{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/702 <br>KARAR NO: 2024/1007<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 17/11/2020<br>NUMARASI: 2018/1491 Esas, 2020/638 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 02/10/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  taraflar arasında imzalanan 19.04.2010 tarihli sözleşmeye göre müvekkili şirketin, birden sekize kadar numaralandırılmış hakediş tutanakları ile sabit olduğu üzere davalıya toplam 297.059,65 TL tutarında iş yaptığını, bu tutarın yarısı olan 148.529,82 TL'nin sözleşme gereği davalı tarafından ödendiğini, kalan kısmının ise barter olarak mal karşılığı ödeneceği kararlaştırıldığı halde, müvekkilinin barter alacağının (148.529,82 TL) aradan geçen uzun süreye rağmen sözleşmeye uygun şekilde ifa edilmediğini, müvekkilinin \"... Projesi 1. Etap İş Karşılığı Verilecek Mülk Listesi\" başlıklı listede gösterilen taşınmazlardan, barter alacağının karşıladığı tutardaki herhangi bir taşınmaz malın devrini davalıdan isteme ve davalının da ilgili taşınmaz malı müvekkili şirkete devir etme borcu bulunduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin mülk listesinde 61. sırada yer alan ve barter alacağını karşılayacak olan .. Blok, ... Kat, ... nolu dairenin müvekkili şirkete, barter alacağına karşılık olarak 7 iş günü içinde ayıptan ari bir biçimde devri ile listede belirtilen satış tutarı ile barter alacağı arasındaki 2.735,38 TL'lik bakiyenin nakden ve defaden ödenmesini, tapu devrinin mümkün olmaması durumunda ise, mezkur dairenin güncel rayiç değerinin aynı süre içinde ödenmesi, aksi halde 19.04.2010 tanzim tarihli taşeron sözleşmesi ve ilgili tüm eklerinin bu nedenlerle feshedilmiş sayılacağı, bu durumda müvekkili şirketin feshe konu sözleşme ve ekleri sebebiyle uğramış olduğu tüm zarar ve ziyanları ile her türlü haklarını yasal yollardan talep edeceğini ihtar ettiğini, davalının ihtara yanıt vermediği gibi sözleşmeden kaynaklanan borcunu da ifa etmediğini, huzurdaki davada esas dava değerinin ihtarda sözü edilen 51 nolu dairenin veya emsal niteliklerdeki başka bir dairenin rayiç değeri kadar olduğunu, bunun tespiti ancak mahkemece yapılacak yargılama neticesinde tespit olunacağından, kendileri tarafından bilinen asgari tutar olan barter alacağı üzerinden (148.529,82 TL) davanın ikame edildiğini, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 148.529,82 TL'nin 8 nolu hakediş tarihi olan 26.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile müvekkili şirkete verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, zaman aşımı itirazında bulunarak, davacı ile müvekkili arasında 19.04.2010 tarihinde yapılan taşeronluk sözleşmesi ve eki özel idari şartname ve ekleri ile keşif listesine göre davacının toplamda; 297.059,65 TL miktarlı iş yapmayı ve bu miktarın % 50'sini yani 148.529,82 TL kısmını Barter Mülk olarak tahsil etmeyi kabul ettiğini, sözleşmeye göre barter olarak taşerona devredilecek tapuların, ancak alt yüklenicinin uhdesinde olması halinde veya asıl yüklenici şirkete arsa sahiplerince ve alt yükleniciye, asıl yüklenici tarafından tapu devirleri yapılmasından sonra taşerona tapu devri yapılabileceğini, müvekkilinin, davacıya yapmış olduğu işlerle ilgili hakedişini yaptığını ve kestiği faturayı kabul ettiğini, müvekkilinin, bu faturanın nakit kısmını ödediğini, davacının müvekkilinden nakit alacağı olmadığını, barter kısmında ise, asıl yüklenici... A.Ş.'nin henüz müvekkiline taşınmaz devri yapmadığından, konut devri yolu ile borcunu ödeyemediğini, ... A.Ş.'nin müvekkiline taşınmaz devrinden sonra, alacaklıya hakları olana karşılık gelecek şekilde taşınmaz devrinin yapılacağını, asıl yüklenici ... A.Ş. ile arsa sahipleri arasında çeşitli sorunlar çıktığını ve bu nedenle inşaatın yarım kaldığını, daha sonra ... A.Ş.'nin iflasına karar verildiğini, müvekkilinin de üstlendiği alt yüklenicilik nedeniyle ... A.