{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1633 - 2024/1166<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/1633 <br>KARAR NO\t: 2024/1166<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/422 Esas 2022/211 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ\t: 04/10/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 21/10/2024<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI:<br>\tDavacı vekili, 13.11.2018 tarihinde davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu, dava dışı ...'nun idaresindeki ... plakalı aracın davacının idaresindeki ... plakalı motosiklet ile çarpışması neticesinde meydana gelen trafik kazasında, davacının yaralanarak geçici ve sürekli iş göremezliğe maruz kaldığını, bakıcı ihtiyacının doğduğunu, davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya rağmen zararın karşılanmadığını belirterek  belirsiz alacak olarak şimdilik 5.000,00TL sürekli iş göremezlik, 500,00TL geçici iş göremezlik, 500,00TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 6.000,00TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.01.2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminat talebini 360.000TL’ye artırmıştır. <br>\tDavalı vekili, ... plaka sayılı aracın davalı şirkete ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının maluliyet oranının tespiti için Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri doğrultusunda rapor alınmasını, kusur oranının tespiti için ATK dan rapor alınması talepleri olduğunu, davacının talebine konu bakıcı, tedavi gideri ve geçici iş göremezlik talebinin teminat dışı olduğunu, tazminat hesaplamasının genel şartlarda belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yapılmasını, davacı tarafça gelir ispatlanamaması halinde asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasını, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, davacının koruyucu tertibat kullanmadığı, bu suretle zararın artmasında da kusurlu olduğundan hesaplanan tazminat tutarından davacının müterafik kusuru nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, davalı şirketin temerrüt tarihinin KTK hükümleri doğrultusunda belirlenmesini, faizin yasal faiz olması gerektiğini belirterek  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>\tMahkemece, davaya konu kazanın 13.11.2018 tarihinde meydana geldiği, kaza tarihine göre yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre düzenlenen Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 30.09.2021 tarihli raporunda özür oranının %18 olduğu, 9 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı ve 45 gün süreyle bakıcı ihtiyacının bulunduğunun tespit edildiği,  kusur raporunda sigortalı araç sürücüsünün %90 kusurlu olduğu tespit edilmişse de Ankara Batı 5. Asliye Ceza Mahkemesince alınan 07.05.2019 tanzim tarihli kusur raporu ve kaza tespit tutanağında sürücü ...'nun asli ve tam kusurlu olduğu, sürücü ...'ın ve sürücü ...'nin kusursuz olduğunun tespit edildiği, çelişkinin  kusur raporunda zararın artmasında etkili olabilecek müterafik kusurun kazanın meydana gelmesinde etkili olduğu şeklinde hatalı değerlendirmeden kaynaklandığı usul ekonomisi ilkesi gereğince çelişkiyi giderecek rapor alınmadığı, davacının kaza neticesinde oluşan yaralanmasının bacağında olması, kaza sırasında kask takmamasının oluşan yaralanmasına bir etkisi olmayacağından davacının kask takmaması sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılmadığı, sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğunun kabul edildiği, davacının kaza tarihinde Milli Savunma Bakanlığı TSK Komutanlığında astsubay üstçavuş olarak çalıştığı, Milli Savunma Bakanlığı Hava Kuvvetleri Komutanlığından davacının zorunlu emeklilik tarihinin araştırıldığı, hesap bilirkişi ek raporunun denetime elverişli olduğu davacının kaza tarihinde memur olarak çalışması ve bu süreçte maaşından kesinti yapılmaması sebebiyle davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, taleple bağlı kalınarak 360.000,00TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 500,00TL bakıcı giderinin temerrüt tarihi olan 15.