{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1608 - 2024/1706<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/1608 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1706<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>KATİP\t\t: ...(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/344 Esas -  2023/331 Karar<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVALI\t: GÜVENCE HESABI \t   <br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVACI\t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVALI\t: ...<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)<br>BAŞVURU TARİHİ\t: 31.07.2023 <br>İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 12.10.2023 <br>KARAR TARİHİ\t: 16.10.2024 <br>YAZIM TARİHİ\t: 16.10.2024 <br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; 15.04.2018 tarihinde davalının kullandığı plakası belli olmayan aracın davacıya çarparak yaraladığını, araç sürücüsünün ceza dosyasında ceza aldığını, davacının malul kaldığını beyan ederek; 1.000,00 TL maddi tazminatın sigorta şirketi ve diğer davalıdan, 70.000,00 TL manevi tazminatın davalı  ......dan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavacı vekili 28.03.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda 96.445,76 TL olarak ıslah edilmiştir.<br>\tDavalı Güvence Hesabı cevap dilekçesinde; kusurun davacıda olduğunu, kaza tespit tutanağı düzenlenmediğini, davacıya ödeme yapıldığı savunmaları ile davanın reddini talep etmiştir.<br>\tİlk derece mahkemesi tarafından davanın Davanın kısmen kabulü ile, 96.445,76 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihi olan 15.04.2018; davalı Güvence Hesabı yönünden güvence teminat bedeli olan 360.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 25.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 15.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar verilmiştir.<br>Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde; 15.04.2018 tarihinde davalı ...'nın kullanmakta olduğu otomobil ile olay mahalli yolda seyir halinde iken davacıya çarptığını, Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/604 E. 2020/619 K. Sayılı ile davalı sürücünün kasten yaralama suçundan mahkumiyet cezası aldığını, kararın kesinleştiğini, davalı kuruma ek tazminat talebi için başvuru şartının gerçekleşmediğini, ödeneceği düşünülse bile ödeme tarihi itibariyle davacıya yapılan ödemenin yeterli olduğunu, tazminat hesaplamalarında ödeme tarihindeki asgari ücretin baz alınması gerektiğini, dava konusu trafik kazası niteliğinde olmadığını, kasten yaralama eyleminden ibaret olduğunu, bu sebeple davacının zararının davalı kurum tarafından karşılanmasının hukuken olanaklı olmadığını,  dava konusu somut olayda motorlu taşıtın, silah olarak kullanıldığı ve davacının, diğer davalı tarafından bilerek ve isteyerek yaralandığının açıkça anlaşıldığını, diğer davalının davacıya zarar verme kastı ile aracı bilerek ve isteyerek davacının üzerine sürdüğünü, bunun neticesinde de davacının diz kapağının kırıldığınını açıkça anlaşıldığını, davacının zararının, araç sürücüsü diğer davalıdan Türk Borçlar Kanununun haksız fiile ilişkin hükümleri uyarınca tahsil etmesi gerektiğini, zira kaza üzerine bir Kaza Tespit Tutanağı da düzenlenmediğini, somut olayda kasten hareket edildiği ceza dosyası münderecatından açıkça anlaşıldığını, mahkemeye sundukları her dilekçelerinde ve duruşmada aracın silah olarak kullanıldığına dair itirazlarını dile getirmelerine rağmen itirazlarının dikkate alınmadığını ve itirazlarının neden reddedildiğine ilişkin gerekçeli kararda herhangi bir değerlendirme de yapılmadığını, yerel mahkemece temerrüt tarihinin hatalı hükmedildiğini, gerekçeli kararda Güvence Hesabı bakımından 25.09.2020 tarihinin neden temerrüt tarihi olarak kabul edildiğinin ayrıntılarıyla açıklanması gerektiğini, davacı tarafından müvekkil kuruma ek tazminat talebi için herhangi bir başvuru yapılmadığını, bu bakımdan davanın başvuru şartı eksikliği sebebiyle ve aracın silah olarak kullanılması sebebiyle reddedilmemesi  halinde Güvence Hesabı bakımından temerrüt tarihinin dava tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini,  gerekçeli kararın çelişkiler içerdiğini, hukuk davasında yeni bir kusur raporu alınması gerektiğini, Kusur raporunun alınmamasına gerekçe olarak ise yukarıda belirtildiği gibi \"ceza mahkemesi tarafından kabul edilen oluşun mahkememizi bağlayacağı gözetilerek \" gösterilmesinin tamamen hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından davalı kuruma başvuru aşamasında iletilen,  Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan 22.08.2019 maluliyet raporunda maluliyet oranının % 11,65 olduğunu, yine Kocaeli İzmit Seka Devlet Hastanesinden alınan 08.10.2020 tarihli maluliyet raporunda, davacının maluliyet oranının %5 olduğu tespit edildiğini, ATK raporunda ise davacının maluliyetinin %10 olduğunun tespit edildiğini, Üç maluliyet raporu arasında çelişki bulunmasına rağmen mahkemece