{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1743 - 2024/1167<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/1743 <br>KARAR NO\t: 2024/1167<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2018/745 Esas 2022/174 Karar<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )<br>KARAR TARİHİ\t: 04/10/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 07/10/2024<br>\t<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;\t<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :<br>Davacı vekili, 12.07.2017 tarihinde davacının idaresindeki bisiklet ile Şehit Ömer Halis Demir Bulvarı üzerinde seyir halinde iken sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen mavi renkli opel marka aracın bisiklete çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, kaza neticesinde davacının ağır yaralandığını, kazanın meydana gelmesine plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün tam kusurlu olarak sebebiyet verdiğinden davalı ... sorumlu olduğunu belirterek belirsiz alacak davası olarak şimdilik 2.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 1.500,00 TL geçici iş görmezlik tazminatı, 500,00 TL bakıcı giderinin 12.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 21.01.2022  tarihli dilekçe ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 330.000,00 TL olarak artırmıştır.<br>Davalı vekili, davacının eksik evrak ile müracaat ettiğinden 2918 Sayılı Yasanın 97. maddesi gereğince müracaat şartını usulünce yerine getirmediğini, davanın reddine karar verilmesini, kazaya sebebiyet veren aracın plakasının tespit edilemediğinin davacı tarafça ispat edilmesini, kazanın meydana gelmesinde kusur durumunun ve  davacının maluliyetinin ATK marifetiyle tespit edilmesini, davacının kalıcı sakatlığının olup olmadığının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik uyarınca değerlendirilmesini, geçici iş görmezlik tazminatı ve bakıcı giderlerine bağlı maddi tazminat taleplerinin sigorta teminatı kapsamında kalmadığını, bakıcı gideri yönünden temerrüt şartının oluşmadığını, davalı aleyhine bakıcı giderine hükmedilmesi halinde davacıya ailesi tarafından bakılmış ise %50 oranında indirim yapılmasını, kaza tarihinden itibaren avans faizi talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan geçici, kalıcı iş görmezlik zararları ile bakıcı giderinin tazmini istemine ilişkin olduğu, 12.07.2017 tarihinde kamera kaydına göre ... marka mavi ve lacivert renkli özel aracın faili meçhul sürücüsünün sevk ve idaresindeki aracıyla azami 50 km seyir hızının olduğu bölünmüş yolda seyir yönünde bulunan Aydınlık Tüneline yaklaşırken 2918 sayılı KTK’nın  51, 52/1-a-b, Yönetmeliğin 100, 101/a-b maddelerini ihlal ederek kendi aracının ön kısmı ile, davacının yönetimindeki bisikletin arka kısmına çarparak bu sürücünün devrilerek yolun sağındaki duvara da başını çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiği olayda dava konusu trafik kazasının oluşumunda KTK’nın  84/d maddesine göre, kaza tespit tutanağında da belirtildiği gibi  %100 oranında tam kusurlu olduğu, davacının ise trafik kazasının oluşumunda kusursuz olduğu, meydana gelen kaza nedeniyle davacının sürekli iş göremezlik oranının kaza tarihinde yürürlükte olan  Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik uyarınca % 19, geçici iş göremezlik süresinin ise 12 ay olduğu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14/2-b maddesi uyarınca davacının zararlarının davalı ... sorumluluğunda bulunduğu, davacının usulüne uygun 12.07.2018 tarihli başvurusu dikkate alınarak 25.07.2018 tarihi itibari ile davalı yönünden temerrüdün oluştuğu, bakıcı gideri nedeniyle oluşan herhangi bir maddi zararının bulunmadığı belirtilerek davanın kısmen kabulü ile 330.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı  ve davacının talebi ile bağlı kalınarak 1.500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 331.500,00 TL tazminatın 25.07.2018 temerrüd tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili  ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekil istinaf başvuru dilekçesinde, davacının maddi zararlarının tazmini için tüm gerekli bilgi ve belgelerle birlikte 25.08.2017 tarihli dilekçe ile davalıya başvuruda bulunulduğunu, dilekçe ve eklerinin 28.08.2017 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafın 08.09.2017 tarihi itibariyle temerrüde düştüğünü, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından fatura edilen ve davacı tarafça ödenen davacının muayene ve rapor ücreti olan 400,00 TL’lik masrafın yargılama giderleri arasında hesaba katılmadığını, dava dosyası kapsamında maluliyet ve kusur oranları, hesaplama yöntemi, hesaplamaya esas alınan hayat tablosu vs. hususlarda değişiklik olması halinde, kamu düzeni niteliğinde sayılan güncel asgari ücrette meydana gelecek artışların alınacak yeni raporda  dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür.<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartları'nın davada uygulanması gerektiğini, ...’nın sorumluluğunun poliçedeki teminat limiti ile sınırlı olduğunu, kaza tarihi itibariyle teminat limitinin  330.000,00-TL olduğu halde  poliçe limiti aşılarak karar verildiğini, davalı sorumluluğunun hem asıl alacak ve hem de avukatlık ücreti, yargılama giderleri ve harç açısından bu limitle oranlı olarak sınırlandırılması gerektiğini, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen taşıtın cinsinin tespiti ve araç plakasının tespit edilemediğinin ispatlanamadığı, kusur raporunun davacının soyut beyanlarına istinaden düzenlendiğini, davacı tarafından davalı kuruma başvuru sırasında tazminat hesabı için zorunlu belgeler ve sağlık kurul raporu sunulmadığını, eksik evrak nedeniyle, davacının sunmuş olduğu maluliyet raporu hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapılamadığını, usulüne uygun başvuru şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacı tarafa 15 gün içerisinde dönüş yaparak kendilerinden sağlık raporu talep edildiğini, 15 günlük süre içerisinde yazının karşı tarafa tebliğ edilmek zorunda olmadığını, maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için ATK veya Devlet Hastanelerinden maluliyete ilişkin sağlık kurulu raporu alınması gerektiği, davacının maluliyetine ilişkin %0 - %19 şeklinde maluliyet oranı tespit edildiğini,  çelişkinin giderilmesi gerektiği, maluliyetin