{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1355 - 2024/1579<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1355 <br>KARAR NO\t: 2024/1579<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/261 E.  -  2022/430 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26/05/2022 tarih ve 2021/261 E. - 2022/430 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, davacı ile davalı arasında acente ... Sigorta Araç Hizmetleri Ltd. Şti. aracılığı ile “Nakliyat Blok Sigorta Poliçesi” imzalandığını, 05.06.2020 tarihinde davacının müşterilerinin mallarının bulunduğu araçta çıkan yangın sonucu oluşan zarar için poliçe kapsamında davalı tarafından ödenen 345.688,35 TL hasar tazminatına ilişkin kısmi ibraname imzalandığını, bakiye hasar için eldeki davanın açıldığını, müvekkilinin, müşterileri ile aralarındaki ticari ilişki gereği yangında zarara uğrayan mallarından kaynaklanan zararları müşterilerine fatura bedelleri üzerinden tam olarak ödediğini, taraflar arasında akdedilen Nakliyat Blok Sigorta Poliçesinin “açıklamalar” bölümünde “Sigorta konusu, sigortalının kendi araçları ve kiralık araçlarının taşınmasını gerçekleştireceği firmalar ile yapacağı sözleşme gereği, T.C. sınırları dâhilinde taşıdığı yıllık yaklaşık 50.000.000,00 TL değerindeki muhtelif emtiaların, ilişkin emtia nakliyat sigortası genel şartları ve ıcc (a) 1.1.1982 (cl252) klozun kamyon taşımacılığına uygulanabilir hükümleri ile aşağıdaki özel şartlar dâhilinde gerçekleşecek rizikolar sonucu oluşabilecek hasarları teminata alan yurtiçi taşıyıcı sorumluluk sigortasıdır.” ibaresinin yer aldığını, buna göre müvekkilinin müşterilerine ödediği bedelin tümünün sigorta şirketince 50.000.000 TL ile sınırlı olmak üzere ödenmesinin gerektiğini, davalının SDR hesabı yaparak çıkan sonuca göre sorumluluktan kurtulmasının poliçeye ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000 TL belirsiz maddi tazminat alacağının, davalının kısmi ödeme tarihi olan 06.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiş, 14/10/2021 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile dava değerini 248.706, 74 TL'ye yükseltmiştir.<br>Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını,    müvekkilinin yalnızca gerçek zararı karşılamakla mükellef olduğunu, davacının zararının karşılandığını, poliçedeki \"firmalar ile yapacağı sözleşme gereği\" ibaresinin \"davacının ancak ve ancak taşıma işlerini yapmak için sözleşme yapacağı firmalara ait olan ürünlerin taşınması halinde ve bu esnada poliçe kapsamında bir zarar gelmesi halinde bu ürünlere ait gerçek zararın karşılanacağı\" anlamına geldiğini, araçta davacı ile sözleşmesi olan firmaların yanı sıra sözleşmesi olmayan bir firmanın/tanıdığın ürününün taşınması halinde bu ürünün teminat kapsamı içerisinde olmayacağını, müvekkilinin ancak TTK m.882 kapsamında ödeme yapabileceğini, bu kapsamda somut olayda araç içerisinde yanan ürünlerin tamamının ağırlıklarının tek tek sigortalı davacının müşterileri aranarak öğrenildikten sonra tamamının ağırlığının ÖÇH (SDR) hesap yöntemi ile hesaplanarak davacıya ödendiğini, müvekkilinin başkaca tazmin sorumluluğunun bulunmadığını, taraflar arasındaki poliçede açıkça \"işbu sigorta teminatında beher hasarda, hasar bedeli üzerinden minimum 2000 TL olmak üzere %1 oranında tenizli muafiyet uygulanacaktır.\" hükmü bulunduğundan buna göre hesaplama yapılmasının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, poliçedeki “firmalar ile yapacağı sözleşme gereği,” ibaresinden davacının sözleşme yapacağı firmalara ait olan ürünlerin taşınması esnasında poliçe kapsamında bir zarar gelmesi halinde bu ürünlere ait gerçek zararın karşılanacağı anlamına geldiği,  yani davacı ile sözleşmesi olmayan bir firmanın/tanıdığın ürününün taşınması halinde bu ürünün teminat kapsamı içerisinde olmayacağı, talep edilen mal bedelinin SDR/TL hesabı sonucunda bulunan tazminat tutarından az olması durumunda mal bedeli, aksine durumda SDR hesabının TL karşılığının daha düşük olması halinde ise SDR / TL tutarı dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucunda davalının ödemesi gereken tazminat tutarının 349.180,14 TL olduğu, ancak muafiyetin uygulanması