{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No:<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: 17/10/2024<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 06/03/2024<br>NUMARASI\t: Esas  Karar<br><br>DAVACILAR \t: 1-<br>\t2-<br>\t3-<br>\t4-<br>\t5-<br>VEKİLİ\t: Av.<br>DAVALILAR \t: 1-<br>VEKİLİ\t: Av.<br>\t2-<br>VEKİLİ\t: Av. <br>\t3<br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVA\t: Maddi ve Manevi Tazminat Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 17/10/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 21/10/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı taraf vekili dava dilekçesi ile özetle; davalı ......' nın kullandığı diğer davalı .........' ın sahibi olduğu ve diğer davalı sigorta şirketi tarafından sigorta altına alınan ..... plakalı aracın müvekkillerinin murisi olan ......' ya çarpması sonucunda müvekkillerinin murisinin vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, ceza dosyası incelendiğinde ve tanıklar dinlendiğinde davalı sürücünün hız sınırlarının çok üzerinde seyrettiği sırada kazanın meydana geldiğinin anlaşılacağını, hızın etkisiyle müvekkillerinin murisi olan .....' ün adeta bir çuval gibi havaya fırlayarak feci şekilde can verdiğini, müteveffanın işletme sahibi olan bilinçli ve dikkatli bir birey olduğunu, kaza sırasında da dikkatle hareket etmesine rağmen davalı sürücünün hızlı ve dikkatsiz olması sonucunda dava konusu kazanın meydana geldiğini, davalı sürücünün kazadan sonra olay yerinden kaçarak olayı faili meçhul bir şekilde ortada bırakmak istediğini, ceza yargılamasında davalı .....' in taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, sözü geçen karara müvekkillerinin itiraz ettiğini, tanıklarının dinlenerek kusur durumunun yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile mahkemeden ayrıca tayinini talep ettiklerini, meydana gelen işbu kaza nedeniyle tüm maddi zararlardan sigorta şirketi poliçe limiti dahilinde olmak üzere tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davalı sürücü ve araç malikinin ayrıca manevi tazminat taleplerine ilişkin olarak da tüm zararlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, davalı sigorta şirketinin poliçe gereğince sorumlu olduğunu, sigorta şirketinden tüm hasar dosyasının celbini talep ettiklerini, müteveffanın ..... Metal adlı işletmenin sahibi olduğunu, toplanacak delillerle müteveffanın tazminata esas gerçek kazancın tespit edileceğini, Isparta merkezli kurulan işletmenin son derece büyük bir işletme olup müteveffanın asgari ücretin kat kat üzerinde kazancının bulunduğunu, müteveffanın işletmesinde özellikle müşteri ilişkileri ve muhasebe işlerinde olmak üzere her alanında bizzat çalıştığını, teknik liseden metal işleri mezunu olan oğlu .....' ın da müteveffaya sahada yardımcı olduğunu, müteveffanın vefatından sonra iş yerinde boşluğunun doldurulamadığını, müteveffanın eşi ..... ile yeni işe alınan bayan ile birlikte anne yadigarı işletmenin faaliyetlerinin devam ettirilmeye çalışıldığını, .....' ün vefatı ile birlikte müvekkilleri ..... ve ....' nün müteveffanın gelirinden mahrum kaldıklarını, davacı .....' in emekli olup ....' nün ise henüz 16 yaşında olduğunu ve lise öğrenimine devam ettiğini, bu nedenle sözü geçen müvekkilleri için destekten yoksun kalma açısından maddi zararlarının hesaplanmasını talep ettiklerini, davacıların müteveffanın eşi ve çocukları olduğunu, .....' ün ani ve içleri acıtan vefatının aileyi çok fazla derinden sarstığını, müvekkili .....' in hayat arkadaşını kaybetmiş olması, diğer davacıların ise annelerini kaybetmiş olması kelimelerle ifade edilemeyecek şekilde büyük bir acı olduğunu, müvekkillerinin manevi zararlarının da bu ölçüde büyük olduğunu, müteveffa .....' ün ölümünden dolayı talep sonucunda belirttikleri davalılar aleyhine müvekkilleri lehine manevi tazminata hükmedilmesini talep ettiklerinden bahisle öncelikle alacaklarının semeresiz kalmaması için davalılar aleyhine İİK' nun 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz verilmesine, alacaklarının belirli hale geldiğinde artırılmak üzere davacı ..... için şimdilik 250,00 TL, davacı .... için de şimdilik 250,00 TL destekten yoksun kalma nedeniyle maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (davalı sigorta şirketi açısından poliçe limitleri dahilinde) müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ..... için 200.000,00 TL, davacı .... için 100.