{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/77 <br>KARAR NO: 2024/989<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:2019/249 Esas-2023/809 Karar<br>KARAR TARİHİ:25/09/2023<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/10/2024<br>KARAR YAZMATARİHİ : 09/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava sonucu ilk derece mahkemesince verilen hükme yönelik süresi içinde istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine gönderilen dosyanın yapılan incelemesi sonucunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN  İDDİA  VE  SAVUNMALARININ  ÖZETİ :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının babası ... ile davalı ...A.Ş.'nin 01/03/2018 tarihli sözleşme ile... İli,... İlçesi,...Mahallesi, ... ada,... parselde bulunan taşınmaz üzerinde güneş enerjisi santrali kurulumu konusunda anlaştıklarını, ...'un 09/07/2018 tarihinde vefat etmesinden sonra davacının diğer mirasçıların hak ve hisselerinden feragat etmeleri üzerine tek mirasçı olarak sözleşmeyi devam ettirdiğini, davalı tarafın 01/03/2018 tarihli sözleşmenin 4. maddesinde, işbu sözleşme eklerinden olan iş programını gösterir listeyi davacıya vereceğini, sözleşmeye konu işi, iş bitim tarihinde veya daha önce sözleşmeye uygun şekilde yerine getirmeyi taahhüt ettiğini, davacı ile davalı arasında bir eser sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, davacının üzerine düşen ücret ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesine rağmen davalı tarafın sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşmenin 12. maddesinde davalı tarafın 15/04/2018 tarihinde işe başlayacağını ve 30/05/2018 tarihine kadar ön kabulü yaptıracağını taahhüt ettiğini, ancak davalı tarafın 30/05/2018 tarihinde işi bitirmediği gibi ön kabulü de yaptırmadığını, Yıldızeli Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/18 D.İş Esas ve 2018/17 D.İş Karar numaralı dosyasında yapılan keşif ve hazırlanan 24/10/2018 tarihli bilirkişi raporu ile tespite konu güneş enerjisi santralinde davalı tarafın 01/03/2018 tarihli sözleşme ile yüklenmiş olduğu imalatları tamamlamadığı, sistemin devreye alınıp enerji üretmeye başlamadığının gözlemlendiğinin belirtildiğini, davacının davalı tarafça işin zamanında yapılmamasından dolayı 2018 yılı Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında elektrik üretimi yapamadığını ve maddi olarak zarara uğradığını, sözleşmenin 27/3. maddesinin \"Yüklenicinin belirtilen tarihe kadar işi teslim edememesi durumunda işverene 100.000,00-USD ceza ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt eder.\" şeklinde olduğunu beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı tarafın sözleşme ile yüklendiği işi zamanında teslim etmemesi nedeniyle müvekkilin uğradığı zararlar karşılığında şimdilik 5.000,00-TL'nin ve taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme ile kararlaştırılan cezai şartın şimdilik 1.000,00,USD'lik kısmının işin teslim tarihi olan 30/05/2018 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsili ile taraflarına ödenmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; gerek dava konusu 01/03/2018 tarihli GES Tesis Yapım Sözleşmesi gerekse de dava dilekçesinin ekinde sunulan bir kısım ödeme belgelerinden anlaşılacağı üzere davacı tarafın sözleşme gereği üzerine düşen ücret ödeme yükümlülüğünü süresinde ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini, bu nedenle davacının kendilerinden dava konusu sözde bir kısım taleplerde bulunmasının hukuken kabul edilebilir nitelikte olmadığını, sözleşmenin imzalanmasını müteakip davacı tarafın sözleşmede aldığını belirtmiş olduğu işbu yatırım teşvik belgesinin alınmadığının anlaşıldığını, söz konusu yatırım teşvik belgesini alma ve almış olma yükümlülüğü davacı tarafa ait olmakla bundan kaynaklı gecikmelerin kendilerine izafesinin mümkün olmadığını, sözleşme kapsamında hazırlanan tesis yapımına ilişkin projenin onaya sunulmasının akabinde TEDAŞ tarafından söz konusu projenin onaylanamadığını ve projenin revize edilmek sureti ile yeniden onaya sunulması gerektiğini, sözleşmenin 6. maddesinde de belirtildiği üzere bu hususun tamamı ile davacı tarafı ilgilendiren bir husus olduğunu, proje revize işlemi ve devamında yapılacak onay işlemleri nedeni ile yaşanan gecikmelerin kendilerine atfedilebilir nitelikte olmadığını, güneş enerji santralı yapım işinde proje onayı yapılmadan yatırım teşvik belgesi başvurusunun yapılamadığını, proje onayının 21/05/2018 tarihinde alınmasının ardından 01/06/2018 tarihinde yatırım teşvik belgesi için başvuru yapıldığını ve 04/07/2018 tarihinde yatırım teşvik belgesinin alındığını, sözleşme gereğince yatırım teşvik belgesinin alınmasının davacı tarafın sorumluluğunda olmakla gelinen süreç içerisinde davacı tarafından bu işlemin yapımı için kendilerinin yetkilendirildiğini ve işlerin aksamaması adına sorumlulukları dahilinde olmayan bu işlem için de gerekli başvuruları yaptıklarını, yine sözleşme gereğince davacı tarafından temin edilmesi gereken ve işe başlayabilmeleri için gerekli olan KDV muafiyet belgesini davacı tarafın Yıldızeli Kaymakamlığı İlçe Mal Müdürlüğü'nden ... tarihinde alabildiğini, bu esnada davacı taraf ile ÇEDAŞ arasında