ve davalı tarafından yapılan 345.688,35 TL'lik ödeme de göz önüne alındığında, davacının bir tazminat alacağının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince maktu 25.859,47-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı  vekili istinaf başvuru dilekçesinde,  müvekkilinin nakliyesini yaptığı sırada tırda meydana gelen yangın nedeniyle zayi olan mallar için  poliçede yer aldığı gibi \"taşımasını gerçekleştirdiği firmalar ile yaptığı sözleşmeler gereği\" yanan malların sahibi olan firmalara mal bedellerini fatura değerleri üzerinden tazmin ettiğini,  bu bedelin 124 adet  sevk İrsaliyesi ve fatura toplamı olan 679.241,46-TL+KDV olduğunu,  taraflar arasındaki poliçede yer alan bu özel hükmün başkaca nakliyat sigorta poliçelerinde yer almadığını, poliçeye özel olarak yazdırıldığını, bunun için de yüksek prim ödendiğini,  sigorta firmasının TTK 882 uyarınca SDR ile sınırlı olacak şekilde bir hesaplama yaparak müvekkiline  06.10.2020 tarihli kısmi ibraname ile 345.688,35-TL ödeme yaptığını, bakiye kısmın ödenmemesinin poliçe hükümlerine aykırı olduğunu, yetkili acentenin bu hususta tanık olarak dinlenmesi taleplerinin reddine karar verildiğini, TTK'nın 882.maddesindeki sorumluluk sınırının sözleşme ile genişletilmesinin önünde yasal bir engel bulunmadığını,  ayrıca karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davanın tamamen reddedilmesi halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde mahkemece nispi vekalet ücreti takdir edilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek , yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taşıma sırasında zayi olan emtia için davalı tarafından TTK'nın 882.maddesinde düzenlenen sınırlı sorumluluk esasına göre hesaplama yapılarak davacıya ödendiği, davalının sınırlı sorumluluğu aşan miktardan sorumlu tutulması bakımından TTK'nın 886.maddesinde düzenlenen sorumluluğu sınırlama hakkının kaybına sebebiyet veren durumların gerçekleştiğinin davacı tarafından iddia ve ispat edilmediği, taraflar arasında düzenlenen sigorta poliçesindeki \"sigortalının kendi araçları ve kiralık araçlarının taşınmasını gerçekleştireceği firmalar ile yapacağı sözleşme gereği\" ibaresinin davacının taşıtan firmalara yaptığı ödemenin tamamını davalıdan tahsil edilebileceği anlamına gelmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.<br>\t2-İlk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan ve maddi tazminat davalarında vekalet ücretini düzenleyen AAÜT'nin 13/4.maddesine göre; maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. Bu durumda, mahkemece davanın tamamen reddine karar verildiği halde davalı lehine maktu vekalet ücreti yerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.<br>\t HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>\tDairemizce işin esası yönünden bir karar verilmeyip, münhasıran vekalet ücreti bakımından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekli görüldüğünden, istinaf edenin sıfatı da gözetilerek ilk derece mahkemesinin karar tarihinde geçerli bulunan vekalet ücretine göre hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı davacı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi  vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/05/2022 gün ve 2021/261 Esas - 2022/430 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın REDDİNE,<br>\t3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30-TL ile 4.231,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.290,00-TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.862,40-TL'nın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, <br>\t4-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 5.100,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t5-Arabuluculuk aşamasında harcanan 1.320,00 TL giderin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, <br>\t7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t8-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, \t\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 11/10/2024 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2024<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ca7c2a728348fdfd","SID":"dd6f3ce462504687"}}