{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/497   <br>KARAR NO\t\t: 2024/1781<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/93 E.  2021/726 K <br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak<br>KARAR TARİHİ\t: 21.10.2024 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 21.10.2024<br><br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.12.2021 gün ve 2021/93 E. 2021/726 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, dava dışı ...'in davacı bankanın Karşıyaka Atakent Şubesi’nden kullanmış olduğu 11.03.2019 tarihli, 200.000,00-TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi'ne davalı ...'un kefil olduğunu, asıl kredi borçlusunun borçlarını ödememesi üzerine borcun tahsili için başlatılan icra takibinin, davalının itirazı nedeniyle durduğunu ileri sürerek, 54.369,17-TL Esnek Ticari Hesap, 36.681,94-TL Ticari Business Kart ve 4.477,67-TL çek garanti tutarı toplamı 95.528,78-TL alacağın, ihtarnamenin 27.09.2019 tebliğ tarihinden dava tarihine kadar işleyen 41.710,20-TL faiz alacağıyla birlikte toplam 137.238,98-TL alacağın tahsilini istemiştir. <br>\tCEVAP : Davalı vekili, davacı bankanın asıl amacının borçludan tahsil edilemeyeceği anlaşılan alacaklar için asıl borçluya davalının kefil olmasını sağlayarak alacaklarını kefilden tahsil etmeye çalışmak olduğunu, davacı  banka tarafından asıl borçlu ve müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine müvekkili tarafından itiraz edildiğini, müvekkilinin yalnızca 200.000,00-TL tutarındaki KGF'ye kefil olma niyeti ile hareket ettiğini, asıl borçlunun önceki borçlarına kefil olma iradesi ve istemi bulunmadığını, ancak hileli davranışlar ile asıl borçlunun şahsi ve sözleşme öncesi borçlarına da kefil yapıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... arasında imzalanan 19.11.2012 ve 17.08.2017 tarihli ... Business Kredi Kartı Sözleşmesi'ne istinaden tahsis edilen ve kullandırılan Business Kredi Kartlarına ilişkin sözleşmelerde davalının kefalet imzasının bulunmaması nedeniyle Business Kredi Kartı alacağı yönünden sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla davacının Bussiness Kart nedeniyle 52.057,54-TL isteminin reddine karar verildiği, uyuşmazlığa konu Kredili Mevduat Hesabının 11.12.2015 tarihinde 10.000,00-TL limitle tanımlandığı, 08.06.2018 tarihinde toplam 50.000,00-TL limite ulaştığı, kredinin kullandırım tarihinden itibaren kesintisiz devam ettiği ve davalı tarafından imzalanan sözleşme tarihinde de riskin devam ettiği, davalı tarafından imzalanan 11.03.2019 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinde kefalet imza alanında “İşbu Sözleşme tahtında vermiş olduğum kefalet, kefalet tarihinden önceki borçları da kapsamaktadır.” hükmü bulunduğu ve bu hükmün altının davalı ... tarafından imzalandığı dikkate alındığında, kefalet beyanının bu alacağa ilişkin olduğu,  davacı bankanın Esnek Ticari Kredi Hesabından kaynaklı olarak 11.02.2021 dava tarihi itibariyle 54.369,17 TL asıl alacak ile 23.221,47-TL işlemiş faiz toplamı 77.590,64-TL alacağı bulunduğu, çek kredilerinin davalının kefalet imzasının bulunduğu 11.03.2019. Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi'ne istinaden 16.07.2019 ve 22.08.2019 tarihlerinde kullandırılan kredilerden kaynaklandığı, bu alacak yönünden davalının kefil olarak sorumluluğunun bulunduğu, davacı bankanın çek kredilerinden kaynaklı olarak 11.02.2021 dava tarihi itibariyle 4.477,67-TL asıl alacak ile 3.113,13-TL işlemiş faiz toplamı 7.590,80-TL alacağı bulunduğu anlaşılmakla, davanın bilirkişi raporu esas alınarak kısmen kabulüne; toplam 85.181,44-TL davacı banka alacağının, dava tarihine kadar işleyen 23.221,47-TL faiz alacağı ile birlikte  toplam 77.590,64-TL esnek ticari kredinin, 54.369,17-TL asıl alacak kısmına 11.02.2021 dava tarihinden itibaren işleyecek %28.08  oranında temerrüt faizi yürütülmek sureti ile, dava tarihine kadar işleyen 3.113,13-TL faiz alacağı ile birlikte  toplam 7.590,80-TL ödenen çek garanti tutarının, 4.477,67-TL asıl alacak kısmına 11.02.2021 dava tarihinden itibaren işleyecek %46.80 oranında temerrüt faizi yürütülmek sureti ile, davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının Bussiness Kart nedeniyle 52.057,54-TL isteminin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, müvekkili banka alacaklarından Business Kart sözleşmesinde davalının imzası bulunmadığı gerekçesiyle bu alacağın reddedilmiş olmasının sözleşmeye aykırı olduğunu, davalının 11/03/2019 tarihli, 200.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesinin 9.18.maddesinde belirtilen Business kart borçlarına da kefil olduğunu, zira davalının imzalamış olduğu sözleşmeden önceki borçları da açıkça kabul ettiği yönünde açık beyanda bulundugunu belirtmiştir.<br>\tDavalı vekili;müvekkilinin iradesinin davacı banka tarafından kasten sakatlandığını, davacı banka asıl borçlunun zor durumunu fırsat bilerek KGF kredisinin düşük faiz oranlarını belirttiği, koşulları sağlaması halinde kendisine KGF kredisi verileceğini belirtmesi üzerine, asıl trafından SGK ve vergi borçlarının ödendiğini, mahkemece bu husus dikkate alınmadığını, müvekkilinin, yalnızca asıl borçlu tarafından başvurulan 200.000,00.