{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/873 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1307<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/02/2016 (Dava) -  30/11/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2016/577 Esas - 2021/959 Karar <br>DAVA\t\t:Maddi-Manevi Tazminat <br>BİRLEŞEN İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN<br> 2017/664 ESAS ve 2017/1374 KARAR SAYILI DOSYASINDA; <br>DAVA\t\t: Maddi ve Manevi Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t: 15/06/2017<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 19/09/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/09/2024<br><br>\tİstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  30/11/2021 tarihli 2016/577 Esas ve 2021/959 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacılar vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; 04/07/2015 tarihinde davalı ...'nin kullandığı ... plakalı aracın ...'nin kullandığı ...'ın ise yolcu olarak bulunduğu motosiklete çarparak ölümlerine neden olduğunu, davacıların meydana gelen trafik kazasında oğlu ve kardeşlerini kaybettiklerini, İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/336 esas sayılı dosyasında devam edilen yargılamada alınan bilirkişi raporunda davalının asli kusurlu olduğunu, davalının kullandığı aracın diğer davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalandığını,  davacıların destekten yoksun kaldıklarını, bu nedenlerle fazlaya dair tüm talep hakları saklı kalmak üzere müvekkili davacıların destekten yoksun kalma taleplerine ilişkin olarak herbir davacı için ayrı ayrı 2.000,00 TL olmak üzere toplam 6.000,00TL maddi ve herbir davacı için ayrı ayrı 17.000,00 TL olmak üzere toplam 51.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davacılar vekili 18/03/2019 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dava dilekçelerindeki taleplerini147.854,00-TL Davacı ... için destekten yoksun kalma tazminat alacağının,  78.940,83- TL Davacı ... için destekten yoksun kalma tazminat alacağının kabulü ile toplam 226.794,83- TL alacaklarına, işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, sigorta şirketleri yönünden temerrüt tarihinden işletilecek reeskont  faizi ile birlikte, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davalılardan ortaklaşa ve zincirleme tahsiline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. <br>Davacılar vekili birleşen davada dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin çocuğu ve kardeşi olan ...'ın davalının sigortacısı olduğu ... plakalı aracın çarpması sonucu ...'ın vefat etmesi sebebiyle davacıların destekten yoksun kaldıklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla herbir davacı için ayrı ayrı 2.000,00 TL olmak üzere toplam 6.000,00TL destekten yoksun kalma tazminatı ve herbir davacı için ayrı ayrı 17.000,00 TL olmak üzere toplam 51.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP :<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu kazada müvekkilinin değil müteveffaların kusurlarının bulunduğunu, ifadelerde esas itibariyle maktullerin bir anda hızlandıklarına, ehliyetlerinin olmadığına ve kasklarının bulunmadığına yer verildiğini, tanık anlatımında müvekkilinin aracının yokuş yukarı, maktullerin ise yokuş aşağı indiğini söylediğini, ayrıca tanık ...'ın fren yapması nedeniyle yolda iz bıraktığını ve motosikletin fren dolayısıyla kaydığını belirttiğini, bu da maktullerin yokuş aşağı hızlı gittiğini gösterdiğini, hal böyle olunca aslında kaza, müvekkilinin çarpması sonucu değil, maktullerin fren yapıp kayarak müvekkilinin aracına çarpması sonucu meydana geldiğini,  tüm hususlar incelendiğinde, maktullerin motorsikleti hızlı kullandıkları, yarış yaptıkları, kafalarında kasklarının olmadığının anlaşıldığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca müvekkilinin herhangi bir hukukî sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca davacıların destekten yoksun kalma tazminatına hukuken hak kazanamadıklarını, vefat eden maktulün 19-20 yaşlarında ve daha çok maktul ailesinden destek almak durumunda olduğunu,  ailesinin geçiminden kendisi sorumlu olmadığını, vefat eden maktullerin kazada kusurlu olmaları dolayısıyla illiyet bağı da gerçekleşemeyeceğinden müvekkilin manevî tazminattan sorumlu olmasının da söz konusu olmayacağını, açıklanan nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına dair karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür. <br>Davalı  ... Sigorta A.