{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/482 <br>KARAR NO: 2024/1569<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 09/11/2021<br>NUMARASI: 2019/522 Esas - 2021/798 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 06/12/2016<br>KARAR TARİHİ: 26/09/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tefrik olunan davada davalı ....A.Ş.'nin dava dışı ...Tic. A.Ş.'den uzun süreli olarak kiralamış olduğu ... plakalı aracın yine teftik olunan davada davalı olan ... sevk ve idaresinde iken 09/01/2015 tarihinde kaldırıma çıkarak müvekkiline çarptığını, çarpma neticesinde müvekkilinin ağır derecede yaralandığını ve yüzünde sabit iz kaldığını, kaza nedeniyle davalı ... hakkında İstanbul Anadolu 77. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/201 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, alınan bilirkişi raporuna göre ...'ın asli ve tam kusurlu olduğunun saptandığını, davalının ayrıca bu dosyada 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırıldığını, müvekkilinin yüzünde meydana gelen sabit iz nedeniyle çalışma gücünde bir eksiklik meydana gelmese de kariyer olarak yükselmesine engel teşkil ettiğini belirterek, sabit izin kısmende olsa düzelmesi için yapılacak tedavi giderlerinin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL ile uğradığı ekonomik zararlara ilişkin 500,00 TL maddi tazminatın poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile davalı sigorta şirketinden, 100.000,00 TL manevi tazminatın ise davalı ... ile davalı ...A.Ş.'den müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davacı ıslah dilekçesi ile tedavi giderleri talebini 4.200,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemelerin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin adli para cezası ile cezalandırıldığı İstanbul Anadolu 77. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/201 Esas sayılı dosyasının kendilerince temyiz edildiğini, halen Yargıtay incelemesinde olduğunu, söz konusu ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı ile ilgili daha yapılmayan ve ne kadar tutacağı belli olmayan tedavi masraflarının istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın sadece olasılıklara bağlı kesin olmayan talebinin reddinin gerektiğini, davacının kazanç kaybı bakımından ne tür bir kazanç kaybı oluştuğu hususunun açıkça belirtilmediğini, davacı banka mevduat faizi talep etmiş ise de talep edilebilecek faizin yasal faiz olduğunu belirterek usul ve esas yönünden davanın reddini talep etmiştir.  Davalı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: davalı ...'ın müvekkili şirket çalışanı olmadığını, müvekkilinin bu davada taraf olması için hukuki sebebin bulunmadığını, davada görevli mahkemelerin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirketin sorumlu olabilmesi için kazaya karışan aracı kiralayan şirket olmasının yeterli olmadığını, aracı kullanan kişinin de müvekkili şirket çalışanı olması gerektiğini belirterek, davanın öncelikle husumet ve görev yönünden usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 4.200,00 TL tedavi giderinden kaynaklı tazminatın davalılar ... Şirketi ve ...' tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın 09/01/2015 tarihinden itibaren işeleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...' tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine \" karar verilmiştir.  Bu karara karşı davacı vekili ve davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının insanlarla sürekli iletişim içerisinde olup, insan kaynakları bölümünde çalıştığını, ekonomik geleceğinin sarsıldığını ve zarara uğradığını, mahkemenin talebi reddetmesinin yerleşik Yargıtay kararlarına, usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının bu olay nedeni ile yüzünde meydana gelen ve kalıcı olan sabit iz nedeni ile hükmolunan 10.000,00TL manevi tazminatın yetersiz olduğunu, davalılardan ...  