Ş.'den mahkeme tespit ve kararları ile kesinleşmiş 4.000.000,00 TL alacağı olduğunu, arsa sahiplerinin başvurusu sonucu ruhsata aykırılıktan yıkıma karar verildiğini, davacı alacağının % 50'sinin kendisine barter olarak ödenmesini kabul etmekle, ticari bir risk üstlendiğini, aynen müvekkili gibi, davacının da yüklenici ... A.Ş'.nin söz konusu inşaatları tamamlayarak, hem müvekkiline hem de davacıya olan borcunu yerine getireceğine dair güvenle ve bunu yerine getirememe riskini kabul ederek ve üstlenerek bu sözleşmenin tarafı olduğunu ve işi üstlendiğini, asıl yüklenicinin yükümlülüklerini yerine getirmemesinden dolayı müvekkilinin büyük bir mağduriyet içinde olduğunu, ancak davacının, asıl yüklenicinin yükümlülüğü ve sorumluluğu kapsamında olan barter alacağını, asıl yüklenicinin iflas ettiğini, taşınmazların da tamamlanmadığını ve haklarında yıkım kararı verildiğini, davacı yükümlülüğünü yerine getirmediği için, haksız yere müvekkilinden edimin ifasını istemesinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığından, davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece, davalı vekilinin zamanaşımı definde bulunduğu, TBK'nın 147/6 maddesine göre; eser sözleşmesinden doğan alacakların 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve zamanaşımı süresinin de alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlayacağı, taraflar arasındaki sözleşmenin 12. Maddesine göre; \".... barter olarak taşerona devredilecek tapuların ancak alt müteahhidin uhdesinde olması halinde veya alt müteahhide şirket ve/veya .. arsa sahiplerince tapu devri yapılmasından sonra taşerona tapu devrinin yapılabileceği\" belirtilmekle ve taşınmaz davalı alt yükleniciye devredilmediğinden zamanaşımı süresinin dolmadığı,  taraflar arasında 19.04.2010 tarihli \"Taşeron Sözleşmesi\" ile;  İstanbul, Pendik, ... ada, .. nolu parseldeki (1. Etap) işlerin projelere uygun inşaatların ve tüm imalatların yapılması işinin kararlaştırıldığı, bu sözleşmenin sabit birimli sözleşme olduğu, işe en geç 19.04.2010 tarihinde başlanacağı ve işin en geç 31.08.2010 tarihinde tamamlanacağı, davacı taşeronun bu sözleşme kapsamındaki imalatların bir kısmını mal karşılığı yapmayı kabul ve taahhüt ettiği, proje bazında barter yapacağı meblağların ve mülk listelerinin bu sözleşme ekinde verildiği, mülk karşılığı yaptırılacak işlerin tutarının toplam sözleşme tutarının % 50'si olduğu,  iş sonuna kadar ekli listedeki daire satış fiyatlarının geçerli olduğu, alt yüklenicinin barter konusu gayrimenkullerin tapularını her iş kaleminin sonunda ve o iş kaleminin alt yükleniciye tesliminden ve kabulünden sonra taşerona vereceği, taraflar arasında 19.04.2010 tarihli sözleşme kapsamında düzenlenmiş bulunan 26.10.2010 tarih ve 8 nolu hakedişte; toplam iş tutarının; 251.745,44 TL olduğu, davacının yapmış olduğu imalatlar nedeniyle ödenmesi gereken nakit 148.529,82 TL'nin ödendiği, ancak sözleşme kapsamında barter olarak verilecek olan dairenin verilmediği, davacının alacağına karşılık barter olarak kendisine verilecek olan dairenin İstanbul ili, Pendik ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada, .. parsel sayılı, 45.158,69 m2 yüzölçümlü arsa üzerinde inşa edilecek olan \"... Projesi 1. Etap İş Karşılığı Verilecek Mülk Listesi\" başlıklı listede gösterilen taşınmazlardan, 61. sırada yer alan ve barter alacağını karşıladığı anlaşılan ... Blok. ... Kat. ... nolu dairenin davacıya verilmesi gerektiği, davalının, asıl yüklenici ...A.Ş. firması tarafından henüz kendisine taşınmaz devri yapılmadığından, konut devri yolu ile borcunu ödeyemediği, davalının söz konusu projenin asıl yüklenicinin iflası nedeniyle tamamlanamadığı ve yıkım kararı verilmiş olması nedeniyle, asıl yüklenicinin yükümlülüğünü yerine getirmediğini savunduğu, dolayısıyla barter ödemesi karşılığı dava konusu edilen dairenin davacıya verilemeyeceği sonucuna ulaşıldığı, her ne kadar davalı taraf ...A.