akdedilen ... tarihli bağlantı anlaşmasının 2 yıllık yasal geçerlilik süresinin bittiğini, ... tarihinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Elektrik Piyasası Daire Başkanlığı'na süre uzatımı için başvuru yapıldığını ve EPDK tarafından gerçekleştirilen ...tarihli toplantıda süre uzatım kararı verildiğini ve 03/09/2018 tarihinde bu süre uzatım kararının ilgililere bildirildiğini, cümle hususların davacı yanın sorumluluk alanında olduğunu ve kendilerine en ufak bir kusur izafesinin dahi kabul edilemeyeceğini, davacının babası olan ve sözleşmenin ilk tarafı olan ...’un vefat etmesi üzerine ilk alınan yatırım teşvik belgesinin ... adına olması nedeni ile söz konusu belgenin davacı... adına yeniden düzenlenmesi için davacı tarafa defaten uyarı yaptıkları halde davacının 05/11/2018 tarihinde yatırım teşvik belgesinin kendi adına düzenlenmesi için başvuruda bulunduğunu, 20/10/2018 tarihinde sözleşme konusu iş tamamen bitirilmesine rağmen davacı tarafça yatırım teşvik belgesinin revizesi için başvurunun geç yapılmış olması nedeni ile geçici kabul işlemlerinin yapılamadığını, davacı tarafça cümle eksikliklerin giderilmesinin ardından 21/11/2018 tarihinde geçici kabule hazır tutanağının düzenlendiğini ve akabinde TEDAŞ Genel Müdürlüğü'nün ... tarihli yazısı ile geçici kabul belgesinin verildiğini, gecikmenin kendilerinden kaynaklanmadığını, cümle edimlerini zamanında ve eksiksiz olarak ifa ettiklerini, tam aksine gecikmenin davacı tarafın sözleşme gereği üzerine düşen edimlerini zamanında ve eksiksiz olarak yerine geçirmemesinden kaynaklandığını, davacının müvekkil şirketten teminat niteliğinde bir senet istemesi üzerine şirket yetkilisi ... ile davacıyı temsilen ... arasında düzenlenen tutanak düzenlendiğini, taraflarca imza altına alındığını, dava konusu işin teslim tarihi olarak davacının iddia ettiği gibi 30/05/2018 tarihinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, tarafların imzalarını taşıyan tutanak ile sabit olduğu üzere 25/10/2018 tarihinin teslim tarihi olarak esas alınması gerektiğini, 20/10/2018 tarihinde sözleşme konusu işin bitirildiğini, diğer ifade ile herhangi bir gecikmeye mahal verilmediğini, davacının taleplerine itibar edilmesinin mümkün görülmediğini, dava dilekçesinde ihtarname ile ihtarda bulunulduğu iddia edilmiş ise de dava dosyasında bulunan Sivas 3. Noterliği'nden gelen müzekkere cevabı ekindeki tebliğ belgesinden de anlaşılacağı üzere söz konu ihtarnamenin kendilerine tebliğ edilmediğini, cezai şartın talep edilebilmesi için müvekkil şirketin sözleşme gereği ifa yükümlülüğünü belirtilen tarihte yerine getirmemiş olmasına bağlı olduğunu, müvekkilinin sözleşme gereği edimini zamanında ve eksiksiz olarak ifa etmiş olmakla sözde geç ifaya dayalı cezai şart talebinin kabulünün mümkün olmadığını, bir an için söz konusu cezai şartı ödeme ihtimali düşünüldüğünde, kendilerinin ekonomik olarak mahvına yol açacağı, ticari hayatlarının çok büyük oranda sekteye uğrayacağı tartışmadan vareste olmakla, Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları ile de kabul gördüğü üzere sözleşme ile kararlaştırılan cezai şartın sayın mahkemece indirilmesini talep etmiştir.<br> Karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde özetle; ... adına 11/06/2018 tarihli 12.980,00-USD (58.546,29-TL) miktarlı, 31/07/2018 tarihli 165.427,08-USD (808.111,29-TL) miktarlı, 31/07/2018 tarihli 63.074,09-USD (308.116,94-TL) miktarlı, 31/07/2018 tarihli 236.500,00-USD (1.155.302,50-TL) miktarlı ve 22/10/2018 tarihli 28.500,00-USD (159.981,90-TL) miktarlı faturalar kesildiğini, faturalara yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığından TTK'nun 21. maddesi gereğince söz konusu faturaların kesinleştiğini, taraflarınca tutulan cari hesap kayıtlarına göre davalı tarafın toplamda 86.312,48-USD bakiye borcu bulunduğunu, sözleşmenin 27. maddesinde; \"İşveren, madde 15’de belirtilen hakediş şartlarına uymaz ve ödemeleri geciktirmesi durumunda işin tamamı için yükleniciye 100.000,00-USD ceza ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt ettiği\"nin belirtildiğini, davalı tarafça sözleşme gereği üzerine düşen ücret ödeme yükümlülüğünü süresinde ve eksiksiz olarak ifa etmediğini ve bakiye borcunun bulunduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-USD cezai şartın (karşı dava tarihi itibari ile döviz kuru 5,71 TL’den 1.000,00-USD= 5.710,00-TL olarak hesaplandığını) faizi ile birlikte kendilerine ödenmesini talep ettikleri, mahkemece karşı davalının davasının kısmen veyahut tamamen kabulüne karar verilecek olması durumunda; gerek bakiye borç taleplerinin gerekse de cezai şart talepleri yönünden mahsup talebinde bulunduklarını beyan ettikleri talep ve dava etmiştir.