{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/745 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1774<br>KARAR TARİHİ\t: 10/10/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/02/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/539 Esas 2021/101 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 10/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10/10/2024<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ;Davacı müvekkilinin çiftçilikle uğraştığını, bağına aldığı ilaçlar karşılığında 20/10/2018 vade tarihli, 13.000,00 TL bedelli bonoyu düzenleyip ziraai ilaç bayi ...'ya verdiğini, bononun daha sonra ... tarafından cirolanıp davalı ... Tic. Ltd. Şti'ne verildiğini, müvekkiline ... Bankası ... Şubesi tarafından gönderilen 24/10/2018 tarih ve 5812 yevmiye nolu ödememe protestosu neticesinde söz konusu bonodan kaynaklı borcun 30/10/2018 tarihinde davalıya ait ... Bankasındaki TR... IBAN numaralı hesaba gönderildiğini ve borcun kapatıldığını, müvekkilinin davalıya başkaca bir borcu olmadığını, zira taraflar arasında başkaca bir alım-satım veya ticari ilişkinin de bulunmadığını, ancak daha sonra davalı tarafından İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2018/16510 Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine, ödemesi yapılan bonoya dayalı icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça yapılan bu haksız icra takibi neticesinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına şirket yetkilisi ... hakkında TCK 156. maddesinde düzenlenen bedelsiz senedi kullanma suçuna ilişkin olarak suç duyurusunda bulunulduğunu, 2019/124278 sayılı soruşturmanın halen devam ettiğini beyan ederek davanın kabulü ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyetli olmasından dolayı %20 tazminata mahkum edilmesine, ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davacı tarafın iddialarının asılsız olduğunu, protestonun ... Bankası ... Şubesi talebi doğrultusunda Sarıgöl Noterliği'nin 24.10.2018 tarihli ve 5812 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile keşideci TC ... Bankası ... Şubesi tarafından gönderildiğini, protestodan önce ... Bankası ... Şubesinin ihbarname gönderdiğini ve ödemenin bankaya yapılmasının istenildiğini, ödeme bankaya yapılmadığından protesto gönderildiğini, davacı taraf yukarıda belirtilen senede ilişkin ödemeyi ... Bankası ... Şubesine yapıp senedin aslını almak yoluna gitmek yerine, aynı bankada senedi almayıp müvekkili şirketin hesabına ödeme yapmasının ve bu ödemenin de 20.10.2018 ödeme tarihli 25.02.2018 keşide tarihli lehtarı ...-... olan 13.000 TL bedelli senede ilişkin olduğunu iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili şirketin hesabına yapılan ödemenin ... - ... ile süregelen ticari ilişki neticesinde yapıldığını, ... tarafından ödeme yapılmadığından müvekkili şirkete verdiği senetlerin, İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/16510, İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/16515, İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/16524 takip sayılı dosyaları ile işleme konulduğunu, ... ve senetteki diğer borçluların 200.000,00 TL'nin üzerinde ödenmeyen borcu bulunduğunu, yapılan ödemenin takibe konu senede ilişkin olmadığını, ödeme yapıldığı iddia edildiği gün senet aslının ... Bankası ... Şubesinde bulunduğunu ve aynı bankada müvekkilinin hesabına para göndermek yerine bankaya ödeme yaparak senet aslını bankadan almamasının düşündürücü olduğunu, davacının aynı iddialarla daha önce İzmir 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/44 E. sayılı dosyası ile İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/16510 takip sayılı dosyasının iptalini talep ettiğini, ancak mahkemece davanın reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, davacı tarafça icra takibine konu olan 25.02.2018 tanzim tarihli 20.10.2018 vade tarihli 13.000,00-TL bedelli senede ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığını beyan ederek müvekkili şirketin alacağını sürüncemede bırakmak amacıyla açılmış bulunan işbu haksız ve kötü niyetli davanın reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkara tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>MAHKEMECE: \"...,Dava; davacı,nın İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/16510 Esas sayılı dosyasına yönelik açılan  menfi tespit