{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/699 <br>KARAR NO: 2024/1004<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/07/2020<br>NUMARASI: 2016/180 Esas, 2020/332 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 02/10/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin İstanbul İli. Beşiktaş ilçesi, ... Pafta, .. ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde geliştirilecek inşaatın tüm mimari, inşaat, mekanik, elektrik mühendisliği projelerinin yapılması işini davalıya verdiğini, sözleşmeye göre davalı şirketin belirlenen çalışmaları yapacağını ve hizmetleri vereceğini, müvekkilinin sözleşme gereği vermesi gereken 200.000,-TL.ücretin ilk iki aşamasına ilişkin olan 85.000,-TL.lik kısmını ödediğini, davalının hazırlamış olduğu projeleri belediyeye sunduğunu ancak projelerin arsanın imar durumuna uygun olmadığı gerekçesi ile tasdik edilmediğini, projelerin imar durumuna ve mer'i mevzuata uygun yapılması kanunen zaruri olduğundan, ruhsat alınabilmesi için belediyenin talep ettiği değişikliklerin projeye işlenmesinin istendiğini, davalı şirketin ise bu değişiklikleri yapmak için ek ücret talep ettiğini, müvekkili şirketin ödeme yapmayı reddetmesi üzerine işin yapılmadığını ve sözleşmenin, Beyoğlu ... Noterliğinden 31.12.2015 tarih ve ... Y.No ile ihtarnamesi ile feshedildiğini, sözleşmenin kesin proje çalışmaları başlıklı A.4 maddesine göre ihtiyaç programını derinden etkileyen değişikliklerin ayrıca ücretlendirileceğini, uygulama projesi çalışmaları A.5 maddesine göre, uygulama projelerinin belediye projelerinin onayı alındıktan sonra çizileceğini, Mesleki Kontrolörlük Hizmetleri c maddesine göre, proje grubunun diğer bütün grupların son ürünlerinin eksiksizliği, kesinliği ve doğruluğu ile ilgili her hususta sorumlu olduğunu, davalı şirket tarafından hazırlanan projelerin sözleşmeye aykırı olarak mer'i mevzuat ve imar durumuna uygun olmadığından ve davalı şirket de ek ücret ödenmeden revizyon yapmayı kabul etmediğinden sözleşmeye göre yapılan 85.000-TL ödemenin iadesinin gerektiğini, müvekkili şirketin sözleşmeye uygun olarak 2 ay içinde proje işinin biteceğini ve inşaata başlayabileceğini düşünerek işyeri açtığını ve taşınmazı risk sigortası ile koruma altına aldığını, ayrıca işveren sorumluluk sigortası yaptırdığını, bu nedenle 7.776,28 Amerikan doları tutarında prim ödemesi yapıldığını, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile müvekkili şirket tarafından davalıya ödenen 85.000,00 TL.nin ihtarname tarihinden itibaren TCMB'nın belirlediği avans haddi üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte iadesine, işyeri açıldığı halde davalıdan kaynaklanan sebeplerle inşaata başlanamadığından yaptırılmak zorunda kalınan inşaat All Risk sigortası zeyilnamesi ile işveren sorumluluk sigorta poliçesi ve zeyilnamesi için ödenen 7.776,28 Amerikan Doları tutarındaki zararın (dava tarihinde 1. USD = 2,95 TL.hesabı ile 22.940,-TL.) özel bankaların bir yıl vadeli USD mevduatına verdiği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin sözleşmeye göre üstlendiği edimlerinden 1. ve 2. aşama işlerini ifa ettiğini, bunun için hak etmiş olduğu ve sözleşme ile belirlenen ücretlerin toplamı olan 85.000,-TL'nin davacı tarafça ödendiğini, sözleşmede belirlenen 1. ve 2. etap işleri ifa etmiş olması nedeniyle bu hizmetleri itirazsız bir şekilde kabul eden davacının, bu ücretlerin iadesini istemesinin hukuken mümkün olmadığını, sözleşmede Ofis Projelendirme Hizmeti yapılmak üzere taraflar arasında anlaşmaya varıldığını, müvekkilinin avans (etüt ve araştırma) için 45.000TL, konsept kurulumu ve sunumu için 40.000TL olarak belerlenen hizmetleri yerine getirdiğini ve hak etmiş olduğu 85.000TL'nin ödendiğini, belediyenin, müvekkili tarafından çizilen konsept ve uygulama projesini onaylamamasının müvekkilinin sözleşmeye aykırı bir davranışından kaynaklanmadığını, davacı şirketin, sonradan imar