Anonim Şirketi'nin tacir olup somut olayda reeskont faizinin işletilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirket bakımından husumet itirazında bulunduklarını, müvekkili şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından davacının yüzünde oluşan sabit izden kaynaklı 4.200,00 TL tedavi giderine hükmedilmiş ise de davacının 2015 yılında yani kaza tarihinden sonra da cerrahi işlem yaptırabileceğini, yapılan masrafların mahkemeye sunulabileceğini, ancak 3,5-4 yıl ve halen devam eden süreçte bir beklemenin söz konusu olduğunu, yaraya müdahale edilmemesinin hem davacı bakımından hem de müvekkil bakımından aleyhe işlediğini, dava dilekçesinde manevi tazminata ilişkin herhangi bir talep olmadığı halde mahkemece bu durum hiç dikkate alınmadan karar verildiğini, kaldı ki davacının manevi tazminat isteme hakkı bulunmadığını, davacının geçirmiş olduğu kaza sonucunda yalnızca yüzünde oluşan yara izi dışında herhangi bir zararının oluşmadığını ve basit bir operasyonla giderilecek bir durum olduğunu, trafik kazasının davacı tarafın hayatında maddi ya da manevi herhangi bir kayba sebebiyet vermediğini, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından 09.01.2015 tarihinde saat 14.15 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobille İstasyon Caddesi üzerinde seyirle olay yerine geldiğinde kaldırım üzerinde bulunan  yaya olan davacıya çarpması sonucu davacının yarandığı ve davacının bu yaralanması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın trafik kaydında malikin .... Tic. San. A.Ş. olduğu ancak .... Tic. San. A.Ş. ile ... Yayın. A.Ş. arasında düzenlenen 14/11/2014 tarihli uzun süreli oto kiralama sözleşmesine istinaden ... plakalı aracın kiracı ... Yayın. A.Ş'ye teslim edildiği anlaşıldığına göre davalı ... ... A.Ş.'nin uzun süreli kiracı olduğundan işleten gibi zarardan sorumlu olacağı, kaza anında aracı kullanan sürücünün davalının çalışanı olmamasının davalı şirketin işleten olarak sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı anlaşıldığından davalılar vekilinin husumete ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 02/05/2017 tarihli raporda; Olayda davalı sürücü ...'ın %100  oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ...'un  kusursuz olduğu kanaati bildirilmiştir. Adli Tıp Kurumu İstanbul Anadolu Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından  davacı ...'un muayenesi de yapılarak düzenlenen raporda \"yüz sınırları içerisinde tespit edilen yara izinin belirli bir mesafeden ilk bakışta belirgin bir şekilde dikkati çektiğinden yüzde sabit iz niteliğinde olduğu\" bildirilmiş; İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden alınan 10/03/2020 tarihli raporda ise ...'un yüzünde bulunan sabit iz niteliğindeki yaranın etkilerinin kısmen azalması için skar revizyonu ve kantopeksi işlemleri yapılabileceği, mevcut yara izinin tamamen giderilemeyeceği bildirilmiştir.  Somut olayda davacının 09/01/2015 tarihinde gerçekleşen kaza neticesinde yüzünde sabit iz kalacak şekilde yaralandığı, alınan maluliyet raporlarına göre anlaşılmakta olup davacı dava dilekçesinde yüzünde oluşan sabit iz nedeni ile ekonomik geleceğinin sarsılmasından dolayı maddi tazminat talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince \"...davacının kaza tarihinden 5 yıl öncesine kadarki dönemde herhangi bir çalışmasının bulunmaması, kazada yaklaşık 19 ay sonra işe başlaması ve asgari ücretin iki katı tutarında ücret alması, davacının yaptığı işe göre kaza vuku bulmasaydı elde edeceği gelir ile kazanın vuku bulmasından sonra elde edeceği gelir arasında bir fark olmayacağı, bu kapsamda davacının ekonomik geleceğinin sarsıldığından söz edilemeyeceği\" gerekçesi ile ekonomik geleceğin sarsılmasına ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.  Dosya kapsamına göre, kaza tarihinde 34 yaşında kadın olan davacının özel sektörde çalıştığı, yüzündeki sabit iz nedeni ile iş hayatında fırsat eşitliğinin bozulacağı, nitekim kazadan ancak 19 ay sonra iş bulduğu ve bu nedenle de ekonomik geleceğinin sarsıldığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince TBK'nın 50. maddesi gereğince hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu doğrultuda Dairemizce yapılan değerlendirmeye göre ve davacının talep arttırım dilekçesindeki talebi ile de bağlı kalınarak 500,00 TL tazminata hükmedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacı trafik kazasına bağlı yaralanması nedeni ile KTK'nın 98. maddesi kapsamında SGK tarafından karşılanmayan