Ş. firmasının iflası nedeniyle taşınmazın devredilemeğini ileri sürmüş ve taraflar arasındaki sözleşmenin 12. Maddesinde; \"....barter olarak taşerona devredilecek tapuların ancak alt müteahhidin uhdesinde olması halinde veya alt müteahhide şirket ve / veya .. arsa sahiplerince tapu devri yapılmasından sonra taşerona tapu devrinin yapılabileceği\" belirtilmiş olsa da dava dışı ...A.Ş. firmasının iflas ettiği, taşınmazın tamamlanamayacağının anlaşıldığı, ifanın imkansızlaştığı, davacının işi yaptıktan sonra alacağın talebi için uzun süre beklediği ve daha fazla beklemesinin kendisinden beklenemeyeceği, davacının açıklanan nedenlerle yaptığı iş karşılığında barter alacağına karşılık daire bedelini istemekte haklı olduğu, davacı vekili sözleşmenin davalı tarafından gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle müspet zararın tazmini kapsamında dava konusu taşınmazın karar tarihine en yakın tarihteki rayiç değerine hükmedilmesi gerektiği beyanıyla bilirkişi heyetince hesaplanan 390.632,00 TL üzerinden eksik harcı ikmal ettiği, davalı vekilinin ise davacının alacağına hükmedilmesi halinde sözleşme tarihindeki bedel olan 148.529,82 TL üzerinden karar verilmesi gerektiğini savunduğu, davacının sözleşmedeki edimine karşılık kendisine .. Blok, ... Kat, ... nolu dairenin verileceği, sözleşmenin imzalanmasından bu yana uzun zaman geçtiği, dairenin rayiç değerinin bilirkişi heyeti tarafından 390.632,00 TL olarak hesaplandığı, dairenin teslimi yerine karşılığı talep edildiğinden dairenin güncel karşılığına hükmedilmesi gerektiği, bu bedele güncel değerin hesaplandığı tarih olan  09/03/2020 tarihinden itibaren avans faiz işletmek gerektiği gerekçesiyle, Davanın KABULÜNE, 390.632,00 TL'nin 09/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinafa başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile,  davacının, dava dilekçesindeki talebinin 148.529,82 TL'nin 8 no'lu hakediş tarihi olan 26/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsili olduğunu, davacının talep artırım dilekçesi olarak nitelendirdiği dilekçesinde ise talebinin 390.632,00 TL’nin hüküm tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile tahsili olduğunu, ilk olarak davacının talep artırım dilekçesi olarak nitelendirdiği dilekçenin talep artırım olarak kabul edilemeyeceğini, talep miktarının netliği gözetildiğinde üstelik 8 numaralı hak ediş olarak adlandırılan hak edişin aynen istendiği gözetildiğinde davanın tam alacak davası olduğunu, bir an için kısmi dava olduğu kabul edilse dahi talep artırım ile kısmi davanın değiştirilemeyeceğini, bu kapsamda HMK madde 107/2 uyarınca verilen dilekçenin reddi, aksi halde ıslah olarak kabulü gerekeceğini, ikinci olarak her iki dilekçede de faiz talep tarihlerinin birbirinden farklı olduğunu, davacının dava dilekçesinde 26/10/2020 tarihinden itibaren faiz talep ederken talep artırım olarak nitelendirdiği dilekçesinde hüküm tarihinden itibaren faiz talep ettiğini, ancak mahkemenin hüküm tarihi daha yeni bir tarih olmasına ve tarafların talepleri ile bağlı olmasına rağmen re'sen değer tespit tarihi olan 09/03/2020 tarihini kabul ettiğini, mahkemenin tarafların talebini aşar şekilde hüküm vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, son olarak davacının 8 numaralı hak ediş olarak adlandırdığı alacağını talep ettiğini, bu hak ediş alacak tutarının da 148.529,82 TL olduğunu, davacının taşınmaza ilişkin bir tapu iptal tescil talebi veya taşınmazın bedeli talebi olmadığını, bu sebeple taşınmazın değerinin hesaplanmasına, bu hesap üzerinden bir karar verilmesine olanak bulunmamadığını, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasındaki 19/04/2010 tarihli sözleşmenin Eser Sözleşmesi olduğunu, dava konusu yapılan hakediş bedelinin tarihinin davacının iddia ettiği üzere 26/10/2010 tarihi olduğunu,  alacağın muaccel olduğu tarihten tam  8 yıl sonra açılan davanın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre, davacı taşeron