<br>Karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; karşı davacının bir kısım alacakları olduğundan bahisle dava açtığını, ancak kendilerinden herhangi bir alacağı bulunmamakla birlikte haksız ve hukuki mesnetten yoksun işbu karşı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasında akdedilen ... tarihli GES yapım sözleşmesi gereğince yapılan işlere istinaden kendilerine 5 adet fatura düzenlendiğini, süresi içerisinde bir itirazın bulunmadığını, dolayısıyla faturaların kesinleştiğini iddia etmiş ise de söz konusu fatura içeriklerinin taraflarınca kabul edilmemiş olup, faturaların karşı tarafa iade edildiğini, 01/03/2018 tarihli sözleşme kapsamında üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiklerini, karşı davacı tarafın sözleşme ile yüklenmiş olduğu işleri süresinde yapmadığını, dolayısıyla davalı/karşı davacı tarafın kendilerinden cezai şart alacağı bulunmadığını belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :<br>Mahkemece; asıl dava yönünden TBK’nun 179/2. maddesi gereği davacı - karşı davalının ifayı ihtirazi kayıt olmaksızın, yani çekincesiz olarak kabul ettiği için cezai şart bedeli istemi hakkının bulunmadığı, aynı şekilde davalı - karşı davacının da diğer tarafın yaptığı ödemeleri çekince (ihtirazi kayıt) koymadan tahsil ettiği belirlendiğine göre, TBK'nun 179/2. maddesinin koşullarının somut olayda gerçekleşmemesi nedeni ile karşı davacının cezai şart  bedeli istemi hakkının bulunmadığı, asıl davada davacının, cezai şartın yanında TBK'nun 180/2. maddesine istinaden davalının ifada gecikmesinden kaynaklanan aşkın (munzam) zararın tazminini de talep ettiği, bazı hallerde alacaklının, borçlunun borca aykırı davranışı nedeniyle uğramış olduğu zararın, kararlaştırılan ceza koşulundan fazla olabileceği, bu ihtimali göz önünde bulunduran kanun koyucunun, alacaklının aşkın zararını borçludan isteyebileceğini hüküm altına aldığı, buna ilişkin TBK'nun 180/2. maddesi hükmünün  “Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez.” şeklinde olduğu, burada alacaklının, borçludan uğramış olduğu zararın tamamını değil; sadece kararlaştırılan ceza koşulunun miktarını aşan kısmın tazminini isteyebileceği, bu anlamda kanun koyucunun, alacaklının hem tazminat hem de ceza koşulu yoluyla tatmin edilmesinin, başka bir anlatımla bu iki kurumun birleşmesinin, önüne geçtiği, kanun koyucunun, alacaklının ceza koşulunu aşan zararının tazmini hususunda TBK'nun 112. maddesinde yer alan karineden ayrılmış ve TBK'nun 180/2. maddesi ile borçlunun kusurlu olduğunu alacaklının ispat etmesi gerektiği koşulunu getirmiş olduğu; ancak bu kuralın, borçlunun ifa yardımcısı kullandığı ve zararın bu kimsenin fiilleri neticesinde meydana geldiği durumdaki gibi kusursuz sorumluluk hallerinde uygulanmayacağı, doktrinde, alacaklının ifaya eklenen ceza koşulundan açıkça vazgeçtiği ya da asıl borcun ifasını bir çekince koymaksızın kabul ettiği durumlarda ifaya eklenen ceza koşulu kesin olarak son bulacağından, ceza koşulunu aşan zararların tazmini talebinin de buna bağlı olarak son bulacağının ileri sürüldüğü, dosya kapsamına bakıldığında taraflar arasında düzenlenen sözleşmede cezai şart dışında ayrıca cezai şartı aşan zararın istenebileceğine dair  açık hüküm bulunmamakta olup, mevcut delillere göre davacının tazminini talep ettiği zarar da taraflarca sözleşmede kararlaştırılan cezai şart tutarının altında kaldığından, bu durumda TBK'nun 180/2. maddesi hükmü karşısında davacının cezai şartı aşan zararın tazminine ilişkin isteminin de reddi gerektiği, karşı davadaki alacak talebi yönünden  tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemeleri neticesinde taraflar arasında kararlaştırılan sözleşme hükümlerine göre karşı davacının karşı davalıdan 17.811,31-USD bakiye alacağının kaldığı, bu nedenle karşı davacının bakiye alacağını talep etmekte haklı olduğu, ancak karşı davalıyı karşı dava tarihinden önce temerrüte düşürdüğünü ispatlar delil bulunmadığı , yine karşı davacı, karşı davasını ıslah etmediğinden taleple bağlılık kuralı gereği hüküm tesis etmek gerektiği gerekçesiyle;  asıl davada davacının davasının reddine, karşı davanın ise kısmen kabulü ile taleple bağlılık kuralı gereği 1.000,00-USD alacağın karşı dava tarihi olan 09/09/2019 tarihinden itibaren ticari reeskont faizini geçmemek koşuluyla 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış 1 yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında işleyecek faiziyle birlikte karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine, karşı davacının cezai şart isteminin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEP VE GEREKÇESİ :<br>Davacı - Karşı Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin cezai şartın bağlı olduğu asıl borcun varlığı ve borcun zamanında yerine getirilip getirilmediği hususlarına hiç değinmeden cezai şartın reddine karar verdiğini, bu durumun açıkça hukuka aykırılık arz ettiğini, müvekkili ile karşı tarafın GES tesisi kurulması konusunda anlaştıklarını, davalı karşı davacının sözleşmeye uygun şekilde işi yerine getirmeyi taahhüt ettiğini, ancak karşı tarafın süresi içerisinde işi teslim etmeyerek sözleşmeye aykırı davrandığını, dinlenen tanık beyanlarının işin süresinde bitirilmediği yönünde olduğunu, işin süresinde bitirilmeme sebebinin davalı karşı davacı taraf olduğunu, yerel mahkemenin bu konuda hiçbir değerlendirme yapmadığını, taraflar arasında akdedilen 01.03.2018 tarihli sözleşmenin 27/3 maddesinin; “Yüklenicinin belirtilen tarihe kadar işi teslim edememesi durumunda işverene 100.000,00 $ ceza ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt eder.” şeklinde olduğunu, sözleşmenin bu maddesinin sözleşmeye konu işin zamanında bitirilememesine