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta Anonim Şirketinden tahsiline,  davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti olan 360.000,00TL ile sınırlı tutulmasına, davacının fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekil istinaf başvuru dilekçesinde, davacının maluliyet oranının hükme esas alınan rapordaki orandan daha fazla olduğu, davacının, diz kapağı ve çevresinde,  ayak bileğinde kırıklar ve hareket kısıtlılığı oluştuğunu, maluliyet raporuyla tespit edilen oranı kabul etmediklerini, yeniden maluliyet raporu alınacak ve esas hakkında işlem yapılacak olması halinde tespit edilecek maluliyet oranındaki fazlaya ilişkin kısımlar ve meydana gelebilecek artışlar yönünden fazlaya ilişkin talep haklarını saklı tuttuklarını, maluliyet ve kusur raporlarında yer alan aleyhe hususlar kabul etmediklerini, hesaplama yöntemi, hesaplamaya esas alınan hayat tablosu vs. hususlarında değişiklik olması halinde, kamu düzeni niteliğinde sayılan güncel asgari ücrette meydana gelecek artışların da dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür.<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, maluliyet raporunun hatalı olduğu, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik gereği maluliyet oranının %6 olması gerektiğini, hükme esas alınan raporda muayene bulunmadığını, 1 yıl önceki muayene sonuçlarının değerlendirildiğini, medikal eksper raporlarının da delil olduğunu, kişisel müracaat ile alınan raporun dikkate alınamayacağını, davacı tarafından Dokuz Eylül Üniversitesi’nden alınan maluliyet raporu ile mahkemece hükme esas alınan rapor arasında çelişki oluştuğunu, çelişkinin giderilmesi için yeniden rapor alınması talepleri bulunduğunu, Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli iptal kararı öncesinde poliçenin düzenlenmesi nedeniyle genel şartlara göre hesaplama yapılması gerektiğini, tazminat hesabının TRH 2010  yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulanarak aktüeryal yöntemlerle yapılması, aksi halde %1,65 teknik faiz uygulanması gerektiği halde, progresif rant ile hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, bakıcı giderleri, geçici iş göremezlik zararı dahil tüm tedavi giderlerinin SGK sorumluluğunda olduğunu, davacının kask / dizlik, koruyucu tertibat takmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, her türlü zarar için yalnız bir 360.000TL teminat limiti ile davalının sorumluluğu bulunduğunu, teminat limitini aşar şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; <br>\tDavacı vekili, 13.11.2018 tarihinde davalının zorunlu mali sorumluluk  sigortacısı olduğu ... plakalı araç ile davacının idaresindeki ... plakalı motosikletin çarpıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını, sigortalı araç sürücüsünün kırmızı ışık ihlali yaparak tam kusuruyla kazaya sebebiyet verdiğini belirterek geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinin davalıdan tahsilini talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının geçici iş göremezlik zararı bulunmadığından reddi, diğer taleplerinin bedel artırım dilekçesi ile artırılan değer üzerinden kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmuştur.<br>\t1-Kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında, 13.11.2018 tarihinde ... plakalı araç sürücüsü ... idaresindeki ... plakalı araç ile Hikmet Özer caddesini takiben gelip M. Akif Ersoy caddesi ışıklı kavşağında kendisine hitap eden kırmızı ışığı dikkate almadan kavşağa girmesi sonucu önce ... plakalı motosiklete sonra da ... plakalı araç ile çarpıştığı kazada KTK 47/1-b maddesini  kural ihlali olduğu, ... ve ... plakalı araç sürücülerinin kural ihlali bulunmadığı tespit edilmiştir.<br>\t Ankara Batı 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/408 E. sayılı dosyasında ...’ın katılan, ...’nun sanık sıfatıyla yer aldığı, bilirkişi tarafından düzenlenen 07.05.2019 tarihli raporda ... motosiklet ve ... plakalı araç sürücülerinin kendi istikametlerine yeşil ışık yanmaktayken geçişleri sırasında kavşak ortak alanında kazanın meydana gelmesinde kural ihlalleri bulunmadığı, ... plakalı aracın sinyalizasyon sistemi ile kontrol edilen kavşağa, kendi beyanına göre hızının yüksek olması nedeniyle sarı ışıkta durmayıp seyrini sürdürdüğü, kavşağa yaklaşırken hızını azaltmadığından KTK 52/3-a,47/b maddelerini ihlal ettiği, KTK 84/a maddesine göre asli kusurlu olduğunun belirlendiği, ceza mahkemesince taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan ışık ihlali yapılmış olması nedeniyle bilinçli taksir hükümleri uygulandığı gerekçesiyle sanık ...’nun cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, karar 18.07.2019 tarihinde kesinleşmiştir.<br>\t Mahkemece alınan 01.02.2021 tarihli raporda, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç  sürücüsü ...'nun ışık kontrollü kavşakta kırmızı ışıkta geçmesi  nedeniyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 47/b, 52/a-b ve 57/a, 84/a maddelerini ihlal ettiğinden olayda % 90 oranında  kusurlu olduğu, ... plakalı motosiklet sürücüsü davacı  ...'