{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>18. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2367 <br>KARAR NO: 2024/1966<br>TÜRK  MİLLETİ  ADINA     <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/03/2021<br>NUMARASI: 2020/57 Esas, 2021/205 Karar <br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>KARAR TARİHİ:  09/10/2024<br>Taraflar arasındaki alacak davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan,  dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; 23/03/2017 tarihinde davalıdan 50.000,00 TL bedel ile Kartal ...Noterliğinin ... numaralı araç satış sözleşmesi ile ... plaka sayılı aracı satın aldığını aracın kilometresi ile oynanmış olduğunu Tuvtürk Muayenesinde  öğrendiklerini, aracın ayıplı olduğunu, C.Başsavcılığına durumu bildirdiklerini belirterek, yapılacak yargılama sonucunda müvekkilinin zararının tespit edilerek davalıdan aracın alım satım tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 22/02/2021 tarihli değer belirleme dilekçesiyle; 10.400.00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; ayıp ihbar sürelerine uyulmadığını, araçta açık veya gizli ayıp bulunmadığını, kilometrenin makul olduğunu, davacının gayesinin sebepsiz zenginleşme olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın KABULÜ ile; 1-10.400,00 TL tazminatın 18/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,..\" karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki beyanlarını aynen tekrar ederek,  asla müvekkilinin aracın kilometresiyle oynandığını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, huzurdaki davanın zamanaşımı nedeniyle  reddi gerektiğini,  davacının ayıp iddiasına ilişkin ihtarını 14.06.2017 tarihinde çekmiş olmasına rağmen, huzurdaki davayı 10.01.2020 tarihinde açtığını, davacının TTK'da öngörülen sürede ayıp ihbarında bulunmadığını, şöyle ki aracı satın aldığı tarihten sonra,  31.03.2017 ve  02.04.2018 tarihinde 2 kere muayene için Tüvtürk'e gittiğini, bu hususun dosya kapsamında alınan bilirkişi raporundan da anlaşıldığını,  davacının 31.03.2017 tarihinde Tüvtürk'e gittikten 2.5 ay sonra 14.06.2017 tarihinde müvekkiline ihtarname gönderdiğini, bu durum davacının, arabanın kilometresinin değiştirildiği iddiasını 31.03.2017 tarihinde öğrendiğine karine oluşturduğunu, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla, aracın kilometresiyle oynandığı iddiasında   davacının kanunda düzenlenen ihbar süresine uymadığını, ancak mahkemece karar verilirken bu  hususlar da göz ardı edilmediğini, tüm bu nedenlerle huzurdaki davanın zamanaşımı nedeniyle  reddi gerekmektedir. Davacı tacir olup, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmamıştır. TTK m.23/1-c'ye göre \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür\" dediğini, ticari satımlarda ayıptan doğan hakların kullanılabilmesi bakımından, genel hüküm niteliğindeki TBK Madde 231/1 hükmü uygulama alanı bulacağını,  buna göre, ticari satımlarda da satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını,  Türk Ticaret Kanununda yer alan açık hükme rağmen davacı ayıp ihbar sürelerine ve dava açma süresine uymadığından davanın reddi gerektiğini, satış değerinin günümüz piyasa koşullarının altında olduğunu,  bilirkişi, raporunda TBK. m.223 II. son cümle hükmünce davacının ayıbı satıcıya bildirme külfetini yerine süresinde getirip getirmediğinin ve TBK m.227 hükmünce seçimlik hakkını kullanıp kullanmadığı hususunun mahkeme takdirine bırakmışsa da, bilirkişi süreler hususunu işaret ederek zımnen ihbar sürelerine uyulmadığı tespitinde bulunduğunu,  Mahkemece,  Ticaret Kanunu uyarınca süresinde ayıp ihbarı yapılmadığı ve dava zamanaşımı hususlarında hiçbir değerlendirme yapılmadığını belirterek, istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki beyanlarını aynen tekrar ederek, müvekkiline satılan aracın kilometre düşürülmesinden kaynaklı değer kaybının 10.400 TL olarak  hesaplandığını,  bu değerin müvekkilinin uğramış olduğu zararı karşılamadığı gibi tatmin edici nitelikte de olmadığını, 10.400,00 TL'lik tazminat miktarı müvekkilin mağduriyetini gidermese de Mahkeme tarafından verilen karara davanın daha fazla uzamaması için itiraz etmediklerini, \tdavalı vekilinin tüm istinaf taleplerinin reddi gerektiğini, zira  aracın kilometresinin düşürüldüğü, resmi belgelerle sabit olup bu konuda davalı tarafından müvekkiline araç satılırken hiç bir bildirim yapılmadığını, hiç bir uyarıda bulunulmadığını, aksine yaptıkları şikayet ve gönderdikleri ihtarnameye rağmen davalı tarafın müvekkilinin mağduriyetini gidermediğini,  bu bakımdan İstanbul Anadolu Adliyesi 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/57 Esas 2021/205 Karar numaralı ilamı hukuka uygun olduğundan davalının İstinaf Başvurusunun reddi ile yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, davacının davalıdan satın aldığı araç nedeniyle davalının davacıya karşı hukuki sorumluluğunu ihlal edip etmediği, ihlal edilmiş ise davacının uğramış olduğu maddi zarar tazminat alacağı isteminden ibarettir. Davalı satıcı 6502 s.TKHK.kapsamına göre sağlayıcı olmadığı için,davacı ile davalı arasında tüketici işlemi sözkonusu olmadığı için uyuşmazlık 6098 s.TBK.nunun ayıba karşı tekeffül ve ayıptan sorumluluğa ilişkin hükümleri uyarınca çözülmesi gerekir. 