yönelik cezai şart olduğu konusunda hiç bir şüphe bulunmadığını, tarafların davaya konu Güneş Enerjisi Santrali Yapım İşinin süresi içerisinde yapılmaması durumunda yüklenicinin iş sahibine 100.000,00 $ ödeyeceğini kararlaştırdığını, dosyada müvekkilinin ihtirazi kayıt niteliği taşıyan bir çok irade beyanı bulunmasına rağmen Yerel Mahkemenin eksik ve hatalı inceleme neticesinde bu irade beyanlarını değerlendirmeden ret kararı vermesinin hukuki gerekçeden yoksun olduğunu, sözleşmeye göre davalı tarafın 15.04.2018 tarihinde işe başlayacağını ve 30.05.2018 tarihine kadar ön kabulü yaptıracağını taahhüt ettiğini, ancak davalı tarafın 30.05.2018 tarihinde işi bitirmediği gibi ön kabulü de yaptırmadığını, müvekkilinin davalı tarafça işin zamanında yapılmamasından dolayı 2018 yılı haziran, temmuz, ağustos, eylül, ekim, kasım ve aralık aylarında elektrik üretimi yapamadığını ve maddi olarak zarara uğradığını, Temmuz-Aralık dönemindeki zararının 56.732.21 USD olduğunu, bilirkişi tarafından da bu şekilde rapor tanzim edildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.\t<br>Davalı- Karşı Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece alacak davaları kabul edildiği nazara alındığında davacı- karşı davalının ödemelerini gereği gibi ve eksiksiz yapmadığı sabit olduğundan cezai şart taleplerinin reddi kararının doğru olmadığını ileri sürerek, karşı davada talep edilen cezai şart isteminin reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLER :<br>İddia, savunma, sözleşme evrakları, bilirkişi raporu ve dosyada mevcut diğer bilgi ve belgeler.<br>İSTİNAF NEDENLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : <br>HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;<br> Asıl Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat ve cezai şart, karşı dava ise bakiye alacak ve cezai şartın tahsili istemine ilişkin olup, davacı-karşı davalı iş sahibi, davalı-karşı davacı ise yüklenicidir.<br>Asıl davada davacı, davalı ile onun taşınmazı üzerinde güneş enerjisi santrali kurma konusunda anlaştıklarını, 01.03.2018 tarihindeki sözleşmeye uygun olarak belirtilen tarihlerde ödeme  yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davalının 30.05.2018 tarihine kadar ön kabul yaptıracağının taahhüt etmesine rağmen  bunu yapmadığını, 13.08.2018 tarihinde işin teslimi için ihtar çektiğini, Yıldızeli Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla 24.10.2018 tarihinde yapılan tespit ile davalı yanın yükümlülüklerini yerine getirmediğinin tespit edildiğini,  davalı tarafın sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini zamanında yerine getirmemesi nedeniyle zarara uğradığını,  bu sebeple 7 ay elektrik üretiminden yoksun kaldığını, sözleşmede belirtilen tarihe kadar işin teslim edilmemesi halinde cezai şart kararlaştırıldığını ileri sürerek, mevcut  zararın ve cezai şartın ödenmesini talep etmiştir. <br>Davalı ise; davacı tarafından yapılan ödemelerin gecikilerek yapıldığını, eksik ödemeler olduğunu, ücret ödemeyi zamanında yapmayan davacının zarar talep edemeyeceğini, zaten bu iddianın bu bakımdan dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, davacının TEDAŞ'tan alınması gerekli proje onayını alamadığını, bundan dolayı proje revize işlemiyle işin geciktiğini, bu nedenle kendilerine kusur atfedilemeyeceğini, işlerinin aksaması sebeplerinin davacıdan kaynaklandığını, ÇEDAŞ ile bağlantı anlaşmasının 2 yıllık süresinin bittiğini, bağlantı anlaşması süresinin uzatılması işlemleri ve murisin yatırım teşvik belgesinin olmamasının, akabinde ölümü ile aynı belgenin davacı adına çıkması için ayrıca beklendiğini, işin 20.10.2018 tarihinde tamamen bitirildiğini buna rağmen geçici kabul işlemlerinin yapılmadığını, ancak 14.12.2018 tarihinde geçici kabul verildiğini, işin bitiş tarihinin 25.10.2018 olduğunu, bunun taraflarca imza altına alındığını, bu tarihin teslim tarihi olarak alınması gerektiğini, kendilerine ihtarname tebliği olmadığını, tespit raporunun hükme esas alınamayacağını, zaten eski proje üzerinden tespit yapıldığını, bu sebeple bunun değerlendirmeye esas alınamayacağını, cezai şartın ifaya eklenen nitelikte olduğunu ve eseri teslim alırken bunun saklı tutulması lazım geldiğini bu nedenle cezai şart hakkının düşeceğini, cezai şartın ekonomik yıkıma yol açacak kadar büyük olduğunu, indirilmesi gerektiğini savunarak asıl davanın reddine savunmuş,  karşı dava olarak ise 86.312,48 USD bakiye alacağının olduğunu, bakiye borcun olması sebebiyle sözleşmenin 15.maddesi gereği cezai şart alacağının olduğunu ileri sürerek bu alacak cezai şart isteminin kabulünü talep etmiştir.<br>Mahkemece yazılı gerekçe ile asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekilleri tarafından asıl ve karşı davaya yönelik olarak istinaf edilmiştir.<br>Davacı...’un babası ... ile Davalı ...A.