Ş. (... Sigorta A.Ş.) vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde sözü edilen ... plakalı aracın, müvekkili şirket nezdinde 14.01.2015/2016 tarihleri arasında Karayolları Trafik Sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun kaza tarihi itibarı ile belirlenen teminatlarla ve sigortalısının kusur oranı ile sınırlı olduğunu, olayda birden fazla kişinin zarar görmüş olması halinde teminat, zarar görenler arasında garameten paylaştırılacağını ve teminat tutarının aşılamayacağını, kaza tarihi itibarıyla Hazine tarafından belirlenmiş olan maluliyet teminatı üst limiti 290.000-TL olduğunu, davaya konu kazanın meydana gelmesinde asıl ve asli kusurlu taraf diğer davalı taraf olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirketin poliçe kapsamında hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, davaya konu kazada sigortalının kusurunun bulunmaması nedeniyle müvekkili sigorta şirketinin poliçe teminatının da devreye girmeyecek olması nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava dosyası incelendiğinde davacıların murisinin kaza anında sigortalı araçta hatır taşıması ile yolculuk etmekte olduğunu,  bu sebeple kaza nedeniyle müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun doğması durumunda hatır taşıması nedeniyle tazminat miktarından en az %25 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerekeceğini, davacıların murisinin kaza anında kask kullanmadığını, davacılar murisinin kaza anında ehliyetsiz araç sürücünün aracına binmekle müterafik kusurlu olduğunu, davacı tarafın ehliyetsiz sürücünün kullandığı araca binmekle müterafik kusurlu olduğunu, davacının faiz talebinin kabulü mümkün olmadığını, davacı tarafından avans faizi talep edildiğini, dava konusu talebin, uğranılan bedeni zararlara ilişkin olduğu ve  bir ticari işten ileri gelmediğini, herhangi bir sorumluluğunun doğması durumunda dahi ancak yasal faiz talep edebileceği,  sigortalı aracın ticari bir araç olmadığını, davanın sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmaması nedeniyle müvekkili şirket yönünden reddine, davacı ... bakımından muris destek olmamakla davanın reddine, davanın esastan reddine, hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılmasına, yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, masraf ve vekalet ücretimizin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... Sigorta A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu,  davacı yanın tazminat taleplerinin ZMMS poliçesinden karşılanması gerekmekte olduğunu, müvekkili şirket nezdinde sigortalı araca ait poliçe tüm oto sigorta poliçesi bulunduğundan aleyhe açılan davanın reddi gerektiğini, hiçbir şekilde davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, sigortalı araç sürücüsüne yüklenecek kusuru ve meydana gelen zararı davacının ispatlaması halinde zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin üzerinde kalan kısmından ve tüm oto sigorta poliçesi-ihtiyari mali mesuliyet klozu teminat limiti ile sınırlı olarak müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını, söz konusu aracın zorunlu mali mesuliyet trafik sigortacısı müvekkili şirket olmayıp davanın reddi gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatının,  zarar görenin gelecekte gerçekleşmesi muhtemel farazi bir zararının karşılanmasını konu aldığını, poliçede belirtilen limit, ölüm halinde mutlak ve likit ödenecek meblağ olmayıp, vefat edenin bakmakla yükümlü olduğu kişilerin yoksun kaldıkları zararın, yani destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması sonucunda belirleneceğini, dava konusu kazanın meydana gelmesinde davacının müterafik kusuru bulunduğunu, davacı motorsiklete kask takmadan bindiğinden müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde müterafik kusur açısından TBK 51-52 maddesi uyarınca hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, manevi tazminata hükmedilmesi durumunda müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitleriyle sınırlı olduğunu, açıklanan nedenlerle; bilirkişi raporuna karşı itirazlarımızın kabulü ile huzurdaki davanın reddine,  yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''....Asıl dava ve birleşen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/664 esas sayılı dava yönünden; Davanın Kısmen Kabulü ile,  davacı ... için 149.854,00 TL ve  davacı ... için 80.940,83 TL DYK maddi tazminatın (davalı ... Sigorta Şirketinin 95.634,77 TL 'den sorumlu olması kaydıyla) davalı ... Sigorta ve davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden dava tarihinden, davalı ... yönünden 04/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılar ..., ... Sigorta A.