planındaki değişiklikleri ileri sürerek, ofis projesinin belediye tarafından onaylanmaması üzerine, bunun kusur ve sorumluluğunu müvekkili mimarlık şirketine atfederek, müvekkilinin hak etmiş olduğu ve bu doğrultuda kendisine ödenen bedelin iadesini istemesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, ofis projesinin konut projesine çevrilmesi için müvekkili mimarlık şirketinin talep ettiği ek ücretin haklı bîr talep olduğunu, inşaat işi ile faaliyet gösteren davacı şirketin basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini ve belediye imar planlarını bizzat incelemesi, incelettirmesi ya da olası değişikliklerin olma ihtimalini araştırması gerektiğini, istenen değişikliğin ise düzeltme niteliğinde olmaması ve son derece kapsamlı, bir nevi proje tadilinden ziyade yeni bir proje çizimi olması gözetilerek, haklı olarak , müvekkilinin, davacı şirketten sözleşme gereği ek ücret talebinde bulunduğunu,  davacının, müvekkili şirketten bedellerini talep ettiği inşaat all risk sigortası ve zeyilnamesi ile işveren sorumluluk şigortası ve zeyilnamesine ilişkin talebinin hukuki dayanağı olmadığını, davacının inşaata başlayamamasının sorumluluğunun müvekkili şirkete yükletilemeyeceğini, davacının sözleşmeyi feshetmesinin haklı bir sebebe dayanmadığı da gözetildiğinde davacının yaptırmış olduğu inşaat ali risk sigortası ve zeyilnamesi ile işveren sorumluluk sigortası ve zeyilnamesi için ödenen bedeli müvekkiline yüklemeye çalışmasının hiçbir hukuki dayanağı ve hukuki geçerliliği olmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamı, yapılan keşif, bilirkişi raporları gözönüne alındığında; taraflar arasında; mülkiyeti davacıya ait olan İstanbul ili, Beşiktaş ilçesi, ... Pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde geliştirilecek inşaatın tüm mimarı, inşaat, mekanik, elektrik mühendisliği projelerinin davalı tarafından yapılması hususunda anlaşma yapılarak Projelendirme Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafından, davalı tarafa ödenmesi kararlaştırılan 200.000TL nin 85.000TL lik kısmının ödendiği, akabinde belediye tarafından projelerin imar durumuna uygun olmaması nedeniyle tasdik edilmemesi üzerine belediyenin talep ettiği değişikliklerin projeye işletilmesini davalıdan istediği, davalı şirketin ek ücret talep etmesi üzerine ihtarname ile sözleşmeyi fesh ettiğini davalıya bildirdiği, davalı mimarlık şirketinin tasarıma başlamadan önce arsanın yapılanma koşullarını, boyutlarını ve sınırlarını belirleyen imar durumunu tümüyle araştırması, incelemesi, bunu davacı işverene izah etmesi ve mutabakat sağlandığı takdirde mimari proje çalışmalarına başlaması gerektiği, davalı tarafın davacı işverenin ofis projesini konut projesine dönüştürmek istediğini, değişiklik talebinin bu yönde olduğunu iddia etmesine karşın, yapılan değişikliğin projenin konut projesine dönüştürme değil, blok ebatlarını değiştirmeden mevcut blokların hizasına çekilmesi ile ilgili olduğu, taşınmazın imar durumunun konut ticaret alanında kaldığı, davalı mimarlık şirketinin kendi hatasından kaynaklanan nedenlerle davacı şirketten ek ücret talebinde bulunamayacağı, davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini tam eksiksiz ve kusursuz olarak yerine getirmediği, yapılan eserin ayıplı olduğu, bu hususun davalıdan kaynaklandığı, ayıplı eser nedeniyle davacının Beyoğlu ...Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile \"sözleşmeden döndüğü\", davacının bu halde gerek ayıba ilişkin zararını, gerek ayıbı takip eden zararlarının tazminini TBK 112. Madde kapsamında isteyebileceği, davalının sözleşmesel yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması nedeniyle davacının davalıya sözleşme kapsamında yaptığı 85.000TL tutarındaki ödemeyi ve 7.776,28USD tutarındaki sigorta sözleşme bedelini geri isteme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, Davanın kabulü ile; 85.000TL’nin dava tarihi olan 23/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte, 7.776,28 ABD dolarının dava tarihi olan 23/02/2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca 1 yıl vadeli ABD dolar mevduat hesabına uygulanan en yüksek oranda faizi ile birlikte; davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinafa başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, bilirkişice keşif esnasında tespit olunduğu üzere, davaya konu inşaatın ofis olarak kullanıldığını, projenin adının \"...” olarak revize edildiğini, mimar bilirkişice; “..gerek, davalı mimarlık şirketinin tanzim ettiği belirtilen projenin imar durumuna uygun olmadığı gibi, gerekse halihazırda mevcut binanın imar durumuna uygun olarak inşa edilmediği, her ikisinin de ofis olarak dizayn edildiği tespit edilmiştir” şeklinde raporda belirtildiğini, dosyaya sunulan mail çıktılarında da görüldüğü üzere, davacının asıl amacının başından beri ofis projesi yapmak olduğunu ve bu hedefini gerçekleştirdiğini, davacının sözleşmeyi imar planına aykırı olduğu gerekçesi ile feshetmesinin kötüniyetli olduğunu, kötüniyeti hukuk düzeninin korumayacağını, davacının, müvekkili şirketle olan sözleşmesini, belediye imar yönetmeliğine aykırı olması nedeniyle, akdetmiş olduğu sözleşmede ofis yazmasına rağmen feshettiğini, müvekkili şirketle sözleşmesini fesih ettikten sonra yine yaklaşık aynı projeyi uygulayarak ... olarak projeyi tamamladığını, yani davacının fesih iradesinin gerçek iradesini yansıtmadığını, davacının kötüniyetli davranarak hukuk düzeninin koruması altına girmeye çalıştığını, yerel mahkemece dosyanın; mimar, mali müşavir ve sözleşmeler hukukunda uzman bilirkişiye tevdİne karar verildiğini, ancak mahkemece dosyanın Ticaret Hukuku Nitelikli Hesaplamalar alanında uzman bilirkişiye tevdi edildiğini, ilgili bilirkişice, davaya konu projenin halen ofis olarak kullanıldığı ve bu durumun hukuksal mahiyeti konusunda hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, bu nedenle; hukuk alanında uzman bilirkişi olmaksızın ara karara aykırı olarak oluşturulan bilirkişi heyetine yaptıkları itirazların mahkemece değerlendirilmediğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin A.1.maddesinde; \"Gayrettepe'deki arsanızda yapımını planladığınız. ofis binanızın mimari projelerinin hazırlanmasıdır” şeklinde belirtilerek, dava konusu mecurda davacının ne taleple sözleşme imzaladığının açık bir şekilde yazıldığını, davacının basiretli tacir olup ve sahibi olduğu arsanın ne özelliklere sahip olduğunu bilebilecek durumda olduğunu, kaldı ki projenin \"... A+...\" olarak adlandırIdığını, davacının keşide etmiş olduğu ihtarnamelerde teyit ettiği davacı yetkisi tarafından 17/08/2015 tarihinde gönderilen e-mail de; \"...Bağımsız bölümlerin sadece onay amaçlı belediye projesinde konut olarak gösterilmesi concept değişikliği değiklir...\" şeklinde belirttiği üzere, davacının ofis konseptli olarak yapmayı düşündüğü projeyi sadece onay amaçlı olarak belediyeden geçmesi için konut olarak gösterilmesi gerektiğini bayan ettiğini, müvekkili şirketin, davalı ile akdetmiş olduğu sözleşme uyarınca üzerine düşen edimleri tam ve eksiksik olarak yerine getirdiğini, bu durumun davacı yetkilisinin 17/08/2015 tarihinde göndermiş olduğu mailde; “..Tarafınızla imzalanan ... Office Project sözleşmesi ile üstlenmiş bulunduğunuz projelendirme hizmetleri kapsamında concept proje sunumu tarafımıza 30/04/2015 tarihinde yapılmış olup, bu concept proje hem yatırımcı hem de mal sahibi tarafından olumlu karşılanmış, projenin bunun üstünden davam etmesi kararı alınmıştır..” denilmek suretiyle açık bir şekilde belirtildiğini, müvekkili şirketin davacı ile akdetmiş olduğu sözleşme doğrultusunda davacıya ofis projesi çizdiğini ve ilgili projenin de davacı tarafından beğenildiğini, mimarlık sözleşmesinin aynı zamanda bir eser sözleşmesi niteliğine halz olmasından dolayı müvekkili şirketçe çizilen projenin adının değiştirilmesi suretiyle bir kısım değişiklikler doğrultusunda aynı şekilde uygulanarak ... olarak yani ticaret alanı olarak tamamlanmış olmasının müvekkili şirketin haklılığını açıkça gösterdiğini, taraflar arasında aktedilen sözleşmenin Madde 3 üst başlığı altında ki E bendinde; “..