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şahıslardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ..... için 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şahıslardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ..... için 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şahıslardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ..... için 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şahıslardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ..... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile özetle; motorlu araç kazalarından doğan maddi tazminat taleplerine ilişkin olarak zamanaşımı konusunun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 109. Maddesinde düzenlendiğini, bu maddede zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak on yıl içinde tazminat taleplerinin zamanaşımına uğrayacağının hüküm altına alındığını, huzurdaki dava anılan zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açıldığından davanın reddinin gerektiğini, dosyada bulunan kusur oranlarını gösterdiği ileri sürülen raporların hiçbirinin mahkeme kararına dayanak teşkil edebilecek nitelikte olmadığını, en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için hem adli hem trafik ihtisas dairesinden hem de karayolları genel müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, Yargıtay' ın kemikleşmiş içtihatı uyarınca ceza yargılamalarında alınan kusur raporlarının hukuk hakimini bağlamayacağından yeniden rapor alınmasının zaruri bir olgu olduğunu, tüm destek paylarının tespit edilmesi ve davaya taraf olmayan desteklerin paylarının ayrılması gerektiğini, yalnızca başvuran üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı sonuç doğuracağını, davanın kabulü anlamına gelmemek üzere zararın tespiti için davacılar tarafından elde edilen kazanımların belirlenmesi ve aleyhe hüküm kurulacak olması halinde bu kazanımların belirlenecek tazminattan indirilmesi gerektiğini, bu kapsamda tazminat hesabı da uzmanlık gerektiğinden hazine müsteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanı seçilerek anılan hesaplamaların yaptırılması gerektiğini, bu konuda uzman olmayan hukukçulara bu görevin tevdi edilememesi gerektiğini, kurum tarafından başvuranlara gelir bağlanmamış olması halinde davacılara SGK ya dava açması için süre verilmesi gerektiğini, yine davayı kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili sigorta şirketinin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, müvekkilinin başvuru tarihinden itibaren ve ancak yasal faizle sorumlu tutulabileceğinden bahisle öncelikle zamanaşımı def'ilerinin dikkate alınarak haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, tazminat oranı ve miktarının tespiti için yukarıdaki hususlar tamamlandığında Hazine Müsteşarlığı Aktüerler Siciline kayıtlı aktüer bilirkişiden rapor alınarak gerçek zararın tespit ettirilmesine, taraflarınca huzurda görülen davanın ikame edilmesine sebep olunmadığından harç, yagrılama giderleri ve vekalet ücretinin başvurucu tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ...... vekili cevap dilekçesi ile özetle; meydana gelen kazada müvekkilinin kusur ve sorumluluğunun olmadığını, Konya .. Asliye Ceza Mahkemesinin .. Esas sayılı dosyadan yapılan ceza yargılaması sırasında dinlenen tanık beyanlarından da bu durumun doğrulandığını, müvekkilinin hızını azaltmaya çalıştığını ancak ani gelişin olayda kazayı öngöremeyeceğinin de unutulmaması gerektiğini, başka araç sürücüsü olan tanık ile müvekkilinin araçlarının neredeyse aynı hizada olduğunu ve tanığın hızının 70 km civarında olduğunun tanık beyanından anlaşıldığını, bu nedenle müvekkilinin hızının yüksek olmadığının açık olduğunu, kazanın meydana gelmesinde üst geçidi kullanmayarak kısmen yaya trafiğine kapalı olan yoldan karşıdan karşıya geçmeye çalışan müteveffanın sorumlu olduğunu, bu nedenle müvekkili yönünden davanın reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın destekten yoksun kalma taleplerinin şartları oluşmadığından reddedilmesi gerektiğini, kazaya karışan aracın ..... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalı olduğunu, davacıların tespit edilir ise maddi zararından mahsup edilmek üzere sigorta şirketine müzekkere yazılarak dava konusu kaza nedeniyle herhangi bir başvuru yapılıp yapılmadığının başvuru var ise ödeme yapılıp yapılmadığının ve ödemenin miktarı hususlarının sorulmasını talep ettiklerini, olayda kusur incelemesi sonrasında açıkça ortaya çıkacağı gibi müteveffanın kusurlu olduğunu, bu nedenle talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, manevi tazminat belirlenirken kusur durumu ve tarafların sosyal ve ekonomik durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğinden bahisle haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ..........vekili cevap dilekçesi ile özetle; meydana gelen kazaya karışan.... plakalı aracın müvekkili adına kayıtlı olduğunu, kaza sırasında aracı kullanın diğer davalı ...... olduğunu, müvekkilinin kazada herhangi bir kusurunun olmadığını, diğer davalı sürücünün de kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, Konya ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyada sürücünün kusurunun taksir derecesinde olduğundan bahisle hüküm kurulduğunu, ceza dosyasında alınan kusur raporunun işbu dava dosyasında hükme esas alınacak şekilde değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, mahkemece medeni hukuk yargı ilkelerine göre kusur ve sorumluluk tespitinin yapılması gerektiğini, davacı tarafça maddi tazminat talebinin sadece müteveffanın eşi ve reşit olmayan çocuğu için ileri sürüldüğünü, davacının işletmesinin ölümünden sonra veraseten mülkiyetinin davacılara geçtiğini, bu nedenle davacıların destekten yoksunluğunun mevcut olmadığını, müteveffanın desteğe konu olduğu iddia edilen işletmenin davacının eşine ait olmamasının kuvvetle muhtemel olduğunu, mahkemece davacı .....' in UYAP üzerinden vergi dairesi ve SGK sisteminde borçlusu olduğu takip dosyalarının tespitini talep ettiklerini, davacıların talep ettikleri manevi tazminatın fahiş olduğunu, manevi tazminatın hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi gerektiğini, davacı tarafın olay tarihinden itibaren faiz talebinin mevzuata aykırı olup taraflarında kabul edilmediğini, davanın yargılamayı gerektirmesi nedeniyle ihtiyati haciz taleplerinin reddedilmesi gerektiğinden bahisle davanın müvekkili yönünden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesinin kararı ile; \"Mahkememizce yapılan yargılama ve değerlendirmede; davacılar vekilince davalılar aleyhine açılan bu davada 31/12/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacıların murisinin ölümü nedeniyle ..... plakalı aracın sürücüsü ...... ve aracın işleteni .....' tan ve aracın ZMM poliçesini düzenleyen davalı sigorta şirketinden maddi, davalı gerçek şahıslardan manevi tazminat talep edilmiş olup; davalı sigorta vekilince ilk olarak zamanaşımı definde bulunulmuş ise de; kaza tarihinden dava tarihine kadar 2918 Sayılı KTK' nun 109. maddesinde belirtilen 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından bu itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Her ne kadar davamızda meydana gelen ölümlü trafik kazasında tarafların kusurlarının tespiti yönünde bir çok kez rapor alınmış ve alınan tüm raporlara taraf vekillerince itiraz edilmiş ise de; Mahkememizce Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Genişletilmiş Uzmanlar Kurulunca düzenlenen ve önceki raporlar arasındaki çelişkiyi de gideren 26/04/2023 tarihli heyet raporu ile davacıların Murisi ......' nın %70, davalı sürücü ......' nın %30 oranında kusurlu olduğunun tespitine yönelik raporu heyetimizce hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu kabul edilerek hükme esas alınmıştır.<br>Yargılama sürecinde davacılar ile davalı sigorta şirketi arasında uzlaşma sağlanarak 22/06/2023 tarihli ibraname, feragatname ve makbuz niteliğinde belge düzenlendiği, bu anlaşma belgesine göre davacıların davalı sigorta şirketine yönelttikleri maddi tazminat taleplerinden sigorta poliçe limiti teminat miktarınca ibra ettikleri anlaşılmıştır.