davasıdır. <br>Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; somut olayda davacı 20/10/2018 vade tarihli 13.000,00 TL bedelli bonoya ilişkin bedeli 30/10/2018 tarihinde davalıya ait hesaba göndererek borcu kapattığını, davalı ise protesto üzerine mevzuat gereği ödemenin ... Bankasına yapılması gerektiğini, davacı tarafından bankaya ödeme yapmayıp davalı şirketin hesabına ödeme yaptığını, davalı şirketin hesabına yapılan ödemenin esasen ... - ... ile var olan ticari ilişki neticesinde yapıldığını ileri sürmüştür. Davalının savunması nazara alındığında esasen davalı vekili, davacının 13.000,00 TL ödediğine yönelik herhangi bir itirazda bulunmamış, bu ödemenin davacı tarafından yapıldığını kabul etmiş; ancak davalı şirket hesabına yapılan bu ödemenin ...- ... ile var olan ticari ilişki nedeni ile yapıldığını savunmuş, buna dayanak olarak da İzmir 2.İcra Müdürlüğünün 2018/16515 Esas - 2018/16524 Takip sayılı dosyalarını göstermiştir. Davacı tarafından ibraz edilen dekontun incelenmesinde ise havale gönderenin davacı ... olduğu, dekontta herhangi bir açıklama olmadığı anlaşılmış, davalı tarafından delil listesinde belirtilen icra dosyalarının incelenmesinde ise davacının yargılama konusu takip dışında diğer takiplerde borçlu sıfatına sahip olmadığı, İzmir 2.İcra Müdürlüğünün 2018/524 Esas sayılı icra dosyasında ... ve ...'in borçlu olduğu, davacının takibe dayanak senette isminin yer almadığı, İzmir 2.İcra müdürlüğünün 2018/16515 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde ise ...'nın borçlu olduğu, takibe konu senetlerde davacının isminin yer almadığı anlaşılmıştır.. TBK'nun 102/1. Maddesinde \"Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklama bulunmadığı takdirde ödeme muaccel borç için yapılmış sayılır\" düzenlemesi nazara alınarak davacının kendi borcu varken başkasına ilişkin borcu ödediği savunması hayatın olağan akışına aykırı bulunduğundan, davalının savunmasına itibar edilmemiş, davalı vekilinin bu hususun aksini ispat edemediği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiş, davalı tarafa davacının ödeme yapmasına rağmen davalının takip başlattığı bu anlamda kötü niyetli olduğu anlaşıldığından davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur,\" gerekçesi ile;<br>\"1-Davanın kabulü ile davacının İzmir 2.İcra Müdürlüğünün 2018/16510 Esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, <br>2-Davacının kötü niyet tazminatına yönelik talebinin kabulü ile 2.682,62-TLnin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\"şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  yerel mahkemece verilen kararın gerekçesinin usul ve yasaya, yerleşik yargı kararlarına ve dosyaya sundukları emsal içtihada da aykırı olduğunu, davacı tarafça ileri sürülen aleyhe beyanları hiç bir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, eldeki davaya konu ödemenin İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2018/16510 E sayılı dosyasına konu icra takip tarihinden önce yapıldığını, yerel mahkemece bu hususun göz ardı edildiğini, yerel mahkemece  davacı ile müvekkili arasında davacının borçlu olduğu başkaca icra takibi bulunmadığından bahisle yanılgılı hüküm tesis edildiğini, oysa ki davacı tarafça dosyaya sunulan dava dilekçesi incelendiğinde 1 no.lu paragrafında (Davayı kabul anlamına gelmemek üzere) \"Davacı müvekkil çiftçilik ile uğraşmakta olup, bağına aldığı ilaçlar karşılığında 20/10/2018 vade tarihli 13.000,00 -TL bonoyu düzenleyip zirai ilaç bayii ...'ya vermiştir. Daha sonra ... tarafından cirolanıp davalı ... Ticaret Ltd. Şti'ne verilmiştir\" şeklinde ilaç bayi olan ... ile davacı arasında ticari ilişki bulunduğunu, ticari alışverişi olduğunu HMK 188/1 maddesi uyarınca ikrar ve beyan ettiğini,  bununla birlikte eldeki davada ... Bankası ... Şubesi tarafından Sarıgöl Noterliğinin 24.10.2018 tarihli 5812 yevmiyeli ihtarnamesi ile davaya konu senetle ilgili davacıya ödememe protestosu gönderilmiş ve mezkur protestodan önce de ... Bankası ... Şubesince ödemenin bankaya yapılması yolunda davacıya ihbarname gönderildiğini, müvekkili hakkında açılan davayı hiç bir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafın mezkur senetten kaynaklı borcu hayatın olağan akışı gereği olağan usul olan bu yolla ilgili banka şubesine ödeyip senedini iade alması gerekirken bunu yapmayarak dava dışı ... ile işbirliği