{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1802 - 2024/1171<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/1802 <br>KARAR NO\t: 2024/1171<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/447 Esas 2022/288 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t:Tazminat(Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 04/10/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 23/10/2024<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ..., davalı sigorta şirketi vekili ve davacı vekili katılma yolu ile süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI; <br>Davacı vekili, 01.04.2019 tarihinde davalı şirketin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu, davalı ... idaresindeki ... plakalı aracın karşıdan karşıya geçmekte olan davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen kazada, davacının ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli kusurlu olduğunu belirterek belirsiz alacak olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 200,00TL sürekli iş görmezlik, 200,00 TL, geçici iş görmezlik, 100,00 TL bakıcı gideri olmak üzere 500,00 TL maddi tazminatın sigorta şirketi için 27.07.2020 tarihinden, diğer davalı için olay tarihi 01.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen, 20.000,00 TL manevi tazminatın ise davalı sürücüden kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, bedel artırım dilekçesi ile geçici iş göremezlik tazminatı talebini 5.487,06 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 77.808,16 TL ve bakıcı gideri talebini 1.279,20 TL olarak artırmıştır.<br>Davalı sigorta şirketi vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından davalı şirkete genel şartlarda belirtilen belgeler ile birlikte resmi bir başvuru yapılmadığını, eksik evrak ile başvuru yapıldığından davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davalı şirketin zarardan sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı sorumluluğu bulunduğunu, kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu marifetiyle tespit edilmesi talepleri bulunduğunu, poliçe kapsamında tedavi gideri, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderine ilişkin tazminat taleplerinden sorumlu olmadıklarını, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların  mahsup edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>Davalı ... savunma yapmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI;<br>Mahkemece, ... plakalı aracın ZMMS poliçesi ile kaza tarihini de kapsar şekilde 20.02.2019-20.02.2020 tarihleri arasında davalı sigorta şirketine sigortalı olduğu, davalı işleten ve sürücü ...'ün yaya olan davacıya çarpması nedeniyle yaralamalı trafik kazasına sebep olduğu, davaya konu trafik kazasında davacının KTK'nın 68/b ve c maddesi gereği yolun karşısına geçerken dikkatsiz hareket etmesi nedeniyle %50, davalı haksız fiil sorumlusunun ise KTK'nun 52/a ve b maddeleri gereği dikkatsiz ve tedbirsiz araç sürmesi nedeniyle %50  oranında kusurlu olduğu, hükme esas alınan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından kaza tarihi itibarıyla geçerli yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenen 21.10.2021 tarihli rapora göre davacının sürekli özür oranının %13 olduğu, 6 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı ve 1 ay süresince başkasının yardımına ihtiyaç duyduğunun tespit edildiği, aktüer bilirkişi tarafından TRH-2010 yaşam tablosuna göre yapılan hesaba davacı vekilinin bir itirazının bulunmadığı, buna göre talep arttırım dilekçesi sunduğu, davacıya kaza nedeniyle SGK tarafından bir ödeme yapılmadığı, davacının ekonomik sosyal durum araştırmasında ev hanımı olduğu, davalı ...'ün ekonomik sosyal durum araştırmasında özel sektörde çalıştığının tespit edildiği, kaza tarihi itibariyle geçerli maluliyete esas yönetmelik hükümleri, Yargıtay içtihatları, adli tıp raporu ve bilirkişi raporu ile dava dilekçesi ve talep arttırım dilekçesinde belirtilen miktarlara göre davacının 5.487,06 TL geçici iş göremezlik, 77.808,16 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.279,20 TL bakıcı gideri  talep hakkı bulunduğu, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatının davalı sigorta şirketi sorumluluğunda olduğu, davalıların haksız fiil sorumlusu, işleten ve ZMSS poliçesi düzenleyen olarak meydana gelen maddi zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlulukları bulunduğu, 27.07.2020 tarihinde başvuru yapıldığından davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinin 11.08.2020 tarihi olduğu, diğer davalı yönünden ise kaza tarihinden itibaren talep gibi yasal faiz işletilmesi gerektiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın oluşumu, kusur durumu ve kazanın meydana geldiği tarih ve olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurularak manevi tazminat talebinin kısmen kabul edildiği belirtilerek maddi tazminat davasının kabulüne, 77.808,16 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 5.487,06 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.279,20 TL bakıcı giderinin davalı sigorta şirketi yönünden 11.08.2020 temerrüt tarihinden itibaren, davalı ... yönünden 01.04.2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 10.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili, davalı ... ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;<br>Davacı vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde, tazminat hesaplamasının eksik yapıldığını, maluliyet hesaplamasının hatalı olduğunu, davacının uzun süre tedavi gördüğünü, davacının yaşı itibariyle vücudun kendisini yenilemesinin güç olduğunu, kusur bilirkişilerinin cezada alınan ATK raporuna bağlı kaldıklarını, ancak ceza dosyasında alınan ATK raporunda olay yerini gören kamera olmadığı halde CD görüntülerine dayandıklarını, ceza dosyasında alınan bilirkişi  raporunda karşıdan karşıya geçişin kavşak kolundan 110 cm uzaklıkta yapıldığı, yolu tamamlamaya yakın çarpma eyleminin gerçekleştiğini, yayaların alacağı önlem olmadığını, kusurları olmadığının tespit edildiğini KTK'nın 68. Maddesine göre davacıya kusur verilmesinin hatalı olduğunu, kusuru olmadığını, manevi tazminat talep miktarının makul ve düşük olduğu halde mahkemece kısmen kabul edilmesinin haksız olduğunu, maddi tazminata temerrüt tarihinden itibaren avans faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının yaklaşan araca rağmen trafiği kontrol etmeden tedbirsiz şekilde karşıdan karşıya geçmeye çalıştığını, davalının kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davalının asgari ücretle hayatını idame ettirdiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, davacının kazadan sonraki iyileşme oran ve süresinin dikkate alınmadığını, maluliyet oranının tespiti için ATK 3. İhtisas Dairesi’nden rapor alınması gerektiğini, maddi tazminat talebinin sigorta poliçesi kapsamında olduğunu ileri sürmüştür. <br>Davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde, gerekli belgeler olmadan davalıya yapılan başvurunun usulüne uygun olmadığını, geçerli bir başvuru bulunmadığını, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, ATK 3. İhtisas Dairesi’nden maluliyet raporu alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinin  SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, SGK tarafından davacıya yapılan ödeme bulunması halinde tazminattan mahsup edilmesini, kusur raporunu kabul etmediklerini, KGM fen heyeti veya ATK’dan yol durumu, teknik arıza hususlarını da değerlendirir şekilde kusur oranlarının tespiti için rapor alınması gerektiğini ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;<br>HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>Dava trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili, davalı ...’ün işleteni ve sürücüsü olduğu, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın davacı yayaya çarpması nedeniyle meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinden oluşan maddi tazminat talebinin davalılardan müşterek ve müteselsilen, manevi tazminat talebinin ise davalı ...’ten tahsilini talep etmiş, mahkemece maddi tazminat talebinin kabulü, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Dava konusu trafik kazasından sonra kaza tespit tutanağı düzenlenmemiş, mahkemece alınan 04.11.2021 tarihli bilirkişi kurulu kök ve 27.01.2022 tarihli ek raporunda, yayaların bölünmüş yol çizgisinde bekledikleri sırada çarpılmaları ile sağdan sola geçerken tam yol çizgisi üzerine geldiklerinde çarpılmaları arasında kusur oranının değişebileceği, ceza mahkemesince alınan 15.10.2019 tarihli ATK raporunda kamera görüntülerinin incelendiği, aracın seyrine göre sağdan sola doğru geçmekte olan yayaların tam bölünmüş yol çizgisi üzerine geldiklerinde çarpıldıkları kanaatine varıldığı, davacı yayanın taşıtların uzaklık ve hızlarını dikkatli kontrol etmediği KTK 68/b, c ve Karayolları Trafik Yönetmeliği 138/b maddelerini ihlali nedeniyle %50, davalı araç sürücüsünün ise sağından taşıt yoluna giren yayaları fark ettiği halde tedbir almakta geciktiği, 9 m yol kat eden yayalara yolu bölen bölünmüş yol çizgisi üzerinde çarpıp olay yerini terk ettiğinden KTK 52/a ve b maddelerini ihlali nedeniyle %50 kusurlu olduğu bildirilmiş mahkemece bilirkişi raporuyla belirlenen kusur oranlarına itibar edilerek tazminat hesaplaması yapılmıştır. <br>Davaya konu trafik kazasından kaynaklı davacının katılan, davalı ...’