tarafından yapılacak kaba inşaatın, proje ve sözleşme eklerine uygun olarak tamamen bitirilmiş olarak, geçici ve kesin kabullerinin arsa sahibin geçici ve kesin kabulüne bağlı olacağını, somut davada, davacının sözleşme koşullarına uygun ve arsa sahiplerinin kabulünde olan bir eser teslimi yapamadığını, projesine ve teknik şartnameye uygun olarak eseri imal etmediğini, dosyada böyle bir iddia bulunmadığı gibi buna ilişkin bir delil ve kesin kabul tutanakları da sunulmadığını, dolayısıyla davacının, eser sözleşmesi gereğince üstlendiği işi bitirerek teslim edemediği için sözleşmeden kaynaklı bir alacağı da bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için kesin kabul bulunmadan davacının talep ettiği gibi alacağın varlığı  kabul edilse dahi, bu bedelin yerel mahkeme kararında hüküm altına alındığı şekilde taşınmaz bedeli olarak ödenmesine karar verilmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasında  geçerli ve şekil şartlarına uygun bir taşınmaz vaadi sözleşme bulunmadığı gibi hepsinden önemlisi ifa imkansızlığı bulunduğunu, çünkü davacının kaba inşaatını yapmayı üstlendiği işin, arsa sahipleri tarafından açılan dava sonucunda imara ve projeye aykırı yapıldığı gerekçesi ile yıkım kararı neticesinde yıkıldığını, dolayısıyla ifanın imkansız hale geldiğini, bu sebeple taraflar arasında noterde yapılmış bir taşınmaz vaadi sözleşmesi olmadığı ve yine müvekkilinin kusurundan kaynaklı olmayan ifa imkansızlığı dikkate alınmadan taşınmazın güncel değerinin bulunarak bu bedel üzerinden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ifa imkansızlığının TBK. 136. Maddesinde düzenlendiğini, Türk Borçlar Kanunu uyarınca ifa imkansızlığının, borcun ifasının borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşması halinde borcun sona ermesi olduğunu, buna göre ifa, borçlunun elinde olmayan sebeplerden dolayı imkansızlaşmış olursa artık borcun sona erececeğini ve temerrüdden söz edilemeyeceğini,  bir an için davacının alacaklı olduğunun kabul edilmesi halinde davacının yaptığı işin bedelinin tespit edilmesi veya en kötü ihtimal ile talep edilen 148.259,82 TL'nin taşeron  karı düşüldükten sonra  bulunacak imalat bedeline karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafça ihtarname ile feshedildiğini, davacının sözleşmeyi fesih etmesi halinde menfi ve müspet zarar talep edemeyeceğini, ancak işin maliyetini talep edebileceğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye iş bedeli alacağının tahsili istemine ilişkin olup, davacı yüklenici (alt taşeron), davalı (alt yüklenici) iş sahibidir. Davacı yüklenici (alt taşeron), taraflar arasında yapılan yazılı sözleşme ile davaya konu taşınmazda inşaatın kaba işlerinin yapılması konusunda davalı ile anlaştığını, hak ediş tutanakları ile sabit olduğu üzere 297.059,65 TL tutarında iş yaptığını, sözleşmeye göre bu bedelin %50'sinin nakit, kalan %50'sinin barter olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının nakit bedeli ödediğini, ancak barter olarak verilmesi kararlaştırılan taşınmazı devretmediğini belirterek sözleşmeye göre barter olarak verilmesi kararlaştırılan bağımsız bölümün rayiç bedelinin tahsilini talep etmiş, davalı zaman aşımı itirazında bulunmuş, taraflar arasında yazılı sözleşme yapıldığını, davacının yaptığı iş bedelinin yarısının sözleşme gereğince nakit ödendiğini, taşınmaz devri yoluyla ödenmesi kararlaştırılan kısım için ise asıl yüklenici olan dava dışı şirket tarafından müvekkiline söz konusu bağımsız bölüm devri yapılmadığı için borcun ifa edilemediğini, asıl yüklenici olan dava dışı şirketin iflas ettiğini, inşaatın da tamamlanmadığını bu nedenle davacının talep hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında 19/04/2010 tarihli taşeron sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmenin konusu İstanbul, Pendik, ... ada ... nolu parsel üzerine yapılacak konut, işyerleri ve sosyal tesislerin projesine uygun olarak kaba