varlığından söz edebilmek için tıbbi tedavinin sona ermesi ve daimi malûliyetin kati surette tespit edilmesini, davacının tüm tedavilerinin tamamlandıktan sonra sakatlığın 12 ay boyunca stabil ve sürekli olması gerektiğini, maluliyetin söz konusu kazadan kaynaklı olup olmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi Başkanlığı’ndan rapor alınması talebinin  değerlendirilmediğini, tazminat hesaplamasında kullanılan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, TRH 2010 ve 1,8/ 1,65 teknik faiz oranının kullanılmasını, davacının müterafik kusurunun varlığı halinde indirim yapılmasını, davacının kaza sırasında koruyucu tedbirleri almadığını, yaralanmasının kafasından ve dizinden olduğu, tazminattan %40 oranında indirim yapılmasını, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, ancak dava tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğini, davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğu bulunmadığını, SGK tarafından davacıya yapılmış ödeme bulunup bulunmadığının araştırılması ve mahsubu gerektiğini ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>Davacı vekili, 12.07.2017 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın davacının idaresindeki bisiklete çarpması nedeniyle davacının yaralandığını belirterek davalı Güvence Hesabından  geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinin tahsilini talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>1-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Somut olayda, mahkemece, davacının daimi maluliyet oranı ve tıbbi iyileşme süresi ile bakıcı ihtiyacı süresinin belirlenmesi için Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan alınan 21.01.2020 tarihli ilk raporda davacının geçirdiği trafik kazası nedeniyle Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre, davacının özür oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, iyileşme (geçici iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, 2 ay bakıma muhtaç olabileceğinin tespit edildiği, belirlenen daimi maluliyet oranına davacı vekilinin itiraz etmesi üzerine bu kez İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 26.04.2021 tarihli raporda ise, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre, Zihinsel, Ruhsal, Davranışsal Bozukluklar, Geçici Fonksiyon Kaybına Neden Olan Ruhsal Hastalıklar, Beyin Hasarı, Beyin İşlev Bozukluğuna Bağlı Davranış Bozuklukları (organik kişilik bozukluğu-frontal lob sendromunu içerir-, beyin sarsılması sonrası-postkontüzyonel sendrom-), tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen %40x2/5=%16, Kulak Burun Boğaz, Koku ve Tat Duyusu Kaybı %3, Balthazard yöntemi ile toplandığında kişinin tüm vücut engellilik oranının %19 (yüzdeondokuz) olduğu, iyileşme (geçici iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 12 aya kadar uzayabileceği, tedavi süresince bakıcı ihtiyacı olmadığı bildirilmiştir.<br>Mahkemece  Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan rapor ile  hükme esas alınan 26.04.2021 tarihli ATK raporunda davacının  maluliyetinin varlığı ve süresi kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre aynı yaralanmalar belirtilerek düzenlenmiş ise de, aynı yönetmeliğe göre düzenlenen raporlar arasında maluliyet oranları, geçici iş göremezlik süresi ve bakıcı ihtiyacına ilişkin çelişki bulunduğu anlaşıldığından iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi yönünden Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi, gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. <br>2-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun \"tazminatın belirlenmesi\" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; \"tazminatın indirilmesi\" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. <br>Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) <br>Davalı ... vekili tarafından yargılama aşamasında davacı için belirlenen tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmasının savunulmuş olduğundan davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.<br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78. ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150. maddesi ve eki Cetvel uyarınca; bisiklet, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı (kask) takması zorunlu olup  davacının olay sırasında kask takıp takmadığı, kask takmadığının tespiti halinde kaza sonucu yaralanması ve maluliyeti arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek  sonucuna göre belirlenen tazminattan indirim yapılıp yapılmaması gerektiği tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davalının bu savunması üzerinde durulmadan  karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. <br>3- 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde \"Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.\" düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için sigorta şirketine müracaat zorunludur. Buna göre davacı vekili tarafından dava açılmadan önce davalı Güvence Hesabına başvuru yapıldığı ancak ... tarafından sağlık kurulu raporu alınması için davacı vekiline yazı yazıldığı belirtildiğine göre  temerrüt tarihinin belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde temerrüt tarihinin belirlenmiş olması doğru görülmemiştir.  <br>4- Davacı tarafından yargılama aşamasında ödenen  400,00 TL adli tıp  fatura bedelinin yargılama giderlerine dahil edilerek davanın kabul ve red oranına göre davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken bu hususta olumlu yada olumsuz karar verilmemiş olması da doğru görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davacı  vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekili ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin ekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>2-İstinaf başvurma harcı dışında davacı ve davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatırana iadesine,<br>3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,<br>4- Ankara 23.İcra Müdürlüğünün 2022/8541 sayılı dosyasına yatırılan  578.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, <br>5-Karar tebliği, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 04.10. 2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t<br>\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d6d2ee8fe30644ce","SID":"e16836421184a3d8"}}