bu husus dikkate alınmadığını, çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dava, plakası belli olmayan aracın sebep olduğu kaza nedeniyle Güvence Hesabından ve sürücüden maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tDosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı tarafça davalı sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki aracın kendisine çarpıp yaralamasından dolayı maddi ve manevi tazminat talep edilmiş olup, bahse konu olaya ilişkin olarak Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/604 Esas - 2020/619 Karar sayılı dosyasından yargılama yürütülüp,  davalı sürücünün davacıya karşı \"kasten yaralama\" eylemi gerçekleştirdiğinin kabulü ile bu yönde mahkumiyet hüküm verilip, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz üzerine kesinleştiği anlaşılmaktadır.<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t 6098 sayılı TBK’nın 74. maddesi gereği ceza mahkemesinde verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız olmayıp, ceza mahkemesinin maddi vakıaların belirlenmesine ilişkin mahkumiyet kararı hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olup taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıyacaktır. Şu durumda;  davalı sürücünün kasten yaralama suçunu işlediği ceza yargılamasıyla sabit olup, anılan karar niteliği itibariyle hukuk hakimini bağlayıcı niteliktedir.\t<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde, “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.\tAçıklanan madde hükmünden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/2-a maddesinde \"sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için hesaba başvurulabileceği\" düzenlemesine yer verilmiş; aynı mahiyetteki düzenleme, Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9/1-a maddesinde de yer almıştır. Buna göre trafik sigortası bulunmayan araçların neden  olduğu bedensel zararlar için Güvence Hesabı’na başvurulabileceği öngörülmüştür. Karayolları Trafik Kanununun 86.maddesine göre de; işleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı başlıklı B.4-a maddesine göre de;\"Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,\" rücu edilebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davacının yaralanmasına sebep olay kasten gerçekleştirilmiştir. Davaya konu kaza, Karayolları Trafik Kanununun 86. maddesinde sayılan mücbir sebepten, zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan kaynaklanmamıştır. Aracın işletilme halinde olması, zarar verici fiil, zarar ve uygun illiyet bağı sorumluluk için aranan şartlardan olup somut olayda mevcuttur. Bunun yanında araç sürücüsünün kasıtlı eylemi Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik) Genel Şartlarında teminat dışı hallerde düzenlenmemiş olup rücu sebeplerinden olduğundan, sürücünün sorumluluğu ve dolayısıyla sürücünün plakası belli olmayan araç kullanması nedeniyle Güvence Hesabının zarar görene karşı sorumluluğu ortadan kalkmayacaktır (Aynı yönde bknz.Yargıtay 4. HD 2021/14497 E. - 2022/15164 K). <br>O halde olayın trafik kazası olduğu, sürücünün zarardan sorumlu olduğu ve  zararın  teminat dışı olmadığının kabulü ile, davalı Güvence Hesabının zarardan sorumlu tutulmasının doğru olduğu, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunun olay tarihi itibariyle yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine  göre düzenlendiğinden diğer raporlarla aralarında çelişki bulunmadığı, davacı tarafça davalı Güvence Hesabına dava açılmadan önce başvurulduğundan belirlenen tazminata bu başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrası olan 25.09.2020 temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin doğru olduğundan davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, ilk derece mahkemesinin kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemece benimsenen bilirkişi raporları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan, H.M.K'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı yanın istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.\t\t <br>\t<br>H Ü K Ü M\t\t: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.06.2023 tarih ve 2021/344 Esas, 2023/331 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı Güvence Hesabı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davalıdan alınması gereken 6.588,20 TL nisbi istinaf karar harcından peşin alınan 269,85+1.647,05  TL'nin mahsubu ile bakiye 4.671,3‬0 TL harcın anılan davalı Güvence Hesabından alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davalının istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,<br>4-Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,  <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16.10.2024 <br><br>Başkan ...<br>   e-imzalıdır  <br><br>*Üye ...<br>  e-imzalıdır   <br><br>Üye ...<br>   e-imzalıdır  <br><br>Katip ...<br>   e-imzalıdır  <br><br><br>        *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"385ee0c607417686","SID":"a5ea78f2542a79b1"}}