Ş. arasında imzalanan ... tarihli Güneş Enerji Santrali (GES) Tesis Yapım Sözleşmesinde;  <br>Tesis Kurulum Adresinin ...Mah./.../..., Planlanan Kapasitenin 559,68 kWp, Öngörülen Yıllık Elektrik Üretimi Miktarının 800.000,0 kWh, Planlanana göre toplam fiyatın 425.000,00 Amerikan Doları (USD)+KDV olarak belirlendiği, yüklenicinin sözleşme eklerinden olan iş programını gösterir listeyi işverene vereceği, iş bitim tarihinde veya daha önce işbu sözleşmeye uygun şekilde yerine getirmeyi taahhüt ettiği, Sözleşme dışında kalan bütün kanun değişikliklerinden işverenin sorumlu olduğu, yüklenicinin 15.04.2018 tarihinde işe başlayacağı ve 30.05.2018 tarihine kadar ön kabulü yaptıracağı, Ödeme Şartlarının aşağıdaki tabloda gösterildiği gibi olduğu;<br>Açıklama\t   Tutar   \tHakediş Şartı<br>Ön ödeme\t125.000 $\tSözleşme imzalandıktan sonra 3 gün içinde<br>30.03.2018 Tarihinde\t  50.000 $\t30.03.2018 tarihinde peşin<br>30.05.2018 Tarihinde\t  50.000 $\t30.05.2018 tarihinde peşin<br>29.06.2018 Tarihli Çek\t70.000 $ Sözleşmeye müteakip önden verilecek<br>30.07.2018 Tarihli Çek\t70.000 $ Sözleşmeye müteakip önden verilecek<br>30.08.2018 Tarihli Çek                       60.000 $ Sözleşmeye müteakip önden verilecek<br> Toplam                       425.000 $\t<br>Ödeme toplamının KDV hariç 425.000,00 Amerikan Doları (USD) olduğu, işçilik ve yatırım teşvike girmeyen ürünler için 40.000,00 $’lık fatura kesileceği, Kesin Kabul işleminin Yükleniciye ait olduğu, anahtar teslim fiyatı olduğu, Scada ve RTU istenmesi durumunda fiyata ekstra olarak dahil edileceği, <br>İşverenin taraflarca mutabık kalınan ödemeleri süresi içerisinde yapmaması ve yüklenicinin yazılı ihtarlarına rağmen 5 (Beş) iş günü içinde yerine getirmemesi durumunda yüklenicinin işi durdurma veya sözleşmeyi tek taraflı ve tazminatsız fesih hakkının saklı olduğu  ve tazminat istemeye hakkı olduğu, ödemeler zamanında gerçekleşiyor ise Yüklenicinin sözleşmeden dönme hakkına sahip olmadığı, şayet böyle bir yola başvurursa işverenin bütün zararlarını ödeyeceği, taraflar arasında herhangi bir ihtilaf çıkması halinde yüklenicinin resmi defter ve kayıtlarının kesin ve münhasır delil niteliği taşıyacağı, sözleşmenin uygulanması ile ilgili İşveren ile Yüklenici arasında 30 gün için çözülmeyen uyuşmazlıklarda Kayseri Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olacağı, <br>İşverenin, Madde15’de belirtilen hakediş şartlarına uymaması ve ödemeleri geciktirmesi durumunda işin tamamı için Yükleniciye 100.000,00 $ ceza ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt ettiği, <br>Yüklenicinin, belirtilen tarihe kadar işi teslim edememesi durumunda İşverene 100.000,00 $ ceza ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt ettiği, gecikme mücbir sebeplerden kaynaklı ise İşverenin gecikmeden kaynaklı ücret talep etmeyeceğinin hüküm altına alındığı, tespit edilmiştir.<br>Davacı ... tarafından Sivas 3.Noterliğinin ... tarih ve... yevmiye numarası ile davalı tarafa çekilen İhtarname ile; sözleşme gereği gönderilen faturada bulunan bazı malların gelmediği ve sahada işçiliğin bitmediği, Projenin işçilik ve TEDAŞ kabul işlemlerinin sözleşme içerisinde geçtiği tarih itibariyle yapılmadığı, bu nedenle eksikliği belirtilen işlerin ve malların 15 gün içerisinde taraflarına  ulaşmaması , tesisin bitmemesi halinde doğmuş/doğacak zararların tazmin için yargı yoluna başvuracaklarının ihtar edildiği; ancak ihtarnamenin davalıya tebliğ edilemediği anlaşılmıştır. <br>... ile ... (... adına) arasında düzenlenen \"TUTANAK\" başlıklı belgede; 25.10.2018 Tarih 425.000 USD Tutarlı... ödemeli Teminat senedinin... GES Santralinin kurulum işlemleri tamamlandıktan sonra bedelsiz olarak iade edileceği, teminat senedinin ciro edilemeyeceği, işin bitiş tarihinin 25.10.2018 tarihi olduğu belirtilmiştir. <br>Dosya kapsamında bulunan\tSGK yazısında ; ...’ın 2018 yılında, ...’a ait işyerinde sigortalı olarak çalıştığı, ancak ...’ın ...’u temsile yetkisinin bulunduğuna dair vekaletname vb. belgeye dava dosyası içerisinde rastlanılamadığı anlaşılmıştır. <br> 09.06.2021 tarihli Bilirkişi Heyeti Raporunda özetle;<br>1)Davacı ile davalı arasında yapılan eser sözleşmesi gereği teslim tarihinin 18.05.2018 olduğu, davalının bu tarihte projenin yapımını bitirmediği, ancak Sözleşmenin ekinde yer alan... marka panellerin kullanılması için iş sahibinin muvafakatinin olduğu kanaati oluşmuş olup, buna göre iş tesliminin Haziran 2018 tarihi olması gerektiği fakat davalının işi bu tarihte de teslim edemeyip, santralin zamanında kurulamaması nedeniyle, iş sahibinin zararına neden olduğu,<br>2)Davacının, işin zamanında teslim edilmemesi nedeniyle, Temmuz-Aralık dönemindeki zararının 56.732.21 USD olacağı, davacı ile davalı arasında yapılan sözleşmede işin zamanında bitirilmemesi haline ilişkin olarak 100.000 USD cezai şart konulduğu, bu cezai şartın seçimlik bir cezai şart niteliğinde olup, davacının ya zararını yahut da cezai şartı talep edebileceği, davalının cezai şartın kendisi için ekonomik mahva yol açacağı iddiasının yerinde olmadığı, şirketin öz sermeyesin oranla bu miktarın mahva yol açacak nitelikte kabul edilemeyeceği,<br>3)Davalının davacıdan karşı dava olarak alacağını istediği, davacının ticari defterlerinde davalının alacağının 44.544,02 TL olduğu, bu alacak miktarının ispatlandığı, davalının kendi defterlerinde ise alacağın 644.046,41 TL (86.312,48 $) gözüktüğü, davacının defterlerinde ispatlanan miktardan fazla olan alacağın davalı tarafından belge ile ispatlanması gerektiği, belirtilmiştir. <br> 18.11.2021 tarihli Bilirkişi Heyeti Ek Raporunda özetle; <br>1)Kök rapordaki temel kanaatlerinde bir değişme olmadığı,<br>2)Davacı açısından sözleşmede belirlenen son taksiti geciktirmesinin TBK m.97 kapsamında mümkün olacağı,<br>3)Davalının ileri sürdüğü 25.10.2018 tarihli tutanak mahkemece işin bitiminin uzatılması olarak kabul edilirse, davacının isteyebileceği tazminat miktarının bu tarihten yapılan hesaplama ile 11.824,61 $ olacağı, aksi takdirde kök rapordaki belirlenen 56.732,21 $ tazminatı isteyebileceği, takdirin mahkemede olduğu,belirtilmiştir.