inşaatının davacı alt taşeron tarafından yapılması işi olduğu, sözleşmede işin bedelinin sabit birim fiyatlı olduğu, hak edişlerle belirlenecek davacı alacağının yarısının nakit kalan yarısının da  barter olarak yapılacak inşaattan bağımsız bölüm verilerek ödeneceği kararlaştırılmış olup, davacıının dava dilekçesinde belirttiği miktarda iş yaptığı, iş bedelinin yarısının nakit olarak ödendiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasında imzalanan 19/04/2010 tarihli taşeron sözleşmesi, taşınmaz mülkiyeti devrini içermesi nedeniyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 634, Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 237, Tapu Kanunu’nun 26. ve Noterlik Kanunu’nun 60. maddeleri uyarınca resmi biçimde yapılması gerekmekte olup adi yazılı yapılmış olması nedeniyle kural olarak geçerli değil ise de, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun  30.09.1988  tarihli  ve  1987/2 Esas, 1988/2 Karar sayılı kararı ile; “Tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceği, bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hâllerinde; olayın özelliğine göre hâkimin Türk Medeni Kanununun 2. maddesini gözeterek açılan tescil davasını kabul edebileceği”  benimsenmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 30.09.1988 tarih, 1987/2-1988/2 sayılı kararının gerekçesinde belirtildiği üzere, Şekil zorunluluğunun istisnası; \"Sözleşme adi yazılı şekilde olsa bile, taarflar edimini tamamen veya reddolunmayacak oranda yerine getirmişse, taraflardan biri artık bu sözleşmenin geçersizliğini ileri süremez\" kuralıdır.  Zira böyle bir davranış TMK'nın 2 nci maddesinde tanımlanan \"Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz\" kuralına aykırı düşer. Bu nedenle taraflar arasındaki sözleşme her ne kadar resmi geçerlilik koşuluna uygun yapılmamış ise de edimlerin büyük oranda yerine getirildiği tarafların kabulünde olduğundan sözleşmenin  şekil şartına aykırılık nedeniyle geçersizliği ileri sürülemeyeceğinden davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. Ancak, davalı cevap dilekçesi ile usulüne uygun zaman aşımı itirazında bulunmuş, mahkemece \"TBK'nın 147/6 maddesine göre; eser sözleşmesinden doğan alacakların 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve zamanaşımı süresinin de alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlayacağı, taraflar arasındaki sözleşmenin 12. Maddesine göre; \".... barter olarak taşerona devredilecek tapuların ancak alt müteahhidin uhdesinde olması halinde veya alt müteahhide şirket ve/veya .. arsa sahiplerince tapu devri yapılmasından sonra taşerona tapu devrinin yapılabileceği\" belirtilmekle ve taşınmaz davalı alt yükleniciye devredilmediğinden zamanaşımı süresinin dolmadığı,\" gerekçesi ile zaman aşımı itirazı reddedilmiş ise de, dosya içinde bulunan belgelerden ve taraf beyanlarından, sözleşmeye konu binanın yıkılması ve dava dışı arsa sahipleri tarafından asıl sözleşmenin feshi nedeniyle taraflar arasındaki sözleşmenin davalının temerrüdü ve ifa imkansızlığı nedeniyle fiilen sona erdiği anlaşılmış olmakla, davacının bedele yönelik talebinin ( çoğun içinde az da vardır ilkesi uyarınca) feshe bağlanan sonuçlar kapsamında talep edinilen menfi zarar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden öncelikle sözleşmenin fiilen sona erdiği tarih belirlenerek bu tarihten itibaren zaman aşımı süresinin değerlendirilmesi gerekirken belirtilen şekilde değerlendirme yapılmadan mahkemece ifaya yönelik talep olarak değerlendirilip yazılı gerekçe ile zaman aşımı itirazının reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı  vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/11/2020 tarih, 2018/1491 Esas, 2020/638 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davalı  tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 02/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"407204ede694169d","SID":"585ad7fdf6f888e7"}}