğe kabul edildiğini, 30 nolu ortak olarak ortaklar defterine kaydının yapıldığını, yönetim kurulu kararı ile ortaklar defterine kaydın davacının gıyabında gerçekleştirebileceğini, davacı, ortak olmak için başvuruda bulunmadığını iddia ettiğine göre ortaklık kaydının davacının isteği ile gerçekleştiğinin veya davacı tarafından kabul edildiğinin ispat edilmesi gerektiğini, soruşturma dosyasında ortaklık başvuru dilekçesine rastlanmadığını, buna karşılık taahhütlü PTT gönderi listelerinden genel kurul çağrı kağıdının davacıya gönderildiğinin anlaşıldığını, şerefiye listesinin kooperatif ortaklarına elden tebliğ edildiğini, bu listede ...'ın adının ve imzasının bulunduğunu, 29.06.2013 tarihinde yapılan 2012 yılına ait ortak cetveline ... 'ın da dahil olduğunu, genel kurulda vekaleten temsil edildiğinin tespit edildiğini, davalı kooperatifin 05.09.2014 tarihinde toplanan yönetim kurulu kararı ile 2 haklı ihtara rağmen borcu ödemeyen ...'ın ortaklıktan çıkarıldığına ilişkin karar alındığını, davacının bildirdiği ödemelerin tümünün kooperatif kayıtlarında yer aldığını, davacının toplam ödeme miktarının 77.250,00-TL olduğunu, 2013-2014 yılında ödemelerin yapıldığını, davacının ayrılma payı alacağının 73.264,17-TL olarak hesaplandığını, dava tarihi itibarı ile bu tutar üzerinden hesaplanan faiz tutarının 20.550,60-Tl olduğunun raporda belirlendiği,  davacının dava konusu olay nedeni ile kooperatif yetkilileri hakkındaki şikayeti nedeni ile ..., ... ve ... hakkında, İzmir CBS 2015/29211 soruşturma sayılı dosyasında soruşturma yürütüldüğü, 03.06.2020 tarihli kararla dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının gerçekleşmediği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği,  toplanan tüm deliller karşısında; dava dilekçesi ekinde sunulan ... ile kooperatif görevlisi imzasını içeren tarihsiz belgede '28.05.2012 tarihinde ... üyeliğe kabul edilmiştir, 6.kat 26 nolu daire (75.000,00-TL ) verilmiştir. Daire anahtar teslimi olacaktır, çevre düzenlemesi, alt yapı ... aittir' şeklinde anlatımın yer aldığı, bu anlatımda davacının kooperatif üyesi olarak kabul edildiği sonucunun çıkmakta olduğu, taşınmaz bedelinin 75.000,00-TL olarak belirlenmesi karşısında davacının sabit ödemeli ortak statüsünde olduğunun değerlendirilmesi gerektiği, yine davacı ile kooperatif görevlisi/yetkilisi arasında imzalanan 28.05.2012 tarihli belgede '...'a 6. Kat 26 nolu daire 75.000,00-TL (yetmişbeşbin) verilmiştir. 75.000,00-TL 10.000,00-TL 26.05.2012 tarihinde ödendi. Kalan 65.000,00-TL 2.000,00-TL 26.05.2012 tarihinde ödendi, kalan 63.000,00-TL ....6.kat 26 nolu daire anahtar teslim edilecektir. Çevre düzenlemesi, alt yapı ...'a aittir.' anlatımına yer verildiği, bu anlatım ile taşınmazın davacıya satıldığı sonucuna ulaşmanın mümkün olmadığı, sabit ödemeli ortak statüsünün de kastedilmiş olabileceği, davacı tarafından sunulan para makbuzlarının bir kısmında '... kooperatife giriş için alındı, ... kooperatife borcunu ödedi, ... kooperatif aidatını ödedi' şeklinde açıklamalar bulunduğu, davacının 19.02.2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile kooperatif ortaklığına kabul edildiğinin görüldüğü, davacı kooperatife ortak olmak istediğine dair dilekçeye itiraz etmiş ise de soruşturma evrakı içindeki belgelerden ortaklık senedi aslının davacıdan temin edildiği, bu belgenin davacının bilgisi ve kabulünde olduğunun anlaşıldığı, bunun yanı sıra davacının şerefiye listesindeki imzaya da itiraz etmediği, belirtilen nedenlerle, davacının davalı kooperatife ortak olarak kabul edildiği, sabit ödemeli ortak statüsünde kabul edilmesi gerektiği, mali yükümlülükleri tamamen yerine getirmediği için kooperatif ortaklığından çıkartıldığı, çıkartma kararının kesinleştiği, davacının geçersiz sözleşme ile kooperatiften taşınmaz