belgesiz paramedikal tedavi giderlerini işleten sürücü ve trafik sigorta şirketinden talep edebilir. Davacı, yaralanması nedeniyle tümüyle iyileşip eski sağlığına kavuşuncaya kadar yaptığı ve  ileride yapmak zorunda kalacağı  tüm giderleri, yapılması zorunlu tedaviler ve ameliyat masrafları, yaşam boyu kullanılacak ilâçlar, protez ve benzeri aygıtlar için yapılacak masrafları isteyebilir.Dolayısıyla davacı, henüz yapılmamış olan, ancak ileride değişecek protez bedellerinin tahsilini de talep edebilir. Tedavi giderleri henüz yapılmamış olsa dahi açılan dava konusu edilebilecektir. Bu nedenle davalılar vekilinin ameliyat olunması halinde tedavi giderinin istenebileceği yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminata avans faizi uygulanması talep edilmiştir. ... plakalı aracın hususi otomobil olduğu ticari nitelikte olmadığı anlaşıldığından  mahkemece yasal faize hükmedilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/1.maddesine göre, \"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.\" Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu,  davacının yaralanması nedeni ile yüzünde sabit iz oluşması, iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde,  İlk Derece Mahkemesince davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının bir miktar düşük olduğu, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete  uymadığı, 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı kanaatine varıldığından bu yöne değinen davacı vekili istinaf talebi yerinde görülmüş, davalıların istinaf talebi ise aynı gerekçe ile reddedilmiştir.   Bu nedenle; davalılar vekilinin istinaf talebinin reddine, davacı vekili istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE,  B-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,2-500,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından dolayı tazminat ve 4.200,00 TL tedavi giderinden kaynaklı tazminat olmak üzere 4.770,00 TL tazminatın davalılar ...  A.Ş.  ve ...' tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,3-  30.000,00 TL manevi tazminatın 09/01/2015 tarihinden itibaren işeleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...  Anonim Şirketi ve ...' tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Fazlaya ilişkin istemin reddine, 5-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli 2.370,35 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.733,37 TL ile ıslah harcı olarak alınan 59,30 TL'nin toplamından mahsubu ile fazla alınan 577,68 TL ' nin  davacı tarafa iadesine,6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabulüne karar verilen maddi tazminat yönünden hesaplanan 4.700,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabulüne karar verilen manevi tazminat yönünden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,8-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddine karar verilen manevi tazminat davası yönünden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 10-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan 29,20 TL başvuru harcı, 2.800,00 TL bilirkişi ücreti, 1.400,00 TL sağlık kurulu rapor bedeli, 212,00 TL ATK kusur raporu bedeli, 621,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam; 5.062,70 TL yargılama giderinden haklılık durumuna göre hesaplanan 1.518,80 TL ile  970,00  TL harç olmak üzere toplam; 1.656,63 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacıya verilmesine,11-Davalılar tarafından yargılama boyunca yapılan 400,00 TL posta ve tebligat giderinden haklılık durumuna göre hesaplanan 280,00 TL' nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,  12-Yatırılan avanstan kullanılan kısmın mahsubu ile bakiye kısmın kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,<br>B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 87,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,  3-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 970,00 TL harçtan peşin alınan 543,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 426,7‬0 TL harcın davalılardan   tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalılar üzerinde bırakılmasına,5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e96741383730a0b3","SID":"0dfa161b9050453e"}}