ın motosikletiyle seyir halindeyken koruma başlığı ve koruma gözlüğü kullanmaması nedeniyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesi yanı sıra Yönetmeliğin 150/a maddesini ihlal ettiğinden % 10 oranında kusurlu olduğunun belirtilmiş,  mahkemece davacıya verilen  %10  oranındaki kusurun kazanın  oluşuna etkili kusur değil  zararın artmasına etken olan müterafik kusur olması nedeniyle davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücüsünün kırmızı ışıkta geçme kuralını ihlal etmesi nedeniyle tam kusurlu kabul edilmesinde  bir isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin kusur oranına yönelik istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.<br>\t2-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>\tMaluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>\tSomut olayda davacının maluliyetinin tespiti için  Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 29.09.2021 tarihli raporda davacı ...’ın özür oranının % 18 olduğu ve 9 ay süreyle iş göremez halde kaldığı, 45 gün süreyle bakıcı ihtiyacının doğduğunun belirlendiği, raporun davacının muayene edilmek, hakkında düzenlenmiş olan tedavi belgeleri ve sağlık kurulu raporları değerlendirilmek suretiyle kaza tarihi itibariyle Yargıtay uygulamalarına göre geçerli kabul edilen yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği anlaşıldığından tarafların maluliyet durumuna ilişkin istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.<br>\t3-Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. <br>\tAnayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik görülmemiştir.<br>\t4-Davalı sigorta şirketi vekili, geçici iş göremezlik tazminatından davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı yönünde istinaf itirazında bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 202/40 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde “ Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir.<br>\tBunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici iş göremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. <br>\tYukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar, bakıcı gideri ise iyileşme süresi veya ömür boyu başkasının yardımına ihtiyaç duyulması olup TBK.nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK.nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin bakıcı gideri zararından sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir.<br>\t5-Türk Borçlar Kanunu'nun \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>\tTazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. \"Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı\" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.<br>\tZarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir. <br>\tDavalı vekili, motosiklet sürücüsü olan davacının kaza esnasında kask, dizlik gibi koruyucu tertibat takmadığı, bu durumun zararın artmasına neden olduğunu ileri sürerek belirlenen zarardan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında bu yönde bir tespit bulunmadığı, davacının kaza sonucu maluliyetinin tibia kırığına ilişkin olduğu, davacının koruyucu tertibat takıp takmadığının, zararın koruyucu tertibat takmaması nedeniyle arttığının ve kazanın oluş şekline göre koruyucu tertibat takmaması ile maluliyeti arasında uygun illiyet bağı bulunduğu davalı tarafça ispatlanamadığından belirlenen tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmaması doğru olup davalı vekilinin açıklanan yöne ilişkin istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. <br>\t6- Davacı vekili dava konusu kaza sonucu yaralanması nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece geçici iş göremezlik süresince davacının maaşının almaya devam etmesi nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, 360.000,00 TL  sürekli iş göremezlik tazminatı ve 500,00 TL bakıcı gideri talebinin kabulüne karar verilmiş, davalı sigorta şirketi vekili tarafından sorumluluklarının 360.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olduğu, teminat limiti aşılarak karar verildiği  belirtilerek istinaf sebebi ileri sürülmüş ise de;  Zorunlu Mali Sorumluluk  Sigortası 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda  91 ila 101. Maddeler arasında  düzenlenmiştir. Motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde o aracın işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belirli limitlere kadar karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortası türüdür. <br>\tKarayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası,( Trafik Sigortası) 91. Maddesinde “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”şeklinde belirtilmiş 85.maddesinde ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” Denilmiştir.