satın alan konumunda olmadığı kanaatine ulaşıldığı, dolayısı ile davacının mahkemece kabul edilen statüsüne, ortaklıktan çıkartılmış olmasına göre 26 nolu bağımsız bölümün adına tescili talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmakla, bu talebinin reddedildiği, davacı dava konusu taşınmazın tescili, olmadığı takdirde güncellenmiş bedelini talep etmiş ise de, bu talebin ancak geçersiz sözleşme ile taşınmaz satın alınması durumunda değerlendirilebilecek bir talep olduğu, davacının kooperatif ortaklığından çıkarılmış olması nedeni ile ancak ayrılma akçesini talep edebileceği, ayrılma akçesinin de bu davanın konusu olmadığı, davacı talebinin aşılarak bu davada ayrılma akçesine karar verilemeyeceği kanaatine varılmakla, davacının taşınmaz bedeline dönük talebinin de reddi gerekmekle; davacının öncelikle Buca İlçesi, Dumlupınar Mahallesi, ... Ada, ... Parsel, 6. Kat, 26 Nolu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile adına tescili talebinin olmadığı takdirde taşınmaz için ödemiş olduğu paranın güncellenerek, faizi ile ödenmesi yönündeki DAVA VE TALEBİN REDDİNE....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından, \"...Mahkemenin hukuka aykırı bilirkişi raporunu dikkate alarak eksik ve yanlış değerlendirme sonucu karar verdiğini, müvekkilinin yapmış olduğu ödemelerin asla bir kooperatifin aidat ve ara ödemesi şeklinde olmayıp tamamen satış bedeli ödenmesini amaçladığını, söz konusu kısım kısım ödemelere ilişkin tek makbuz düzenlenmediğini ve birden fazla makbuz düzenlenerek aidat ödemesi intibası verilmeye çalışıldığını, hatta bazı makbuzlara kooperatif borcu, bazı makbuzlara aidat borcu yazıldığını, dosya kapsamında sunulan delil ve belgelerde kooperatif kaşesi üzerinde kooperatif yetkililerin çift imzası mevcut olup bu belgenin savcılığa verilen şikayet dilekçesinde açıklandığı üzerine kooperatif merkezinde düzenlenerek müvekkiline verilen belge olduğunu, burada bağımsız bölüm bedelinin 75.000,00 TL olarak belirtildiğini, dairenin anahtar teslimi olarak müvekkiline verileceğini, çevre düzenlemesi ve alt yapı masraflarının müvekkiline ait olacağının da açıkça belirtildiğini, bu açıklamalara göre  müvekkilinin diğer kooperatif üyeleri gibi aidat ödemesi söz konusu olmadığının peşin bedelli konut satın alan üçüncü kişi konumunda olduğunun açıkça ortada olduğunu, mahkemenin, müvekkilini ortak statüsünde kabul etmesinin hukuka aykırı ve haksız olduğunu, müvekkilinin kooperatif üyesi olmak gibi bir amacı olmadığını, bu sebeple de üyelik için herhangi bir başvurusu bulunmadığını, kooperatifin kendi kendine müvekkilini üye kaydetmesinin kabul edilemez olduğunu, kooperatifin müvekkiline gönderdiği yazılara (genel kurul çağrı yazıları, şerefiye listesinin tebliğ edilmesi, hazirun cetvelinde vekaleten temsil edilmesi gibi) müvekkilinin kooperatiften konut alması sebebiyle almış olduğu konut ile ilgili olduğunu düşünerek herhangi bir itirazda bulunmadığını, müvekkili üye olmuş olsaydı üyeler gibi aidat ödeyerek borcunu tamamlayacağını, müvekkilinin belirttikleri gibi konut satış bedelini yaklaşık 1 yıl içerisinde ödediğini, müvekkili için 6.kat 26 nolu dairenin satışının yapıldığı açıkça belirtilmiş olup, kuranın ise 12.05.2014 tarihinde çekildiği değerlendirildiğinde kura çekilmeden hiçbir üyeye bağımsız bölüm numarası belirtilerek daire verilmeyeceğinin açık olduğunu, müvekkili için ise 28.05.2012 tarihli belgede bağımsız bölümün açıkça belirtildiğini, bu hususun müvekkilinin 3. kişi olarak bağımsız bölüm satın aldığını gösterdiğini, davalı ... yetkililerinin müvekkiline peşin ödemeli konut satışı yaptıklarını, ancak bağımsız bölümü teslim etmeyip müvekkilinin hakkının zayiine sebebiyet vermek istediklerini, müvekkilinin üyelik aidatı ödememesinden bahisle kooperatif üyeliğinden ihraç