İş bu sözleşme kapsamında proje grubuna işveren tarafından verilmiş olan ve/veya ilerde verilecek olan her türlü vekaletname iş bu sözleşme hükümleri kapsamında değerlendirilmek ve kullanılmak üzere verilmiş ya da verilecektir. Proje grubu vekaletname dahilindeki yetkilerini sözleşme dışında kullanmayacağını kabul, beyan ve tahahüt eder..” şeklinde belirtilmiş olmasına rağmen davacı tarafından müvekkili şirkete herhangi bir vekaletname verilmediğini, her ne kadar davacı tarafından vekaletname verildiği belirtilmiş olsada bu duruma ilişkin belgenin dosyaya ibraz edilmediğini, bu nedenle, belediye projesine ilişkin müvekkili şirkete yüklenebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, davacının sözleşme ile üstlenmiş olduğu edimlerini yerine getirmediğini, mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını, mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen kararın gerekçesinde, 7.776,28 Amelkan Doları tutarında ki sigorta sözleşme bedelinin hangi gerekçeyle davacıya ödeneceğine ilişkin nedenden bahsedilmediğini, müvekkili şirketin ilgili bedeli hangi nedenle davacıya ödemek zorunda kaldığının da anlaşılamadığını, davacının iddia ettiği durumu ispat edemediğini ve sigorta prim sözleşmesi dışında herhangi bir delil sunmadığını, davacının dava dilekçesinde, işyeri açtığını ve taşınmazı risk sigortası ile koruma altına aldığını, ayrıca işveren sorumluluk sigortası yaptırdığını beyan ettiğini ancak projenin uzamış olmasında müvekkili şirketin hiçbir kusurunun olmadığını, gerçekte ofis olarak istenen yerin salt belediye onayından geçmesi için konut projesiymiş gibi proje çizilmesi ancak yerin ofis olarak kullanılacağının davacı yetkililerince açık olarak ifade edilmiş olması ve yapılan keşifte yerin halen ofis olarak kullanılmasına rağmen mahkemece sigorta bedelinin dahi müvekkilinden tahsiline hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dava, eser sözleşmesinden dönülmesi nedeniyle verilen avansın iadesi ile uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Davacı, taraflar arasında, müvekkili şirkete ait taşınmaz üzerine yapılacak inşaatın tüm mimari, inşaat, mekanik, elektrik mühendisliği projelerinin yapılması konusunda anlaşma yapıldığını müvekkilinin sözleşme gereği vermesi gereken 200.000,-TL.ücretin ilk iki aşamasına ilişkin olan 85.000,-TL.lik kısmını ödediğini, davalının hazırlamış olduğu projeleri belediyeye sunduğunu ancak projelerin arsanın imar durumuna uygun olmadığı gerekçesi ile tasdik edilmediğini, ruhsat alınabilmesi için belediyenin talep ettiği değişikliklerin projeye işlenmesinin istendiğini, davalı şirketin ise bu değişiklikleri yapmak için ek ücret talep ettiğini, müvekkili şirketin ödeme yapmayı reddetmesi üzerine işin yapılmadığını ve sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, sözleşmeye göre yapılan 85.000-TL ödemenin iadesinin gerektiğini, müvekkili şirketin sözleşmeye uygun olarak 2 ay içinde proje işinin biteceğini ve inşaata başlayabileceğini düşünerek işyeri açtığını ve taşınmazı risk sigortası ile koruma altına aldığını, ayrıca işveren sorumluluk sigortası yaptırdığını, bu nedenle 7.776,28 Amerikan doları tutarında prim ödemesi yapıldığını belirterek yapılan 85.000 TL ödemenin ve 7.776,28 Amerikan Doları zararın tahsilini talep etmiştir. Taraflar arasında imzalan sözleşme ve ilgili belediyeden belgeler getirtilmiş bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davalı sözleşme ile yapmayı üstlendiği edimini kusuru ile yerine getirmemiş olup, davacı iş sahibi sözleşmeden haklı nedenle dönmüştür. Buna göre sözleşme ile ödediği bedeli ve uğradığı zararını talep edebilecektir. Sözleşme