<br>\t KTK'nın 93. Maddesinde; Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir ve Resmi Gazetede yayımlanır.”hükmü mevcuttur. <br>\t2918 sayılı KTK.nın Tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller başlıklı 95. Maddesinde “Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.<br>\tÖdemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.” Denilmiştir.<br>\tTürk Ticaret Kanunun  Sorumluluk sigortalarının düzenlendiği  Sözleşmenin konusu ve kapsamı başlıklı 1473. Maddesinde “ Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.\" düzenlemesine göre sigorta şirketlerinin sorumluluğu konusunda tek sınırlamanın  poliçe limiti olduğu  belirtilmiştir.<br>\t5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 13. Maddesinde;  Sigorta şirketleri, faaliyet gösterdiği sigorta branşlarının kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamaz. Sigorta şirketleri ruhsat sahibi oldukları ilgili sigorta branşlarında tesis edilmiş zorunlu sigortalara ilişkin olarak sigorta poliçesi teklifi vermek zorundadırlar ve sigorta şirketleri ruhsat sahibi oldukları ilgili sigorta branşlarında tesis edilmiş zorunlu sigortalar konusuna dahil herhangi bir rizikoyu kapsam dışı bırakacak şekilde veya poliçe tanziminden caydırmaya yönelik fiyatlama ve komisyon tespiti yapamazlar. (Zorunlu Sigorta Takibine İlişkin Yönetmeliğin 13. Maddesi) <br>\tDava konusu olay tarihinde yayınlanmış olan  Asgari Sigorta Teminatlarına İlişkin Tarife ve Talimatta   01.01.2018 tarihinden itibaren geçeri olmak üzere zorunlu mali sorumluluk sigortası tedavi gideri teminatının kişi başına 360.000,00 TL, sakatlanma ve ölüm teminatının kişi başına 360.000,00 TL olduğu belirlenmiştir.<br>\tDavalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçede de davalı sigorta şirketi poliçe düzenleme tarihinde geçerli olan asgari teminatlara ilişkin tarifeye göre kişi başı sağlık gideri için  ve kişi başına sakatlık teminatının  priminin sigortalıdan tahsil edildiği anlaşılmaktadır. <br>\tTüm bu hususlar ve Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı  iptal kararı birlikte  değerlendirildiğinde davalı sigorta şirketinin tedavi giderleri kapsamında olan bakıcı giderinden 2918 sayılı KTK.nın 85.maddesi ve 91. Maddesi, TBK.nın 54. Maddesi gereğince sorumluluğunun devam ettiği her ne kadar zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi ile sürekli sakatlık ve sürekli bakıcı gideri için tek limitten sorumlu olduğu belirtilmiş  ise de Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve KTK.nın 95. Maddesi gereğince sigorta sözleşmesinden ve kanundan doğan tazminat yükümlülüğünün kaldırılması ve miktarının azaltılması hallerinin zarar görene karşı ileri süremeyeceği,  Yargıtay tarafından bakıcı giderinin tedavi ve sağlık giderleri teminatında kabul edildiği, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına atıf yapan KTK.nın 90. Maddesinin iptal edilmesi nedeniyle davalı sigorta şirketinin sağlık gideri ve tedavi giderlerinden sorumlu olduğu,  poliçede bulunması zorunlu olan teminatlardan olan ve poliçede belirtilen, primi de tahsil edilen sağlık gideri teminat limitine göre sigorta şirketi tarafından poliçeye yazılarak tahsil ettiği  prim karşılığı verdiği teminatları ödemekten kaçınamayacağına göre davacının bakıcı gideri zararından  sağlık gideri teminat limiti kapsamında davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. (Yargıtay 17 Hukuk Dairesinin  2019/6189 E- 2020/8324 K. 2020/2566 E-2021/902 K. Sayılı ilamları) <br>\tAçıklanan nedenlerle dosyadaki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.\t <br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile kalan 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>\t3-Harçlar Kanunu gereğince davalı sigorta şirketinden alınması gereken 24.625,75 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 6.296,44 TL'nin mahsubu ile kalan 18.329,31 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>\t4-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t5-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>\t6-Kararın taraflara tebliğine, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 (iki) haftalık süre içinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 04.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"677e604d00cbdf61","SID":"d2aa8482c6c9960a"}}