<br>Davacı vekilince dosyaya ibraz edilen 03/07/2023 tarihli dilekçe ile de bu ibraname doğrultusunda davalı sigorta şirketi hakkında açılan maddi tazminat davasından feragat edildiği anlaşılmıştır. TBK 61. maddesi ile 2918 Sayılı Kanunun 81/1 maddesi Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ve 4. Hukuk Dairesinin pek çok içtihatlarında belirtildiği üzere bu feragat maddi tazminattan müteselsil sorumlu diğer davalılara da sigorta poliçe limiti dahilinde sirayet edeceğinin kabulü gerekmiştir. (Yargıtay 17. HD 2014/15380 E, 2014/13064 K)<br>Açıklanan nedenlerle aktüerya bilirkişiden alınan alternatif hesaplamalı bilirkişi raporuna göre; gerek TRH 2010 Yaşam Tablosu, gerekse PMF 1931 Yaşam Tablosu esas alınarak yapılan hesaplamalara göre tespit edilen destekten yoksun kalma tazminat miktarları sigorta poliçesi teminat miktarı olan 410.000,00 TL nin altında kaldığı anlaşıldığından, davacıların davalı sigorta şirketi ile yaptığı ibra anlaşması ve feragatinin davalı gerçek şahıslara da sirayet ettiği kanaatine varılarak tüm davalılar yönünden açılan maddi tazminat davasının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. <br>TBK 56/2. maddesi gereğince hakim, bir kimsenin ağır bedensel zararı veya ölümü nedeniyle zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilecektir. Söz konusu bu tazminat bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için ekonomik yıkım olmayacak şekilde takdir edilmesi gerekir. Bu çerçevede kazadaki kusur durumu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, ölenin ve davacıların yaşı ile davacı ile yakınlıkları nazara alınarak davacıların manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>Davalı ..... Sigorta AŞ yönünden açılan maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine.<br>Davalılar ..........ve ...... yönünden açılan maddi tazminat davasının davalı sigorta şirketiyle yapılan ibra anlaşması, feragat ve poliçe limiti nazara alınarak ayrı ayrı reddine.<br>Davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile; <br>-Davacı ...... yönünden  100.000,00 TL <br>-Davacı ......... yönünden   75.000,00 TL<br>-Davacı ......... yönünden 50.000,00 TL<br>-Davacı ...... yönünden    50.000,00 TL<br>-Davacı ........ yönünden 50.000,00 TL olmak üzere toplam 325.000,00 TL tazminatının kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılar ..........ve ......'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine.<br>Fazlaya ilişkin taleplerin ayrı ayrı reddine.\" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacılar vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aktüerya bilirkişisi raporu ve hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, davalı ......'nın gündüz vakitlerinde sürücü belgesine sahip olmadan, yasal hız sınırlarının çok üzerinde, tedbirsiz ve dikkatsiz bir şekilde seyir halindeyken yaya olan müteveffa .....'e çarparak feci şekilde ölümüne sebebiyet verdiğini, kusur oranları ve müteveffanın geliri açısından hatalı değerlendirmelerle hesap yapan aktüerya bilirkişisinin raporuna karşı itirazları dikkate alınmadan karar verilmesi ve dosyadaki mevcut deliller görmezden gelinerek delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek sonuca gidilmesi nedeniyle karar ortadan kaldırılması gerektiğini, müvekkillerinden .....'in biricik eşini, diğerlerinin de onların her zaman maddi ve manevi desteği olan biricik annelerini acı bir şekilde kaybettiklerini, bu acının tarifi imkansız olup, müteveffanın ailesine çok fazla bağlı olması ve onun vefatından sonra ailenin adeta yıkılmış olması karşısında dava dilekçesindeki manevi tazminat taleplerinin tümüyle kabulüne karar verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak eksikliklerin giderildikten sonra davanın talepleri doğrultusunda tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ..........vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 31.12.2020 tarihinde gerçekleşen kazaya karışan ..... plakalı aracın müvekkili adına kayıtlı olduğunu ancak kaza tarihinde aracı kullananın diğer davalı ...... olduğunu, söz konusu trafik kazası neticesinde davalı müvekkilinden talep edilebilecek zararların araç sahibinin sorumluluğu kapsamında olduğunu, davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat taleplerinin tamamının fahiş olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından hükmedilen manevi tazminatın hemen hemen hesap edilen maddi tazminat oranlarına yakın olduğunu, somut olayda müteveffanın kusurunun %75, sürücünün kusurunun %25 olarak belirlendiğini, %25'lik kusur için toplam 325.