ün sanık sıfatıyla yer aldığı Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2019/740E. Sayılı dosyasında ATK dan alınan 15.03.2019 tarihli raporda araç sürücüsü ...’ün karşıdan karşıya geçen yayaları gördüğünde etkin tedbir almadığı, şerit çizgisi ile bölünmüş yolda yayaların katettiği mesafe de dikkate alındığında fren tedbiri alabileceği halde almadığından asli kusurlu, yayaların ise araçların hızını, mesafesini dikkate almadan akan trafiğin olduğu yola girdiğinden asli kusurlu olduğunun mütalaa edildiği, ceza mahkemesince 12.03.2020 tarihinde mahallinde keşif yapıldığı, 13.05.2020 tarihli bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda, yayaların yolu tamamlamasına yakın bir noktada çapma gerçekleştiği, alabilecekleri önlem bulunmadığından kazanın meydana gelmesinde kusurları bulunmadığı, araç sürücüsünün görüş alanında bulunmasına rağmen uygun hızda seyretmediğinden ve fren tedbirine zamanında başvurmadığından asli ve tam kusurlu olduğunun bildirildiği, 12.04.2021 tarih, 2021/363 K. sayılı karar ile şerit çizgisi ile bölünmüş yolda şeridin büyük kısmını katetmiş olan yayalara tedbirinde yetersiz kaldığı gerekçesiyle davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu belirtilerek neticeten 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün ertelenmesine karar verildiği, karara karşı sanığın istinaf  kanun yoluna başvurusu üzerine Ankara BAM 26 Ceza Dairesi’nin  2021/833E., 2023/2045 K. Sayılı ilamı ile yapılan incelemede sanığın istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, karar 24.11.2023 tarihinde kesinleşmiştir.<br>6098 sayılı TBK’nın 74.maddesi “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz ” hükmünü içermektedir. Hukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 Esas, 2014/1091Karar) Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır.<br>Somut olayda Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/740E, 2021/363K. sayılı dosyasında bulunan 15.10.2019 tarihli ATK raporunda kazanın meydana gelmesinde davacı ve davalı araç sürücüsünün ayrı ayrı asli kusurlu oldukları tespit edilmiş ve mahkemece alınan bilirkişi kurulu tarafından da bu rapor esas alınmak suretiyle tarafların %50 oranında kusurlu oldukları belirlenmiş ise de, ceza mahkemesince alınan 13.05.2020 tarihli bilirkişi raporunda davacı yayanın kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığının tespit edildiği,  ceza mahkemesi tarafından davalı sürücünün asli kusurlu olduğu kabulü ile sanık sürücü ...'ün taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan 10 ay hapis cezası ile cezalandırılması, cezanın ertelenmesine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>Bu durumda, mahkemece bilirkişi heyetinden alınan davalı araç sürücüsünün %50 oranında kusurlu olduğu belirlenen rapor hükme esas alınarak karar verilmiş ise de ceza mahkemesi tarafından yargılama aşamasında alınan rapor ile kazanın meydana gelmesinde davalının asli kusurlu olduğu kabul edilmiş olması nedeniyle dava konusu kazanın oluş şekline ilişkin maddi vakıanın ceza mahkemesi dosyası ile belirlendiği anlaşıldığından ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıa ve kusur oranları ile mahkemece kabul edilen kusur oranları arasındaki çelişki oluştuğundan bu farklılığın giderilmesi için İTÜ’den seçilecek bilirkişi heyetinden kusur oranlarının belirlenmesi konusunda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden inceleme yapılmak üzere  dosyanın mahkemesine gönderilmesine, davacı vekili, davalı ...  ve davalı sigorta şirketi vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;<br>1-Davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, HMK’nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,<br>Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınan istinaf karar ve ilam harcının yatıranlara iadesine,<br>3-Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>5-Ankara 25. İcra Dairesinin 2022/10129 esasına yatırılan 190.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip <br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7b01a4ba3a62eb49","SID":"9724f3f5bde9e1e9"}}