<br>10.06.2022 tarihli Bilirkişi Heyeti Raporunda özetle;<br>1-Davacı...’un ticari defter kayıtlarına göre, davalı ...A.Ş.’nin cari hesap alacak bakiyesinin (16.890,85 $ + 920,46 $=) 17.811,31 $ olması gerektiği, davalının ticari defter kayıtlarına göre ise davalının cari hesap borç bakiyesinin 46.311,31 $ olması gerektiği, arada (46.311,31-17.811,31 $=) 28.500 $ tutarında fark bulunduğu, aradaki bu farkın 22.10.2018 tarihli ve... nolu, muhteviyatı “...” olan 28.500,00 $ tutarlı faturadan kaynaklandığı, bahse konu 28.500,00 $ tutarındaki faturanın elektronik ortamda düzenlenmesi gerekirken kâğıt ortamında düzenlendiği ve sözleşme kapsamında bulunan invertöre ait olduğu, faturanın davalının ticari defter kayıtlarında bulunduğu ancak davacının ticari defter kayıtlarında bahse konu faturaya rastlanmadığı gibi davacı tarafından BA formu ile vergi dairesine beyanda da bulunulmadığı tespit edildiğinden davacının ticari defter kayıtlarına göre yapılan hesaplamada bahse konu faturaya yer verilmediği, <br>2-Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan itiraz dilekçelerinde; Davalı tarafın sunmuş olduğu ... ile ...(... adına) arasında düzenlenen bila tarihli TUTANAK başlıklı belgede imzası bulunan ...’ın, ...’un temsilcisi sıfatına haiz olmadığının beyan edildiği, bu durumda davacının davalı tarafça işin zamanında yapılmamasından dolayı uğradığı zararın hesaplanmasında bahse konu tutanağın geçerli olup olmadığının tespitinin gerektiği,  bahse konu tutanağın hukuki yönden geçerli olabilmesi için ... adına bahse konu tutanağı imzalayan ...’ın, ...’u temsil etme yetkisinin bulunduğunu gösterir vekaletname vb. belgenin dosyaya sunulması gerektiği, <br>a)...’ın ...’u temsil etme yetkisine haiz olduğuna dair belgenin dosyaya sunulması ve mahkemece bahse konu tutanağın işin bitiminin uzatılması olarak kabul edilmesi durumunda; işin bitim tarihinin 25.10.2018 olarak kabul edilmesi gerektiği, buna göre ...’un 2018 yılı Kasım, Aralık aylarında toplam (88.906,84 kWh x 0,133 $ =) 11.824,61 $ zarara uğradığının kabul edilmesi gerektiği,  <br>b)...’ın ...’u temsil etme yetkisine haiz olduğuna dair belgenin dosyaya sunulmaması halinde veya sunulsa bile mahkemece bahse konu tutanağın işin bitiminin uzatılması olarak kabul edilmemesi durumunda; işin bitim tarihinin Haziran 2018 olarak kabul edilmesi gerektiği, buna göre ...’un 2018 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık aylarında toplam (426557,99 kWh x 0,133 $ =) 56.732,21 $ zarara uğradığının kabul edilmesi gerektiği, <br>3-Cezai şartın geçerli olup olmadığı, geçerli ise fahiş olması nedeniyle indirilmesi gerektiği hususu hukuki tespit niteliğinde olduğundan sayın mahkemenin takdirinde olduğu, belirtilmiştir.<br>16.01.2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; Kök rapordaki temel kanaatlerinde bir değişme olmadığı, belirtilmiştir.<br>Asıl davada taraflar arasında uyuşmazlığın; davacının miras bırakanı ile davalı arasında imzalanan eser sözleşmesindeki edimlerin taraflarca karşılıklı süresi içinde yerine getirilip getirilmediği, işin davalı tarafça süresi içinde davacıya teslim edilip edilmediği, edilmemiş ise geç teslimden dolayı davacının davalıdan gecikme zarar ve cezai şart bedeli talep edip edemeyeceği,  karşı davada ise  taraflar arasındaki GES tesis yapım sözleşmesi gereğince karşı davalının faturadan kaynaklı bakiye alacağının bulunup bulunmadığı ve ödemelerin zamanında ve gereği gibi yapılıp yapılmadığı, yapılmamış ise bu kapsamda karşı davacının cezai şart alacağının olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.<br>Taraflar arasında düzenlenen sözleşme,  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 355) ve devamı maddelerinde düzenlenen götürü bedel eser sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlığın bu hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği açıktır. Götürü  bedelli sözleşmede yüklenici işi kararlaştırılan bedelli yapmak zorunda olduğu gibi iş sahibi de kararlaştırılan götürü bedeli ödemek zorundadır.<br>Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser sözleşmesinin varlığı halinde, yüklenici işi sözleşme, fen ve sanat kurallarıyla iş sahibinin beklediği yararı gözeterek imal edip teslim ettiğini, iş sahibi ise iş bedelini ödediğini ispat etmek zorundadır. <br>Kural olarak, sözleşmede kararlaştırılan  teslim  süresinin  geçmesi ile yüklenici “teslimde temerrüde” düşmüş olur. Bu durumda, arsa sahipleri seçimlik haklarından birisi olan “akdin ifası ile birlikte gecikmeden doğan maddi zararının tazmini” yükleniciden isteyebilirler. Ancak, işin tesliminde gecikme, “haklı sebeplere” dayalı olduğunun yasal delillerle yüklenici tarafından kanıtlanmış olması durumunda, “haklı gecikme süresinin” işin teslimi süresine eklenmesi gerekir. Haklı gecikme süresince de gecikme tazminatı istenemez.