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesinin hak ve menfaatler dengesine aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Dava; ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi  tazminat  istemine ilişkindir.<br>1-Kusur itirazının incelenmesinde:<br>Mahkemece aldırılan  Ankara Karayolları Fen Heyetinden temin edilen 18/03/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunun incelenmesinde; davalı ......' nın meydana gelen olayda %25 oranında, müteveffa ......' nın ise meydana gelen aynı olayda %75 oranında kusurlu bulunduğu bildirilmiştir.  <br>Mahkemece Ankara Karayolları Fen Heyetinden temin edilen 07/07/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunun incelenmesinde; davalı ......' nın meydana gelen olayda %25 oranında, müteveffa ......' nın ise meydana gelen aynı olayda %75 oranında kusurlu bulunduğu bildirilmiştir.  <br>Mahkemece işbu dosyamızdan talimat aracılığı ile Ankara Karayolları Fen Heyetinden temin edilen 13/02/2023 havale tarihli bilirkişi heyeti ek raporunun incelenmesinde; davalı ......' nın meydana gelen olayda %75 oranında, müteveffa ......' nın ise meydana gelen aynı olayda %25 oranında kusurlu bulunduğu bildirilmiştir.  <br>Mahkememizce temin edilen Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 07/01/2022 tarih .....-101.01.02-2021/27778/10760 sayılı raporu mahkememizce incelenmiş olup, sözü geçen raporda \".............Davalı sürücü ...... sevk ve idaresindeki kamyonet ile sol şeritte seyri sırasında geldiği olay mahallinde, mahal şartlarını dikkate alıp hızını her an durabilecek seviyeye  düşürerek müteyakkız bir şekilde seyretmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, seyrine göre yolun sağından yola giren yayanın kaydettiği mesafe de dikkate alındığında bu yayaya karşı zamanında etkin tedbir alamayarak çarpması sonucu meydana gelen olayda, tali kusurludur. Müteveffa yaya ...... can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde taşıt trafiğini ve seyir halinde olan araçların hız ve mesafesini dikkate almadan orta refüjde bulunan bariyerlerin başlangıç noktasına yakın noktadan geçiş hakkına haiz gelen araçlara rağmen karşıya geçmek için kontrolsüzce yola girip, ilk geçiş hakkını vermediği aracın sadmesine maruz kaldığı olayda, asli kusurludur. SONUÇ\t: Yukarıdaki hususlar muvahecesinde, olayda; Davalı sürücü ......'nın % 30 (Yüzde otuz) oranında kusurlu olduğu, Müteveffa yaya ......'nın % 70 (Yüzde yetmiş) oranında kusurlu olduğu, kanaatini bildirir müşterek rapordur.\" denilerek dava konusu kazanın olmasında araç sürücüsü ......' nın %30 oranında, müteveffa ......' nın ise %70 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. <br>Karayolları Fen Heyetinden oluşan bilirkişilerden temin edilen raporlar ve Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığından temin edilen raporlar arasında çelişki bulunduğundan Mahkemece çelişkinin giderilmesi amacı ile Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının  26/04/2023 tarih ....... sayılı GENİŞLETİLMİŞ UZMANLAR KURULU RAPORU alınarak çelişkiler giderilmiş olup , sözü geçen raporda \"...........Müteveffa yaya ......, orta refüjünde yaya geçişini engelleyecek şekilde demir bariyerlerin başladığı olay mahalli bölünmüş yolda, can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde, yaklaşan araçların hız ve mesafesine dikkat etmeden, kontrolsüzce yola girerek karşıya geçtiği esnada, sol tarafından gelen ve ilk geçiş hakkını bırakmadığı davalı sürücü idaresindeki kamyonet tarafından çarpılması sonucu meydana gelen kazada dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle asli kusurludur. Davalı sürücü ......, sevk ve idaresindeki kamyonet ile meskun mahaldeki yolu takiben hızını mahal şartlarına göre ayarlamadan seyir halindeyken, yola gereken dikkatini vermeden yaklaştığı olay mahallinde, seyrine göre sağ tarafından yola girip seyrettiği şeride kadar gelen müteveffa yayaya karşı, zamanında etkin tedbir alamadan çarpması sonucu meydana gelen kazada dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareketiyle tali kusurludur.SONUÇ :Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; A)Müteveffa yaya ......'nın %70 (yüzde yetmiş) oranında kusurlu olduğuna, B)Davalı sürücü ......'nın %30 (yüzde otuz) oranında kusurlu olduğuna oy birliğiyle karar verildiği kanaatini bildirir müşterek rapordur.