ş. ve ... Sigorta A.Ş.'den müteselsilen alınarak  belirtilen miktarlarda davacılar ... ve ...'a  verilmesine, Davacılar ... ve ...'ın davalı ... Sigorta A.Ş hakkındaki DYK maddi tazminat davalarının REDDİNE, Davacı ...'ın DYK maddi tazminat davasının REDDİNE, Davacı ... için 17.000,00 TL, davacı ... için 17.000,00 TL, davacı ... için 17.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... Yönünden 04/07/2015 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta Şirketi yönünden 10/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Sigorta A.ş.'den  alınarak belirtilen miktarlarda ayrı ayrı davacılara verilmesine, (davalı ... Genel Sigorta A.Ş.'nin İMMS poliçesi manevi tazminat teminat limiti olan toplam 20.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla)....'' şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davalı .... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece davanın maddi tazminat yönünden müvekkili için reddedilmesine rağmen müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkeme tarafından hatalı hukuki değerlendirmeye dayalı ve çelişkili ifadeler ile hazırlanmış olan bilirkişi raporları hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş olup, Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesi hükmü hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesi gereği zararın artmasına veya doğmasına sebep olan kişinin sonuçlarına kendisinin katlanması gerektiğini, zarar gören destek, kendisi tazminat talep etme imkanına sahip olsaydı kusur sebebiyle tazminatta indirim yapılacak idiyse, destek görenler lehine takdir edilecek tazminatta da indirim yapılması gerektiğini, nasıl ki desteğin ölümü sebebiyle meydana gelen zararın yansıma yoluyla destek görenleri de etkilediği kabul ediliyorsa, desteğin tazminattan indirime sebep olacak davranışlarının da aynı şekilde destek görenlere yansıyacağını, bununla birlikte hükmedilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu, manevi tazminat miktarının tayininde haksız fiili oluşturan olayın özelliğinin yanında tarafların sıfatı, sosyal ve ekonomik durumlarının dikkate alınmasının zorunlu oldığını, diğer taraftan belirlenecek miktar ceza olarak  tayin edilemeyeceği gibi, zenginleşme amacı olarak da kullanılamayacağını, hiç bir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile, yerel mahkeme tarafından müvekkili şirket aleyhine hükmedilen tazminatın faiz başlangıç tarihinin çelişkili olarak belirtilmesinin de hatalı oldığını, hüküm kısmının çelişkili olduğunu, davacı tarafça dava tarihi öncesinde müvekkili şirkete başvuru yapıldığına ilişkin bir belge sunulmamış olduğundan, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak dikkate alınması gerektiğini, dava konusu taleplerden müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, poliçeye müstenit müşterek ve müteselsil sorumluluğu  poliçe limiti ile ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranı ile sınırlı olup, keza masraf ve vekalet ücreti sorumluluğunun da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, tüm vekalet ücreti ve tüm masraflardan müvekkili şirketin müşterek müteselsil sorumluluğuna karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, yerel mahkeme tarafından faiz başlangıç tarihinin de usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, kabul anlamına gelmemekle Karayolları Trafik Kanununun 99. maddesi ve yerleşmiş Yargıtay kararları gereğince, gerekli belgelerin eklenmesi sureti ile müvekkili şirkete müracaat tarihinden öncesinde müvekkili şirketin temerrüdünün söz konusu olmadığını, davacı tarafça dava tarihi öncesinde müvekkili şirkete başvuru yapıldığına ilişkin bir belge sunulmamış olduğundan, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak dikkate alınması gerektiğini, davacı tarafça müvekkili şirkete başvuru yapıldığına ilişkin belge sunulmuş olsa dahi, temerrüt tarihinin tespiti ve faizin bu tarihden itibaren başlatılması gerekmekteyken kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olmasının da usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini belirterek, usule ve yasaya aykırı ilamının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... Sigorta A.