içerisinde hareket ederek huzurdaki davayı açtığını, somut olayda müvekkilinin icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı yolundaki tespitlerin de yanılgılı olduğunu, müvekkilinin davacı tarafça yapılan ödeme dava dışı ...nın direktifi doğrultusunda  ...'nın kendi borcuna mahsuben yaptırıldığından bu ödeme nedeniyle müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarında 13.000-TL lik tutarı ...'nın carisinden düşürdüğünü, müvekkilinin kötüniyetli olması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, ayrıca davacı eliyle Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/49 Soruşturma dosyasından müvekkili şirket yetkilisi hakkında yapılan suç duyurusu nedeniyle takipsizlik kararı verildiğini ve mezkur kararın kesinleştiğini, yerel mahkeme kararının maddi hataya dayalı ve fiilen iki kez müvekkilinden borç düşülmesine sebebiyet verdiğini, nitekim müvekkilinin mezkur karar ile hem ...'nın cari hesabındaki borcundan 13.000-TL düşmüş hem de ...'nın borçlusu olduğu davaya konu müvekkiline ciro edilen senet nedeniyle ikinci kez 13.000-TL alacağından mahrum kalmış ve bu karar ile ...'nın borcundan 13.000-TL yerine 26.000-TL eksilmeye sebebiyet verildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, kambiyo senedine dayalı olarak yapılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi \" (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>    (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Senetle ilgili ilk kural, kesin delille ispat zorunluluğu veya tanıkla ispat yasağı da denilen, kanun koyucunun bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacı ile yapılan hukuki işlemlerin değerinin belli bir miktarın üzerinde olması hâlinde ispatının ancak senetle yapılabileceği kuralıdır (HUMK, m.288/1; HMK, m. 200). Bu husus kısaca ispat sınırı olarak da anılabilir.<br>Senetle ispat  hakkındaki ikinci kural ise senede karşı senetle ispat zorunluluğudur. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, senetle ispat sınırından az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz, ancak ve ancak senet (kesin delil) ile ispat olunabilir (HUMK, m. 290; HMK, m. 201).<br>Sebepten bağımsız olarak soyut bir hukuki işlem şeklinde olan bonodan dolayı borç altına giren kişilerin bu bononun bedelsiz olduğunu, bonodan dolayı borçlu bulunmadığını ya da teminat olarak verildiği iddiasında  ispat külfeti borçluya aittir. Diğer menfi tespit davalarından farklı olarak kıymetli evrak ilişkisinden kaynaklanan menfi tespit davalarında borç ikrar anlamı taşıyan bonodan dolayı alacaklının alacağını ispat etme zorunluluğu bulunmamaktadır. <br>Somut olayda davacı taraf takibe konu  20/10/2018 vade tarihli, 13.000,00 TL bedelli bononun, dava dışı kişi ... tarafından davalıya ciro edildiğini, ... Bankası  tarafından gönderilen 24/10/2018 tarihli ödememe protestosu neticesinde söz konusu bonodan kaynaklı borcun 30/10/2018 tarihinde davalıya ait ... Bankasındaki hesaba gönderildiğini ve borcun kapatıldığını iddia etmektedir.Davacı vekili tarafından ibraz edilen dekontta ... Bankası .../... Şubesinden ... tarafından ... Tic.Lti Şti hesabına \"... Borç Ödemesi\" açıklamalı 13.000,00 TL havale yapıldığı belirtilmiştir. Davalı taraf,  müvekkili şirketin hesabına yapılan ödemenin dava dışı ... - ... ile süregelen ticari ilişki neticesinde yapıldığını,  yapılan ödemenin takibe konu senede ilişkin olmadığını savunmuştur.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,  davalı tarafından delil listesinde belirtilen icra dosyalarının incelenmesinde davacının yargılama konusu takip dışında diğer takiplerde borçlu sıfatına sahip olmadığının görülmesine, davalının dava konusu bono dışında davacının borcu olduğu yönünde bir savunmasının bulunmamasına,  yapılan ödemenin muaccel borç için yapıldığının, aksinin kanıtlanmadığının anlaşılmasına  göre davalı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:     Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/02/2021 tarih, 2019/539 Esas ve 2021/101 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 916,25 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 223,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 693,25 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 10/10/2024<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"121337ae7a6f337d","SID":"11f98e056ca3c5fe"}}