\" denilerek dava konusu kazanın olmasında araç sürücüsü ......' nın %30 oranında, müteveffa ......' nın ise %70 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Çelişkiler giderildiğinden itirazın reddi gerekmiştir.<br>                          2-Poliçe teminat limiti dışında kalan kısımdan davalıların sorumlu olduğu itirazının incelenmesinde :<br>Mahkemece hükme esas alınan  aktuerya raporunda ;, P.M.F. 1931 Yaşama Tablosuna göre yapılan hesaplamada; eşi ......' nın destekten yoksun kalma tazminatının 284.718,86 TL, kızı .........' nın destekten yoksun kalma tazminatının 61.716,52 TL olmak üzere destekten yoksun kalma tazminatının toplam 346.435,38 TL olduğu , ibraname ve ferağatname gereğince davacı ...... ile .........' nın, davalılar sigortacı ..... SİGORTA A.Ş. ile işleten ..........ve sigortalı araç sürücüsü ......'dan isteyebileceği DESTEKTEN YOKSUN KALMA ZARARLARININ KALMADIĞI anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir.<br>3-Çocuklar  yönünden yapılan hesaplamaya ilişkin itirazın incelenmesinde:<br>Yargıtay yerleşik uygulamasına göre; erkek çocuklar için 18 yaş, kız çocukları için ise 22 yaşa kadar destek tazminatı hakkı ve hesaplanması kabul edilmektedir. Eğitim ve öğretimin devamı halinde ise bu süre 25 yaş ile sınırlıdır. Yani çocuklarda kız veya erkek olmalarına, yüksek öğrenim yapıp yapmamalarına göre, farklı süreler kabul edilmektedir. Bunun dışında esasen çalışmaya başlama yaşı olarak rüşt yaşı olan 18 yaş esas alınmaktadır. (Bkz. YARGITAY 17. Hukuk Dairesinin 2015/19049 ESAS, 2018/11280 KARAR sayılı ilamı ile aynı dairenin 2015/8764 ESAS, 2018/3810 KARAR sayılı ilamı)<br>Buna göre, davacı çocuğun 16 yaşında olduğu dosya içerisinde davacının üniversite okuduğuna ilişkin belge bulunmadığı Sgk kayıtlarıan Sgk çalışanı olduğu  anlaşıldığından, yukarıdaki ilkeye göre desteklik sürelerinin aktüer raporunda nazara alınması gerektiğinden desteklik süresinde 22 yaşın esas alınması yerindedir.<br>4-Manevi tazminat miktarına ilişkin itirazın incelenmesinde:<br>        Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, Manevi zarar; mutlak  hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan  kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze  uğrayan kişi, uğradığı manevi  zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü  mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br> Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)<br>    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde ; \"Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir\" hükmü düzenlenmiş madde metninden de anlaşıldığı üzere, haksız eylem sonucu bedensel zarar görenin yakınları yararına manevi tazminata karar verilebilmesi için, zarar görenin yaralanmasının ağır bedensel zarar niteliğinde olması gerekmektedir. Ağır bedensel zarar, kanunda tanımlanmamış olup,  yaralanmanın özelliğine ve yarattığı sonuçlara göre mahkemece takdir edilecektir.<br>Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, Ceza Mahkemesinin kararı kusur durumu  ve  yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlanının yerinde  OLDUĞU   anlaşılmıştır.<br>Bu karara karşı davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden başvuruların HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf eden davalı .........'dan alınması gereken 22.200,75 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan toplamda 5.550,19 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.650,56 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafça yatırılan harcın yeterli olduğundan bakiye harç alınmasına yer olmadığına,<br>4-İstinaf aşamasında davacı ve davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince;  (378.290,00  TL) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.17/10/2024<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> e-imzalı<br><br>Üye<br><br>e-imzalı <br><br>Üye<br><br>e-imzalı <br><br>Katip<br><br> e-imzalı<br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"724caa95fbbde955","SID":"e5b0435446cc0569"}}