Ş.vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; karara esas alınan bilirkişi raporunda hesaplama yönteminin hatalı olarak belirlendiğini, gerekçeli kararda TRH yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplamanın esas alındığını, maluliyet zararının TRH yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz ile hesaplama yapılması gerektiğini, gerekçeli karara esas alınan bilirkişi raporunda pay ayrımının hatalı yapıldığını, emsal ücret esas alınarak gelir belirlenmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda müteveffa için yetiştirme masrafının hesaplanmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, her ne kadar gerekçeli kararda hatır taşıması indirimi yapılmış ise de müterafik kusur indirimi yapılmaması ile eksik hüküm kurulduğunu, müvekkili sigorta şirketinin vekalet ücreti ve yargılama giderinden hatalı şekilde müşterek müteselsilen sorumlu tutulduğunu, müvekkili sigorta şirketi yönünden 95.634,77-TL maddi tazminat hükmü  ile müvekkili sigorta şirketinin vekalet ücreti sorumluluğunun avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca toplam 13.035,30-TL olması gerektiğini,müvekkili sigorta şirketi yönünden 95.634,77-TL maddi tazminat hükmü ile toplam hüküm ile oranlarak 1.054-TL yargılama giderinden sorumlu olabileceğini, harç hükmünde müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu ayrı belirtilmesine rağmen yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden ayrı sorumluluk belirlenmediğini,  faiz türü ve başlangıç tarihinin  hukuka ve yasaya aykırı olarak belirlendiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, dava öncesinde davacının müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvurusu bulunmadığını, kaldı ki müvekkili şirket temerrüde düşmediği gibi dava açılmasına sebebiyet vermediğini,  bu nedenle faiz başlangıç tarihini kabul etmelerinin mümkün olmadığını, ayrıca söz konusu uyuşmazlık konusunun haksız fiil olduğunu, müteveffa arkadaşının yolculuk etmediğini, söz konusu uyuşmazlık haksız fiil olup reeskont faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemenin savunmalarını dikkate almadan ve gerekçeli kararında dahi savunmalarına neden itibar edilmediğine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadan hüküm kurduğunu belirterek yasa hükümlerine, usule ve içtihatlara aykırı kararın \"tehir-i icra talepli\" olarak kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı ... ve ... lehine verilen destekten yoksun kalma tazminatının hukuken isabetsiz olarak fahiş hesaplandığını ve hükme esas alındığını, ancak; Yerel Mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporlarına karşı haklı itirazları doğrultusunda tekrardan yeni bir rapor alınmadan karar verildiğini, bilirkişi raporları arasında çelişkiler mevcut olup itirazlarına raporlarda cevap verilmediğini, raporda ...'ın eğitimin ne zaman biteceği konusunda açıklık bulunmadığını, bilirkişiye göre 18 yaşında liseyi bitirdiğini düşünsek bile; kalifiyeli bir eleman olacak müteveffanın eğitim hayatına herhangi bir Yüksekokul Programında devam etme olasılığının yüksek olduğunu, ...'ın 2017 yılında 18 yaşında olacağı, ÖSYM tarafından düzenlenen üniversite sınavlarına gireceği, ailesinin bu sınavda müteveffanın sınavda başarılı olması için normal eğitim masraflarına nazaran daha fazla harcama yapacağı ( Kurs, Dershane ve Üniversite Kitap Ücretleri ) varsayımında olduklarını, buna göre; müteveffanın eğitim hayatının tahmini 21 yaşına kadar süreceği, bu sürede gelir elde edemeyeceği, aksine eğitim masraflarının olacağını, müteveffanın  çalıştığı meslek koluna göre gelirinin iş yeri kaydı, banka dekontları gibi resmi verilere dayanılarak ispat edilmesi gerekirken raporda gerçekleşmesi güç ihtimallere dayanılarak hesaplama yapıldığını, bilirkişi kök raporunda müteveffanın mesleki kazancının asgari ücretin 1.85 katı olarak hesaplandığını, mesleğe yeni başlayan birinin, başlangıçta asgari ücretin 1.85 katı maaş ile işe başlamasının hayatın olağan akışına aykırı olacağına dair itirazlarının dikkate alınmadığını, ülkemizde üniversite mezunlarının önemli bir kısmının dahi iş bulamadığını ve bulsa dahi asgarî ücretle çalıştığını, bilirkişi kök raporuna yapmış oldukları itirazda da müteveffanın kask takmaması nedeniyle hükme esas alınacak tazminat açısından kusur indirimi yapılmalı gerektiğini belirttiklerini, bilirkişinin bu hususu mahkemenin takdirine bıraktığını, Yargıtay'ın vermiş olduğu