{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/523 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1415<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/06/2020 (Dava) - 05/10/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/279 Esas - 2021/695 Karar<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 09/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 09/10/2024<br><br>\tİstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/279 Esas-2021/695 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı borçlu şirketin maliki olduğu ... plakalı aracın, müvekkili nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olup, araç dava dışı ... sevk ve idaresinde iken 13/03/2018 tarihinde dava dışı ... plakalı araca alkollü ve asli kusurlu olarak çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, tanzim edilen trafik kazası tespit tutanağına göre sürücü ...'ın seyir halindeyken kaza mahalline geldiğinde viraja hızlı girmesi ve alkolün etkisiyle direksiyon hakimiyetini kaybederek gidiş istikametine göre yolun sağ tarafından yoldan çıkarak yolun dışında park halinde bulunan ... plakalı araca arka kısmından çarptığının tespit edildiğini, alkol ölçümüne göre ...'ın 2,03 promil alkollü olduğunu, alkolün, söz konusu yasal sınırın üzerinde olduğunu, dava dışı sürücü ...'ın alkollü olması ve KTK'ya aykırı olarak hareket etmesi nedeniyle asli kusurlu olarak sebebiyet verdiği maddi hasarlı trafik kazası neticesinde, kazada hasarlanan ... plakalı araç için müvekkili şirket tarafından 11/04/2018 tarihinde 19.950,00 TL hasar tazminatı ödendiğini, bilindiği üzere sigortacının sigortalıya rücu edebileceğini, trafik kazası tespit tutanağına göre ...'ın kusurlu olduğunu, kazaya karışan diğer sürücülerin kusurlu olmadığının tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından araç maliki ve sigortalı davalı aleyhine, İzmir 12. İcra Müdürlüğü'nün 2019/16485 sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlu tarafından haksız ve mesnetsiz olarak icra takibine itiraz edildiğini, arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de anlaşmaya varılamadığını belirterek, davalı/borçlunun İzmir 12. İcra Müdürlüğü'nün 2019/16485 sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, davalı/borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait ... plakalı aracın 18/01/2018 tarihinde saat 15:00'da ... tarafından ... Şti adına kiralandığını, 17/02/2018 tarihinde ise araç kiralama sözlemesinin ... plakalı araç teslim edilmeksizin 19/03/2018 tarihine sürecek şekilde uzatıldığını, dava dışı sürücü ...'ın imzasını içeren araç çıkış formundan da görüleceği üzere müvekkili şirkete ait aracın sürücüsü ...'a teslim edildiğini, sürücü ...'ın bu araç kiralama sözleşmesi süresine tekabül eden 13/03/2018 tarihinde ... plakalı araç ile alkolün etkisindeyken kazaya karışmış olup maddi hasarlı trafik kazasının meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, haksız icra takibine yasal süresi içinde uzun süreli araç kiralamalarında işleten vasfının devredilmiş olması sebebiyle itiraz edildiğini, uzun dönem araç kiralama ilişkisi söz konusu olup müvekkili şirketin hasar bedelinin tazmini ile ilgili herhangi bir sorumluluğu olmasının mevzu bahis olmadığını, kiralamada fatura edilenin .... Şti olup fatura adresinin de belirtildiğini, sonrasında faturaların dava dışı şirketçe ödemesinin yapılmış olmasının da kira sözleşmesine taraf olduğunu açıkça gösterdiğini, müvekkili şirketin 30 yılı aşkın süredir araç kiralama sektöründe faaliyet göstermekle birlikte bir gün içerisinde çok sayıda kiralama yaptığını,  sürenin uzun süreli araç kiralamada gayet makul ve yeterli bir süre olacağının açık olduğunu, ayrıca akdedilen kira sözleşmesinin 7.7.maddesinin \"kiracı ve kiraya veren birbirlerine gereken hukuki desteği sağlayacaklardır. Kiracı, kiraya verenin herhangi bir şekilde araç ruhsat sahibi sıfatıyla ödemek zorunda kaldığı tüm zararı kiraya verenin talebi üzerine defaten ödemeyi kabul ve taahhüt eder\" şeklinde olduğunu, görüleceği üzere kiracının aracın işleteni sıfatına haiz olduğunu ve bundan doğan tüm yükümlülükleri de kabul ettiğini açıkça kabul ettiğini, araç kiralama şirketlerinin araç kiralamaları sırasında Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde tutulan KABİS sistemine kira kontratlarını bildirmek zorunluluğu bulunduğunu, Emniyet Genel Müdürlüğü'nden ilgili bildirime ilişkin kayıtların celp edilmesini talep ettiklerini (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2009/3655 Esas-2009/6311 Karar), gerekmesi halinde ise müvekkili şirketin defter ve kayıtlarında yapılan kiralamaya ilişkin fatura ve cari hesap hareketlerinin bilirkişi marifetiyle incelenmesinin de mümkün olduğunu, zararın müvekkili şirketten tahsilinin açıkça hakkaniyete ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, sürücü ...'a ve fatura edilen şirkete fer'i müdahil olarak davanın ihbar edilmesini talep ettiklerini, dava dışı şirketin faturalara herhangi bir itirazda bulunmadığını, kira bedeli ödemelerini gerçekleştirdiğini,  müvekkili şirketin de mağduriyetinin doğduğunu, araç üzerinde herhangi bir hakimiyeti bulunmayan, uzun süreli şekilde kira ilişkisi içerisinde bulunan ve kazanın oluşumunda hiçbir kusuru bulunmayan müvekkili şirketin bir anda haksız bir şekilde bu zararları tazmin yükümlülüğü altında bırakılmaya çalışıldığını beyanla, davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \".....Davalı şirket ile dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracı kiralayan arasında düzenlenen kira sözleşmesinin 18/01/2018 tarihli olduğu, kazanın 19/03/2018 tarihinde meydana geldiği, davalı şirketin aracı bir önceki ay yönünden de yine aynı şirkete kiraladığı ve bu şekilde taraflar arasında arka arkaya iki dönem kira ilişkisinin doğduğu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/2903 Esas-2020/6685 Karar sayılı kararında; '....davalının aracını kaza tarihini de kapsar şekilde 1 aylığına kiraladığının net şekilde tespiti halinde davalının iştigal konusunun araç kiralama oluşu da gözetilerek, davalının işleten sıfatının son bulduğu dikkate alınıp davalının sorumluluğu konusunda hüküm tesis edilmesi gerekirken...' şeklinde hüküm kurulmuş olup, araç kiralama sözleşmesinin süresi yönünden mahkemeye kanaat uyandırabilir şekilde bir sürenin öngörüldüğü, somut olayda davacı tarafça ZMS Sigorta poliçesi ile sigortalanan ... plakalı aracın dava dışı üçüncü kişiye arka arkaya birer aylık süre ile kiralandığı, davalı şirketin araç kiralama işi ile iştigal ettiği, bu haliyle davalı şirketin işleten sıfatının sona erdiğinin kabulü gerektiği, dosyada yapılan inceleme ve toplanan delillere göre, her ne kadar davacı şirket tarafından ZMS sigorta poliçesi ile sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğu gerekçesi ile dava dışı karşı taraf araç malikine yapılan ödemenin rücuen tahsili amacıyla sigortalı araç malikinin sorumlu olduğu gerekçesi ile dosya davalısı aleyhine icra takibi başlatılmış ve takibe itiraz üzerine işbu dava açılmış ise de, sigortalı araç malikinin araç kiralama işi ile iştigal etmiş olması, kazaya karışan aracın uzun süreli kira sözleşmesi ile dava dışı üçüncü kişi şirkete kiralanmış olması dikkate alındığında; davalı şirketin işleten sıfatının sona erdiği, bu nedenle oluşan zarara ilişkin davacı şirket tarafından yapılan ödemenin dayanağı olan kazaya karışan sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeni ile teminat kapsamında olmayacağı gerekçesinin davalı şirkete ileri sürülemeyeceği, davacı tarafça iddia edilen hususların davalı yönünden incelenmesini gerektirir bir hususun bulunmadığı, davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceği, bu hali ile davanın HUSUMET NEDENİYLE reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla, DAVANIN REDDİNE....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından, \"....Mahkeme kararının eksik incelemeler sonucu verildiğini, mahkemece 1 aylık kiralamanın da artık uzun süreli sayılmasından bahisle davanın husumet nedeniyle reddine karar verildiğini, burada tartışılması gerekenin artık aracın uzun süreli (nitekim kararda da belirtildiği üzere 2 kere 1 aylık süreyle kiralama) kiralanıp kiralanmadığı değil, davalı şirketin müvekkili şirkete poliçe yaptırırken olan niyeti olduğunu, rapora beyan dilekçelerinde yer alan itirazlarının mahkemece araştırılmadığını, davalı şirketin müvekkili sigorta şirketine poliçe düzenlettirirken rent a car poliçesi yaptırması gerektiğini, davalı şirketin faaliyet konusu gereğince rent a car poliçesi yaptırması gerekirken zorunlu trafik sigortası yaptırmasının sigorta poliçesinin kötüye kullanılması olduğunu, müvekkili şirketin davalının uzun süreli araç kiralama işi ile ilgilendiğini bilmesinin kendisinden beklenemeyeceğini, davalının faaliyet yürüttüğü iş kolunu bildirmeyerek ekstra yükümlülüklerden kaçınması sonucu kötü niyetinin sabit olduğunu, zorunlu