6098 s.TBK.nun 219.ms.inde ayıptan sorumluluk ;\"- Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.\" şeklinde düzenlenmiştir. 6098 s.TBK.nun 222.m.sinde satış sözleşmesi sırasında  alıcının bildiği ayıplar\"- Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir.Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur. \" şeklinde düzenlenmiştir. Alıcının,satılanı satış anında gözden geçirme yükümlülüğü 6098 s.TBK.nun 223 m.si hükmüne göre \" Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak,satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.\" Davacının, satın aldığı araçla ilgili olarak Trafik Şube Müdürlüğünce tutulan kayıtları, aracın sigorta kayıtlarını, Tramer kayıtlarını inceleme, Tramer'e SMS atarak bilgi edinme  yükümlülüğü yoktur. Davacı aracı satın alırken mevcut ayıbı bilmediğine  göre, aracı davalı akidinden alırken ayıplı olduğunu bilmeyerek daha yüksek meblağ ödediğinden aradaki farkı akidinden istenebileceği kabul edilmelidir. Davalı taraf, satış öncesinde davacıyı aracın ağır hasarlı olduğu konusunda bilgilendirdiğini veya davacının bu hususu bildigini ispatlaması gerekir.Satışa konu araç ayıplı ise satıcı ayıpların varlığını bilmese bile satış öncesi döneme ait gizli ayıplardan sorumludur. Davacı 6098 sayılı TBK 219 ve sonraki ayıba karşı tekeffül maddeleri hükümlerine göre davalıdan tazminat istemekte haklıdır. Diğer yönden, kural olarak her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanır. Yargılama sırasında dava konusu aracın dava dışı üçüncü şahısa satılmış olması da bu sonucu değiştirmez. Davacının, satın aldığı araçla ilgili olarak Trafik Şube Müdürlüğü'nce tutulan kayıtları, aracın sigorta kayıtlarını, TRAMER kayıtlarını inceleme, TRAMER'e SMS atarak bilgi edinme yükümlülüğü de yoktur. Davalı taraf, satış öncesinde davacıyı aracın hasarlı olduğu konusunda bilgilendirdiğini veya davacının bu hususu bildiğini ispatlayamamıştır. Satışa konu araç hukuki ayıplıdır. Satıcı ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. Davalı satıcının ayıba karşı tekeffül borcu bulunmaktadır. Bu nedenle davacının sözleşmeden dönmesi haklı nedene dayanmakta olup ayıba karşı tekeffül hükümleri gereğince davacı uğradığı zararları akidi olan davalıdan isteyebilir. TBK m. 227'de alıcının ayıp durumunda alıcının hakları sıralanmıştır. Buna göre, “Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Kartal Noterliğinin 23.03.2017 tarih. ... yevmiye numaralı Araç Satış Sözleşmesinde ... plakalı ... marka ... motor, ... şasi no.lu araç 50.000.00 TL bedel karşılığında davacı tarafından  davalıdan satın alınmıştır.Dava konusu aracın davacı tarafından satın alınmadan önce yapılan son teknik muayene sırasında 455.321 km de olduğunun tespit edilmesine rağmen davacı tarafından satın alma tarihinde yapılan teknik muayenesinde kilometre değerinin 203.694 km olarak tespit edilmesi, aracın kilometre değerinin 10.08.2016 ile 31.03.2017 tarihleri arasında en az 251.627 km düşülmüş olduğunu gösterdiği. dava konusu aracın satış tarihi itibariyle yıllık ortalama 60.000 km yaptığı geçmiş km kayıtları ile sabit olduğu göz önüne alındığında tespit edilen azaltma değerine 60.000 km eklenmesi ile kilometre değerinin 311.627 km düşürülmüş olduğu dosya içeriğinden ve TÜVTÜRK raporlarından anlaşılmıştır. Kartal ... Noterliğinden 14.06.2017 tarihinde ihtarname ile ayıp davacı tarafından  davalıya bildirilmiştir. İddia, savunma, dosya kapsamı ve istinaf nedenlerine göre yapılan yargılama neticesinde; davacının davalıdan satın almış olduğu aracın kilometresinde oynama olduğunun konusunda uzman bilirkişi raporu ile belirlendiği,dava konusu aracın bu şekilde hukuki e fiili nitelikte ayıplı olduğu, mevcut bu durum nedeniyle davacının davalı hakkında savcılık şikayetinin bulunduğu, her ne kadar yapılan soruşturma neticesinde takipsizlik kararı verilmiş ise de eylemin ceza zamanaşımına tabi olduğu, bu nedenle davalının hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama ve toplanan delillere ve alınan dosya kapsamına uygun,denetime açık,hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna  göre dava konusu araçta belirlenen bedelden indirim  miktarı doğrultusunda davanın kabulüne ilişkin verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda, tüm dosya kapsamında toplanan delillere göre; davalının istinaf başvurusunun HMK m. 353/1-b-1 uyarınca oybirliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla  aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 3.Alınması gereken 710,42 TL harçtan peşin olarak yatırılan 176,80 TL'nin mahsubu ile bakiye‭ 533,62 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,‬‬‬‬‬ 4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 09/10/2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9676ed364a828d31","SID":"43d467195ebe4895"}}