ettiklerini, bu kabulde ihraç kararının 11.12.2014 tarihinde kesinleştiğini, bu tarihe kadar müvekkilinin üyelik sıfatının devam ettiğinin, oysa kuranın ise 12.05.2014 tarihinde yapıldığını, bu kabulde müvekkilinin üyeliği devam ettiğine göre kura tutanağında isminin bulunması gerektiğini veya ihraç kararının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/10748 Esas-2015/6820 Karar, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2013/3788 Esas-2013/3975 Karar), bu hususun, müvekkilinin yaptığı ödemelerin üye olmak amacıyla değil konut satın alma amacıyla hareket ettiğini ispatladığını, davalının, hukuka aykırı olarak kendi kendine müvekkilini üye olarak kaydettiğini ve sonrasında ihraç ettiğini, mahkemenin, raporlara itirazlarını değerlendirmeden karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma konusuna ilişkin olarak yapılması istenen tespitler için alınan 01/09/2015 tarihli bilirkişi raporundaki hususların, dosyaya sunulan belge suretleri ve defterler üzerinde yapılan incelemelerin, alınan imza örneklerinin müvekkilinin iradesinin kooperatife üye olmaya ilişkin olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, söz konusu belgelerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, ortaklık senedinde imzası bulunan şahıslardan bilgi sahibi olmaması ve bu senette imzasının bulunmamasının müvekkilinin üyeliğe ilişkin iradesinin bulunmadığını açıklar nitelikte olduğunu, soruşturma dosyasında bulunan defter kayıtlarında tespit edilen bir diğer hususun da müvekkilinin üyelik kaydının 22.12.2006 tarih 16271 no ile tasdik ettirilen üye kayıt defterinin 64. sayfasına yapılması olduğunu, ancak bu sayfadaki bilgilerin başka bir üyeye ait olduğunu ve bu bilgiler silindikten sonra müvekkilinin bilgilerinin bu sayfaya kaydedilmiş olduğunu, tarih olmayan üye kayıt dilekçesinde her ne kadar müvekkilinin adı soyadı yazılmışsa da söz konusu belgedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, savcılık dosyasındaki bilirkişi raporunda imzanın müvekkiline ait olmadığının da tespit edildiğini, 2012 yılındaki hazirun cetvelinde müvekkili adına atılan imzanın da müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin genel kurul toplantılarına katılmadığı gibi toplantılara katılmasına yönelik üçüncü kişilere temsil yetkisi de vermediğini, davalının genel kurula katılan ve müvekkili adına imza atan kişiye ait vekaletnameyi ibraz etmek zorunda olduğunu, dolayısıyla yorum yolu ile ortaklığa dair ulaşılan sonucun kabul edilemez olduğunu, tarihlerde ve şahıslarda çelişkilerin olmasının da  davalı kooperatifin müvekkilinin haberi ve iradesi olmadan üyelikle ilgili işlemler yaptığını ortaya koyduğunu, müvekkilinin davalı ... karşısında 3. kişi konumunda olan ve sadece davalıdan taşınmaz satın almak isteyen şahıs konumunda olduğunu, bu nedenle, tapunun kendi adına tescili talebinin kabulüne karar verilmediğinde güncellenmiş bedelin iadesi taleplerinin de reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin üyelikten ihraç edildiği tarihin satış bedelinin tamamının ödenmesinden aylar sonra olduğuna dikkat çekmek istediklerini, kabul etmemekle beraber bir an için üye olduğu düşünülürse de müvekkilinin geriye borcu olsa olsa yönetim ve diğer ortak giderleri olabileceğini, bu yöndeki borç için davalı kooperatifin icra takibi yolunu tercih edebileceğini, bu yolun tercih edilmemesinin de düşündürücü olduğunu, davalının iyi niyetten uzak yaklaşımının ve kötü niyetli davranışlarının görmezden gelinmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca, müvekkilinin bağımsız bölümün satış bedeli borcunun tamamını ödemesine rağmen teferruat kabilinden iddia edilen alacakları için icra takibi yapmadan kooperatiften ihraç işlemi yapılmasının da TMK’nın 2. ve 3.madde kurallarına aykırı olup iyi niyetten uzak ve dürüstlük kuralına aykırı  olduğunu, davalı kooperatifin açık bir şekilde müvekkilinin dava konusu bağımsız bölümün sahibi olmasını engellediğini, ayrıca, müvekkilinin ihraç edildiğine yönelik kararın kesinleştiği 11.12.2014 tarihine kadar olan yönetim giderleri esas alınması gerekirken bu tarihten sonra olan büro giderleri, kırtasiye giderleri, noter giderleri, müşavirlik giderleri, işçi ücretleri ve yönetim kurulu üyeleri maaşlarında yapılan giderlerin de müvekkili aleyhine hesaba dahil edilerek yönetim giderinin haksız olarak arttırıldığını...