kararlarda müterafik indirimi yapılmamasını bozma sebebi olarak gösterdiğini, ancak Yerel Mahkeme tarafından müterafik kusur ve hatır taşımacılığı yönünden herhangi bir şekilde indirim yapılmadığını, davacı ..., davacı ... ve davacı ... lehine verilen manevi tazminat miktarının oldukça yüksek olduğunu,  Mahkeme tarafından sosyal ve ekonomik araştırması yapılmadığını, kazanın oluş şekli göz önünde bulundurulunca müteveffanın müterafik kusuru olduğunun unutulmaması gerektiğini, Mahkeme tarafından müterafik kusura dikkat edilmeden manevi tazminata hükmedildiğini, tanıkların ifadeleri incelendiğinde de müterafik kusurun oldukça yoğun olduğunun anlaşılacağını, bu nedenle İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan raporun hukuken isabetsiz olduğunu, hatır taşıması ile taşınan davacı yanların murisi ...'ın kask takmadığını, davacıların destekten yoksun kalma tazminatına hukuken hak kazanamayacağını çünkü vefat eden maktulün 19-20 yaşlarında olduğunu ve daha çok maktul ailesinden destek almak durumunda bulunduğunu, ailesinin geçiminden kendisinin sorumlu olmadığını, bununla birlikte vefat eden maktullerin kazada kusurlu olmaları dolayısıyla illîyet bağı da gerçekleşemeyeceğinden müvekkilinin manevî tazminat dolayısıyla sorumlu olmasının da söz konusu olmayacağını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, ayrıca Yerel Mahkeme tarafından kazaya karışan motorsikleti kullanan ...'nin ehliyetinin olup olmadığına ilişkin araştırma da yapılmadığını, mahkeme tarafından müvekkili aleyhine hükmedilen manevi tazminat sonucu taraflar arasındaki ekonomik dengeyi bozduğunu, davacılar adına bir zenginleşme gerçekleştiğini  belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına dair karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, davacıların murisleri ...'ın 04/07/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ölümü neticesinde;<br>Asıl davada; davalılardan sürücü ...'nin ve davalı sigorta şirketlerinden ZMMS  poliçesi kapsamında maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Birleşen davada; davalılardan sürücü ... ve davalı sigorta şirketinden İMMS poliçesi kapsamında maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br><br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, davalı ... vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>1-)Davacılar vekili karar tarihinden sonra sunmuş olduğu 25/04/2023 tarihli dilekçe ile \"davalılardan ... Sigorta A.Ş. ile müvekkiller arasında  11.01.2023 tarihli ibraname ve sulh sözleşmesi imzalanmış olup, Sulh Sözleşmesi hazırlanırken İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/577 E sayılı karar ilamınında belirtilen ve hükme esas alınan 2. Kök Bilirkişi raporu dikkate alınarak ödeme yapılmış, davalı ... Sigorta A.Ş poliçe miktarı ile sınırlı kalmak üzere ödeme yapmıştır. Yapmış olduğu ödeme raporda belirtilen diğer tazminatların tümünü kapsamamakla birlikte diğer davalıların ödemesi gereken tazminatlar bakımından alacağımız da halen devam etmektedir.11.03.2021 tarihli kök rapora göre toplam destekten yoksun kalma maddi tazminat 478.173,86 TL olarak hesaplanmış ve  davalı ... Sigorta A.Ş. 358.630,39 -TL' den poliçe miktarı ile sınırlı olduğu kısmı ödememiştir. Diğer davalılar yönünden alacağımız halen devam etmektedir \" şeklinde beyanda bulunmuştur.<br>Davalı ... Sigorta Şirketi vekili 23/01/2023 tarihli dilekçe ile \"Ekte sunulan sulh protokolü gereği, davacı taraf ile dava konusu tüm talepler yönünden sulh olmuş bulunmaktayız. Sözü geçen ödeme gereği davacı, dosyaya sunmuş olduğu beyanları ile  davadan ve fazlaya ilişkin haklarından feragat etmiş bulunduğunu, yapılan sulh anlaşması gereği, davacı taraf ile karşılıklı şekilde avukatlık vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin de bulunmadığını, sulh anlaşması nedeniyle, davanın feragat nedeniyle reddine; taraflarca bu hususta anlaşılmış olunduğundan vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesine karar verilmesini\" şeklinde beyanda bulunmuştur.