<br>Bununla birlikte Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 158-161. maddelerinde “cezai şart” kavramını kullanmış, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 179-182. maddelerinde ise bunun yerine “ceza koşulu” kavramını tercih etmiştir.<br>Cezai şart borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle cezai şart, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Cezai şartın kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir (Akman S./Burcuoğlu H./Altop A./ Tekinay, S.S.:  Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 358-359).<br>Cezai şartın, kanundaki ifadesi ile ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede buna ilişkin bir hüküm bulunması gerekir. Sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dahi temerrüt hâlinde TBK’nın 125/I. maddesi hükmünce alacaklı gecikme tazminatı talep edebilir ise de, ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede bununla ilgili açık hüküm bulunması şarttır. <br>Cezai şartın esas itibariyle iki temel amacı (işlevi) bulunmaktadır. Bunlardan biri, borçluyu ifaya zorlamak ve böylece asıl borcun ifasını teminat altına almak;  diğeri ise, borcun ihlali hâlinde borçlu tarafından ödenecek tazminatı önceden ve götürü olarak belirlemektir. Bu iki temel amacı dışında, cezai şartın (ceza koşulunun)  diğer bir amacı da, ifayı engelleyen cezai şartta (dönme/fesih cezasında) borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır  (Kocaağa, K.: Ceza Koşulu (Sözleşme Cezası), Ankara 2018, s. 31-33).<br>Cezai şart, somut olayda uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 179-182. maddelerinde düzenlenmiştir.<br>Türk Borçlar Kanunu’nun 179. maddesinin birinci bendinde seçimlik cezai şart düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenmek üzere cezai şart vaad edilmiş ve aksi de sözleşmede öngörülmemiş ise, alacaklı ya sözleşmenin ifasını ya da cezai şartın ödenmesini isteyebilir. Seçimlik cezai şartta alacaklı seçimlik bir yetkiye sahiptir. Buna göre o şartın gerçekleşmesi yani borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi durumunda ya asıl edimin ifasını ister ya da bundan vazgeçerek cezai şartın ödenmesini talep eder. Seçimlik cezai şartta alacaklı hem asıl edimin ifasını hem de cezai şartın ödenmesini isteyemeyecektir.<br>İkinci bentte düzenlenen ifaya ekli cezai şartta ise ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Bu hükme göre, ifaya ekli olduğu kabul edilen ceza, sözleşmeden dönülmemesi ve kabul sırasında bu cezanın alınması hakkının saklı tutulduğunun yükleniciye  bildirilmesi şartıyla talep edilebilecektir. Bu bildirim herhangi bir şekle bağlı değildir. İhtirazi kaydın yokluğu yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi borcu sona erdiren bu savunma sebebi hakim tarafından da resen dikkate alınır. Ayrıca TBK 179/2. Maddesi uyarınca ihtirazi kaydın teslimde değil kabulde ileri sürülmesi gerekmektedir. Alacaklı, açıkça vazgeçmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilir. Gecikmiş ifadan önce keşide edilen ihtarla gecikme cezası isteme hakkı saklı tutulmuş, sözleşmede cezai şart talep edebilmek için ihtirazı kayda gerek olmadığı kararlaştırılmış ya da ifadan önce alacaklının bu hakkını saklı tuttuğu anlamına gelecek davranışları mevcut ise sonradan yapılan teslimde çekince konulmamış olsa dahi cezai şart isteme hakkı düşmez, talep edilebilir. Cezayı isteme hakkının saklı tutulması (çekince, ihtirazı kayıt), yenilik doğuran bir irade beyanı olup, ifa anında açıkça yapılmalıdır. Saklı tutma, teslim-kabul tutanağına düşülecek bir kayıtla veya ifayı kabulden önce yapılacak yazılı bildirimle yahut iş bedelinin ceza alacağı kesilerek ödenmesi gibi buna delalet eden bir eylem veya işlem ile gerçekleştirilebilir. Açık feragat ise, borçluya yöneltilen ve varması gereken bir irade beyanıyla veya sözleşmeye önceden –eserin çekincesiz kabul edileceğine- ilişkin bir hükmün konulmasıyla olur. Bazen de, çekincenin varlığı bazı koşulların gerçekleşmesine bağlanabilir (Selimoğlu Y.E.; Eser Sözleşmesi, Ankara 2017, s.350-353)<br>Dönme cezası olarak da adlandırılan ifayı engelleyen cezai şart ise, maddenin üçüncü bendinde hükme bağlanmıştır. Burada borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle tek taraflı olarak sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunu ispat yetkisi saklı tutulmuştur. Böylece borçlu alacaklı ile yaptığı anlaşmada dilerse sözleşmeden dönmeyi ve alacaklıya sadece cezai şart ödemeyi kararlaştırabilir. Bu tür cezai şartta borçlu cezayı ödemek suretiyle sözleşmeden dönebileceği gibi, alacaklı da sadece cezai şartın ödenmesini talep edebilir. Bu durumda artık alacaklı borçludan asıl edimin ifasını isteyemeyecektir.<br>Cezai şarta ilişkin hükümler emredici nitelikte değildir. Taraflar bunların aksini kararlaştırabilirler. İstisnası cezanın tenkisiyle (indirilmesiyle) ilgili BK’nın 161. maddesinde  (TBK m. 182) düzenlenmiş olup, maddenin birinci bendinde ceza miktarını tarafların serbestçe belirleyebilecekleri belirtildikten sonra, üçüncü bendinde: \"Hâkim fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükelleftir\" denilmek suretiyle, bu ceza miktarının hâkim kararı ile azaltılabileceği öngörülmüştür.