trafik sigortası poliçesinin 7.maddesinde; 'eksik veya yanlış bilgi vermekten kaçınınız. Aksi takdirde, tazminat ödeme süresi uzayabilir. Ödenen tazminatın sigortalıya/sigorta ettirene rücu edilmesi ihtimali ortaya çıkabilir' koşulu bulunduğunu, davalı şirketin yukarıda belirtilen sebeplerden dolayı işbu maddeye aykırı davrandığının izahtan vareste olduğunu, tüm bunlara ek olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/19555 Esas-2019/9439 Karar sayılı kararının; 'mahkemece kira sözleşmesi ve kira bedelinin Maliye ve Vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle, kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir' şeklinde olduğunu (yine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2018/1643 Esas-2019/5495 Kararı), emsal kararlar kapsamında kira sözleşmesi ve kira bedelinin Maliye ve Vergi Dairelerine davalı şirket tarafından bildirilip bildirilmediği, kira bedeline ilişkin faturaların ticari defterlere işlenip işlenmediği, ticari defterlerin usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediği vb. hususlarda tereddüte yer bırakmayacak şeklide araştırma ve inceleme yapılmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dosya ek rapora gönderilerek bilirkişilerin görev tanımına ticari defterler üzerinde gerekli incelemelerin yapılmasının eklenmesi gerekirken, hüküm kurulurken eksik incelemeler sonucunda karar verildiğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, alkollü araç kullanımı nedeniyle sigortalıya rücuen yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; yenilenen kira sözleşmeleri ve İzmir İl Emniyet Müdürlüğünden gelen yazı cevabındaki Ekip Projesi Kiralık araç Modülünde yapılan sorgulama sonucuna göre, bahse konu aracın 18.01.2018 tarihinden itibaren 2 ay süre ile kiralandığı, buna göre davacı şirketin işleten sıfatını taşımadığı, aracın işleticisinin dava dışı kiracı şirket olduğu açıktır. Ancak, 2918 sayılı KTK'nın 95.maddesinde, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda \"sigorta ettirene\" başvurabileceği öngörülmektedir. Görüldüğü üzere, davalı şirketin işleten sıfatını taşımaması, onun kiracısıyla arasındaki iç ilişkiye ait bir sorundur ve sigortacının trafik sigortasına dayalı olarak tazminatın kaldırılması veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda başvurabileceği kimse, aracın gerçek işleteni kim olursa olsun, sadece sigorta sözleşmesinin tarafı (akidi) olan sigorta ettirendir. <br>Davacı sigorta şirketi, sigortalı aracın dava dışı alkollü sürücü yönetiminde iken davaya konu kazanın gerçekleştiğini, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini ileri sürerek zarar gören 3.kişiye ait araçta oluşan hasar bedelini hak sahibine ödedikten sonra, sigortalı davalı şirkete rücuen tazminat talebinde bulunmuştur. ZMSS Genel Şartlarına göre taşıtın alkollü içki almış ve bu nedenle aracı güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişi tarafından kullanılması sırasında verilen zararlarda sigortacının, sigortalısına rücu hakkı bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece, davacı şirketin ZMSS poliçesinin tarafı (akidi) olması sebebiyle, davalı sigorta şirketinin, sigorta ettiren konumundaki davacıya rücu imkanı bulunduğunun kabulü ile, bahse konu \"kazanın münhasıran alkolün etkisi ile gerçekleşip gerçekleşmediği (yol, 3.etken vs. hususlar da araştırılarak)\" hususunda nörolog bilirkişinin de dahil olduğu heyetten rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir (Bu yönde bknz. Yargıtay (kapatılan) 17. HD 2014/5777 E. - 2014/4944 K). Bu nedenlerle, davacı vekilinin rent a car poliçesi tanzimine ve sair araştırmalara dair itirazları yerinde görülmemekle birlikte, yukarıda yazılı gerekçelerle istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>Kabule göre de, gerekçede husumetten dava red denilip, hükümde ise yalnızca red hükmü kurulması yerinde olmamıştır.<br>Yine, davalının ihbar talebi bakımından mahkemece gerekli işlemlerin yapılması gerektiği de açıktır. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;  davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/279 Esas - 2021/695 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-Davacı vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE,<br>4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,<br>5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  09/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b2de7c30d955d34e","SID":"526f32065d3e8b3f"}}