-TL tutarındaki KGF'ye kefil olma niyeti ile hareket ettiğini, Müvekkilin, asıl borçlunun önceki borçlarına kefil olma iradesi olmadığını,  bulunmamıştır. davacı tarafça hileli davranışlar ile asıl borçlunun şahsi ve sözleşme öncesi borçlarına müvekkilinin kefaleti alındığını, mahkemece söz konusu irade sakatlığına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, davacı bankanca verilmesi gereken KGF kredisinin verilmediğini, söz konusu kredi yerine 11.03.2019 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin müvekkili ve dava dışı asıl borçluya imzalatıldığını, daha sonra ise kredi onaylanamadığı gibi dava dışı asıl borçlunun önceki borçları gerekçe gösterilerek müvekkil hakkında takip yapıldığını, eldeki uyuşmazlığa konu, nakit ve gayri nakit alacakların, asıl borçlunun davacı bankaya olan önceki tarihli borçlarına ilişkin olduğunu, müvekkilin KGF kredisi çıkacağı zannı ile asıl borçluya 11.03.2019 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine kefil olduğunu, ancak kredi onaylanmadığından asıl borçlunun da hiçbir surette krediyi kullanamadığından takip dayanağı yapılan ve onaylanmayan/kullanılmayan kredi sözleşmesi uyarınca müvekkilin kefaletinin asıl borçlunun önceki borçlarını da kapsadığını, 11.03.2019 tarihli genel kredi sözleşmesi onaylanmadığı için asıl borç ilişkisi sona erdiğinden müvekkilinin kefaletinin de sona erdiğini, 11.03.2019 tarihli GKS incelendiğinde müvekkilin kefil olduğu alacak kalemleri ve tutarlarının gösterilmediği, sadece sözleşmede yazan tutara kadar kefil olduğu yönünde imzası bulunduğunu, bu hususun sözleşmede hukuki öngörülebilirliğe aykırı olup, tüm maddeleri genel işlem şartı mahiyetindeki sözleşmeyi banka yetkililerinin yönlendirmeleri ile iradesi sakatlanmak suretiyle sözleşmede yazılı tutarı yazarak imzalamak zorunda kaldığını, kefilin sadace imzaladığı GKS'ye istinaden geri ödemesi yapılmamış kredilerden sorumlu olup, kefil olduğu GKS dışında başkaca herhangi bir borçtan sorumlu tutulamayacağını, onaylanmayan krediye dayanılarak müvekkilin sorumlu olduğu yönündeki yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, başvurusu yapılan 11.03.2019 tarihli kredinin onaylanmadığı  her iki bilirkişi raporuna yapılan itirazlara karşın, bunun mahkemece aydınlığa kavuşturulmadığını, tüm bu nedenlerle müvekkilinin eldeki uyuşmazlığa konu borçlardan dolayı herhangi bir kefalet niyeti ve isteği söz konusu olmadığından yerel mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı oduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.<br>\tGEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun davalı kefilden tahsili istemine ilişkin alacak davası olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın Esnek Ticari Hesap ve çek garanti tutarı yönünden kısmen kabulüne, Business Kart yönünden yönünden ise reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tBilindiği üzere kefalet, asıl borca bağlı bir borç olup, asıl borcun varlığı halinde kefaletin varlığından söz edilebilecektir. Dosya kapsamından, davalının 11/03/2019 tarihli, 200.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi'ne kefil olduğu, bu sözleşme öncesinde kullandırılan kredilere kefaletinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı, asıl borçlu ile banka arasında imzalanan 11.03.2019 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine kefil olmasına karşın, dava konusu olan iş bu kredinin onaylanmadığını, asıl borçlunun da hiçbir surette krediyi kullanmadığını, bu şekilde dava konusu yapılan ve onaylanmayan/kullanılmayan 11.03.2019 tarihli genel kredi sözleşmesi uyarınca asıl borç ilişkisi sona erdiğinden buna bağlı kefaletinin de sona erdiğini iddia etmiş, bilirkişi raporunda söz konusu hususun irdelenmediği anlaşılmıştır.<br>\tKabule göre de; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda,çek kredisine ilişkin herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı belirtilerek, davalının sorumluluğunun 11/03/2019 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'ne göre belirlendiği, ancak çek depo bedelinden davalı kefilin de sorumlu tutulabileceğine ilişkin sözleşmede açık bir hükmün bulunup bulunmadığının değerlendirilmediği anlaşılmıştır. Zira davacı banka ile asıl borçlu arasında imzalanan kredi  sözleşmesinde çek yapraklarından kaynaklanan riskler için davalı kefilin sorumlu tutulabilmesi için sözleşmede açık bir hükmün bulunması gerekmektedir. <br>\tAçıklanan nedenlerle, yerel mahkemece, yukarıda belirtilen eksiklikleri giderecek ve tarafların önceki rapora itirazlarını karşılayacak, denetime ve hüküm kurmaya elverişli yeni bir bilirkişi raporu alınmadan eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğu sonucuna varılarak, yerinde görülen davalı vekilinin istinaf itirazları doğrultusunda ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.12.2021 gün ve 2021/93 E. 2021/726 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde yatıranlara ayrı ayrı iadesine,<br>\t5-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0d10786ffb597ca1","SID":"067240f4c835b793"}}