<br>Mahkemece her ne kadar yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de;  davacı iddiası işin geç teslim edildiği, davalı savunmasının ise işin zamanında teslim edildiği olması hususları gözetilerek , taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve dosyada bulunan bila tarihli tutanak başlıklı belge ve diğer deliller gözetilerek yüklenicinin üstlendiği edimin teslim tarihi belirlenmemiş, sözleşmede belirlenen teslim tarihinin tutanak başlıklı belge ile uzatılmasına karar verilip verilmediği, buna göre işin tesliminde gecikme olup olmadığı,  davalı yüklenicinin, işin tesliminde yaşanan gecikmede kusuru olmadığını savunmuş olmasına göre gecikmenin  kimin kusurundan kaynaklandığı tartışılmamış, bu kapsamda yüklenicinin gecikmeye neden olduğunu ve iş sahibinden kaynaklandığını ileri sürdüğü hususların, özellikle Yatırım Teşvik Belgesinin alınması hususunun işin teslimine (ön kabule) engel olup olmadığı tespit edilmemiştir.<br>Yine her ne kadar mahkemece tarafların cezai şarta yönelik taleplerinin ifaya ekli ceza olduğu ve teslimde ihtirazı kayıt konulmadığından istenemeyeceği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de; az yukarıda açıklandığı üzere,  TBK 179/2. Maddesi uyarınca ihtirazi kaydın teslimde değil kabulde ileri sürülmesi gerektiği, alacaklının, açıkça vazgeçmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebileceği, gecikmiş ifadan önce keşide edilen ihtarla gecikme cezası isteme hakkı saklı tutulmuş, sözleşmede cezai şart talep edebilmek için ihtirazı kayda gerek olmadığı kararlaştırılmış ya da ifadan önce alacaklının bu hakkını saklı tuttuğu anlamına gelecek davranışları mevcut ise sonradan yapılan teslimde çekince konulmamış olsa dahi cezai şart isteme hakkı düşmeyeceği, cezayı isteme hakkının saklı tutulması (çekince, ihtirazı kayıt), yenilik doğuran bir irade beyanı olup, ifa anında açıkça yapılması gerektiği, saklı tutma, teslim-kabul tutanağına düşülecek bir kayıtla veya ifayı kabulden önce yapılacak yazılı bildirimle yahut iş bedelinin ceza alacağı kesilerek ödenmesi gibi buna delalet eden bir eylem veya işlem ile gerçekleştirilebileceği gözetilerek, davacı- karşı davalının değişik iş üzerinden tespit yaptırması, ihtarname göndermesi, teslime kadar ödeme yapmaması gibi eylemlerinin ceza hakkını saklı tuttuğu anlamına gelecek davranışlar anlamına gelip gelmediği değerlendirilmemiştir.<br>Bunun yanında davalı- karşı davacının sözleşmeden kaynaklanan bakiye alacak talebine ilişkin olarak da; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında alacağın miktarı hususunda var olan çelişkiler (1. Raporda davacı defterlerine göre alacağın 57.812,28 $, davalı defterlerine göre alacağın 86.312,48 $ olduğu belirlenmişken, 2. Raporda, davacı defterlerine göre alacağın 17.811,31 $, davalı defterlerine göre alacağın 46.311,31 $ olduğu belirlenmiştir.) giderilmeden, davacı- karşı davalının raporlara karşı esaslı itirazları (kur farkı-mal teslimi) değerlendirilmeden karar verilmesi de doğru olmamıştır. <br>Bu noktada, davalı- karşı davacının işin gecikmesinde davacının ödemelerini geciktirmesinin sebebiyet verdiği savunması ve geç ödeme nedeniyle cezai şart istemi yönünden, sözleşmeden kaynaklı bakiye alacak miktarının sözleşmenin bedeli de gözetildiğinde işin gecikmesine etkisi olup olmadığı da değerlendirilmelidir.<br>Bu nedenle mahkemece öncelikle işin teslim tarihinin ne olduğu, teslimde gecikme olup olmadığı belirlenerek, gecikmenin hangi tarafın kusurundan kaynaklandığı, yatırım teşvik belgesinin olmamasının ve yapılmayan ödemelerin miktarının gecikmeye neden olup olmayacağı ve davalı-karşı davacının sözleşmeden kaynaklı  alacağının miktarı noktasında taraflar arasındaki sözleşme kapsamı konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak, tarafların cezai şarta yönelik taleplerinin değerlendirilmesinde ise; tarafların eylemlerinin ihtirazı kayıt içerir davranışlar olup olmadığı yönünde inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup taraf vekillerinin istinaf başvurusu bu nedenlerle yerinde bulunduğundan HMK'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca başvurusunun kabulüne ve hükmün kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>2-Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/09/2023 gün ve 2019/249 E.2023/809 K sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-Dosyanın yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere kararı veren İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf kanun yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıranlara iadesine, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-İstinaf kanun yoluna başvuranın yaptığı istinaf giderlerinin kararın niteliği gereği İlk Derece Mahkemesinde yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>7-Kararın taraflara Mahkemesince tebliğine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/1-a.6. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/10/2024<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d874f5f377330c1a","SID":"1dfd7f829b6c723d"}}