<br> Davacılar ile davalı ... Sigorta Şirketi arasında imzalanan 11/01/2023 tarihli  \"İBRANAME, FERAGAT BEYANI VE SULH ANLAŞMASI\" başlıklı sulh sözleşmesi ile \"Zorunlu Karayolu Mali Sorumluluk (Trafik) poliçesi kapsamında davalı tarafından 275.000,00 TL maddi tazminat, 41.500,00  TL ilam vekalet (KDV stopaj dahil), 250.000,00  faiz, 2.000,00  TL yargılama gid., 56.000,00  TL icra vekalet (KDV stopaj dahil), TOPLAM: 624.500,00 TL üzerinden Ödenen feriler içinde yer alan 41.500,00  TL tutarlı ilam vekalet ücreti ile 56.000,00 TL icra vekalet ücreti toplamı üzerinden, 16.525,42 TL stopaj; 7.436,44 TL KDV tevkifatı yapılarak   toplamda 600.538,14 TL nin davalı ... Sigorta şirketi tarafından, davacı yanın aşağıda bildirilen IBAN numarasına ödeme yapılmakla, davacı yan sigorta şirketini dosyada talep edilen cismani zarar kaynaklı maddi tazminat (sürekli ve geçici iş göremezlik, geçici bakıcı, tedavi gideri) ile ferileri yönünden  gayri rücu kabil ibra etmektedir; ... Sigorta Şirketi işbu ibraname bedelini (stopaj kesintisi ve KDV tevkifatı sonucu hesaba geçecek tutar 600.538,14 TL’dir) aşağıda belirtilen hesaba ödemekle, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/577 Esas  sayılı  dosyada talep edilen tazminat yönünden ilgili poliçedeki tüm taahhütlerini ... Sigorta Şirketi ile ... Sigorta Şirketince sigortalanan aracın işleteni ve sürücüsünün sorumlu olduğu kısım yönünden yukarıda sayılan cismani zarar kaynaklı bedeni zarar (maddi tazminat) talepleri ile buna denk gelen vekalet ücreti, faiz, yargılama giderleri, harçlar ve masraflar vs. tüm feriler yönünden tamamen yerine getirmiştir. Taraflar işbu ibranamenin, ödemenin geçmesi sonrasında mahkeme/tahkim ve varsa icra dosyasına sunulmasına muvafakat etmektedir. İşbu ibraname kapsamında yapılan ödeme uyarınca ... Sigorta'nın sorumlu olduğu kısım yönünden diğer sorumlular (işleten-sürücü) de borçtan kurtulacağı kabul edilmiştir. Davacı vekilinin aşağıda belirtilen hesabına yapılan ödeme ile işbu protokol uyarınca davacı yan, ... Sigorta Şirketi’ni, ... Sigorta Şirketinin sigortalısı ve araç sürücüsünü gayri rücu kabil ibra etmektedir. Davacı işbu sulh anlaşması gereği, ..., ... ve ...  'nın maddi zarar (sürekli ve geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri, tedavi gideri) talepleri yönünden  fazlaya ilişkin hak ve alacaklarından feragat etmektedir. Ödemenin gerçekleşmesinden itibaren 7 iş günü içinde STK DOSYA HAKEMİNE / İLGİLİ MAHKEMESİNE  feragat beyanı davacı vekilince İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/577 Esas sayılı dosyasına sunulacak, buna mukabil ... Sigorta şirketi vekilince, sulh gereği karşı vekalet-yargılama gideri taleplerinin bulunmadığı beyan edilecektir. İşbu sulh anlaşması tarafların sulh, ibra ve feragat yetkisini haiz vekillerince imzalanarak düzenlenmiş olup; protokolü imzalayan vekiller, vekillik görevlerinin devam ettiğini, hali hazırda kendilerine ulaşan/tebliğ edilen/bildirilen bir azilname bulunmadığını, vekil sıfatıyla bu anlaşmayı imzalamaya yetkili olduklarını beyan ve taahhüt eder.  İşbu ibraname ve sulh anlaşması, e-imzalı olacak şekilde düzenlenmiştir. İlgili mevzuat gereği, e-imza, ıslak imza ile aynı hükümdedir.\" şeklinde anlaşma yapıldığı anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamına göre, karar tarihinden sonra davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından davacılara yapılan ödeme nedeni ile davacıların asıl dava ve birleşen davada maddi tazminat talebi yönünden davanın konusuz kaldığı; maddi tazminat yönünden davacıların ıslah ettikleri ve harçlandırdıkları tutarı tahsil ettikleri anlaşılmakla, davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin itirazlarının maddi tazminat yönün kısmen kabulü ile maddi tazminat talebi yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı, davacıların maddi tazminat yönünden fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, şeklinde karar vermek gerekmiştir.<br>2-)6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça  gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Davaya konu edilen ölümlü trafik kazasında davacıların akrabası olan ...'ın vefat ettiği, bu sebeple duyulan acı ve elemin kısmen giderilmesinin gerektiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın oluş biçimi, kusur durumu, kazanın meydana geldiği olay tarihindeki paranın alım gücü, davalı yanın içine düşebileceği mali güçlükler ve manevi tazminatın yukarıda ifade edilen amacı, manevi tazminat talep miktarı ile hükmedilen tutara ve tüm dosya kapsamına göre,  belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak davacılar için takdir edilen manevi tazminatın hak ve nesafet kuralları çerçevesinde belirlendiği görülmüş; davalı sürücü ... vekili ve ... Sigorta A.