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, kooperatiften satın alınan taşınmaz bakımından tapu iptal ve kendi adına tescil, olmadığı takdirde ödenen bedelinin iadesi istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; mahkemece kooperatif bilirkişiden rapor alınarak yazılı şekilde hüküm tesis edildiği görülmüş ise de, eksik inceleme ile karar verilemez. Zira, bahse konu raporda davacının taşınmazı satın alma yoluyla mı edindiğine yoksa ortak sıfatıyla kooperatife mi dahil olduğuna dair net bir görüş ortaya konulmadığı, açıkça yorum yoluyla bir sonuca varılmaya çalışıldığı belirtilerek görüş bildirildiği, mahkemece verilen karar gerekçesinin de aynı yönde olduğu görülmekte ise de, davacının peşin ödemeli ortak olarak kabul edilip, akabinde aidat borcunu ödemediğinden bahisle ihracına kooperatifçe karar verilmiş olmasına dair kabul yeterli araştırma içermeyip çelişkili olacağı gibi, davacının sunduğu belgelerin şekilsel olarak geçerlilik taşımayan taşınmaz satışı niteliğinin, buna göre herkesin aldığını iade edeceğine dair kuralların uygulama bulup bulmayacağı hususlarının netleştirilmesi de gerektiği, diğer kabule göre, yani davacının kooperatif ortağı olarak kabulü halinde ise, olayları açıklamanın taraflara hukuki nitelendirmenin ise hakime ait olduğu gözetilerek, davacının ödediği bedelin iadesinin (çıkma payının) kapsamının belirlenerek buna göre hüküm tesisi gerekirken, mahkemece somut ihtilafı çözmeyecek surette bir hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda; davacı tarafça sunulan ve kooperatif kaşeli-imzalı, davalı tarafça inkar da edilmeyen belgelerdeki anahtar teslim dairenin verileceğine dair ifadeler ve daire numarasının belirtildiği de gözetilerek, davacının imza inkarı bakımından inceleme yapılarak ve özellikle kooperatif GK'larında ortaklığa peşin ödemeli ortak alınmasına dair karar alınıp alınmadığı, sonrasında bu durumun zımnen kabul edilip edilmediği, davacının ortak olarak kabulü bakımından ortaklar arasında eşitlik ilkesi gözetilerek, diğer ortaklar ile davacının koşullarının kıyaslanması, statüsünün takdirinde bu koşulların da dikkate alınması, bu kapsamda davacının sabit ödemeli ortak olduğunun kabulü halinde sabit ödemeli ortaklardan alt yapı, çevre düzenlemesi, iskân gideri ve genel gider gibi inşaatın finansmanına katılım giderleri dışındaki giderlerin alınıp alınmayacağı, hangi giderlerin alınabileceğine dair kooperatifçe alınmış kararlar vs. durumlar incelenerek, yine davacının eylemleri itibariyle üyeliği zımnen kabul durumu olup olmadığı hususlarının kooperatife ait tüm defter ve kayıtlar, GK ve YK kararları titizlikle incelenip ayrıntılı ve dayanaklarıyla irdelenerek, davacı tarafın tüm itirazları karşılanarak sonuca varılması için, kooperatif konusunda uzman farklı bilirkişilerden oluşan bir heyetten rapor alınmak üzere kararın kaldırılması gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜNE; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/726 Esas - 2021/237 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,<br>4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  02/10/2024<br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1eb37d8de14a156b","SID":"b73fe925007431dd"}}