davalı yüklenicinin kusuru nedeniyle tek taraflı olarak davacı iş sahibi tarafından geçmişe etkili feshedildiğinden ve davacı iş sahibinin yükleniciye 85.000 TL ödeme yaptığı uyuşmazlık konusu olmadığından bu bedelin iadesine karar verilmesi yerinde olmuştur. Sözleşme davalı yüklenicinin kusuru nedeniyle feshedildiğinden davacı iş sahibi bu nedenle uğradığı menfi zararlarını da talep edebilecektir. Davacı sözleşmenin ifa edileceği inancı ile taşınmazı sigorta ettirdiğini ve işveren sigortası yaptırmak zorunda kaldığını bunların bedelini de menfi zarar kapsamında talep etmiş ise de, gerek dava dilekçesinde , gerekse delil listesinde ödemeye dair bir belirtme yapılmadığı gibi mahkemece tensip tutanağında ve ilk celsede usulüne uygun süre  verildiği halde verilen sürede ve hatta yargılama aşamasında da   ödemeye ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesi ekinde sunulan \" İnşaat All Risk Sigorta Poliçesi ve Zeyilnamesi \" ile \" İşveren Sorumluluk Sigorta Poliçesi ve Zeyilnamesi\" belgelerinin bunlara dair ödeme iddiası bakımından yeterli görülmesi de mümkün değildir. Buna göre sigorta prim bedellerinin ödendiği ispatlanamadığından bunlara ilişkin talebin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile 85.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan  tahsiline dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, 2-İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/07/2020 tarih ve 2016/180 Esas, 2020/332 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Davanın KISMEN KABULÜ ile, a)85.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,  fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,<br>B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 5.806,35‬  TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.843,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.963‬,00 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,  2-Davacı tarafından yatırılan 1.843,35 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan 286,10 TL tebligat ve posta gideri, 2.100,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam  2.386,1‬0 TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre takdiren 1.878,99 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafından yapılan 2.400,00 TL bilirkişi, 120,00 TL yol masrafı ve 384,90 keşif harcı olmak üzere toplam 2.904,9‬0 yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre takdiren 617,36 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, <br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN1-Davalı tarafından yatırılan 1.843,4‬0 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,2-Davalı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE,3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 02/10/2024  tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.<br>MUHALEFET ŞERHİ  Sayın çoğunluk tarafından yukarıda yapılan diğer değerlendirmelere katılmakla birlikte, davacı iş sahibinin talep ettiği menfi zarar kapsamındaki \"sözleşmenin ifa edileceği inancı ile taşınmazı sigorta ettirdiği ve işveren sigortası yaptırmak zorunda kaldığı iddiası bakımından; dava dilekçesi ekinde sunulan \"İnşaat All Risk Sigorta Poliçesi ve Zeyilnamesi\" ile \"İşveren Sorumluluk Sigorta Poliçesi ve Zeyilnamesi\" belgelerinin bunlara dair ödeme iddiası bakımından yeterli görülmemesi halinde, davacı tarafa bu poliçelere ilişkin ödeme belgelerini de ayrıca sunması için süre verilmesi veya ilgili sigorta şirketinden bu poliçelerin prim ödeme bilgilerinin sorulması, sunulacak ödeme belgelerine veya sigorta şirketinden gelecek cevaba göre davacının bu zarar kalemi talebi bakımından bir değerlendirilme yapılması gerektiği görüş ve kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bu husustaki aksi yöndeki görüşüne katılmıyor, muhalif kalıyorum.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d5f8fcd25eab9e34","SID":"07282dae1aefb164"}}