Ş.  vekili manevi tazminatın fahiş olduğu itirazında bulunmuş ise de, hükmedilen tutarda bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı için takdir edilen manevi tazminatın yüksek olmadığı görülmüş; davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine, davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ... vekillerinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  30/11/2021 tarihli 2016/577 Esas ve 2021/959 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ... vekillerinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2021 tarihli, 2016/577 Esas ve 2021/959 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>\"a-Maddi Tazminat Talebi Yönünden;<br>Asıl dava ve birleşen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/664 esas sayılı dava yönünden; <br>-Davacıların maddi tazminat davası konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacıların fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına,<br>-Asıl davada ve birleşen davada maddi tazminat yönünden alınması gereken 427,60-TL maktu ilam harcının, peşin alınan 41,00-TL nispi harç ile 774,62-TL ıslah harcı  toplamı 815,62-TL' den mahsubu ile kalan 388,02-TLnin davanın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde davacılara iadesine,<br>-Maddi tazminat talebi yönünden taraflar arasında imzalanan 11/01/2023 tarihli sulh sözleşmesi gereğince davacılar lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına, <br>b-Manevi Tazminat Talebi Yönünden;<br><br>-Davacı ... için 17.000,00 TL, davacı ... için 17.000,00 TL, davacı ... için 17.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... Yönünden 04/07/2015 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta Şirketi yönünden 10/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş.'den  alınarak belirtilen miktarlarda ayrı ayrı davacılara verilmesine, (davalı ... Genel Sigorta A.Ş.'nin İMMS poliçesi manevi tazminat teminat limiti olan toplam 20.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla)<br>-Asıl davada ve birleşen davada manevi tazminat yönünden alınması gereken ‭3.483,81‬-TL nispi ilam harcından, peşin alınan 348,38 TL nispi harç indirildikten sonra kalan ‭3.135,43‬-TL  harcın (davalı ... Genel Sigorta A.Ş.'nin ‭‭1.229,58-TL 'den sorumlu olması kaydıyla) davalılar ... ve ... Genel Sigorta A.Ş.'den müteselsilen alınarak, Hazineye gelir kaydına,<br>-Davacı ... manevi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalılar  ... ve ... Sigorta A.Ş. 'den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>-Davacı ... manevi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalılar  ... ve ... Sigorta A.Ş. 'den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>-Davacıların  yatırmış olduğu 29,20-TL başvurma harcı ile, asıl dava ve birleşen davada alınan 348,38-TL nispi harç ile 774,62-TL ıslah harcı toplamı olan ‭1.152,20‬-TL'nin (davalı ... Sigorta Şirketinin ‭388,27- TL'sinden ve ... Genel Sigorta A.Ş.'nin 81,20- TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) davalılar ..., ... Sigorta A.ş., ... Sigorta A.Ş. ve ... Genel Sigorta A.Ş.'den müteselsilen alınarak, davacılara  verilmesine,<br>-Davacı tarafça yatırılan ancak kullanılmayıp artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacılara iadesine, \"<br>    ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>2-Davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ... vekillerinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA;<br>Davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınması gereken 1.366,20 TL istinaf karar harcından peşin alınan 870,00 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 496,20 TL'nin anılan davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>İstinaf başvurusu sırasında davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ...'den alınan istinaf karar harcının talep halinde kendilerine iadesine,<br>4-Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>İstinaf incelemesi esnasında davalı ... Sigorta A.Ş.  tarafından yapılan 220,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından ibaret yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı ... Sigorta A.Ş.'ye verilmesine,<br>İstinaf incelemesi esnasında davalı ... tarafından yapılan 220,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından ibaret yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı ...'ye verilmesine,<br>5-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  19/09/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7b411a7f7649c9cd","SID":"a830ad4b018419c7"}}